Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

ODTÜ'lü öğrenciler anlatıyor: Dün ODTÜ'de neler oldu?

ODTÜ'lüler dün Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ı protesto etmiş, Babacan etkinlik planını iptal etmek zorunda kalmıştı. Üç ODTÜ'lü dün yaşananlara dair soL'un sorularını yanıtladı.

soL - Ankara

Yayın Tarihi: 13.04.2022 , 14:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Uzun yıllar AKP yönetiminde ve hükümetlerinde yer alan Deva Partisi'nin Genel Başkanı Ali Babacan, dün ODTÜ'ye gelmek istemiş, öğrencilerin protestosu nedeniyle okula girememişti.

Konu dünden bu yana tartışma konusu olurken, tartışmanın doğrudan muhattabı olan ODTÜ'lü öğrencilere dün okulda yaşananları sorduk.

ODTÜ Siyaset Bilimi öğrencisi İremsu Balcı, Babacan için "Kendisini ve kirli düzen siyasetini gençliğe 'deva' olarak pazarlayamaz ve bize sahte umutlar satamaz" derken, ODTÜ Fizik Bölümü öğrencisi Fuat Barış, "Ailesinin baskısıyla tarikat yurdunda kalan sıra arkadaşımız Enes Kara’nın hayatına son vermesinin ardından ülke ayağa kalkarken Babacan’ın tarikat ve cemaat yapılanmalarından bir özgürlük olarak bahsetmesini unutmadık" hatırlatmasında bulundu.

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümü öğrencisi Furkan Eren Arslan ise soL'a yaptığı açıklamada, Babacan için "Dün turuncu, bugün mavisiyle; göbekten bağlı olduğu sermaye düzeninin temsilcisi, üniversitelere yönelik ardı arkası kesilmez saldırıların suç ortağıdır" diye konuştu.

TKG'li üç ODTÜ öğrencisinin dün yaşananlara dair soL'un yönelttiği üç ayrı soruya verdiği yanıtlar şöyle:

'Gençliğe demokrasi ve fikir özgürlüğü masallarının yurtturulamayacağını göstermiş olduk'

Dünden bu yana gündemde. Biz de doğrudan size soralım... ODTÜ'de dün neler oldu?

Piyasacılığı ve gericiliğiyle nam salmış, düzen siyasetinin ve bu düzenin temsilcisi, 20 yıllık AKP iktidarının en önde gelen işbirlikçilerinden olan Babacan "bir ODTÜ mezunu" sıfatıyla okulumuza elini kolunu sallayarak girecek meşruiyeti kendisinde göremez ve gençliğin de bu duruma sessiz sedasızca köşesinde oturup göz yumacağı gibi bir yanılgıya kapılamaz. Kendisini ve kirli düzen siyasetini gençliğe "deva" olarak pazarlayamaz ve bize sahte umutlar satamaz.

Türkiye Komünist Gençliği olarak vereceğimiz yanıt bu gerçekliği tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkarmak ve gençliğin düzen siyasetinin aktörlerinin bu türden sahte "gençlikle yan yana gelme" çabasının karşılığı olmadığı yönünde olmalıydı.  Buna dair netliğimizi belli eden bir açıklama yapıp okulumuzda yaygınlaştırmış olduk.

Arkadaşlarımızın tepkisi bu türden girişimlerin çeşitli hesaplar içerdiği, kendileri için hiçbir şekilide karşılığı ve samimiyeti olmadığı ve inandırıcılıktan uzak olduğu yönündeydi. Gençlik kendisine biçilmeye çalışılan siyasetten bihaber, gerçeklerden kopuk bir konumda olamazdı ve cevabını vermesini bilirdi. Nitekim Babacan gelen tepkiler ve protesto sonucu ODTÜ'ye gelemedi ve biz bir kez daha gençliğe demokrasi ve fikir özgürlüğü masallarının yurtturulamayacağını göstermiş olduk. Dün olan bütünüyle ODTÜ'lü gençlerin düzen siyasetine ve aktörlerine dair verdiği yanıttı. 

İremsu Balcı, ODTÜ SİYASET BİLİMİ ÖĞRENCİSİ

'Ali Babacan geldiğimiz durumun en büyük sorumlularındandır'

Babacan'a ODTÜ'de gençliğin gösterdiği tepkinin nedeni neydi?

