Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Putin-Trump tünelinde diplomasi

Ukrayna-Rusya ateşkesiyle ilgili tartışmalar, ABD ve Rusya arasında yürütülen “gizli diplomasi”ye bağlanıyor. Bunun aktörleri olarak öne çıkan Witkoff ve Dimitriev neredeyse mevcut dışişleri kanallarının alternatifleri olarak görülüyor. Peki aslında ne oluyor?

Gamze Erbil

Yayın Tarihi: 26.11.2025 , 13:33 Güncelleme Tarihi: 27.11.2025 , 18:54

Ukrayna-Rusya savaşı sürerken ABD’nin arabulucuğuyla zorlanan ateşkes-anlaşma sürecinde bir kez daha yoğun bir diplomasi trafiği gündemde. Geçen hafta medyaya sızdırılan 28 maddelik anlaşma önerisi üzerinde yoğunlaşan tartışmalar, bu dokümanın aslında kimin çıkarlarını öne çıkarttığı üzerinde odaklandı ve sonuçta belgenin nereden sızdığı konusu da gündeme geldi.

Doküman ve sızıntıların hazırlığının nasıl bir gizli diplomasi sonucu ortaya çıktığı konusuna, son durumu ve gelişmeleri hatırlattıktan sonra döneceğiz. Önce olayların gelişimine bakalım.

Sızıntılarla yoğunlaşan diplomasi

Planla ilgili Rusya’nın “Alaska’da konuşulanlardan farklı bir şey yok” açıklamaları, Avrupa tarafının ve Ukrayna’nın tepkileri, sızdırılan 28 maddede kimi revizyonların gerekeceğini düşündürüyordu.

Nitekim Cenevre’de Avrupa ülkelerinin de katılımıyla Pazar günü başlatılan görüşmelerin ardından Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X paylaşımı üzerinden yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz hafta boyunca ABD, Ukrayna ve Rusya'yı masaya oturtarak barış anlaşması yolunda büyük ilerleme kaydetti. Halen çözülmesi gereken birkaç hassas, ancak aşılabilir ayrıntı var. Bunlar da Ukrayna, Rusya ve ABD arasında daha fazla görüşme gerektirecek” diyerek aslında bu konuda çalışıldığını anlatıyordu.

Sızıntı ve tepkiler

Planın sızmasının ardından ABD Başkanı Trump, bunun Ukrayna için “son şans” olduğunu söyleyerek yine bir son tarih vermiş ve Zelenskiy’in elinde hiçbir kart olmadığını vurgulayarak bu defa süreci tamamlama konusunda kararlı bir çıkış yapmıştı. Başkan Yardımcısı J. D. Vance de, Rusya’yı ekonomik olarak sıkıştırmakla savaşta kaybedeceğini sananların yanıldığını vurgulayarak geçen defa anlaşma yolunu tıkayan Avrupalı ortakları hedef almıştı. 

Ukrayna lideri, geçen cuma halkına yaptığı konuşmada bugün karşı karşıya oldukları ikilemi şu şekilde ifade etmişti: Onurunu kaybetmek mi, yoksa kilit bir ortağını kaybetmek mi? Aslında bu çok sinsice oluşturulmuş bir denklem: Yok olmaktansa, “biraz” onursuz olmak durumundayız. 

Gerçekte Ukrayna liderinin bir onuru ya da müttefiki bulunmuyor. Avrupalı emperyalistler onu bozdura bozdura harcama konusunda ısrar ederken, ABD çoktan ipliğini pazara çıkardı. Zelenskiy “onurunu” ve önemli destekçisini, Beyaz Saray’da Trump’ın ilk teklifini -Avrupalıların verdiği gazla- reddettiğinde dayak yiye yiye kaybetmişti.

trz
Zelenskiy ve Trump'ın Beyaz Saray'daki geriliminden bir an.

Avrupa cephesinden çatlak sesler yükselirken Türkiye ise hemen böyle bir sürecin “ev sahipliğine” soyundu. Erdoğan Putin’le bir telefon görüşmesi yaptı. Ekim ayı için tasarlanan ama sonra birden yerini yeni yaptırımlara bırakan süreçte, Trump – Putin buluşması için Macaristan’ın evsahipliği gündemdeydi.

