Sayfa yolu
Post-Süper Lig: Mecburiyet ligine dönüş
Yayın Tarihi: 25.04.2021 , 09:55 Güncelleme Tarihi: 25.04.2021 , 10:11
Avrupa Süper Ligi’nin pimi çekilmiş bomba gibi futbolun ortasına bırakılması ile bombanın patlaması arasında geçen süre gerçekten çok kısa oldu. Peki, gerçekten de bu ligden tam anlamıyla vazgeçildi mi ya da birkaç günde çözülen yapı, direksiyonda FIFA’nın ve patronların olduğu futbol kapitalizmini aklamış mı sayılmalı?
Haksız rekabet, mülkiyet ve eşitsizlikler diyarı futbol
Futbolun para ile olan organik ilişkisinin tarihi ilk profesyonelleşme örnekleri ile el ele gidiyor. Diğer taraftan, topu tekmelemekle başlayan tarih, futbola yerleşen patron sınıfının emekçileri futboldan tekmelemesiyle devam ediyor.
Futbol kulüplerinin şirketleşmesi ile oyunun ticarileşmesi, saflığının bozulması ve tekdüzelik de birbirini takip ediyor. Bir çok kulüp isminin yanında “Anonim Şirket (A.Ş.)” unvanı taşıyor ve bununla futbolun kaybedilmesi arasındaki doğru orantı görülüyor.
20. yüzyılın başlarına kadar giden şirketleşme girişimleri olsa da, İngiltere’de 96 kişinin canını alan Hillsborough katliamından hemen sonra ortaya konan Taylor Planı uyarınca “halka açılan” ilk futbol kulübü Tottenham Hotspur oluyor.
Çoklu bir yapı içeren futbol ve ticarileşmenin içerisinde ekipmanından, gıdasına ve tribününe kadar yer bulan her şey, bir alışverişe konu ediliyor.
Sonra Chelsea’ye bir Rus oligark gelirken, Manchester United’a ise Amerikan Glazer Hanedanı el koyuyor...
Sadece Britanya ile sınırlı değil bu ve her yerde mülkiyet ilişkileri patronlar lehine değişiyor ve kulüpler, futbol kapitalizmine uygun bir biçimde roller ediniyor.
Son dönemde artan aşırı gelirin Covid-19 ile tırmanışının sonlanması Avrupa Süper Ligi kararını aldıran son etken olsa da aslında çok daha öncesinde ortaya çıkan bu karar, FIFA’nın vadettiklerini yapmaması ya da bunun yetersizliği ile bu noktaya kadar sürüklenmiş oldu.
“Açlıktan ağızları kokarmış” gibi yapan, yeni yöntemler deneyen Avrupa’nın majör liglerinden elit kulüplerin aslında “kapitalist hanedanlıklarla” yürüdüğü kulüplerin mülkiyet ağlarına bakınca deşifre oluyor.
Futbolun Avrupasında emekçilerin çalışarak ulaşamadığı düzeye, futbolun patronları emekçilerden aşırarak varıyor.
Aşıran patronlar, daha çok aşırmak için ise kuyruk kavgasındalar.
Futboldaki hegemonya: Zenginler ambargosu
Hegemonya farklı şekillerde sürüyor. Örneğin, Şampiyonlar Ligi’nde de durum farklı olmaktan uzak. Bir süredir nostaljisine tanıklık ettiğimiz, farklı isimli dönemleri de olsa Şampiyonlar Ligi 65 senedir devam ederken, Avrupa Ligi ise 48 senedir varlığını devam ettiriyor.
Ya, bu kupaların kazananları? Kazananlar pek değişmiyor. Kupanın istatistiklere göre en çok gittiği ülkeler her iki kupada da sırasıyla İspanya, İngiltere ve İtalya’dan oluşuyor. Avrupa Süper Ligi kurucularının altısı İngiltere’den, üçü İspanya’dan ve üçünün de İtalya’dan olduğunun altını çizmek gerekli.
Deloitte firmasının araştırmasına göre, Avrupa’nın en yüksek gelirlerine sahip olan 30 elit kulübün neredeyse tamamı “patronlar, aileler, hanedanlar” tarafından kontrol ediliyor. Her şey bir yana majör liglerde yer alan bu kulüpler şampiyonluklara ambargo koyarken, gelirleri de buna göre bölüşüyor.
