Sayfa yolu
NATO’nun Ankara'dan başlayan Ortadoğu kuşatması: Genişleyen ittifak, hizaya çekilen müttefikler ve yeni kriz başlıkları
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 10.07.2026 , 11:46 Güncelleme Tarihi: 10.07.2026 , 14:25
Ankara Zirvesi, NATO’nun “kalıplarını kırma” arayışında Ortadoğu’yu da sorumluluk alanına dahil etme çabasına güçlü biçimde tanık oldu.
Soğuk Savaş yıllarının sosyalist bloğa karşı Kuzey Atlantik ortaklığı olan NATO’nun esas sorumluluğu hep Avrupa olarak kavranmıştı. Bu sınırın ucunda bulunan Türkiye, Sovyetler Birliği’ne yakınlığı nedeniyle bir ileri karakol olarak önemli görülmüş, Kore’ye gönderilen Mehmetçik’in kan bedeli karşılığında ittifaka buyur edilmişti.
Sovyetler Birliği’nin çözülüşü sonrası bu kanlı ittifakın ilk savaşı Yugoslavya’da oldu. NATO, saldıran taraftı. Olay Avrupa’da geçtiği için işin coğrafi kısmı pek tartışma konusu olmadı.
11 Eylül’ün ardından ünlü beşinci madde devreye sokulup NATO Afganistan savaşına girdiğinde, coğrafi sınır açıkça ortadan kalktı. ABD merkezli şahin emperyalistler, “teröre karşı savaş”ın “küresel” olduğunu sürekli vurguluyor, NATO’yu da dünyanın her yerine yönelik ABD müdahalelerinin aracı kılmaya çalışıyordu. Afganistan’da sağlanan başarı, Irak Savaşı’nda sağlanamadı, NATO bir bütün olarak ABD’ye omuz vermedi.
Bu gerilim yıllarca sürdü. Avrupa ülkelerinde çeşitli dönemlerde savaşlardan uzak durma eğilimi gösteren hükümetler ağır bastı, ABD görece yalnız kaldı. Trump, ilk döneminden itibaren bu eğilimle kavgaya girişti.
Ankara Zirvesi’nde nasıl yansıyacağı çok konuşulan “Trump-Avrupa gerilimi”nin bütçeden ayrılacak pay, Grönland, Amerikan askerlerinin akıbeti gibi yönlerinin yanında, bir de bu NATO’nun coğrafi sınırlarının genişletilmesi boyutu vardı.
Ankara Zirvesi, Trump liderliğinde ABD’nin bu boyuta güçlü müdahalesine sahne oldu.
Birkaç hamle, bu meselede NATO’nun tutucu unsurlarını köşeye sıkıştırdı.
En güçlüsü, zirve günlerinde, tüm müttefiklerin olduğu yerde, Ankara’da Trump’ın İran’a karşı savaşı yeniden başlatmasıydı.
İran Savaşı sırasında Trump NATO üyelerinin de savaşa katılması için çok bastırmış, karşılık bulamayınca Avrupa’ya küfür ve hakaretler yağdırmıştı. Tüm NATO liderlerinin olduğu sırada ve savaşa katılmamış olan Türkiye’nin başkentinde bölgesel savaş ilanı, patronun tüm ortakları hizaya çektiği bir an oldu.
HTŞ lideri Ankara'da: Suriye NATO Zirvesi'ne sokuldu
Bu açıdan bir diğer önemli gelişme, Suriye’nin başına getirilen HTŞ lideri Ahmet Şara’nın da NATO Zirvesi’ne çağrılması ve burada Trump tarafından “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkarılacağının söylenmesi oldu.
Ukrayna lideri Zelenskiy’in Ankara’daki varlığı, olay Avrupa’da geçtiği ve Avrupa’daki NATO’cu liderlerin tümü bu savaşı gönülden desteklediği için olağan kabul edildi.
Ancak İran’la savaş ilan edildiği sırada Suriye’nin de NATO Zirvesi’nin parçası yapılması, olağandışı bir gelişmeydi.
NATO'nun yönü Ortadoğu
Bu noktada, NATO’nun müdahale sahasının Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde genişletilmesi isteğinin Trump tarafından yeni gündeme getirilen bir başlık olmadığını hatırlamakta fayda var.
Mart ayında TSK’nin ve Bakanlığın ısrarla duyurmadığı fakat basında çıkınca itiraf edilen Türkiye’de kurulacak NATO Kolordusu’nun sorumluluk alanı, “ittifakı terör saldırıları ve gayrınizami harp unsurları”ndan korumak adına Ortadoğu’ya odaklanacak.
Kolordu tartışmasının yürüdüğü günlerde Türkiye’de özellikle seküler NATO’cu kimi isimler bu olguya “Cahiller konuşmasın, Ortadoğu NATO’nun sorumluluk sahası değil” diye kibirle itiraz etmişti.
Öte yandan, konuyla doğrudan bağlantılı bir diğer mesele büyük oranda unutuldu.
Geçen sonbaharda CHP Milletvekili Utku Çakırözer’ün NATO Parlamenterler Asamblesi’ne sunduğu “İran tehdidi” başlıklı raporun temel tezi de NATO’nun Ortadoğu’daki, özellikle Arap Körfezi’ndeki varlığını genişletmesi gerektiğiydi.
