Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Meslek Kanunu değil mayın tarlası: Öğretmenleri tarikatlar mı seçecek?

Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi öğretmenlerin 'MEB tarafından seçileceği' ifadesini kaldırıyor. Eğitim-İş Başkanı Özbay mülakatlara tarikatların doğrudan nüfuz etmesi tehlikesine işaret etti.

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 20.01.2022 , 15:49 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:09

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı üzerine aceleyle hazırlanıp Meclis’e sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifinde öğretmenlerin “Milli Eğitim Bakanlığı’nca seçileceği” ifadesi kanundan çıkarılıyor.

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay “bu ifadeyi birdenbire kaldırma niyetinin altında, yeni planlar, karanlık bir ajanda olduğu muhakkaktır” dedi.

Bunun “sinsi bir değişiklik” olduğunu belirten Özbay, TSK’daki mülakatlara SADAT'ın katıldığı daha yeni ortaya çıkmışken, kanun teklifinde öngörülen bu değişikliğin ‘öğretmenlerin mülakatlarına MEB görevlileri değilse kimler girecek?’ sorusunu gündeme getirdiğini belirtti.

Mülakatlara tarikatlar mı girecek?

Özbay soL’a yaptığı açıklamada “Bu sinsi değişiklik, vakıf/dernek maskesi takmış tarikatların mülakatlara doğrudan nüfuz etmesi, eğitimin de eğitim kadrosunun da iyice gericileştirilmesi, zaten AKP iktidarları süresince çok cılız hale getirilen liyakat kavramının tamamen katledilmesi tehlikelerini barındırmaktadır” dedi. Özbay bu gerici hamleye karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Erdoğan'ın sözlerinin ardından AKP’nin Meclis’e alelacele sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bir “mayın tarlası” olarak niteleyen ve “geleceğimizin üzerine kara bir bulut gibi çökmüştür” diyen Özbay kanun teklifine ilişkin şunları kaydetti:

'Meslek kanunu değil mayın tarlası'

Öğretmenliğin ve dolayısıyla öğretmenlerin geleceğini hayati boyutta etkileyecek olan bu kanun teklifi öncesinde, eğitimin paydaşlarından görüş dahi alınmamış olması, sürecin daha başından ‘ben yaptım oldu’ zihniyetiyle sürdürüleceğini göstermiştir.

Hatırlanacak olursa bu kanun teklifi, TBMM’deki ilgili komisyona geldiğinde sendikamız;

- Kanun teklifinin katılımcılıktan uzak hazırlanmasının yanlış olduğunu,

- Türk Silahlı Kuvvetler Personel Kanunu 210 madde, Hakimler ve Savcılar Kanunu 122 madde, Türk Tabipleri Birliği Kanunu 66 madde iken öğretmenler için hazırlanan bu teklifin 12 maddeden ibaret yani bir teneffüslük vakitte hazırlanacak kadar niteliksiz olduğunu,

- Bir kanun teklifinin, değişiklik talep edilen her hususa ilişkin tüm ayrıntılara değinme zorunluluğu varken, söz konusu teklifin, (değerlendirme yapacak komisyonların yapısı, değerlendirme kriterleri, öğretmenlerin almak zorunda olduğu eğitim programlarının kimler tarafından hazırlanacağı ve içeriğinin ne olduğu, vb…) çok önemli hususları muğlak bıraktığını,

- Öğretmenlere kariyer basamakları adı altında yeni zorluklar getiren teklifin, öğretmenliğin zaten bir uzmanlık mesleği olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Temel Kanunu ile ve hukuktaki ‘kazanılmış haklar geri alınamaz’ ilkesiyle çeliştiğini,

- Taslağın, asgari ücret bile alamayan binlerce ücretli öğretmeni, hak ettiği kadro için yıllardır bekleyen sözleşmeli öğretmenleri, atama bekleyen 1 milyona yakın öğretmen adayını, öğretmenlerin maddi, sosyal ve mesleki sorunlarını görmezden geldiğini,

- Teklifteki, kariyer basamaklarından birine ‘başöğretmen’ adı takılmasının Cumhuriyet kavramlarının içini boşaltmak için yapılan bir taktik olduğu için kabul edilemeyeceğini, bu vatanın Mustafa Kemal Atatürk’ten başka Başöğretmen’i olmadığını ve olamayacağını,
 
vurgulamıştı.

Müsamereden hallice komisyon toplantıları

Müsamereden hallice geçen komisyon toplantılarında, öğretmenliğin kaderinin öğretmene parmak sallamayı alışkanlık haline getiren bir zihniyet tarafından belirlenemeyeceğinin altını çizmiştik. Yine de teklifin sahibi olan iktidar bloğunun çoğunlukta olduğu komisyon, kanun teklifi bile denemeyecek bu taslağı jet hızıyla onaylamış ve tarihi bir utanca imza atmıştır.

Yeni bir karanlık yanı ortaya çıktı

Eğitimin ve eğitim emekçisinin hiçbir sorununa eğilmediği gibi, bir de içeriğindeki açık kapılarla yeni tehlikeler barındıran kanun teklifinin, bir karanlık yanı daha çıkmıştır:

Gazeteci Barış Pehlivan’ın Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı üzere; teklif, mevcut kanundaki ‘Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığı’nca seçilirler’ İfadesinin kaldırılmasını öngörmektedir. 

1973 yılında beri mevcut olan bu ifadeyi birdenbire kaldırma niyetinin altında, yeni planlar, karanlık bir ajanda olduğu muhakkaktır. TSK’daki mülakatlara SADAT denen yapının katıldığı daha yeni ortaya çıkmışken, kanun teklifinde öngörülen bu değişiklik ‘öğretmenlerin mülakatlarına MEB görevlileri değilse kimler girecek?’ sorusunu gündeme getirmiştir. Bu sinsi değişiklik, vakıf/dernek maskesi takmış tarikatların mülakatlara doğrudan nüfuz etmesi, eğitimin de eğitim kadrosunun da iyice gericileştirilmesi, zaten AKP iktidarları süresince çok cılız hale getirilen liyakat kavramının tamamen katledilmesi tehlikelerini barındırmaktadır.

'Sonuna kadar mücadele edeceğiz'

Başöğretmen Atatürk’ün eğitim neferlerinin ortak çatısı olan Eğitim-İş olarak, bu gerici plana karşı sessiz kalmayacağımızın altını çiziyoruz. Sürecin her anlamda takipçisi olacağız ve tüm hukuki yolları aşındırarak, meydanlarda ve çalışma alanlarımızda sesimizi güçlendirerek bu gerici hamleye karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz!

Türkiye’nin şeyhler, müritler ülkesi olmayacağının; milli eğitim sisteminin anti-laik saldırılarla şekillendirilemeyeceğinin, Başöğretmen’in yeni nesilleri emanet edecek kadar güvendiği eğitim emekçilerine pranga vurulamayacağının dersini vereceğiz!

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.