Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

NATO gölgesinde seçim: Hollanda’da fatura emekçiye

Hollanda yarın seçime gidiyor. “Özgürlükler ülkesi” imajının ardındaysa derin bir sınıfsal gerilim yatıyor. Savunma bütçesi hızla büyürken sağlık, eğitim, barınma gibi alanlarda kesintiler gündemde. Liberal sağdan sosyal demokratlara kadar geniş bir yelpazedeki partiler, bu yönelimi temelden sorgulamazken, gerçek iktidar finans kapital, NATO ve Brüksel-Washington hattı arasında şekilleniyor.

Seçimlerde yarışan parti afişleri La Heyl'in hemen her köşe başında göze çarpıyor. (Fotoğraf: AA)

Gamze Özdemir

Yayın Tarihi: 28.10.2025 , 19:46 Güncelleme Tarihi: 28.10.2025 , 19:53

Uluslararası kamuoyunda “özgürlükler ülkesi” diye pazarlanan Hollanda, bireysel özgürlükler açısından geniş bir imaja sahip. Eşcinsel evlilik, bireysel tercihlere yönelik geniş serbestlikler bu imajı güçlendiriyor. Ancak iş maaşlara, kiralara ve askeri bütçelere geldiğinde tablo hızla değişiyor.

Hükümet faaliyetlerinin yürütüldüğü Den Haag’da bir emekçi, parlamento önünde pankart açtığında karşısına çıkan şey “özgürlük” değil, polis kalkanı oluyor.

Devlet, bireyi zincirle değil tercihlerle yönetiyor. Serbestlik alanı gösteriliyor ancak kolektif itirazın sınırları bireylerin zihninde önceden çiziliyor. Marx’ın dediği gibi: “Maddi yaşam koşulları bilinci belirliyor.”

Hollanda’da bu koşullar, tüketimle uyuşturulmuş incelikli bir disiplin sistemine dönüşmüş durumda.

Savaş ekonomisinin gölgesinde sosyal devletin çözülüşü

2025 bütçesi, Hollanda’daki sınıfsal ayrımı çıplak biçimde ortaya koyuyor. Savunma harcamaları yükselirken sağlık ve eğitim gibi toplumsal hizmet alanlarında kesintiler gündeme geliyor:

  • Hollanda, NATO hedefleri doğrultusunda savunma harcamalarını 2025’te yaklaşık 22 milyar avrodan 2030’da yaklaşık 38 milyar avroya çıkarmayı planlıyor.
  • NATO hedefi olan GSYH’nin yüzde 5’lik savunma standardı yaklaşık 50 milyar avroya işaret ediyor.
  • 2025–2030 dönemi için toplam 178 milyar avroluk savunma bütçesi öngörülüyor. Bunun yaklaşık 41 milyar avrosu “savunma sanayi fırsatı” adı altında Hollanda üretim sektörüne aktarılabilir kaynak olarak tanımlanıyor.

Savunma harcamalarındaki büyüme, kaynağını sağlık, eğitim ve barınma bütçelerinin reel olarak daraltılmasından alıyor. Sağlık Bakanlığı bütçesi reel olarak küçülüyor, kamu hastanelerindeki yatak sayısı azalırken özel sektör payı artıyor. Eğitimde ise üniversitelere ayrılan kamusal kaynaklar azalıyor, araştırma fonları ise “savunma Ar-Ge” başlıklarına yönlendiriliyor.

Böylece sosyal bütçelerden çekilen pay, askeri-endüstriyel komplekse ve NATO hedeflerine aktarılıyor.

NATO’nun gözde büyüme alanı: Savaş ekonomisi

Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra “tarihin sonu” söylemleri dolaşıma sokulmuş olsa da gerçekte yeni bir emperyalist paylaşım süreci yaşanıyordu. Günümüzde ABD–AB–NATO ekseni ile Çin–Rusya hattı arasında pazarların, enerji yollarının ve hammadde kaynaklarının yeniden dizimi söz konusu.

Hollanda bu tabloda finans kapitalin Avrupa’daki önemli merkezlerinden biri. 2025 Lahey Zirvesi’nde ortaya konan GSYH’nin yüzde 5’ini savunmaya ayırma hedefi, sermaye açısından yeni bir birikim alanının ilanı niteliğinde.

Bu artış yalnızca askeri yük değil; üretim, sanayi, siber güvenlik ve silah teknolojilerinde yeni bir kâr havuzu anlamına geliyor. Savunma sanayisinin üretim kapasitesinin üç katına çıkarılması hedefleniyor.

Bu tablo, NATO’nun salt askeri bir yapı değil, Avrupa sermayesinin sanayi–teknoloji–güvenlik ekseninde yeniden örgütlenmiş birikim aracı olduğunu gösteriyor.

Devletin incelikli aygıtı: Demokrasi

Hollanda devleti, sermayenin en ince ayarlarla çalıştırdığı bir aygıt. Baskı, kaba zorbalıkla değil rıza üretimiyle yürütülüyor.

Monarşi sembolik, demokrasi biçimsel; asıl belirleyicilik ise finans kapital ile NATO bürokrasisinin elinde.

29 Ekim’de sandığa gidecek Hollandalılar gerçekte kendi kaderlerini değil hangi sermaye fraksiyonunun ülkeyi yöneteceğini seçecek.

Gerçek iktidar ise zaten önceden belirlendiği gibi finans kapital, NATO, Brüksel ve Washington tarafından şekillendiriliyor.

