Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Ölümlerin sebebi yasaklı maddeyle ilaçlama mı: Bakanlıkta görevli memur 'denetleyemiyoruz' diyor

Böcek Ailesi'nin ölüm sebebi henüz netleşmedi ancak Adli Tıp Kurumu ön raporundan yansıyanlar otelde yapılan ilaçlamanın sorumlu olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Sertifikasız çalışan şirketin nasıl bir ilaç kullandığı da henüz belirsiz. Gündeme gelen "alüminyum fosfit" maddesi için Bakanlığa bağlı çalışan memurun anlattıklarıysa tabloyu özetliyor: 'Denetleyemiyoruz!'

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 19.11.2025 , 13:16 Güncelleme Tarihi: 19.11.2025 , 13:21

Almanya’dan tatil için 9 Kasım’da İstanbul’a gelip Fatih’teki Harbour Suites Old City adlı otelde konaklayan 4 kişilik Böcek Ailesi 12 Kasım sabahı gıda zehirlenmesi şüphesiyle taksiyle hastaneye gitti. Aile, muayene ve tedavi işlemlerinin ardından kaldıkları otele döndü.

Ancak 13 Kasım 01.00 sıralarında tekrar rahatsızlanan aile, bu kez otele çağrılan ambulansla Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Aileden kurtulan olmadı.

Kadir Muhammet Böcek (6) ve Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek (27) ile baba Servet Böcek'in (36) yaşamını yitirmesine ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

Adli Tıp Kurumu ön raporu: Kimyasal zehirlenmesi daha olası

Ailenin ölümü sonrası gözler önce tükettikleri gıdalara çevrildi. İlk bulgularda zehirlenme kaynaklı bir belirti çıkmamasına rağmen midyeci, lokumcu, kokoreççi ve kafe işletmecisi tutuklandı.

Ardından dün akşam paylaşılan Adli Tıp Kurumu ön raporuyla şüpheler iyice kimyasal zehirlenmesine yoğunlaştı. 

Böcek Ailesi.

İlaçlama şirketinin sertifikası yok

Raporda olay yeri inceleme ekibine de dayandırılan bilgiye göre, ailenin kaldığı 201 numaralı odanın hemen alt katında, 101 numaralı odada, üstelik aile otele yerleştikten sonra, ilaçlama yapılmıştı. Zaten 15 Kasım'da da aynı otelden yabancı uyruklu 2 kişi daha benzer şikayetlerle hastanede tedavi gördü.

İlaçlama şirketinin sahibi de gözaltında. İlk ifadesinde “ilaçların öldürücü olmadığını” iddia etti. 6 yıldır faaliyet gösteren şirketlerinin herhangi bir eğitim sertifikasının olmadığını da kabul etti.

Otel işletmecisi ise otelin ruhsatının tam olduğunu ve oteli işlettiği süre zarfında benzer bir şikayetin olmadığını ileri sürdü. 

Otel ilaçlaması yapılırken kullanılan kimyasal maddeler ve kutuları, anne Çiğdem Böcek’in hastanede alınan ilk kan örneği, baba Servet Böcek'in hastanede alınan ilk kan örneği ve mide içeriği, yabancı uyruklu 2 kişinin hastanede alınan ilk kan örnekleri, ailenin kaldığı odadaki çarşaflar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Otel ile bazı işletmeler mühürlendi. Fotoğraf: ANKA

Neden 'alüminyum fosfit' konuşuyoruz?

Ölümlerin ilaçlama kaynaklı olma ihtimalinin artması nedeniyle 2 gündür "alüminyum fosfit" tartışma konusu oldu. 

Bu tehlikeli maddenin tartışılmasının sebebi özellikle tahtakurusu ilaçlamasında yasak olmasına rağmen çok yaygın kullanılması. 

İlaçlama şirketleri insanların bulunduğu ortamlara sokulmaması gereken bu ölümcül maddeyi rahatlıkla kullanabiliyor.

Aslında ilaçlama şirketlerinin sunduğu hizmete "Pest Kontrol" deniyor. Bu işi yapan firmalar bir mesul müdürlük sertifikasına ihtiyaç duyuyor. Uygulamayı yapacak olan kişinin de ya ilgili bölümlerden mezun olması ya da eğitim sertifikası alması gerekiyor. 

Gıda işletmeleri, okullar, hastaneler, konutlar, oteller ilaçlanabiliyor.

