Sayfa yolu
Öğretmenler Ankara'da direniyor: 'Çünkü hiçbir çocuk ya da öğretmen patronların insafına bırakılamaz'
Yayın Tarihi: 23.06.2026 , 00:43 Güncelleme Tarihi: 23.06.2026 , 13:50
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Günlerdir Ankara sokaklarında yankılanan bir hak mücadelesinin sesleri, polis kalkanları ve gaz bulutları arasında boğulmak istendi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, ellerinden alınan güvencelerini ve gasp edilen yaşam haklarını geri almak için çıktıkları yolda sert bir polis şiddetine maruz kaldı. Gözlerine gaz sıkılan, yerlerde sürüklenen ve üstlerinden tekme atılarak geçilen eğitimciler, yaşadıkları baskıya rağmen geri adım atmıyor.
Dün yaşanan o anları, ablukanın ortasındaki çaresizliği ve sonuna kadar sürdürecekleri direnişi, olayların en yakın tanığı Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi Vildan Yıldız soL'a anlattı.
Anayasal hak öğretmenlere çok görüldü
Ankara'da taban maaş hakkı için mücadele eden özel sektör öğretmenlerinden Vildan Yıldız verdikleri mücadelenin yeni başlamadığını, 2024 yılında Meclis Parkı'nda açıkladıkları talepler için mücadelelerinin bugüne kadar gelen uzun bir süreç olduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz gün sendika binasında yaşanan polis saldırısının öncesini de hatırlatan Yıldız, o günleri şu sözlerle anlattı:
Ankara'daki eylem başladığında etrafımız yüzlerce polisle ablukaya alınmıştı bile. Dört bir yanımız çok büyük araçlarla sarılmıştı; sendikanın önü, cadde ve her yer kapanmıştı.
Zaten çok dar bir alandı.
Ardından bizler tamamen barışçıl bir şekilde, herhangi bir yolu kapatmadan, günlük hayatın akışını olumsuz etkileyecek hiçbir davranış ve tutum içine girmeden, sadece sözümüzü duyurarak kısa bir Madenci Anıtı yürüyüşü yapacağımızı ifade ettik.
Fakat asla izin verilmedi ve oyaladılar. Biz de bunun anayasal hakkımız olduğunu ifade ederek, en öne atanamayan mülakat mağduru öğretmenleri, çocuklarıyla ve anneleriyle gelmiş mülakat mağduru öğretmen annelerini ve özel sektör öğretmenleri olarak dizildik. Çaresiz bir biçimde karşımızdaki ablukayı dağıtmak ve aslında tek amacımız olan o yürüyüşü gerçekleştirmek için yürümek istedik."

'Anneleri zar zor çıkardık, yerlerde sürüklendiler'
Yürüyüş esnasında büyük bir panik ve şok yaşadıklarını ifade eden Yıldız, karşılaştıkları orantısız şiddeti şu sözlerle anlattı:
Fakat çok büyük bir panik ve şok içinde kaldık. Çünkü çok orantısız bir şiddete maruz kaldık. Polisler önce arkamızdaki bizimle dayanışmaya gelmiş kitlelerle bizi ayırdı. Önce bizi ablukaya alıp çok küçük bir dükkanın önüne sıkıştırdılar.
Bir sürü arkadaşımız o sırada tartaklandı ve yerlere düştü. Şok içindeydik ve çoğumuz ağlıyorduk. Ne olduğunu asla anlamadık.
Anneleri zar zor çıkardık, yerlerde sürüklendiler.
Bu şekilde o ilk arbedede ilk şoku yaşamış olduk. Sürekli olarak polislere ve oradaki yetkili kişilere tek amacımızın anayasal hakkımızı kullanmak olduğunu söyleyerek bizi korumalarını rica ettik. Bizi korumalarını, anayasal hakkımızı kullanabilmemizi sağlamalarını, yani görevlerini yapmalarını istedik."

Havanın kararmasıyla gelen ikinci saldırı
İlk şoku atlatamadan polislerin bilinçli bir şekilde havanın kararmasını beklediğini vurgulayan Vildan Yıldız, yaşananları şöyle aktardı:
Biz daha ilk şoku atlatamamışken polisler çok bilinçli bir şekilde havanın kararmasını beklediler. Bir avuç öğretmeni yüzlerce polis ablukaya aldı ve saat 22'ye kadar etrafın tenhalaşmasını, havanın kararmasını beklediler.
Bizler kararlılığımızı, irademizi ve hakikaten tüm hakları elinden alınmış o halimizi halka duyurmak için yürümekten vazgeçmedik. O abluka içinde tekrar tekrar barikatların kaldırılmasını ve ablukanın dağıtılmasını istedik. En sonunda zaten planladıkları gibi havanın kararması ve etrafın tenhalaşmasının ardından abluka iki adım geri çekildi.
Resmen gerilmiş bir yay gibi, aniden barikat kurdukları kalkanlarla, portakal gazı ve biber gazlarıyla üzerimize hücum ettiler."