Toplumun her kesimi gibi gençlik de kapitalizmin kıskacında yaşamını idame ettirmekte güçlük çekiyor. Bizler; gerici müfredat, zorunlu din dersi, imam hatipleştirme sorunları gibi zor şartlar altında eğitim görebilme şansına sahip olmuş gençlerdeniz. Geldiğimiz noktada, yaşamak için temel ihtiyaçlarımıza bile ulaşmakta güçlük çekiyoruz. Ülkede gün geçtikçe boş duran konutların sayısı artarken bizler barınamıyoruz. Öğrenciler, dinci gericiliğin gençlerin hayatını karartmak için kazdığı bir çukur olan cemaat yurtlarına muhtaç bırakılıyorlar. Sabahları okula ulaşmak gibi zaruri durumlarda bile gittikçe artan taşıma ücretleriyle birlikte okula ulaşmak lüks haline geldi. Birçok alanda olduğu gibi enerji alanında yapılan ve ülkenin kaynaklarının patronların insafına terk edildiği özelleştirilmelerin bir sonucu olarak soğuk kış günlerinde ısınamıyoruz. Elektrik faturalarını ödeyemiyoruz. Ülkemizin 81 ilinde nitelik ve planlama bir kenara bırakılarak bir “skor” sorunu olarak görülen ve sanayicilere bir proje olarak kurulan üniversitelerde gericilik ve piyasacılık pompalanmaktadır. Dinci gerici, pedofili savunucu profesörler üniversitelerde barınabilmektedir. Kariyerizm ve bencillik iş bulabilmek için tek çare olarak öğretilirken üniversiteli işsiz sayılarında da artışlar gözlemlenmektedir. Tüm bu karanlığın baş sorumlusunun sömürü ve yağmaya endeksli köhne sistem ve onun temsilcisi AKP iktidarı olduğunu biliyoruz. 20 yıllık AKP serüvenin en önemli aktörlerinden olan Ali Babacan geldiğimiz durumun en büyük sorumlularındandır. Yapılan özelleştirmelerle, emekçilerin ürettiği değerleri sermayeye peşkeş çekilmesinde büyük rol oynayan Babacan’ın gelen fatura bedellerinden sorumlu olduğunu biliyoruz. Ailesinin baskısıyla tarikat yurdunda kalan sıra arkadaşımız Enes Kara’nın hayatına son vermesinin ardından ülke ayağa kalkarken Babacan’ın tarikat ve cemaat yapılanmalarından bir özgürlük olarak bahsetmesini unutmadık. Bizleri doğum yıllarımıza göre ayrıştıran, X Y Z gibi harflerle tanımlayıp sınıfsallıktan uzak homojen bir topluluk olarak gören ve popülist, “şirin” söylemlerle gençliği “tavlama” çabası içine girenlere karnımız tok. Umutsuzluğa, piyasacılığa, gericiliğe karşı örgütlenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. 

Fuat Barış, ODTÜ FİZİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ

'ODTÜ’nün mücadele geleneğini pek anlayamamış görünüyor'

Dünkü eylemler sonrasında Babacan'ın yaptığı açıklamaları nasıl değerlendiriyoruz?

Babacan, yirmi yıllık AKP iktidarının gerici, piyasacı, işbirlikçi politikalarının birinci dereceden mimarıdır. Dün turuncu, bugün mavisiyle; göbekten bağlı olduğu sermaye düzeninin bu temsilcisi, üniversitelere yönelik ardı arkası kesilmez saldırıların suç ortağıdır. Mezunu olmakla gurur duyduğunu iddia ettiği ODTÜ’nün mücadele geleneğini pek anlayamamış görünüyor.

Anlattık, yine anlatalım… Geleneğimiz; tarihi ve bugünüyle, hangi kılıf altına saklanırsa saklansın, gericiliğe geçit vermemiş ilerici bir mücadele geleneğidir. “Fikir özgürlüğü” ve “tam demokrasi” masallarına karnımız tok. Türkiye Komünist Gençliği; yıllar önce olduğu gibi dün de, okulunun kapılarını düzenin aktörlerine kapatmasını bilmiştir. Yüzünü aydınlığa dönmüş TKP’li öğrenciler; o kapıları ilelebet kapalı tutmak, akademide ve ülkede eşitliğin, özgürlüğün egemenliğini kurmak için kararlı mücadelesine taviz vermeden devam etmektedir.

Furkan Eren Arslan, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümü öğrencisi

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.