Peki FIFA bu elit kulüplere ne yaptı ki, sansasyonel bir çıkışa imza atan bu kulüpler “paralel bir lig” kurma yoluna girmiş oldular?
FIFA aslında pandemiyi gözeterek, kasasında yer alan önemli bir meblağı (bunun 3 milyar doları bulduğu iddia ediliyor) futbola boca edecekken, yalnızca 211 futbol federasyonuna 150 milyon dolar civarında yardım yaparak beklentileri karşılamaktan uzak kaldı. Kayıplar artarken, kazançlar pandeminin de etkisiyle ve diğer gelir kalemlerinin azalmasıyla istenen seviyeden çok uzakta kalmış oldu.
Özetle, azalan kâr oranlarının sonucunda, kapitalist kulüpler arasındaki rekabet dinamikleri ve ardından ortaya çıkan Avrupa Süper Ligi girişimi...
Bu, burada sonlanacağa da pek benzemiyor.
Bilinmedik bir tarih değil ama bilinmeyen başka ayrıntılar göze çarpıyor.
Bir kanat ise girişimin “Amerikan operasyonu” olduğunu, Amerikan şirketlerinin Avrupa’ya müdahalesinin başarısız olduğunu söylerken, sporun öz olarak “kapitalizm kaldırmaz” yapısından bahsediliyor.
Buradaki açgözlülük meselesi, Avrupa-Amerikan sermayesi seçimine indirgenerek ve iki sermaye grubunun da açgözlü parababaları olduğu atlanarak, adeta bizi bir ehven-i şer seçmeye yönlendiriyor.
Rota, aklamaya ve FIFA/UEFA seviciliğine varıyor...
Futbolda alanı ideolojik olarak boş bıraktığınızda, amatör futbol emekçilerinin açlığı unutuluyor; iyi kapitalizm, iyi patron, iyi kulüp başkanı güzellemeleri başlıyor.
Futbolun yeni oyunu: Üç maymun
Ancak kimse daha geçenlerde UEFA tarafından Süper Lig’in açıklandığı gün resmileştirdiği Şampiyonlar Ligi reformuna, belki de “misilleme olarak” açıkladığı yeni formata, kapıda bekleyen Premier Lig reformuna, elit kulüpler ile FIFA/UEFA arasındaki pazarlık unsurlarına vb. değinmiyor.
Kurucu kulüplerden City’nin futbolcusu İlkay Gündoğan ise kaygısını dillendiriyor:
“Şimdi de yeni Şampiyonlar Ligi formatı hakkında konuşabilir miyiz? Daha fazla maç oynanacak ve kimse biz oyuncuları düşünmüyor. Yeni Şampiyonlar Ligi formatı, Avrupa Süper Ligi'ne göre sadece biraz daha az kötü”...
Adalet yine yanlış yerde, kurtuluş ise eşitsizliklerin kaynaklarında aranıyor. Yazar James Montague’ın “Oyunun Efendileri: Futbolun Süper Zenginlerinin Önlenemez Yükselişi” kitabında detayını anlattığı gibi, “şimdi oyunun kontrolü tamamen süper zenginlerin elinde”...
Sahip oldukları servet ise bizden çaldıkları nasılsa...
“Süper zenginliğe” futboldan da giriş yapmaya çalışan iki örneği de paylaşmadan bitmesin. Acun’un satın aldığı Hollanda takımı Fortuna Sittard ile patron Ziya Eren’in aldığı İngiliz dördüncü lig takımı Crawley Town...
Sıralarını bekliyorlar.
Biz ise eski Bursasporlu, Marksist futbolcu Ivan Ergiç’in dediklerini hatırlayalım:
“Futbolun baş kahramanları toplumun alt tabakalarından yukarıya çıkan insanlar olduğu için futbol, bir tür ‘insani proje’ olarak gösterilirken, aslında sınıfsal ayrımcılıktan kâr edip, dolaylı olarak bu ayrımcılığı yeniden üretiyor”.
Tam da bu yüzden, yeni bir seçeneği büyütmek gerekiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