Bu firmaların kullandığı ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ilaçlar olmalı. Çünkü bu ilaçlar "halk sağlığı ilacı" olarak geçiyor. Yani zaten zirai ilaçlama yapamıyorlar. Daha doğrusu yapmamaları gerekiyor. Sertifikalı, ruhsatlı her şeyi denetlenmiş uygun bir firma da bu ilaçları kullanamaz. Bu iş ayrı bir uzmanlık gerektiriyor.

Zaten işler bu noktada karışıyor.

Zararlılar daha çabuk ölsün ve etkili sonuç alınsın diye ölümcül olabilen zirai ilaçlar günlük yaşamda kullanılıyor.

Böcek Ailesi'nin yaşamını yitirmesine de bu "alüminyum fosfit" maddesinin sebep olmuş olabileceği konuşuluyor.

Söz konusu madde genellikle bu şekilde tablet olarak satılıyor. Yurtdışında üretiliyor. Perakende satışı yasak, bakanlığın belirlediği şirketler ruhsatlı firmalara satabiliyor. Ürün kullanamadığımız için bu görseli tercih etmek zorunda kaldık. Yoksa ülkemizde de kullanılan ambalajları bu kadar caydırıcı değil. Daha çok normal ilaç kutularına benziyor.

'Nefes alabilen tüm canlıları öldürebilir'

Bilgi almak için başvurduğumuz ruhsatlı, sertifikalı olan ve uzun yıllardır bu işi yapan İzmirli bir ilaçlama firması yetkilileri, kendilerinin dahi bu ilacı kullanamayacağını anlatıyor:

Bunun kullanılabilmesi için Tarım ve Bakanlığı'na bağlı il müdürlüklerinden ayrı bir sertifika alınması gerekiyor. İstanbul'da bu uygulamayı yapan firmanın da böyle bir sertifikası yok. Olsa da ev, okul gibi alanlarda bunu kullanmak zaten yasak. Bu ilaç nefes alabilen tüm canlıları öldürebilir.

İlaç havayla temas edince gaz salmaya başlıyor ve gaz etkisiyle tüm alana yayılıyor. Genellikle tablet, bilye gibi koruyucular içerisinde satılan bu ilaç 30 dakika içerisinde bulunduğu alandan çıkarak kullanılan miktara göre etrafındaki diğer konut ve katlara da rahatlıkla yayılıyor. Suyla temas ettiğinde patlıyor, alev alıyor. 

Öyle ki bu işi yapanlar işin tehlikesini şöyle anlatıyor: 

Tek katlı, yanında yerleşim yeri bulunmayan binada ancak kullanılabilir. Uygulama yapıldıktan sonra kapalı kalmalı ve ardından da havalandırma yapılmalı. İnsanın soluması ölümcül. Uygulayan kişi nerede nasıl yapacağına hakim olmak zorunda. Yoksa kendisi de tehlike altında olur.

'Satışı devlet kontrolünde ama Gıda Çarşısı'na gidip temin edebilirsiniz'

Peki bu ürün nasıl satılıyor, nerelerde kullanılıyor?

Boş depolarda, fabrikalarda, limanlardaki konteynerlerde yani ancak hiç kimsenin olmadığı alanlarda kullanılabilir.

Öğrendiğimiz kadarıyla ürünü sadece ruhsatı olan firmalar temin edebilir. Hangi ürünün satılacağına onay veren kurum da Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı il müdürlükleri. İlaçlama şirketi yetkilileri şöyle diyor:

Bakanlığa bağlı Zirai Karantina Müdürlüklerinden alınıyor ilaçlar. Ya da ruhsatınızı göstererek satan firmalardan alabilirsiniz. Yani satışı devlet kontrolünde denilebilir aslında. Bu müdürlükler normalde kontrolünü sağlıyor. Ama Gıda Çarşısı'na gidip ilacı temin etmek isterseniz siz bile alabilirsiniz. El altından her türlü kimyasala ulaşmak mümkün. Ziraatçilerin kullandığı yasadışı hormonlar vardır mesele. Bunu herkes bilir. Çiçekçiler bunu kullanabiliyor. Seracı bir tanıdığınız varsa, rahatlıkla bulabilirsiniz. Kimin hangi ilacı ne kadar kullandığı çok belirsiz. Denetim çok zayıf.

İlaçlama uzmanları da eğer başka bir bulgu ortaya çıkmazsa, ilaçlama ile ilgili bir sorun nedeniyle aile rahatsızlandıysa "alüminyum fosfit"in suçlu olma ihtimali yüksek diyor ve ekliyor: "Bizim kullandığımız ilaçlar sebebiyle birinin ölmesi için doğrudan içmesi gerekir."

