Sayfa yolu
'Nesli Tehlikedeki Türler Projesi': 'Samimi değiller, samimi olsalardı avcılığı yasaklardı'
Yayın Tarihi: 14.12.2021 , 16:26 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bugün gerçekleştirilen "Yeni Bir Metodoloji Kapsamında Türkiye'nin Nesli Tehlike Altında Türleri için Tür Eylem Planları Hazırlanması, Uygulanması ve İzlenmesi" başlıklı proje kapsamında konuya yönelik planların hazırlanmaya başladığını açıkladı. Pakdemirli, sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği açıklamada nesli tehlike altında olan türlerin korunması konusunda mevcut çalışmaların etkinliğinin arttırılacağını, Türkiye'nin yabani türlerinin korunmasından sorumlu olan Bakanlıkların kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi için eğitimler düzenleneceğini ve diğer ülkelerdeki iyi uygulamaların incelenmesi ve paydaşlar arasında tür koruma konusundaki bilincin, farkındalığın artırılmasını hedeflediklerini söyledi.
Pakdemirli'nin proje kapsamında açıkladığı planların yanı sıra Türkiye'deki avcılık gerçeği karanlık bir tablo sunuyor. Hayvanları Koruma Kanunu'nda Kara Avcılığı Kanunu hükümlerinin kapsam dışında bırakılmasıyla birlikte, Hayvanları Koruma Kanunu'na göre can olarak nitelendirilen hayvanlar uygulamada mal olarak değerlendiriliyor. Kara Avcılığı Kanunu'nun kapsam dışında tutulmasıyla birlikte, "av turizmi" adı altında nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanlarda dahil olmak üzere "av listeleri" yayımlanarak hayvanların avlanmasına yönelik fiyat değerleri biçiliyor. Kısacası, Türkiye'de korumakla yükümlü olunan hayvanlar pazarlanıyor, satılıyor ve üzerlerinden kâr elde ediliyor.
Türkiye'nin de imzacısı olduğu nesli tükenmekte olan hayvanları korumaya dair uluslararası sözleşmeler olmasına karşın, Dünya Doğayı Koruma Birliği Kırmızı Listesi'nde yer alan üveyik ve elmabaş patka kuş türlerinin imzalanan sözleşmelere ve Anayasa'ya aykırı şekilde avlanmasına izin veriliyor. Birçok dernek ve oluşumun bu duruma karşı kampanyalar yürütmesine karşın, nesli tükenmekte olan bu kuş türlerinin avlanması yasaklanmadı. Mücadeleler sonucunda bu kuş türlerinin avlanmasına dair yalnızca açıklanan av günlerinin sayısı ve av kotaları düşürüldü.
'Parayı basan hayvanı öldürür mantığı'
Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Basın Sözcüsü Şule Baylan da konuya dair soL'a değerlendirmelerde bulundu.
Bugün gerçekleştirilen toplantının tavşana kaç tazıya tut misali bir toplantı olduğunu ifade eden Baylan, bir yandan da nesli tükenmekte olan hayvanlara yönelik av kotalarının açıldığını belirtti. Baylan "Güncel yasada hayvanlar can olarak nitelendirilmesine rağmen maalesef hayvanlar mal olarak değerlendiriliyor, peşkeş çekilmeye devam ediliyor. Parayı basan hayvanı öldürür mantığıyla hayvanlar avlanmaya açılıyor" dedi.
Hayvanlara yönelik yasaların yeterli olmadığını dile getiren Baylan, "Maalesef istediğimiz şekilde olmayan bir yasayla karşı karşıyayız" dedi. Bugün gerçekleştirilmiş olan toplantının hiç bir şekilde gerçekliği yansıtmadığını belirten Baylan, "Samimi değiller, samimi olsalardı avcılığı yasaklardı" ifadelerini kullandı. Baylan konuya dair son olarak Türkiye'nin uluslararası sözleşmelerin imzacısı olduğunu ancak nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanların hâlâ avlandığını dile getirdi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

