Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Meslektaşlarım, dayanışmanın önemini kavrasınlar bir an önce'

Geçtiğimiz yıl İstinye Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda Öğretim Görevlisi olarak çalıştığı sırada işten çıkarılan Gülçiçek Dere açtığı davayı kazandı, yaşadıklarını soL'a anlattı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.04.2022 , 13:52 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İstinye Üniversitesi’nde Tıbbi Görüntüleme Teknikleri bölümünde öğretim görevlisi ve program başkanı olarak görev yapan Gülçiçek Dere, 2021 Şubat ayında Kod-29 ile hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmıştı. Bunun üzerine mücadele etmeye başlayan Dere, açtığı işe iade davasını kazandı.

Davayı kazanan Gülçiçek Dere, bu süreçte yaşadıklarını, mücadelesini soL’a anlattı.

İstinye Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak program başkanlığı görevindeydiniz. İşten çıkarılma sürecinizi ve nedenlerini, sonrasında neler yaşandığını anlat mısınız?

Pandemi sebebiyle dönüşümlü çalışmaya geçilen dönemde rektörlük bize ‘raporlu hastalığı olanlar devamdan muaf tutulacak’ yazan bir mail attı. Tercih dönemi sonrası idi. Okulda öğrenciler yoktu sadece (evden de yapılabilecek) idari işler için gidiyorduk. Ben de öncesinde, kurumda diğer 6 akademisyen ve 1 kurum çalışanı ile birlikte covid atlatmıştım. Covid hastalık süreci bitmiş fakat benim şikayetlerim bitmemişti. Hastaneye gittim ve astım olduğumu öğrendim. Hemen 3 hekimli heyet raporu alarak kuruma dilekçe eki ile bir mail gönderdim ama raporumun sayılmayacağını söylediler. Hem kendi sağlığımdan hem de en ileri derece KOAH olan annemin sağlığından endişeli olduğumu yazdığım bir mail attım. Eğer hastalığıma inanmıyorsanız kendi hastanenize gideyim dedim ve hemen ertesi gün gidip kendi hastanelerinden de aynı test ve tetkiklerden geçerek astım tanısı ve buna bağlı bir istirahat yazısı aldım. Yine saymıyoruz dediler. Bağlı bulunduğum SHMYO müdürüne sebebini sorduğumda diğer hocalara haksızlık olur senin gelmemen dedi. ‘O zaman benim çalışma günümü düşürün, isterseniz ders yüküm ve idari görevim kalsın, paramı da geleceğim güne göre verin, 2 gün geleceksem 2 günlük maaş verin sorun değil’ dedim ve bunu uygun bir dille rektörlüğe dilekçe halinde sundum. ‘’uygun bulunmamıştır’’ yazan bir cevap geldi. Ardından o süreçte annemi ve kendimi korumak için ‘YÖK kadromdan da feragat ediyorum ders saat ücretli çalışan olarak çalışmak istiyorum’ dedim. Bir dilekçe daha yazdım ona da ret geldi. Gitmediğim toplam 3-4 gün devamsızlık sonrası YÖK okullara gidilmeyeceğini belirten bir karar yayınladı.

'Her türlü mobbingi uyguladılar'

Gülçiçek Dere

Yani kısaca kendi koydukları kurallara söz konusu ben olunca uymadılar. Her yolu denedim ama sanki ben keyfime gitmemişim gibi devamsız sayıp disiplin soruşturması açtılar. Soruşturmayı 8 günden açtılar. 3 gün okulda olduğumu ispatlayınca 5 güne düşürdüler. O 5 günün bazı günleri zaten okula gitmemem gereken günler olduğu ortaya çıktı. Tamamen gün tamamlama ve beni işten atmaya kılıf bulma çabası. Soruşturma aylar sürdü. Ve o süreçte her türlü mobbingi uyguladılar bana. Hırsız ve yalancı muamelesi gördüm. Bana her türlü mobbingi uyguladıklarını, belgelerle ispatladık.

16 şubat 2021 tarihinde öncesinde hiçbir uyarı vs olmadan maille işten çıkarıldım. Mailden 1 saat sonra SGK’dan kod 29 ile çıkarıldığım mesajı geldi. Daha önce duymamıştım bu kodu. Ne olduğuna baktığımda gerçekten çok şaşırdım ve üzüldüm. Hayatımın hiçbir döneminde adımla yan yana gelmeyecek sebepler yazıyordu; yüz kızartıcı suç, ahlaksızlık gibi ifadeler yer alıyordu. Oysa gönderilen fesih yazısında 5 gün mazeretsiz işe gitmemem sebebiyle çıkarıldığım yazıyordu. İlk şoku atlattıktan sonra bunu çevremle paylaştım ve twitter hesabımdan duyurdum. Tweet çok etkileşim aldı. Birçok gazete ve dergi benimle iletişime geçti. Konu hakkında röportajlar verdim. O zamana kadar herhangi bir sendikaya, partiye veya herhangi bir topluluğa dahil değildim. Buna rağmen Birlik Sendikası beni destekledi. VÜDAM ve VÜEDA ile de bu olaydan sonra tanıştım. Hiç tanımadığım insanlar samimiyetle destek olmak istediler ve beni hemen her gün aradılar veya gelip yanımda oldular. İşten çıkarıldığımın ertesi günü annemi, KOAH alevlenmesi sebebiyle, hastaneye kaldırdık. Röportajların hepsini hastanede annemin yanında refakatçi iken yazdım. Anneme üzülmesin diye söylemedim işten çıkarıldığımı. Hastanede 15. günümüzdü, annemin durumu iyiye gidiyordu fakat ben birden hastalandım ve 3. Kez covid pozitif çıktım. Aynı gün anneme de covid pozitif tanısı konuldu. Ben 3. Kez atlattım ama annem 20 gün dayanabildi. Ve 15 Mart 2021 tarihinde vefat etti. Sonrası benim için karanlık dönem…

İşe iade davanızı ve yaşananları anlatır mısınız?

