Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Neredeyse 100 yıl önce yazıldı, bugün hâlâ güncel: SSCB'de Kürtçe 'Kadın Sağlığı ve Hakları' broşürü

Sovyetler Birliği'nde 1934 yılında Kürt kadınları için anadillerinde basılan ve yıllardır arşivlerin tozlu raflarında bekleyen "Kadınların Selameti" (Selametiya Jinan) adlı sağlık ve haklar broşürü, 91 yıl sonra ilk kez soL okurlarıyla buluşuyor. Metin, genç Sovyet iktidarının 'Doğulu, yoksul ve geri bırakılmış' bir halkı feodalizmin ve gericiliğin pençesinden nasıl çekip aldığını çarpıcı bir dille anlatıyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 06.12.2025 , 00:23

Tarih 1934. Yer Sovyet Ermenistanı ve Kafkasya'nın dağ köyleri. Ekim Devrimi'nin rüzgarı en ücra mezralara dahi ulaşıyor o yıllarda. Okuma yazma oranının yok denecek kadar az olduğu, salgın hastalıkların kol gezdiği, ağa ve şeyhlerin sözünün kanun sayıldığı bir toplumda, Sovyet sosyalizmi, devrimci bir adım atıyor.

Kürt kadınlarına, onların anladığı dilde, kendi anadillerinde seslenen bir kitapçık dağıtılıyor: "Kadınların Selameti" (Selametiya Jinan).

Tarihin tozlu sayfalarından ilk kez soL okurları için çevrilen bazı bölümler bu tarihi belgenin, sadece tıbbi bir rehber değil; aynı zamanda feodalizme karşı açılmış bir savaş ilanı niteliğinde olduğunu gösteriyor..

Sovyetler Birliği'nin tamamında olduğu gibi Ermenistan'da yaşayan Kürt kadınların da eşitlik ve özgürlük arayışları çok güçlüydü. Fotoğraf, Sovyetler Birliği'nde Kürtçe dengbêj kayıtları derlenirken bir anı kaydediyor. Kayıttaki kişi Celil ailesinden Camila Cemil. Erivan radyosu için kayıtlar alıyor.

Ahırlardan doğumevlerine: Halk sağlığında devrim

Kitabın en çarpıcı bölümleri, o dönemde kadın ölümlerinin bir numaralı sebebi olan doğum koşullarına odaklanıyor. Yüzyıllardır süregelen "büyüklerin âdeti" diyerek meşrulaştırılan ilkel yöntemlere karşı kitapçıkta şu uyarılar yer alıyor:

Ahırda doğuma son: Metin, hayvanlarla iç içe, pislik ve mikrop yuvası ahırlarda yapılan doğumların "kader" değil, cinayet olduğunu haykırıyor. Kadınlara, "Devletin inşa ettiği tertemiz, sıcak ve doktorlu doğumevlerine gidin. Bu sizin hakkınızdır, lütuf değildir" çağrısı yapılıyor.

Kocakarı ilaçlarını atın: Toplum arasında "albasması" olarak bilinen lohusa hummasından ölen kadınların aslında "cinler yüzünden" değil, pis eller ve kaynatılmamış bezler yüzünden öldüğü bilimsel bir dille, ama bir köylü kadınların anlayacağı sadelikte anlatılıyor.

Ermenistan Ezidi Kürt kadınlar bir piknikte eğlenirken. 1960 yılı

Çocuk sağlığı: 'Bebekleri sımsıkı bağlamayın'

Kitap, çocuk ölümlerinin önüne geçmek için annelere o dönem için pratik bilgiler sunuyor. Özellikle geleneksel "kundaklama" âdetine karşı şu ifadeler dikkat çekiyor:

Özgür bedenler, sağlıklı nesiller: "Çocuğu tahta gibi sımsıkı bezlere sarmayın, kan dolaşımını durdurmayın. Bırakın kolları ve bacakları hareket etsin ki gürbüzleşsin."

Gözler için temiz su: O yıllarda bölgeyi kavuran ve körlüğe neden olan trahom hastalığına karşı, çocukların yüzünün her sabah temiz suyla yıkanması, havluların ayrılması gerektiği basit kamu spotları şeklinde işleniyor.

Emzirme disiplini: Bebeğin ağladığı her an değil, belirli saatlerde emzirilmesi, ağzına mikrop kapacağı "çiğnenmiş ekmek" veya "şekerli bezler" verilmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kadınların Selamati broşürünün kapağı. 1934 Erivan.

Ekim Devrimi ve Kürt kadınların hakları

Metnin Kürtçe kaleme alınmış olmasının dışında öne çıkan vurgular sosyalizmin toplumsal alanda nasıl örgütlendiğine dair ipuçları veriyor. 

