Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Nâzım Hikmet Selimiye'de anıldı: Nâzım güncelliğini koruyor

TKP'nin Üsküdar Selimiye Semt Evi ve Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Selimiye Parkı'nda Nâzım için anma düzenledi.

soL - İstanbul

Yayın Tarihi: 06.06.2022 , 15:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi (NHKM) ve Üsküdar Selimiye Semt Evi geçtiğimiz gün Selimiye Parkı’nda Nâzım’ın 59. ölüm yıldönümü sebebiyle bir anma düzenledi. "Nâzım'dan Bugüne: Biz ve Memleket" başlığıyla düzenlenen anmada fotoğraf sergisi, çocuk atölyesi, söyleşi ve konser gerçekleşti. Söyleşide konuşmacı olarak Gazeteci yazar Enver Aysever ve TKP PMK üyesi Aydemir Güler yer aldı.

Nâzım'ın yaşam yolculuğundan oluşan fotoğraf sergisi ve Sevdalı Bulut Masalı çocuk atölyesiyle başlayan etkinlikler gün boyu devam etti. Nâzım Hikmet’in yeğeni ressam Ayşe Yaltırım da etkinliğin izleyicileri arasında yer aldı. TKP Üsküdar örgütü ve NHKM adına açılış konuşmasını yapan Nurdan Yıldırım, Nâzım'ın 59 yıl önce sürdürdüğü mücadelesinin, bugünden farklı olmadığını ifade etti. Yıldırım şöyle konuştu:

“Nâzım yazdığından beri işçinin alın terini; yazdığından beridir Çukurova düzlüklerinde Fransız üniformasına boyun eğmeyen Yörük kızını ve şapkası horoz tüylü İtalyana vermeyen toprağını Karayılan’ı; yazdığından beridir memleketin ta kendisini... Nazım yaşadı, mücadele etti ve yazdı. Ne yazdığı mücadelesinden ne de mücadelesi yazdığından ayırt edilemez. Çok uğraştılar arındırmak için onu komünist kimliğinden, ama o en çok komünist olmakla, yalnızca TKP saflarında olmakla övündü. Çünkü Nazım, çözümü sosyalizmde bulmuştu dostlar. Ve hala geçerli Nazım’ın çözümü, bugün, hiç öyle ‘biraz daha beklesek’ demeye mecal kalmaksızın 100 kat daha ihtiyaç emekçiler için sosyalizm. 1950’nin baharında ‘Kardeşlerim hapiste açlık grevinde değil de bir kırda yatıyor gibiyim, bu mayıs ayında geceleyin’ diye sesleniyordu Üsküdar’daki Paşakapısı cezaevinden. Biz de bugün Üsküdar Selimiye’den karanlığa karşı Nazım’ın dizeleriyle, umutla sesleniyoruz.”

Türkiye Komünist Partisi gönüllüsü olan mahallelilerin yaptığı konuşmaların ardından; gazeteci yazar Enver Aysever ve TKP PMK üyesi Aydemir Güler’in konuşmacı olduğu panel gerçekleşti.

'Tüm dünya komünistleri bir memleketse Nazım Hikmet bu memleketin ferdidir'

Nazım Hikmet’in aydın kimliğine değinen Enver Aysever, bugün halka karşı sorumluluğu yerine getirebilmenin tek yolunun Nazım’ın izinden gitmek olduğunu belirtti. Aysever şöyle konuştu:

“Nâzım Hikmet’in içini boşaltmak tehlikeli ve risklidir. Türkiye’de ayrışmak, kutuplaşmak kötüdür evet fakat her kutuplaşma kötü değildir. Varlıklıyla yoksulun, diktatör ile halkın, faşistle sosyalistin ayrışması tastamam gerekli olandır çünkü kimle mücadele edeceğimizi bilmemiz gerekir. Düzen siyasetçileri şunu söyler, 'Necip Fazıl da bizim Nâzım Hikmet de bizim.' Hayır, Necip Fazıl kiminse kimindir ama Nâzım Hikmet Türkiye devrimcilerinindir. Çünkü biri aslında son derece iyi bir yaşam sürme olanağı varken ülkesinin kurtuluş mücadelesinde yer almış, halkının yanında olmuş bir komünisttir. Tüm dünya komünistleri bir memleketse Nazım Hikmet bu memleketin ferdidir.

Aydemir Güler ve Enver Aysever

Nâzım Hikmet’i yalnızca bir şair gibi sunmak, şiirinin duygusallığına vurgu yapmak Nâzım Hikmet’e büyük bir haksızlıktır. Osmanlıcadan Türkçeye bir dil köprüsü kurarak edebiyatçı olarak da kendi diline büyük katkılar yapmış bir bilim insanıdır. Nâzım’ın şair olduğu kadar bir düşünür olduğu da geri planda bırakılır. Mevcut koşullarda dünyayı kavramak o kadar zorken edindiği düşünsel yöntem, diyalektik yaklaşım, hapiste bile dünyayı anlama çabasını sürdürmesi çok kıymetlidir. İşaret edilmesi gereken başka bir yanı ise Nâzım, kalemden kılıcını çeken, çekinmeden sözünü söyleyen, mücadeleci bir gazetecidir. Dolayısıyla hapishanelere sığmayan, dünyaya sığmayan Nâzım köşesine çekilip şiir yazan bir şair değildir. Tüm bunları düşündüğümüzde Nâzım bir aydın olarak bize yol gösterir. Birinci özelliği rüzgara karşı yürümek olan bir aydının izini sürmedikçe topluma bir katkımız olmadığını görürüz.