Benim başka bir vakıf üniversitesi ile devam eden bir alacak davam vardı. Dolayısıyla hukuki destek aldığım avukatlarım vardı. İşten çıkarıldığım gün durumu bildirdim ve hemen evrakları toplayıp dava açtılar. Yürütmeyi durdurma istemli bir dava idi. Yürütmeyi durdurma isteğimiz birkaç ay sonra reddedildi. Ben umutsuzluğa kapılmıştım ama avukatım sağ olsun hemen beni aydınlattı. Davam 1 yıl ve 1 ay gibi bir sürede sonuçlandı. Karara sebep, rektörün beni işten çıkarma yetkisi olmaması. Yetkiyi kötüye kullanmak bile diyemeyeceğim. Direkt olarak; yetkisiz işlem.

Aynı zamanda Disiplin cezasına (Kınama) itiraz davası açmıştık onu kaybettik. İstinafa götürdük, bekliyoruz.

Program başkanı olarak üstlendiğiniz birçok görev vardı. Dolayısıyla İstinye Üniversitesi sadece “bir çalışanı” değil, akademisyeni işten atarak hem sizin bilimsel araştırma ve çalışma hem de öğrencilerin eğitim hakkına zarar verdi. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Beni işten çıkardıktan sonra öğrencilerin derslerine ‘’Tekniker’’ birini hoca olarak getirdiler. Açıkçası bu da üniversitenin kaliteyi ne kadar önemsediğini gösteriyor. Sanıyorum bu onların ‘’yeter ki biat etsin, donanımı önemli değil’’ deme şekliydi. Ki zaten ben çalışıyorken de benden gelen tüm proje çalışmaları görmezden geliniyordu.

'Bu sizin emeğiniz hocam'

Öğrencilerim çok geç öğrendi başıma gelenleri. Ayrıldığımı benden öğrenemediler, vedalaşma şansım bile olmadı. Öğrencileri dolduruyor demesinler diye iletişim kurmadım öğrencilerle. İşten ayrıldıktan sonraki süreçte, önce hastanede annemle ilgileniyordum, sonrasında vefatının yasını tutarak geçti. Benim için çok zor zamanlardı. Öğrencilerim ve daha birçok kişi Mayıs ayında sosyal medya hesabı açtığımda haberdar oldu. Öğrencilerimden bazıları tepki gösterdi bu duruma. Cimer’e şikayet kaydı oluşturan 5-10 öğrencim bile oldu.

Mezuniyet törenlerinde, orda olmadığım halde bazı öğrencilerim paylaşımlarında beni etiketleyerek "bu sizin emeğiniz" gibi yazılar yazarak minnetlerini sundular ve bu beni çok duygulandırdı. Vefa çok başka bir şey…

Türkiye’de ekonominin durumu ortada. Enflasyon, kriz derken yaşamsal tüm ihtiyaçlarda oldukça yüksek zamlarla karşılaştık. Bu sürece ekonomik olarak nasıl katlandınız?

Geçimimi sürdürebilmek için ilk zamanlar kredi çektim ve kredi ile geçinmeye çalıştım. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve kredi çok çabuk bitti ardından 2 kez daha kredi çektim. Geri ödemeleri yaklaşık 2 katı olacak şekilde. Davayı kazanır işe iade olurum ve toparlarım diye düşündüm ama bu durum geciktikçe borç batağına düştüm sonunda. Artık çalışıp para kazanmam gerekiyordu. Kurs merkezlerinde öğretmen olarak çalışmaya başladım. Haftanın 7 günü, günde en az 8 saat çalıştığım bir tempoya girdim, kredi borçlarımı ödeyebilmek için.

Vakıf üniversitelerinde hak gaspına uğramış, mobbing uygulanan onlarca bilim emekçisi meslektaşınız mevcut. Onlara neler tavsiye etmek istersiniz.

Kazandığım dava ile örnek olmak isterim. Pazartesi günü işbaşı yapıyorum. Çünkü yaptıkları işlem, yani beni işten çıkarma işlemi, yok hükmünde. İşten çıkarıldığım günden önce olan her şey aynı şekilde devam etmek zorunda. Oturduğum masam, bilgisayarım, çöpümü bile bana aynı şekilde vermek zorundalar. Ve işten çıkarıldığım günden bugüne kadar çalışmadığım her günün ücretini ödemek zorundalar. Çünkü idare mahkemesinin kararı o yönde. Eğer bunlar olmazsa ya da eksik olursa tekrar dava açacağız.

'Birlikte güçlüyüz, bunu unutmasınlar'

Meslektaşlarım, dayanışmanın önemini kavrasınlar bir an önce. Birlikte güçlüyüz, bunu unutmasınlar. Kabul etmesinler hiçbir usulsüzlüğü. Diğer türlü üç kuruş maaşa, unvan için karakterinden, özsaygısından ve değerlerinden ödün veren insancıklar oluruz. Özsaygısından ödün verdikçe insan yolunu ve kendisini kaybeder. Niçin yaşıyoruz? Değerlerimiz olmazsa bunca çaba ne için? Çocuklarımıza ve öğrencilerimize karşı sorumluyuz. Yüzlerine bakabilmemiz, saygılarını kazanabilmemiz için önce kendi özsaygımızı korumalıyız. Dik duran, biat etmeyen herkese saygıyla..

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.