Karizması örselenen Trump tedbirli

Bugün gelinen noktada Trump, Rusya-Ukrayna barış planı konusunda Özel Temsilcisi Steve Witkoff'a Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşme talimatı verdiğini belirterek, iki ülkenin liderleriyle ancak "anlaşma kesinleştiğinde veya son aşamasına geldiğinde" görüşebileceğini açıkladı.

En son zirve planlaması konusunda yüksek konuşmalar yapar ve Budapeşte’de hemen Putin’le buluşmaya hazırlanırken birden kendisini Rusya’ya yaptırım kararı imzalarken bulan ABD Başkanı, kendisinden beklendiği gibi her yeni duruma uyum sağlama konusunda daha ekonomik davranmaya karar vermiş olmalı. “Artık beni öne atmayın; her şey netleşsin sonra konuşayım” diyor aslında.

Büyük hamleler ve U dönüşü

Hatırlanacağı gibi geçen ay Ortadoğu’da bir “barış şovu” yapan ABD Başkanı, hemen ardından Ukrayna konusunu gündeme getirmiş ve Putin’le çok kısa zamanda bir görüşme yapacağını ve bu sorunu da çözeceğini duyurmuştu. Rusya tarafı da Ağustos ayında Alaska zirvesinde kalınan yerden devam etmeye hazır olduğunu beyan etmişti. Rusya’nın özellikle Ortadoğu sürecinde önemli katkılarda bulunduğu için ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi ve Barış Misyonları için Özel Temsilci sıfatını taşıyan Steve Witkoff’un bu konuda anlamlı katkısı olacağına inanıldığı yönündeki açıklamaları da dikkat çekmişti.

Fakat ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve mevkidaşı Sergey Lavrov’un zirve hazırlığı için yaptığı telefon görüşmesinin ardından, ateşkesle ilgili “henüz hazır olunmadığı” yönündeki ani açıklamalarla birlikte AB Rusya’ya yönelik 19. yaptırım paketini yürürlüğe sokarken ABD de petrol gelirlerini hedef alan ve ilk kez doğrudan yaptırımları içeren bir paketi gündeme getirdi.

Steve Witkoff, geçtiğimiz Nisan ayında St. Petersburg'daki Başkanlık Kütüphanesi'nde Vladimir Putin ile bir araya geldi

Putin-Trump tüneli temsilcisi

Alaska Zirvesi ve Ortadoğu’daki anlaşma süreçlerinin ardından gelen bu hamlelerin arkasındaki gizli diplomasiye dair fazla veri yok. Ancak bu sürecin hararetli destekçilerinden Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Putin’in Uluslararası Yatırım ve Ekonomik İşbirliği Özel Temsilcisi Kirill Dimitriev’in, son gelişmelerin arkaplanında yürütülen gizli diplomaside üstlendiği rol hakkında medyaya kimi bilgiler yansıdı.

Dimitriev’in Ekim’de planlanan ve sonra içerikte anlaşmazlıklar nedeniyle ilerletilemeyen Putin-Trump zirvesi sürecinde X paylaşımlarıyla gündeme soktuğu Bering Boğazı’nın altından Rusya ve ABD’yi birbirine bağlayacak olan “Putin-Trump tüneli” projesi, aslında son tartışmalarda daha da belirginleşen bir politik hattın temsilî ifadesi olarak kendini gösteriyor.

28 maddenin şekillendirildiği tünel: Miami’de gizli diplomasi

Batı medyasına belli ölçülerde yansıyan (Politico, Axios, Fortune) Miami’de Steve Witkoff ve Kirill Dimitriev arasında yapılan gizli görüşmeler, daha fazla ABD siyasetinde kamplaşma arayanların ilgisini çekti. Rubio-Lavrov kanalının alternatifi, hatta rakibi olduğu üzerinde duruldu. Bu tamamen hafife alınacak bir konu değil. Ama şuna da dikkat edilmeli, emperyalist odaklar gizli diplomasiye zaten olağan kanallardan yol alamadıkları zaman başvuruyor; olağan kanalda hangi ismin görev yaptığının ve neyi temsil ettiğinin de önemi bulunmuyor.