Alan belli, satan belli, uygulandıktan sonra da raporlanıyor

Otellerin yüzde 80'inde bulunan tahtakurusu baş etmesi zor bir haşere. Tek seferde ilaçlamak yeterli olmuyor. Düzenli ilaçlama yapmak, en az 4-5 uygulama sağlamak gerekiyor. Bu "alüminyum fosfit" kullanarak "fümigasyon" ile yani gazla öldürme işi çok tehlikeli olmasına rağmen tek seferde sorunu çözdüğü için tercih ediliyor.

20 yıldan fazla bir süredir özellikle liman konteynerlerini ilaçlayan bir ziraat mühendisiyle konuştuk. Kendisi tam da bu tehlikeli ilaçlama işini, "fümigasyonu" yapıyor. Yaptığı işi şöyle anlatıyor:

Devletin ruhsatını onayladığı firmalar sadece bu ilacı kullanabilir. Onlar da ilacı sadece yetkili firmalardan alabilir. Genellikle yurtdışından getiriliyor ilaç, ülkemizde üretilmiyor. Getirilmesine aracılık eden bu firmalar da dolayısıyla devletin izin verdiği firmalar. Sonra da uygulamalar raporlanıyor. Atığını toplamanın bile koşulları var. Çünkü çöpe atarsanız çöpü yakabilir.

Uygulanan alanları da şöyle sıralıyor: "Konteyner içleri, çevresi açık olan kapalı depolar, un-bakliyat fabrikası ilaçlamalarında kullanılır. Hanelerde, halkın yaşadığı alanlarda kullanılması kesinlikle yasaktır. Bu genellikle tablet şeklinde bir ilaç. Havayla temas ettiğinde alüminyum kül şekilde çözülüp dökülüyor, fosfit de gaz haline geçiyor ve etrafa yayılıyor. Böyle olunca da zarar veriyor."

Bu arada bu "fümigasyon" işlemini yapacaklar o kadar belli ki, Bakanlığın Zirai Karantina Müdürlüğü sitesine girildiğinde tek tek size "Zirai Fümigasyon Ruhsatlı Firmalar" diye isim, adres ve iletişim bilgisi veriyor.

Bakanlığın sitesinde uygulamanın her türlü detayı madde madde anlatılıyor. Kullanımı serbest olan alanlarda bile alüminyum fosfit kullanırken dikkat edilecek çok şey var.

Denetim yapan memur anlatıyor: 'Alüminyum fosfit kullanımını denetleyemiyoruz'

Zirai Karantina Müdürlüğü'nde çalışan bir devlet memuruna ulaştık.

Kendisi doğrudan bu ürünlerin kullanımının denetlenmesinde çalışıyor.

İsmini paylaşmamız mümkün olmayan memur da ilacın insan sağlığı için çok tehlikeli olabileceğini doğruluyor:

Fümigasyon uygulamasını yalnızca bu işin eğitimini almış fümigasyon operatörleri yapar. Bu kişiler bizden (zirai karantina il müdürlüklerinden) ruhsat almalı. Bu maddeleri de devletin belirlediği satıcılardan alıp ancak belirli alanlarda kullanabilir. Otel gibi yerlerde kullanılması yasak. 

Yönetmeliğe göre fümigasyon yapan yerler yılda en az bir kere denetleniyor.
Nasıl denetimler yaptıklarını sorduğumuzda aldığımız yanıtsa çok çarpıcı: "Alüminyum fosfitin bizim açımızdan denetimi yok. Denetleyemiyoruz!" diyor:

Yurtdışından ne kadar geliyor, ne kadar tüketiliyor inanın ben bile bilmiyorum, fikrim yok. Normalde fümigasyon operatörleri bizden ruhsat almalı. Devletin belirlediği satıcılar var. Bu yerlerden sadece alabilir. Ve yalnızca belirli alanlarda kullanılabilir. Tahtakurusunu bu ilaç öldürdüğü için çok sık kullanılıyor. Ancak aslında yasak.

Bu ölümler -sebebi ilaçlama olduğu kesinleşirse- ülkemizdeki ilk ilaçlama kaynaklı ölümler olmayacak. 2023 yılında Ankara'da, geçen yılsa Konya ve İzmir'de de benzer ölümler yaşanmıştı.

Dolayısıyla bu ilaçlama şirketlerine, ilacı satan yerlere biraz daha yakından bakmak şart. 

Bugün "zirai ilaçların satışını reçeteli yapacaklarını" duyuran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın ise önce, zaten satışı devlet kontrolünde olan bir ilacın denetimini yapamadıklarını anlatan kendi memuruna kulak vermesi gerekiyor. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.