Sendika binasındaki can pazarı ve ambulans önündeki gözaltılar
Müdahalenin ardından sendika binasına sığındıklarını söyleyen Yıldız, ifadelerine şu şekilde devam etti:
Tekme, tokat, yumruk ve kalkanla resmen hepimizi açıkça ve bilinçli bir şekilde döverek, sürükleyerek, gazla müdahale ederek sendikamızın kapısına ve girişine kadar ittirdiler. Bizi oraya kadar sürdüler. Arkadaşlarımızı o hengamenin içinde kucaklarımızda taşıdık.
Açlık grevinde olan, fenalık geçiren, yaralanan, kolları moraran, çizikler ve morluklar içinde kalan, göğüslerine ve kafalarına aldıkları darbelerle yaralanan, yüzü gözü gazdan yanan arkadaşlarımızı kucakladık.
Gözaltına almak için kıyafetlerinden, kollarından, saçlarından ve başlarından çekiştirmeye çalıştıkları arkadaşlarımızı zar zor kucağımızda taşıyarak sendika binamıza sığındık ve hemen ambulans çağırdık.
Bir yandan da sendika girişinin önünde polisin içeri girmesini engellemeye çalışıyorduk.
Öğretmenlerin hepsi bir köşede feryat figan halindeydi. Kimi ağlıyor, kiminin gazdan gözleri yanmış durumda bekliyordu. Kimi ise gözaltına alınmaya çalışılan bir arkadaşını tutup çekmeye çalışıyordu. Herkes şok ve korku içindeydi. Sadece hakkımızı istiyorduk fakat korkunç bir şiddete maruz kaldık. Öyle ki, arkadaşlarımızı ambulansa götürdüğümüzde onların orada da polis şiddetine maruz kaldıklarını ve gözaltına alındıklarını öğrenip bu haberlerle sarsılmaya devam ettik."
Yaz işsizliği, sefalet ücretleri ve patronların insafı
Özel sektördeki öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da değinen Yıldız şunları söyledi:
Tüm bunların önünde biz eğitim mücadelesi veriyoruz ve eğitim için mücadele ediyoruz. Çünkü sefalet ücretleriyle kiramı ve faturamı nasıl ödeyeceğim? İşsizlik kaygısıyla ve mobbing ile değil ders vermek, yaşamak bile mümkün değilken özel sektörde kim eğitimden bahsedebilir?
Piyasalaştırılmış eğitim hakkı bugün özel okul patronlarının rekabetine dönüşmüş durumdadır ve bu rekabet asla nitelikli bilimsel eğitim üzerinden şekillenen bir rekabet değildir. Bu mücadele özel sektörde çalışan öğretmenler için bir ölüm kalım meselesidir.
Çünkü artık yaşayamıyoruz. Biz üniversitelerin eğitim fakültelerinden bin bir emekle, hem okuyup hem çalışarak mezun olduk ve bizi patronların kucağına bıraktılar. Bizi özel sektörde çalışmaya mecbur bıraktılar ve özel sektörde çalışmak patronun insafına kalmış durumdadır."
Sendika odalarında uyuyan çocuklar ve taşın üstünde nöbet tutan öğretmenler
Sözleşme dayatmasıyla öğretmenlerin haziran ayında istifa ettirilip yaz işsizliğine mahkum edildiğini belirten Vildan Yıldız, yaşanan süreci şu sözlerle dile getirdi:
Yazın bize ücret ödememek için özel sektörde 10 aylık sözleşme yapıyorlar. Haziran ayında bizi istifa ettiriyorlar ve bizim mücadelemiz de şu an haziran ayı içerisinde geçiyor.
Haziranda istifa ettirip eylülde işbaşı yaptırıyorlar ve özel sektörde çalışan öğretmenler için bir yaz işsizliği gerçeği var.
Çoluğunu çocuğunu, eşini dostunu, evini barkını, işini gücünü bırakıp şehir dışından gelen onlarca öğretmen var. Eşini, dostunu, çocuğunu bırakamadığı için onları da alıp gelen öğretmenler var. Bizim sendika odalarımızda anneler ve çocuklar, matların üzerine serili battaniyelerin üstünde uyuyorlar. Öğretmenler ise sendika önündeki betonun ve taşın üstünde sabaha kadar nöbet tutuyor. Hiçbirinin gecesi gündüzü yok.
Bunca sefalete ve zahmete girmemizin sebebi, evlerimize döndüğümüzde de yaşanılacak bir hayatımızın olmamasıdır. Eğer biz geri dönersek, ne eğitim mücadelesi ne de yaşam mücadelesi var olabilir, hepsi eksik kalır ve kendini var edemez."
'Çocuklarımızın geleceği için boyun eğmeyeceğiz'
Sözlerini direnişteki kararlılıklarını vurgulayarak bitiren Yıldız şöyle konuştu:
Tüm bu zahmet çocuklarımızın geleceği için, öğrencilerimizin geleceği için, kendi geleceğimiz için, öğretmen arkadaşlarımızın ve öğretmenliğin yaşaması içindir. Biz bu mücadeleyi çocuklar, anne babalar, öğretmen arkadaşlarımız ve kendimiz için veriyoruz.
Çünkü hiçbir çocuk, hiçbir anne baba ve hiçbir öğretmen patronların insafına bırakılamaz. Biz çocukların anne babaların ve öğretmenlerin patron insafına bırakıldığı bir düzende yaşamak istemiyoruz ve buna boyun eğmeyeceğiz."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.