Ekim Devrimi Sizi 'Mal' Olmaktan Kurtardı

Metin, çok net bir şekilde feodal geçmişle (ağalık/beylik düzeniyle) Sovyet düzenini kıyaslıyor. Metinde bu durum şu ifadelerle anlatılıyor: Eskide, "Sizler ağaların, beylerin ve hatta kocalarınızın malıydınız. Bir eşya gibi alınıp satılıyordunuz. Başlık parasıyla kaderiniz belirleniyordu." Şimdi (Sosyalizmde): "Ekim Devrimi, zincirlerinizi kırdı. Artık kimsenin malı değilsiniz. Sovyet kanunları önünde erkekle eşitsiniz. Kendiniz için çalışabilir, kendi emeğinizin karşılığını alabilirsiniz."

Çarşafı ve Peçeyi Atın, Güneşe Çıkın

Özgürlük, fiziksel bir metaforla, "karanlıktan aydınlığa çıkmak" olarak tarif ediliyor. 

"Peçenin arkasına saklanan değil, kolhoz tarlalarında traktör süren, başı dik, yüzü güneşe dönük kadındır. Evin içine hapsolmayın, toplantılara katılın, meclislerde söz alın" 

Kader Değil, Bilim

Sosyalizmin en büyük övgüsü, "insanı doğa karşısında çaresiz bırakmaması" üzerinden yapılıyor.

"Eskiden çocuklarınız öldüğünde 'kader' deyip boyun eğerdiniz. Şeyhlere, muskalara sığınırdınız. Lenin'in partisi size şunu diyor: Bu kader değildir. Bu cehalettir. Doktor ayağınıza geldi, ilaç ücretsiz. Çocuğunuzu yaşatmak sizin elinizde. Vücudunuzu tanıyın. Hastalıklarınızdan utanmayın. Sovyet doktorları sizin hizmetinizdedir."

'Kolhoz (Ortak Çiftlik) Kadının Kalesidir'

Metinde sosyalizmin en somut övgüsü, ekonomik bağımsızlık üzerinden yapılıyor.

"Artık kocanızın eline bakmak zorunda değilsiniz. Kolhozda çalıştığınız gün kadar pay alırsınız. Kendi emeğinizin sahibi olursunuz. Kimseye muhtaç olmayan kadın, başı dik kadındır. Siz tarlada çalışırken aklınız çocuğunuzda kalmasın. Sovyet devleti çocuklarınıza kreşlerde bakacak. Süt izninizde gidip emzireceksiniz. Bu imkânı size ağalar değil, Sovyet iktidarı verdi."

Okuma Yazma Bilmeyen Kadın Kördür

En güçlü özgürlük vurgusu eğitim üzerinden yapılıyor.

"Gözünüz var ama görmüyorsunuz çünkü okuma yazmanız yok. Sosyalizm sizin gözlerinizi açtı. Likbez (okuma-yazma seferberliği) kurslarına gidin. Gazete okuyan, dünyadan haberi olan kadınları kimse kandıramaz."

 

Sınıfın, kimlik üzerindeki zaferi

Yıllar sonra bugün bakıldığında kıymeti daha çok anlaşılan bu metin, bugünün siyasi tartışmalarına da 100 yıl öncesinden bir yanıt gönderiyor. Günümüzde sorunu sadece "erkek egemenliği"ne indirgeyen ve çözümü kimlik siyasetinde arayan liberal yaklaşımların aksine, 1934 tarihli Sovyet metni sorunun kökenine iniyor.

Kitapta düşman olarak "Kürt erkeği" değil; hem erkeği hem kadını cehalete, yoksulluğa ve hastalığa mahkûm eden sınıflı toplum yapısı gösteriliyor. Kadının kurtuluşu; erkekle girişilen bir cinsiyet savaşında değil, onu tarlada ırgat, evde köle yapan ağalık düzeninin yıkılmasında ve üretim sürecine (kolhozlara) katılmasında görülüyor.

Tarihsel bir ilk ve bir aydınlanma manifestosu

Kitap, "Kadın evinin süsüdür" diyen feodal anlayışa inat, "Kadın, sosyalist toplumun kurucu öznesidir" diyerek kadını traktörün direksiyonuna, meclisin kürsüsüne ve laboratuvarın başına çağırıyor.

Kürt tarihinde kültürel rönesans olarak tarif edilen sürecin, aslında tarlada çalışan kadının sağlığından ve bilincinden başladığını bu çeviriyle bir kez daha belgeliyor. Bu metin, Kürtçe yazılmış ilk modern tıp ve kadın hakları metni olarak tarihe geçerken, içeriğindeki aydınlanmacı ruhla bugün hâlâ yol göstermeye devam ediyor. 

Ve kitabın en çarpıcı bölümlerinden biriyle bitirelim. 

"Kürt kadını! Uyan, oku ve yaşamına sahip çık. Sosyalizm senin sağlığının ve geleceğinin teminatıdır."

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.