Bu raporu soL’un gündeme getirmesi ve büyük tartışma çıkmasının ardından Çakırözer açıklama yaparak raporun NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti ile 2023 Vilnius ve 2024 Washington Zirveleri’nde alınan kararlarla uyumlu bir metin olduğunu söylemiş ve şöyle demişti:
NATO Parlamenter Asamblesinde raporlar, raportörün şahsi, partisel veya ulusal görüşlerini değil; Asamblenin Sekretaryası tarafından NATO kararları, önceki belgeler ve Asamble genelinde işbirliğinde hazırlanan kolektif bir çalışmayı temsil eder.
Yani rapordaki siyasi doğrultu ve öneri zaten NATO bürokratları tarafından sağlanmış, onaylanması Çakırözer’in raportörlük dönemine tesadüf etmişti.
Sonuçta, Çakırözer’in de belirttiği gibi Ortadoğu’ya genişleme önerili, İran tehdidi konulu rapor, 2022’deki NATO Strateji Konsepti’nden geliyordu.
TSK’nin açıkladığı üzere, Türkiye’de bir NATO Kolordusu kurulması ve muhtemelen Adana civarına konuşlanacak olan karargahın gerektiğinde yabancı ülkelerden on binlerce askerin getirileceği bir Ortadoğu gücü olarak tasarlanması da 2022 Strateji Konsepti’nden ve 2023’te NATO’nun detaylandırılan planlarından geliyordu.
SALDIRI ALTINDAYIZ. soL'un X hesabı, "kamu düzeni" bahanesiyle yasaklandı. İletişim Başkanlığı, soL Haber hakkında "soruşturma başlatıldığını" duyurdu. Gerçeğin sesini kısamayacaklar. Susmayacağız. Ama bu saldırıyı püskürtmek için desteğinize ihtiyacımız var. Hep birlikte.
Netanyahu'nun Türkiye kartı devrede
Meselenin bir de İsrail tarafı var.
Türkiye-İsrail ilişkileri henüz Trump Ankara'dayken gündem olmaya başladı. Gündeme getiren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ekibinden bazı isimler oldu.
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye verilmemesi için hem açıktan hem perde arkasında girişimlerde bulunduklarını belirtti. Smotrich şöyle dedi:
Erdoğan çok tehlikeli bir adam. Türkiye, bugünkü durumuyla İsrail için çok önemli bir tehdittir.
Dışişleri Bakanı Gideon Saar da F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye verilmesine karşı olduklarını duyurdu.
Netanyahu alelacele CNN'e, ardından da Trump'ın sürekli boy gösterdiği Fox News'e de çıktı. Yayınlarda Türkiye'nin F-35 programına dönüşünün yanlış bir karar olacağını söyledi. Trump yönetiminin böyle bir karar alma ihtimalini hata olarak gören Netanyahu, Türkiye'nin Yunanistan'ı tehdit ettiğini ve İsrail'in yok edilmesi gerektiğini savundu. "Türkiye'nin F-35 alması Ortadoğu'daki güç dengesini bozar" dedi.
Netanyahu, Ankara'dan, kendisine "Ben başkan olmasaydım, bugün İsrail olmazdı" diyen Trump'la dün bir görüşme de yaptı. İsrail Başbakanı, Trump'a Ortadoğu'da "askeri hava üstünlüğümüzü koruyacağız" diyerek üstü kapalı rahatsızlığını dile getirdi.
'Erdoğan hem kendi rolünü hem de Türkiye'nin konumunu güçlendirip sağlamlaştırdı'
İsrail basınında da Türkiye karşıtı yayınlar yer almaya başladı.
Israel Hayom gazetesi, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin "Türkiye'yi bölgesel ve uluslararası bir güç olarak konumlandırma hedefini gösteren bir platforma dönüştüğünü" yazdı.
Haberde, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirve ile "Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumunu daha da sağlamlaştırdığı" belirtildi.
Türkiye’nin 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeriyle NATO içinde ABD’den sonra en büyük ikinci orduya sahip olduğu ve savunma sanayisinin son 10 yılda belirgin bir ivme kazandığı vurgulandı. Erdoğan'ın bu bağlamda, Türkiye'nin Avrupa "savunma ve güvenlik mimarisi" adı verilen savaş sanayisine girmesi için baskı yaptığı aktarıldı.
Türkiye'nin küresel silah pazarının yüzde 1,8’ine sahip olduğunu da atlamayan gazete ihracatın son yıllardaki artışına dikkat çekti. Askeri harcamalara da işaret edildi, "savunma" harcamalarının Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan ve diğer komşu ülkelerin toplamda yaklaşık 25 milyar dolara ulaşan tahmini toplam askeri bütçelerini aştığı belirtildi.
Yedioth Ahronoth gazetesi de İsrailli üst düzey bir yetkiliye dayandırarak F-35'lerin teslim alınmasının İsrail'in Ortadoğu'daki hava üstünlüğüne zarar vereceğini ima etti. Trump'ın uçakların teslim edilmesi öncesinde "hâlâ bazı şartlar öne sürebileceğini" savundu.
İsrail basınında çıkan başka haberlerdeyse "Türkiye'nin İsrail'e tehdit oluşturması için F-35'lere ihtiyacı olmadığı" bile vurgulandı.
Dolayısıyla İsrail, Türkiye'nin tam boy Amerikancılıkta seviye atlamasında paniğe kapıldı. En güçlü ortaklığı ve "Ortadoğu'da istediğimi yaparım, Trump arkamda" anlayışının meşruluğunu kaybedeceğini düşünen Netanyahu hükümeti Türkiye'yi kendileri ve bölge için yeni bir tehlike olarak tarif etmeye başladı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.