Her söz her ağıza yakışmaz. Her türlü ırkçılığı yapan, hayatında hiçbir zaman bireysel konforundan vazgeçmeyen, NATO’dan bir saniye olsun kopmadan Amerika’nın doğal müttefiki gibi davrananların Nâzım'dan bahsetmesi beni rahatsız ediyor. Nâzım Hikmet’in hangi ağızda olduğunu, kimlerle yan yana olduğunu, hangi ideolojinin parçası olduğunu unutmamak lazım. Bugün vatanını sevdiğini iddia ederken ne kadar milliyetçi olduğundan bahsedenlerin palavrasına karşılık en büyük yurtseverin dün ‘vatan haini’ dedikleri Nâzım Hikmet olduğu ortaya çıkıyor.”

'Umutsuzluğu değil umut kapısını aramamız gereken günlerden geçiyoruz'

Enver Aysever’in ardından söz alan Aydemir Güler, Nâzım’ın mücadelesinin, durduğu yerin, yaptığı çağrının hala güncel olduğunu belirtti.

Güler şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu panele başlamadan önce yakın zamanda parti gönüllüsü olmuş üç arkadaşımızın kürsüde konuşma yapması, Nâzım Hikmet hakkında konuşacağımız bu etkinliğin ayrıksı bir parçası değildir. Nâzım sadece şair değildir doğru, Nâzım aynı zamanda bir örgütçüdür. Hayatının son zamanlarını geçirdiği Sovyetler Birliği’nde bile, Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesi olmayan Sovyet vatandaşlarını parti üyesi olmaya ikna etmeye çalışıyordu. Tıpkı o dönemin koşullarında üyesi olduğu partinin sesinin duyulmasına izin verilmediği dönemde, çok geniş kitlelere sesini duyurmak için uğraştığı gibi. Nâzım ‘iyi şair ama komünist’ veya ‘komünist ama iyi şair’ gibi çok fazla çekiştirmeye maruz kalıyor. Nâzım Hikmet bir sürü şeyi iyi yapmaya uğraşmış, şiirlerini bir komünist gibi yazmış, mücadelesini verirken de gerçekten şiir gibi işler yapmıştır. Bu ikisini birbirinden ayırma çabası hayattayken de vardı şimdi de tükenmiyor.

Şiirleri ‘propaganda’ diye geçiştirilecek şiirler değil, özel olarak dünya görüşünü övmenin dışında o dünya görüşü için mücadeleye davet eden, kavgaya çağıran şiirlerdir. Kendi zamanında kitapları açık açık yayınlanamazken, erişilemezken yoldaşları tarafından elden ele yazılarak çoğaltılır ve insanlara ulaştırılırdı. Nâzım’ın şiiri, şiirin edebi değerinden değer kaybettirmeyecek şekilde bir dünya görüşünü, eşitliği, adaleti propaganda eder ve mücadeleye katmaya çalışır. Aradan onca yıl geçti, 3 Haziran’da Nâzım’ın şiirlerini biz dağıttık. Nâzım hayatı boyunca yeni bir dünya kazanmaya, bu dünyayı yaşanır hale getirme mücadelesine insanları örgütlemek için yazdı ve yaşadı. Şiirlerinde acılardan, zorluklardan bahsetmesi hala güncel. Yakın tarihimize baktığımızda bu ülke en acılı, en zorlu günlerini yaşıyor. Türkiye’nin birbirinin üzerine kat kat yığılmış sorunları varken bunun merkezinde ne olduğu çok açık; ekmek sorunu, yoksullaşma sorunu. Aynı gemideyiz deniyor fakat birden fazla gemi var. Bazı gemiler süratle yol alırken bazı gemiler batıyor, boğuluyoruz. Nâzım tam da bu nedenle güncelliğini koruyor.

Nâzım iyi bir hayata erişmenin mümkün olduğu bir sosyal ortamdan, kültürel sermayeden geliyor fakat Anadolu bu halde, düşman işgalindeyken, sahip olduğu her şeyin bir başka mücadelenin parçası haline gelmesi gerektiğini düşünüyor. Bugün Türkiye Nâzım’ın 19 yaşına ilerlediği günlere benzeyen, büyük arayışların yaşandığı günlerden geçiyor. Umutsuzluğu değil umut kapısını aramamız gereken günlerden geçiyor.”

Etkinlik Yapıcılar’ın Nâzım Hikmet şiirlerinden besteledikleri şarkıları seslendirmesiyle sona erdi.

Yapıcılar

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.