Sayfa yolu
Moskova'da üçüncü Rusya-Afrika Zirvesi: 'Sömürgecilik karşıtlığı' söyleminin gölgesinde diplomasi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 30.10.2026 , 17:34
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Afrika Birliği Dönem Başkanı olan Burundi Devlet Başkanı Evariste Ndayishimiye'nin eş başkanlığında Moskova'da düzenlenen üçüncü Rusya-Afrika Zirvesi tamamlandı. 28-29 Ekim tarihlerinde bir araya gelen 48 Afrika ülkesinin temsilcileri; siyaset, savunma, enerji, madencilik, tarım ve teknoloji transferi başlıklarında ikili ve çok taraflı görüşmeler yürüttü.
Ukrayna savaşı nedeniyle Batı'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya olan Moskova yönetiminin, diplomatik yalnızlığı aşmak ve yeni ekonomik-askeri kanallar açmak adına özel önem atfettiği zirve, "anti-kolonyal dayanışma" mesajları ile sahadaki jeopolitik ve ticari çıkar arayışları arasındaki gerilimi bir kez daha görünür kıldı.
Katılım tablosu ve Moskova'nın 'çok kutuplu dünya' vurgusu
İlki Ekim 2019'da Soçi'de 43 liderin katılımıyla düzenlenen, ikincisi ise 2023 yılında St. Petersburg'da 17 devlet başkanının iştirakiyle yapılan zirvenin bu yılki ayağına Kremlin Başkanlık Danışmanı Yuriy Uşakov'un verilerine göre 22 devlet başkanı katıldı. Moskova yönetimi, 2019'a kıyasla lider düzeyindeki katılımda görülen düşüşü Batılı ülkelerin Afrika hükümetleri üzerindeki siyasi ve ekonomik baskısına bağladı.
Zirvenin konuk listesinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Kenya Devlet Başkanı William Ruto, Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni, Namibya'dan Netumbo Nandi-Ndatiwah, Sudan'dan Abdülfettah el-Burhan ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi yer aldı. Ayrıca Fransa'nın bölgedeki askeri ve siyasi nüfuzunun gerilemesiyle Rusya ile güvenlik ilişkilerini derinleştiren Burkina Faso lideri İbrahim Traore ve Nijer lideri Abdurrahman Tiani de Moskova'daki zirveye katılan isimlerden oldu.
Resmi teması "Karşılıklı Fayda Sağlayan İşbirliğini Geliştirmek" ve "her Afrika ülkesinin potansiyelini ortaya çıkarmak" olarak belirlenen zirvede 40'tan fazla oturum gerçekleştirildi. Zirvede konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eski sömürgeci güçlerin aksine Moskova'nın kıtada yağmacı politikalar izlemediğini savunarak Batı'nın borçlandırma mekanizmalarını hedef aldı:
"Afrika, küresel ekonomi ve siyasetteki kilit oyunculardan biri olarak kendini giderek daha fazla kabul ettiriyor. Ancak çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkması elbette kolay bir iş değil. Bu gerçeği kabul etmeye hazır olmayan ülkelerin direnişiyle karşılaşıyor."
Batılı ülkelerin Afrika devletlerini yağmacı koşullarla finansal kaynakları kabul etmeye zorlayarak uzun vadeli kalkınmalarını yavaşlattığını belirten Putin, Rus şirketlerinin kıtadaki faaliyetlerini şu sözlerle savundu:
"İşletmelerimiz doğal ve insani kaynakların yağmacı, neo-kolonyal sömürüsüne girişmiyor, aksine hammaddelerin yerel olarak işlenmesini genişleterek yeni istihdam alanları yaratıyor ve vergi geliri sağlıyor."
Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
Söylem ve gerçeklik: Ticarette sınırlı hacim, madencilik ve enerjide tekel hamleleri
Putin'in bu ayın başlarında da dile getirdiği, Rusya'nın amacının "Afrika'dan bir şeyler çalmak" değil, "birlikte kalkınmak" olduğu yönündeki açıklamalarına karşın, bugünkü ekonomik tablo daha karmaşık bir niteliğe işaret ediyor.
2019'daki ilk zirvede 16,8 milyar dolar seviyesinde tahmin edilen Rusya-Afrika ticaret hacmi 28 milyar doları aşmış durumda. Ancak bu rakam, Çin'in kıta ile yürüttüğü 348 milyar dolarlık ticaretinin ve Avrupa Birliği'nin 2024 verileriyle yaklaşık 395 milyar dolar mal ticaretinin oldukça gerisinde kalıyor. Üstelik Rusya'nın ticareti birkaç ülkede yoğunlaşırken; ilişkilerin omurgasını tarım ürünleri, silah satışı, enerji ve Rus şirketlerinin stratejik maden hamleleri oluşturuyor.
Öte yandan Batı yaptırımları nedeniyle tedarik zincirlerinde ve pazarlarda alternatif arayan Rus sanayi ve enerji devleri, Afrika'nın hammadde kaynaklarında hızla mevzi kazanıyor.

Gana'da boksit ve alümina anlaşması
Zirvenin ikinci gününde, Çin dışındaki dünyanın en büyük alüminyum üreticisi olan Rus Rusal şirketi, Gana'da boksit ve alümina projelerini ortaklaşa geliştirmek üzere devlete ait Gana Entegre Alüminyum Kalkınma Şirketi (GIADEC) ile anlaşmaya vardığını duyurdu.
2022'de Ukrayna ve Avustralya'dan gelen tedarikinin yaklaşık yüzde 40'ını kaybettikten sonra üçüncü taraf tedarikçilere bağımlılığını azaltmaya çalışan Rusal, girişimde çoğunluk hissesine sahip olacak.
Gana'nın geçtiğimiz yıl yerel firma Rocksure International ile yaptığı 1,2 milyar dolarlık kiralama anlaşmasını iptal ettiği güneybatıdaki Nyinahin yatağında 100 milyon tondan fazla boksit kaynağı bulunduğu tahmin ediliyor.
Anlaşma kapsamında yıllık 5 milyon tona varan boksit madenciliği ve yıllık 1,2 milyon ton kapasiteli bir alümina rafinerisi kurulması planlanıyor.
Halihazırda komşu Gine'de de boksit madenleri ve alümina tesisi işleten Rusal, 2025 yılında 6,858 milyon ton alümina üreterek küresel üretimin yüzde 4,7'sini ve kendi ihtiyacının yüzde 85'ini karşılamıştı.
GIADEC CEO'su Reindorf Twumasi Ankrah ise anlaşmanın Gana'da boksitin ülke içinde işlenmesine olanak tanıyacak tam entegre bir alüminyum endüstrisi kurma hedefiyle uyumlu olduğunu, yatırım, binlerce istihdam ve demiryolu ile liman altyapısında iyileştirmeler getireceğini ifade etti.
Altın ve uranyum projeleri
Mali'de Rus Yadran Grubu tarafından desteklenen ve Mali devletinin yüzde 62 hisseye sahip olduğu bir altın rafinerisinin inşası başlarken Nijer'de devlete ait nükleer enerji şirketi Rosatom'un yan kuruluşları, daha önce Fransız Orano şirketi tarafından işletilen bir madenin devralınmasının ardından hükümetle uranyum projelerini görüşüyor.
Nijer'deki mevcut uranyum stoklarının satışına yönelik ayrı bir girişim ise halen anlaşmazlık konusu olmayı sürdürüyor.
Tahıl ve gübre diplomasisi
Karadeniz'deki saldırıların Rusya ve Ukrayna'dan yapılan tahıl ihracatını aksattığı ve ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının küresel gübre tedarikini kesintiye uğrattığı bir konjonktürde Rusya, buğday ve gübre tedarikçisi konumunu diplomatik bir koz olarak kullanıyor.
