Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

MHP’li Yıldız 'komisyon İmralı'ya gitme kararı alacak' dedi, rest çekti: 'Heyete vekil vermek istemeyen parti varsa açıklasın'

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, Meclis komisyonunun 21 Kasım Cuma günü İmralı’ya gidilmesi yönünde karar alacağını belirterek, “Heyete milletvekili vermek istemeyen bir siyasi parti var ise açık ve net şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır” ifadesini kullandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.11.2025 , 12:35

Meclis’te çözüm süreci için kurulan komisyonun İmralı’ya gidişi konusunda CHP’nin ve AKP’nin alacağı tutum konusunda tartışmalar sürerken MHP’den yeni bir çıkış geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız cuma günü toplanacak olan komisyonda İmralı’ya gidilmesi yönünde karar çıkacağını ve birkaç gün içinde heyetin İmralı’ya gideceğini belirten bir açıklama yaptı. 

Yıldız açıklamasında “Heyete milletvekili vermek istemeyen bir siyasi parti var ise açık ve net  şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır” ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında komisyon gitmeyecekse kendisinin yanına birkaç kişiyi alıp İmralı’ya gidebileceğini söylemesinin ardından bir açıklama da Feti Yıldız’dan geldi.

Yıldız “21 Kasım Cuma günü Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu İmralı adasına gidilmesi yönünde karar alacaktır. Bir kaç gün içinde de terör örgütünün kurucusunun beyanlarını tespit etmek üzere grubu bulunan partilerden birer Milletvekilinin oluşturacağı heyet adaya gidecektir. Heyete milletvekili vermek istemeyen bir siyasi parti var ise açık ve net  şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır” ifadelerini kullandı.

Feti Yıldız'ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:

“Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin 
22 Ekim 2024 tarihinde Gazi Meclis’te grup toplantısında yaptığı tarihi konuşma ile başlayan ve bu aşamaya gelen süreç tartışmasız yüzyılın en cesur “kurucu siyaset” hamlesidir.

Terör olgusu, çağdaş devletlerin egemenlik, güvenlik ve toplumsal istikrar kavramlarını derinden sarsan çok boyutlu bir tehdittir. 
Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası sistemin parçalı yapısı, devlet dışı silahlı aktörlerin güç kazanmasına zemin hazırlamış; bu aktörlerin çoğu etnik, dini veya ideolojik motivasyonlarla hareket etmektedir.

Günümüzde terörizmin yapısı klasik hiyerarşik örgütlenme modelinden, esnek ve dijital ağlar üzerinden yürütülen “hibrit tehdit” modeline dönüşmüştür.
Bu model, terörün yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda bilişim sistemleri, finansal ağlar ve sosyal medya üzerinden yürütülen psikolojik operasyonları da kapsadığını göstermektedir.  

Türkiye Cumhuriyeti, yarım asra yakın bir süredir ülkenin beşeri, sosyal ve ekonomik kaynaklarına ağır maliyetler yükleyen terör sorununun nihai çözümü yolunda tarihi bir fırsat yakalamıştır.

Yol haritası büyük bir başarıyla etap etap tamamlanmaktadır.
Türkiye’nin jeopolitik konumu, üç kıtanın kesişiminde yer alması nedeniyle, güvenlik risklerinin bölgesel ve küresel boyutlar taşımasına neden olmaktadır.

Diğer yandan,
Demokrasi gibi hukuk devleti de bir kere inşa edilip biten statik bir olgu değildir. 
Değişen toplumsal yapı,ortaya çıkan riskler ve fırsatlar hukuk devletinin her daim tahkim edilmesini, sistemin sürekli gözden geçirilmesini gerektirir.
Bu gerçek siyaset kurumunun ve onun en büyük-yetkili mercii olan TBMM’nin sürekli gündeminde olması gereken bir husustur.

Literatürde “çatışma çözüm süreci” olarak adlandırılan bizim “Terörsüz Türkiye” olarak tarif ettiğimiz Türkiye’ye özgü süreç bir yılını doldurmuştur. 
Benzerlerinin 6-7 yılda ancak alabildiği mesafeyi büyük sükunet ve kararlılık içerisinde bir yılda kat etmiştir.

Devlet aklı, konjonktürel tepkiler ile uzun vadeli stratejik öncelikleri birbirinden titizlikle ayırmaktadır.
Terörsüz Türkiye sürecinin, PKK terör örgütünün kendini feshi ve silahları teslim etmesi amasız, fakatsız şartsız, bağlaçlar olmadan yürütülen bir süreç olduğu unutulmamalıdır.

Temel hak ve özgürlüklerin pazarlık ve müzakere konusu edilmezliği, kendiliğinden devlete pozitif ve negatif yükümlülükler getirmesi, devletin bu hakları tanıyıp geliştirmesi ve koruması devletin varlık nedenidir.

21 Kasım Cuma günü Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu İmralı adasına gidilmesi yönünde karar alacaktır.
Bir kaç gün içinde de terör örgütünün kurucusunun beyanlarını tespit etmek üzere grubu bulunan partilerden birer Milletvekilinin oluşturacağı heyet adaya gidecektir.
Heyete milletvekili vermek istemeyen bir siyasi parti var ise açık ve net  şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.