Trump’ın Witkoff’u Putin’le görüşmeye göndermesi hafife alınmamalı ama gizli yürütülen diplomasinin resmi cephede karşılık bulmaya çalıştığını da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Sızdırılan 28 maddenin, mevcut savaşın Rusya’nın istediği şekilde sonlandırılmasını içerdiği üzerinde duruldu. Ama daha önemlisi burada Rusya’nın Batı emperyalizmiyle hatta NATO’yla entegrasyon iradesinin—ki son dönemde Putin tarafından daha sık vurgulanıyor—önünü açan bir yaklaşımın içeriliyor olması. Ukrayna’nın yeniden inşası için oluşturulan düzenek ABD ve Rusya’nın birlikte iş/yatırım yapacağı bir kurguyu barındırıyor. NATO'yla ilgili maddeler, Rusya-NATO karşıtlığı üzerinden yürüyen gerilimin önünü kapatmayı, en azından Rusya tarafının beyanlarına uyumlu şekilde öngörüyor. Çok iddialı görülebilir, ama gizli diplomasi bunu zorluyor.

Putin-Trump tüneli misyoneri

Dimitriev’in son dönem üstlendiği “özel temsilci” rolü aslında Trump iktidarıyla birlikte gündeme gelen bir rol. Hatta Lavrov’un da dahil olduğu kimi kesimlerin bu görevlendirmeyi çok da onaylamadıkları söyleniyor. Şubat’taki atamayla birlikte Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO’su sıfatının yanına bir de Uluslararası Yatırım ve Ekonomik İşbirliği Özel Temsilci sıfatını eklemiş oluyor. 

Putin’in kızıyla eşinin özel ilişkileri nedeniyle Rusya Devlet Başkanı’na yakınlığı bahsi bu konularla ilgili önem taşıyabilir; ancak Dimitriev’in üstlendiği misyonların hakkını vermeye “muktedir” olduğu, aslında biyografisine bakıldığında da görülüyor. 1975, Kiev doğumlu Dimitriev, öğrenci değişim programı çerçevesinde gittiği ABD’de, Stanford sonra Harvard gibi kurumlarda parlak öğrenci olarak kariyerini inşa ediyor. McKinsey&Company, Goldman Sachs gibi şirketlerde çalışan Dimitriev, Putin’in iktidara gelmesinin ardından Moskova’ya dönüyor ve ABD-Rusya Yatırım Fonu’nda çalışmaya başlıyor. Detayları wikipedia biyografisinden tamamlanabilir; ama bu kadarı Putin-Trump tünelinin aslında ne anlama geldiğini anlamak için yeterli.

Dimitriev ve Witkoff'un geçtiğimiz Nisan ayında St. Petersburg'da yaptığı görüşmeden bir kare.

Görünür hale geliyor

Trump’ın damadı Kushner ile ilişkisi, Putin sonrası Rusya’da üstleneceği rolle ilgili tartışmalar, Ukrayna’nın ikinci başkanı olan Kuçma’nın damadı oluşu... Tüm bunlar yakında daha fazla gündeme girecek. Bugünden dikkat çekilmesi gereken asıl önemli yönü, Dimitriev’in, Batı emperyalizmiyle NATO dahil entegrasyon konusunda son dönem yeniden yoğunlaşan bir hattın proaktif bir temsilcisi oluşu.

Şimdilik Dimitriev’in bu misyonunun Trump’ın ikinci döneminde özel temsilci olarak görev almasıyla başlamadığını, tüm ilişkiler ağı ve bağlantıların aslında önceki dönemde de aktif olduğunu not edebiliriz. Ama Ortadoğu süreci dahil, son dönem ABD-Rusya gizli diplomasisinin aktörleri olarak öne çıkan bu ağın daha görünür hale geldiğini söyleyebiliyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.