Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

NATO’culara kötü haber: Bu kış çok daha fazla üşüyecekler…

Türkiye’de yaygın bir kabul var; üstelik bu, tüm Amerikancıların temel önermesi haline gelmiş durumda. Ülkemizin NATO’nun parçası olduğu için güvende olduğunu öne sürüyorlar. Darbeler ve katliamlardaki NATO parmağını ya ısrarla görmüyorlar ya da NATO aparatı oldukları için bu yalana sığınıyorlar. Ancak yıllardır sığındıkları bu yalan, bugün ülkemizden hayli uzaktaki bir buzul parçasının altına, bütün çıplaklığıyla gömülmek üzere.

Ali Ufuk Arikan

Yayın Tarihi: 08.01.2026 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 08.01.2026 , 11:32

Ortalama sıcaklığı tarihin en yüksek değerlerine ulaştığı dönemlerde dahi en fazla -17,39 dereceyi görmüştü Grönland.

Kuzey kutbundaki buz örtüsüyle kaplı bu soğuk ada, tarihinin en sıcak günlerini yaşıyor.

soL’da daha önce aktarmıştık, bu ada eski bir Danimarka kolonisi.

Danimarka’nın toprağı sayılan dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip bu adası, 1979'da kurulan kendi parlamentosu eliyle özerklik kazansa ve bu özerklik yıllar içinde güç kazansa da temel birçok başlıkta Danimarka’ya bağlı.

Peki, bu kendi halinde ve buz örtüsüyle kaplı, nüfus olarak çok küçük ada nasıl oldu da bir anda dünyanın gündemine oturdu?

Önce öykünün geçmişine uzanalım.

50 milyar varil yakıt, tatlı su kaynaklarının yüzde 10'u ve nadir toprak elementleri

Tarih 16 Ağustos 2019.

ABD’deki Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland'ı satın almaya karar verdiğini iddia ediyordu.

Evet, bir ülke, başka bir ülkenin toprağını satın almak istiyordu.

Gazete bu iddiasını kulis konuşmalarına dayandırırken ne Beyaz Saray ne de Grönland’ın parçası olduğu Danimarka konuya dair bir açıklama yapmadı.

Sadece 50 küsür bin nüfusu olan bu adayı Trump neden almak istiyordu ki?

WSJ bunun nedenlerini aslında açık açık sıralamıştı. 

Öncelik adanın konumuydu, ardından da yer altı zenginlikleri.

Trump bu kaynaklara sahip olup olamayacaklarını, adayı satın alıp alamayacaklarını danışmanlarına sormuştu, haber de buradan sızmıştı işte.

Peki, neydi Trump’ın iştahını kabartan yer altı zenginlikleri?

Trump’ın haydutça saldırıdan hemen sonra, Venezuela ile ilgili yaptığı “50 milyon varil petrolü biz alacağız, parasını da ben kontrol edeceğim” açıklamasını bugün tüm dünya medyası büyük haber olarak geçti.

WSJ’nin 2019 tarihli haberine göre, Grönland’da tam 50 milyar varil petrol ve eşdeğeri doğal gaz bulunuyor.

ABD’nin haydut başkanını iştahlandıran maddelerden biri bu, ancak dahası da var.

Habere göre dünyanın tatlı su kaynaklarının yüzde 10'unu oluşturan buz kütleleri Grönland’da bulunuyor.

Başka?

Teknoloji endüstrisi için çok önemli olan “nadir toprak elementleri”nden lantanitlerle birlikte itriyum ve skandiyum elementlerinin de büyük bir rezervi buz örtüsü dolu bu adada bulunuyordu.

Kısacası Trump’ın bitmek bilmez Grönland aşkının arkasında bunlar yatıyor.

Ya satacaksınız ya da teslim olacaksınız

Dünya ABD haydutluğunun en uç örneklerinden birine çok kısa süre önce, 3 Ocak 2026 tarihinde şahitlik etti.

Trump’ın aç gözlülüğünün yeni yıldaki ilk adresi Venezuela oldu.

Bu barbar ve haydutça saldırının ardından şimdi her yere meydan okuyan, savaş ve işgalle tehdit eden açıklamalar geliyor.

Kolombiya, Meksika, İran ve Küba başta gelen hedefler arasında yer alıyor.

Ancak bu alışılan saldırı hedeflerinin yanına 50 bin kişilik bu ada parçasının eklenmesi tüm dünyada şaşkınlıkla karşılanıyor.

Dünyaya demokrasi ve medeniyet dersi veren Batı’nın, en yakın müttefiki Trump’ın bu haydutluğu karşısında şu ana kadar nutku tutulduğu için henüz sesi çıkmıyor.

Buraya geleceğiz ama önce Trump’ın açıklamalarına ve küstahlığına uzanalım.

WSJ’nin gündeme getirdiği haberden sonra Trump, “Böyle bir konsept gelişti. Stratejik olarak çok ilginç. Gündemin birinci maddesi değil, size onu söyleyebilirim. Bir tür gayrimenkul anlaşması” diyordu.

Bundan 5 yıl sonra, Trump’ın yeniden başkan seçilmesinin ardından bu konuda ilk ciddi çıkış 2024’ün Aralık ayında geldi.

