Breadcrumb
Migros'ta direnişteki kadın işçiler anlatıyor: Bizi görecek ve duyacaklar!
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 08.03.2021 , 16:00 Güncelleme Tarihi: 08.03.2021 , 16:16
Kocaeli’nde Şekerpınar Migros deposunda çalışan işçiler umut veren direnişlerini sürdürüyorlar. Sendikaya üye olmalarıyla birlikte ücretsiz izne çıkarılan işçilerin direnişlerinin 63. günü doluyor. Bu süreçte yaşadıkları sorunları ve direnişleri boyunca nelerin değiştiğini kendi ağızlarından dinlediğimiz bir röportajı sizlere sunuyoruz.
'Görmeyen gözler bizi görecek, duymayan kulaklar bizi duyacak'
"Kadın cinayetleri, tacizler, tecavüzler her şeye rağmen medyada kendine yer buluyor, bir tepki oluşuyor ama biz burada, tacizci amirlerin bulunduğu bir yerde günlerdir direniyoruz. Onlara karşı sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz. Bizi gören gözler görmemezlikten geliyor. Sadece Migros’ta değil tacizci amirler, her yerde aynı sorunlar var. Görmeyen gözler bizi görecek, duymayan kulaklar bizi duyacak. Röportajlar yaparak bunları dile getirmeye çalışıyoruz.
'Tuvaletlerde işçilerden çok fareler ve kediler dolaşıyor'
"2,5 senedir Migros’ta çalışıyorum. Burası benim ilk işim ve ilk direnişim. Aileme destek amaçlı burada çalışmaya başladım. Pandemi döneminden önce çok sıkıntımız vardı, pandemiyle birlikte daha da arttı. Her dile getirdiğimizde 'Çözeceğiz edeceğiz sabredin' gibi şeyler duyduk.
Biz mağazalara ürün gönderen bir dağıtım merkeziyiz. Yol sıkıntısı yaşadık. İlk işe girdiğimde çatı yıkıldı. Suyun çamurun içinde çalıştık. Soyunma odaları çok uzak ve hijyenik değil. 700 kişilik bir depoda iki tane tuvalet vardı. Tuvalet dışarda ve sağlam değil, hijyenik değil. İşçilerden çok kediler ve fareler dolaşıyor.
'100 kişinin yaşacağı iş 10 kişiye yüklendi'
"Mola saatleri çok kısıtlıydı. Mola yerleri de yeterli değildi. Üstüne bir de pandemide 100 kişinin yapacağı bir işi 10 kişinin üzerine yıktılar. 8 ay boyunca sabah 8 akşam 10 çalıştık. Eve gidiyoruz saat 12 oluyor. Sabah 6’da tekrar kalk işe git. Buna haftasonları ve resmî tatiller de dahil. Pandemide o kadar yoğun çalışırken, yeni eleman almadılar; bizi işten çıkardıktan sonra 150’ye yakın eleman aldılar. Yeni giren işçilerin hepsine de bizi kötülediler."
'Amirler kadın çalışanlara sözlü ve psikolojik tacizde bulunuyorlar'
"Taciz sadece cinsel içerikli olmak zorunda değil, psikolojik taciz var, sözlü taciz var. Biz bunları dile getirdiğimizde de 'O zaman burada ne işiniz var, siz kadınsınız, evinizde otursaydınız', 'Babanız sizi çalıştırmasın' gibi şeyler söylediler. Bir kadın arkadaşımızı da pazar günü, resmî tatilde tehditle işe çağırdılar. Çocuklarımla vakit geçirmek istiyorum dediğinde 'Çocuk yaparken bana mı sordun' cevabını aldı.
Böyle bir konuşma nasıl olabilir? Buradaki kadınlara saygısı yoksa, hiçbir kadına saygısı yok demektir. İşte bunun da mücadelesini veriyoruz. İllaki bizi görmek istemeyenler görecek, duymak istemeyenler duyacak. Bizimle aynı masaya oturacak."
'Keşke en başından beri sendikalı olsaydık'
"Sorunlarımızı dile getirmeye çalıştık. Pandemide iş yoğunluğundan ötürü kadın arkadaşlarımıza çok baskı uygulandı. Zayıflayan, psikolojik olarak çöken çok fazla arkadaşımız oldu. Derdimize derman olmak yerine derdimize yara olmaya başladılar. Biz de içerde sendikalı olmaya başladık.
İyi şartlar altında çalışma hakkımızı dile getirdik. Bunların ardından devletlerinin onlara sunduğu fırsatı kullanarak bizi ücretsiz izine gönderdiler. Tazminat vermemek için durumu kendilerine çevirmiş oldular.
Ücretsiz izne çıkarıldıktan sonra biz burada direnişle haklarımızı aramaya başladık. Keşke en başından beri sendikalı olsaydık. Bizim bu konuda daha önce bir tecrübemiz yoktu, sendikayı hep bize kötü bir şey olarak gösterdiler. Bize tazminat vermemek için her şeyi yapan adam, bizim hakkımızı arayan sendikayı bize kötülüyordu.
Direnişe başladığımızda bizi ciddiye almıyorlardı. 3.haftanın sonunda durumun ciddiyetini anlayıp bizi aradılar ve size kıdem tazminatlarınızı verelim siz de direnişi sonlandırın dediler. Biz buna boyun eğmedik. Tekrar tekrar para teklif etmeye devam ediyorlar. İşçileri parayla satın alabileceklerini düşünüyorsa yanılıyorlar, o para bizden onlara hediye olsun."
Direnişle iyileşen çalışma koşulları
"Biz direnmeye başladığımız günden beri içerde tuvaletler yeniden yapılmaya başlandı. Çay ocakları düzeltildi. Yoğun işleri başka bölümlere bölerek işçileri saat 5’te çıkarmaya başladılar. Bu direniş sayesinde içerdeki çalışma koşulları iyileşti. İçerde çalışırken bizlere karşı argo kelimeler kullanıyordu, psikolojik şiddet uygulanıyordu. Bir kadın arkadaşımızın boyuyla, aklıyla dalga geçen ifadeler kullanılıyordu ama şimdi içerde çalışanlara karşı konuşma biçimleri bile düzeldi. Biz de görüyoruz ki bu direniş bunları kazandırdı."
'Biz kazandığımızda tüm kadın arkadaşlarımız kazanacak'
"Şimdi Kod 29’a karşı da direnmeye devam ediyoruz. Buradan tacizci amirler gidene, iyi şartlar altında düzenli bir çalışma hayatı kalıcı olana, işçilere değer verilene kadar direnişimizi sürdüreceğiz. Gittiğimiz her yerde işçi olarak, kadın olarak karşılaştığımız her türlü baskıya karşı nasıl durabileceğimizi öğrendik. Biz kazandığımızda başka yerlerde çalışan tüm kadın arkadaşlarımız da kazanacak. Bu tecrübe onlara da özgüven sağlayacak. Türkiye’nin her yerindeki işçilerin sesi ve zaferi olacağız."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