2023 yılında Mali, Somali, Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Eritre ve Zimbabve'ye 200 bin ton tahıl ihraç eden Rusya, Putin'in zirvede paylaştığı verilere göre sadece bu yılın ilk dokuz ayında Afrika'ya 13 milyon metrik ton tarım ürünü tedarik etti ve sevkiyatın coğrafi kapsamını genişletmeye hazır olduğunu bildirdi.

Wagner'den 'Afrika Kolordusu'na: Güvenlik ihracı
Öte yandan Moskova'nın, Afrika'da ticaretten ziyade güvenlik aparatları üzerinden nüfuz elde ettiğine yönelik tartışmalar da artıyor.
2023'te yalnızca birkaç ülkede faaliyet gösteren Rus güçleri, bugün Sahel bölgesi başta olmak üzere en az dokuz Afrika ülkesinde doğrudan Rusya Savunma Bakanlığı tarafından kontrol edilen "Afrika Kolordusu" ve askeri misyonlar aracılığıyla varlık gösteriyor.
Mali, Burkina Faso ve Nijer'deki askeri yönetimler için Fransa'nın bölgeden çıkarılmasının ardından Rusya, iktidarda kalmak için acil askeri destek sunan bir ortak konumuna yerleşti.
Eski bir Rus subayı ve güvenlik analisti olan Sergey Eledinov'a göre ise Moskova'nın Afrika'daki askeri pazarlığı kendi içinde bir çelişki ve tuzak barındırıyor. Hükümetlerin güvenliğini sağlamanın onlara başka yönlere bakmaları için alan yaratabileceğine işaret eden Eledinov, bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor:
"Hayatta kalmak sadakat yaratmaz. Seçenekler yaratır."
Etiyopya ile silah anlaşması: İç çatışmaların ortasında Su-35 ve S-400 sevkiyatı
Zirvenin en somut askeri sonucu, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in çarşamba günü Moskova ziyareti sırasında sosyal medya üzerinden yaptığı duyuru oldu. Abiy, Etiyopya'nın Rusya ile mevcut anlaşması kapsamında 12 adet Rus yapımı Su-35 savaş uçağını planlanandan bir yıl erken teslim aldığını ve dört adet S-400 hava savunma bataryası satın alacağını açıkladı. Teslimatın hızlandırılması nedeniyle Putin'e teşekkür eden ve uçakların Etiyopya hava sahasını savunmak üzere konuşlandırıldığını belirten Abiy, yeni teçhizatın ülkesinin "saldırganlığı önleyici bir şekilde caydırma" yeteneğini güçlendireceğini ifade etti.
Putin ise görüşmeye ilişkin açıklamasında, ocak-eylül döneminde iki ülke arasındaki ticaretin 1,3 milyar doları aşarak 2025 yılının tamamındaki rakamın iki katından fazlasına ulaştığını belirtti ve ilişkileri şu sözlerle tanımladı:
"Rusya ve Etiyopya arasındaki dostane ilişkilere değer veriyorum. Rusya ve Etiyopya uluslararası meselelerde birlikte durmaktadır."
Temmuz 2021'de imzalanan askeri işbirliği anlaşması ve ocak ayında Etiyopya Hava Kuvvetleri'nin 90. yıldönümünde sergilenen Rus yapımı Yak-130 eğitim jetlerinin ardından gelen bu sevkiyat, Etiyopya'nın içeride kanlı çatışmalar ve dışarıda komşusu Eritre ile gerilimler yaşadığı kritik bir döneme denk geldi.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Rusya, 2021-2025 yılları arasında Afrika'nın büyük silah ithalatının yüzde 15'ini karşılayarak ABD (yüzde 19) ve Çin'in (yüzde 17) ardından kıtanın en büyük üçüncü silah tedarikçisi konumunda bulunuyor.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.