Eski ABD Başkanı Harry Truman’ın 1946'da Danimarka'ya 100 milyon dolarlık altın teklif edip satın almak istediği ada, bir kez daha gerçekten masadaydı.

Trump, adaya güvenlik ihtiyaçları dolayısıyla sahip olmaları gerektiğini tekrar dile getiriyor, bunu öncelikli gündem maddelerinden biri haline getiriyordu.

Göreve başladıktan hemen sonra, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile 45 dakikalık bir telefon görüşmesi yapan Trump, kendisine yapılan "askeri üsler ve maden çıkarma konusunda daha fazla işbirliği" teklifini reddederek, adanın tam kontrolünü istiyordu.

ABD’nin müttefiki olan Danimarka hükümetinin “şaka” diye düşündüğü senaryo bütün ciddiyetiyle karşılarındaydı artık.

O yüzden Danimarka yetkilileri görüşme sonrasında "Korkunçtu. Soğuk bir duştu. Önceden ciddiye almak zordu. Ancak bunun ciddi ve potansiyel olarak çok tehlikeli olduğunu düşünüyoruz” diyecekti.

Sonrasında tehdit ciddiye binince batı ittifakının sarsılmaz parçası Danimarka’nın Başbakanı "Bu sadece Grönland veya Danimarka ile ilgili değil, nesiller boyunca Atlantik boyunca birlikte inşa ettiğimiz dünya düzeniyle ilgili. Güvenlikle ilgili bir tartışma olsa bile başka bir ülkeyi ilhak edemezsiniz" çıkışında bulundu.

Bu çıkışın yanı sıra tüm tavizleri vermeye hazır olduklarını da söylüyordu: “Grönland'da daha fazla bulunmak istiyorsanız, Grönland ve Danimarka hazır ve tıpkı bizim gibi Arktika'daki güvenliği güçlendirmek istiyorsanız, bunu birlikte yapalım.”

Ancak emperyalist düzenin temsilcisi olan ABD, bununla yetinmeye razı değildi, her şeye sahip olmak istediğini açıkça ilan ediyordu Trump.

Beşinci madde ve NATO şemsiyesi efsanesinin sonu

Dünyanın büyük bölümünde olduğu gibi ülkemizde de NATO’cular ve Amerikancıların düzeni hüküm sürüyor.

Hem ülkemizdeki NATO’cular için hem de dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun kurucu üyelerinden olan Danimarka için ilginç bir süreç yaşanıyor.

Öyle ya, meşhur bir 5. Maddesi vardı NATO’nun. 

Bu şemsiye hepsini, tüm NATO üyelerini korurdu her şeyden, öyle diyorlardı.

Neydi o beşinci madde hatırlayalım.

"NATO üyesi ülkelerden birine yapılan saldırı, hepsine yapılmış bir saldırıdır."

Yani bir NATO üyesi ülke saldırıya uğrarsa, tüm üyeler ona askeri destek sağlar. Bu sayede de saldırıya uğrayan ülke asla yalnız kalmaz.

Şimdi bu şehir efsanesi yerle bir oluyor.

NATO’nun kurucu üyesi Danimarka, kendi ülke toprağını NATO’nun lider ülkesi ABD’ye satmadığı için şimdi işgal tehdidiyle karşı karşıya.

Aylardır "bizim satılık toprağımız yok" diyen, bununla birlikte her tür tavizi vermeye hazır olduğunu belirten Danimarka, NATO üyelerine ve parçası olduğu Batı ittifakına yüzünü dönerek, çaresizce kendini kurtarmaya çalışıyor.

ABD Başkanı Trump ve ekibinin Grönland’a “sahip olmak” için tüm seçenekleri değerlendirdiğini açıklayan Beyaz Saray, “ABD ordusunu kullanmanın” da bir seçenek olduğunu bildireli daha bir gün oldu...

Böylelikle NATO üyesi ülkelerin o çok güvendiği güvenlik şemsiyesi, şimdiden başlarına çalınmış oldu.

Bu tablo halkımıza ne anlatıyor?

Ülkemizde NATO’dan çıkılması, ABD ve NATO üslerinin kovulması istendiğinde mandacılar ve işbirlikçiler hep bir ağızdan aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “NATO’dan çıkarsak güvenliğimiz tehlikeye girer, saldırılara karşı korunaksız kalırız. NATO bize koruma şemsiyesi sağlıyor.”

Şimdi ABD’nin başındaki Trump, NATO üyesi bir ülkenin topraklarını tüm dünyanın gözü önünde zorla satın almaya kalkıyor, buna direnilirse işgal etmekle tehdit ediyor.

Bu tablo, halkımıza da tüm dünyaya da söylenen yalanları boşa düşürmesi, emperyalizmin gerçek yüzünü ortaya koyması açısından oldukça faydalı.

Karşımıza almamız gereken şey tam olarak bu yalanlardır; talep etmemiz gereken şey ise emperyalizme karşı ülkemizin bağımsızlığı ve egemenliği ile bu terör örgütünün ülkemizde sahip olduğu en az 28 askeri üssün kapatılmasıdır.

NATO’nun 5. Maddesine tapan işbirlikçiler ve mandacılar ise Trump’ın Grönland için dökülen salyalarında “ulusal güvenlik şemsiyesi” aramaya devam edebilirler.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.