Seçim arenasında sermaye fraksiyonları ve kesintiden silaha kayış

Özgürlük ve Demokrasi Halk Partisi (Volkspartij voor Vrijheid en Democratie – VVD): Finans Kapitalin Vitrini

Liberal sağın taşıyıcısı VVD ve lideri Dilan Yeşilgöz, NATO hedeflerini sorgusuz destekliyor. Sağlıkta kamu payının azaltılması, özel sigortaların yaygınlaştırılması; eğitimde “dijital dönüşüm” gerekçesiyle bütçe daralması savunuluyor. Tasarruf edilen kaynaklar ise savunmaya yönlendiriliyor.

Yeşil Sol Parti (GroenLinks) ve İşçi Partisi (Partij van de Arbeid – PvdA): Reformun Sınırları

İttifak, “dengeli uygulama” çağrısı yaparken savunma harcamalarına köklü bir karşı çıkış geliştirmiyor. Eğitim ve sağlıkta kesintilerden doğrudan vazgeçmek yerine “nasıl finanse edileceği” sorusunu öne çıkarıyor.

Özgürlük Partisi (Partij voor de Vrijheid – PVV): Yoksulun Öfkesini Göçmene Yönlendirmek

Geert Wilders’ın liderliğindeki PVV, yoksulluk, işsizlik ve kira krizi gibi toplumsal sorunları göçmen karşıtlığı üzerinden kültürel düzleme taşıyor. Kamu hizmetlerindeki kısıntıları “önceliklendirme” olarak sunuyor—böylece kesintilerin gerçek nedenini perdeleyen bir strateji izliyor.

Sosyalist Parti (Socialistische Partij – SP): Sessiz Karşı Koyuş

SP, sağlık ve eğitim kesintileri ile savunma bütçesinin büyütülmesine açıkça karşı çıkan tek büyük parti. Ancak özellikle Filistin bağlamında güçlü bir anti-emperyalist tutum yerine “barış diplomasisi” vurgusuyla sınırlı kalıyor.

Bu tablo, sosyal hizmetlerdeki kesintilerin doğrudan savunma sanayisi ve NATO bütçesine kaynak aktarma işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.

Filistin: Emperyalizmin gölgesinde yönetilen vicdan

2025 yazı boyunca Hollanda’nın büyük kentlerinde düzenlenen Rode Lijn (Kırmızı Hat) yürüyüşleri, Gazze’deki yıkıma yönelik toplumsal duyarlılığın dışavurumu olarak görünse de örgütlenme biçimi ve siyasal çerçevesi itibarıyla devlet ve sermaye tarafından yönlendirilen kontrollü bir protesto alanı yaratmıştır.

Eylemlerin belediyelerin onayıyla, STK ve sendikaların koordinasyonuyla, polis gözetiminde gerçekleşmesi radikal siyasal içeriği törpüleyerek toplumsal öfkeyi rejimin kabul sınırları içinde tutmuştur. Bu, toplumsal tepkilerin sistem içi biçimde kurumsallaştırılması anlamına gelir.

Aynı dönemde dolaşıma sokulan “Trump Barışı” girişimi, ABD–AB hattının siyasal maskesini oluşturmuş, Filistin üzerindeki baskı koşulları değişmezken Avrupa kamuoyunda sahte bir “barış” atmosferi yaratılmıştır.

Bu süreç, Lenin’in “sömürge halkların devrimci enerjisinin metropollerde soğurulması” tespitinin güncelliğini doğrulamaktadır. Hollanda solunun geniş kesimleri anti-emperyalist bir program geliştirememiş, GroenLinks-PvdA NATO çizgisinden ayrılmamı, SP ise diplomatik söyleme sıkışmıştır.

Böylece Filistin direnişi, Hollanda solunun ideolojik zaaflarını görünür kılan bir yansıma haline gelmiştir.

Emperyalizmin yeni 'barışı'

Bugün Avrupa’da “barış” söylemi, emperyalist sistem içindeki aktörlerin geçici uzlaşmalarının stratejik molası niteliği taşıyor.

NATO ülkeleri bu molayı yönetiyor: Protestoları düzenliyor, öfkeyi kanalize ediyor, bütçeleri onaylıyor.

Hollanda bu mekanizmanın laboratuvarlarından biri. Burada “barış”, sermayenin soluklanma arasıdır.

Sonuç: Sandık var, seçenek yok

Gerçek barış, emperyalist sistem içindeki oyuncuların geçici uzlaşmalarıyla değil bu sistemi besleyen sermaye düzeninin aşılmasıyla mümkündür.

Yarın yapılacak seçimler, Hollanda’da “alışılagelmiş dostlar alışverişte görsün” seçimi olmaktan öteye gitmiyor. 29 Ekim’de sermayenin nasıl olsa kazandığı, yalnızca biçimin değiştiği iki seçenek sunuluyor:

– Güvenlik maskesi altında yeni dönem kârlarını silah sektörü ve yeni yıkımlarda arayan kanat,
– Sosyal harcamaları ve uluslararası hukuku birer rıza aygıtı olarak kullanan, ancak sömürü sınırlarına dokunamayan reformcu kanat.

Her iki hattın ortak noktası:
NATO’yu ve sermaye düzenini sorgulamadan, güvenlik tehdidini işçi sınıfına yedirmek.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.