Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Nagehan Alçı'nın depremzedeleri hedef alan sözlerine Hatay'dan yanıt geldi: 'Düpedüz kötülük'

Nagehan Alçı'nın "Depremzedelerde para harcama refleksi kaybolmuş" sözleri büyük tepki çekti. Yurttaşlar, elektrik ve suyun olmadığı konteynerlerdeki yaşam mücadelesini "lüks" sananlara isyan etti.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 05.02.2026 , 00:38

Büyük yıkımın yaşandığı 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı yaklaşırken, afet bölgesi yeniden ana akım medyanın gündemine girdi. Depremzedelerin yaşadığı sorunları ve bölgedeki son durumu aktarmak üzere Hatay'a giden "gazeteci" Nagehan Alçı'nın sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım ise büyük bir tartışmaya vesile oldu. Alçı, devletin sağladığı imkanlar nedeniyle depremzedelerin "para harcama refleksini kaybettiğini" ve konteynerlerden çıkmak istemediğini iddia etti.

Bölgedeki gazeteciler, eğitimciler ve yurttaşlar ise bu tespitin gerçeklikten kopuk olduğunu belirterek, konteyner kentlerdeki yaşam mücadelesinin "bedavacılık" olarak yansıtılmasına sert tepki gösterdi.

'Kendini bilmezlik'

Nagehan Alçı, Hatay ziyaretinde kendisine eşlik eden yerel gazetecilerin kendisine depremzede yurttaşların sorunlarını aktarmasına rağmen, sosyal medya hesabındaki paylaşımda şu ifadeleri kullandı: 

"Konteyner kentlerde devletin sağladığı elektrik, su ve ısınmanın yanı sıra devamlı gelen gıda ve temel ihtiyaç yardımları nedeniyle maalesef bazı depremzedelerde para harcama refleksi kaybolmuş. bütün kısıtlı imkan ve zorluklara rağmen bu nedenle konteynerlardan çıkmak istemiyorlar."

Bu sözler üzerine bölgeyi yakından takip eden gazeteci Mustafa Dilek, Alçı'nın iddialarına rakamlarla yanıt verdi. 

İnsanların konteyner kentlerde yaşamayı bir lüks haline getirdiğini söylemenin "kendini bilmezlik" olduğunu ifade eden Dilek, birkaç münferit örnek üzerinden binlerce insanın vebalinin alındığını vurguladı.

Dilek, Hatay'daki resmi verilere dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: 

"Bugüne kadar 74 bin 671 kiracıya ve 72 bin 455 ev sahibine kira yardımı yapılmış durumda. 35 bin 340 vatandaşa Esenkart dağıtılmış ve bölgede hâlâ 160 konteyner kent faal durumda. Şimdi soruyorum, bu 160 konteyner kentte yaşayanların hepsi mi 20 metrekarelik yaşam alanını lüks olarak görüyor? Hepsinin mi işi gücü, hayatı normal? Ya da hepsi mi devletten yardım bekler durumda?"

Konteyner kentlerde elektrik kesintileri, su baskınları, çukur ve çamurla mücadele edilerek geçirilen üç yılın ne demek olduğunu bilmeyenlerin ahkam kestiğini belirten Dilek, bu yaklaşımın gerçekleri saptırmak olduğunu söyledi. Dilek tepkisini, "Daha bir ay öncesinde 'konteynerler Gazze'ye ne zaman gidecek' diye soranlar ne ara konteyner kentleri hatırlar oldu? İşgüzarları bulup onlar üzerinden algı yönetimi yapmak ve bu kentler boşuna duruyor demek düpedüz kötülüktür" sözleriyle dile getirdi.

'Bu bir gözlem hatası değil, kötülük'

Alçı'nın "para harcama alışkanlığını kaybettiler" iddiasına en çarpıcı yanıtlardan biri de bizzat o konteyner kentlerden birinde yaşayan Öğretmen Selim'den geldi. Bulunduğu Katar 2 Konteyner Kenti'ndeki yaşayan Selim Öğretmen, "sürekli 'bir çıkın, bir kalın' denilen belirsiz bir yerdeyiz" dedi.

20 metrekarelik alanda yaşanan zorlukları anlatan Selim, Alçı'nın "bedava su ve elektrik" tezini şu sözlerle yanıtladı: 

"Burada bırakın çeşmeden suların akmamasını, dişimizi fırçalarken bir bardak suyu dahi satın alıyoruz çünkü sular sürekli akmıyor. Elektrik yok, zaman zaman bir haftayı bulan kesintiler hayatın normali oldu. ısınmak için sürekli piknik tüpüne takılan katalitik ısıtıcılar alıyoruz. Hayatımızın en büyük lüksü piknik tüpü bulmak."

Buzdolaplarının elektrik kesintisi yüzünden çalışmadığını ve bozulan yiyecekler nedeniyle sürekli gıda masrafı yaptıklarını belirten Selim Öğretmen, mum, koliyle su, şarjlı aydınlatma ve yağmurdan korunmak için çatıya çektikleri naylon brandaların maliyetlerini hatırlattı. Selim Öğretmen "Çamurun, soğuğun, karanlığın içinde yaşamak tercih olabilir mi? Nagehan hanım bir naylon brandanın metresi kaç lira biliyor mu? Bu yanlış bilgi ya da gözlem hatası değil, düpedüz kötülük. Görünen o ki depremzedeleri buralardan çıkarmak için psikolojik bir hazırlık yapılıyor, beleşe yaşayan insanlar muamelesi görüyoruz" ifadelerini kullandı.

TOKİ konutları neden çözüm olmuyor?

Tartışmaların bir diğer boyutu ise depremzedelerin neden TOKİ konutlarına geçmediği sorusu. Alçı'nın "konteynerdan çıkmak istemiyorlar" tezine karşı Halil İbrahim Aslanyürek, sahadaki teknik ve ekonomik engelleri anlattı. Aslanyürek'e göre depremzedelerin TOKİ'ye geçmemesinin temel nedeni, konutların önemli bir kısmının hala tamamlanmamış olması.

Teslim edildiği söylenen konutlarda ciddi altyapı eksikleri olduğunu vurgulayan Aslanyürek süreci şöyle özetledi: 

"TOKİ'lerin önemli bir kısmında doğal gaz yok, kimisi ısınmıyor, kimisinde su alt yapısında ya da ince imalat hataları var. Konteynerde en azından 20 metrekarede küçük bir piknik tüpüyle ısınma şansına sahipsiniz ama TOKİ'de 2+1, 3+1 evde bunu yapma şansınız yok."

Aslanyürek ayrıca, henüz tamamlanmayan ve taşınılamayan konutlar için hak sahiplerinden aidat istendiğine dikkat çekti. Kura çekilip hak sahipliği tanınan pek çok kişinin evinin henüz temelinin bile atılmadığını, kağıt üzerinde tapu teslimi yapıldığını belirten Aslanyürek, ulaşım sorununa da değindi: "Çoğu TOKİ bölgesi merkezden oldukça uzakta, toplu ulaşım yok. Özel arabanız yoksa taşınamazsınız. Kimse bu evlerin oturulabilir durumda olmadığının farkında değil."

Depremzede yurttaşlar, yaşadıkları barınma ve altyapı krizinin "keyfi bir tercih" gibi sunulmasının, depremzedeleri kamuoyu nezdinde kötü gösterdiğini ve mağduriyeti derinleştirdiğini belirtiyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.