Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Meclis’teki sefalet ve iktidarın yeni saldırısı: İnternetin fişini ne tartıştığını dahi bilmeyen vekiller çekecek

Evet, başlıkta birbiriyle bağlantılı olsa da iki ayrı konuya işaret ediyoruz. Biri, Meclis’in bir torba yasa teklifi üzerinden içine düştüğü derin sefalete, diğeri ise iktidarın dijital alana, internete yönelik zaten ağır olan sansür faliyetlerini çok daha üst perdeye taşınmasına vurgu yapıyor. Gelin şimdi bu iki başlığın ayrıntılarına hep birlikte bakalım…

Ali Ufuk Arikan

Yayın Tarihi: 16.07.2026 , 11:12

“Sayın Başkan, yani sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bakın, burada hangi konular var, bunların hangisi bizim ihtisas alanımıza giriyor Plan ve Bütçe Komisyonu olarak ben sizin vicdanınıza bırakıyorum. Şimdi, burada kültürle, sinemayla ilgili maddeler var değil mi? Siber güvenlikle ilgili maddeler var, gayet de teknik maddeler, hiçbir şekilde bilgimizin olması mümkün olmayan şeyler. Karayolları Trafik Kanunu var, Sivil Havacılıkla ilgili maddeler var, Milli Eğitimle ilgili, özel eğitim kurumlarıyla ilgili maddeler var, elektronik haberleşmeyle ilgili, Emniyet hizmetleriyle ilgili, elektrik piyasasıyla ilgili, posta hizmetleriyle ilgili.

Yani siber güvenlikle ilgili olarak şuradaki, Komisyonundaki arkadaşlarımız ne söyleyebilir? Evet, elbette bilgi alıyoruz, çalışıyoruz, bakıyoruz ama o zaman o komisyonları kaldıralım. Burada bir tane komisyon olsun, her kanun teklifine biz bakalım.”

Bu uzun alıntı bir tercih değil, maalesef zorunluluk. Çünkü Siber Güvenlik Başkanlığı’na devasa yetkiler dağıtan Meclis’in neyi, nasıl tartış(ama)dığını göstermenin daha kolay bir yolu yoktu...

Bugün konvansiyonel silahlar kadar hatta onlardan daha yıkıcı etkilere sahip olan bir alan varsa o da siber uzaydır” sözleriyle Siber Güvenlik Başkanlığı’na verilecek yetkileri savunan bir AKP’li vekil, bu afili cümlelerinden hemen önce turizm patronlarına verilecek teşviki, sonrasında ise Türk sinemasına verilecek desteği konuşuyordu örneğin.

Meclis, tüm halkı ilgilendiren büyük bir sansür dalgasının ve dijital güvenliğe yönelik çok kapsamlı bir saldırının ayrıntılarını tam olarak böyle tartışıyor.

Konuya dair zerre bilgisi olmayan iktidar partisi vekilleri ellerine tutuşturulan metinleri okuyor, muhalefet vekilleri ise zaten “konuya yabancıyız” diyor.

Ülkenin Meclis’inin hali bu.

Bu parantezi kapatıp, haberimize, iktidarın dijital alana yönelik yeni kapsamlı saldırısına geçelim.

Nedir bu Siber Güvenlik Başkanlığı?

Başkanlık, 8 Ocak 2025’te, yeni bir buçuk sene önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla, Erdoğan’a bağlı olarak kuruldu.

Kurulurken verilen görevler ise şöyle tarif edildi:

“Siber güvenlik için politika, strateji ve hedefleri belirleme, eylem planları hazırlama, mevzuat çalışmalarını yürütme, siber güvenlik konusunda bilinçlendirme, eğitim ve farkındalığı artırma çalışmaları yürütme, bu alanda kamu, özel sektör ve üniversiteler arasındaki işbirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapma. Siber güvenlik ekosistemi ile yerli ve milli ürün ve teknolojilerin geliştirilmesine ve yerli girişimcilerin dünya pazarında rekabetçi konuma gelmesine yönelik çalışmalar yapma, siber güvenliğe ilişkin ihtiyaç duyulan alanlarda Ar-Ge ve teknoloji transferi yapma…”

Yani kurum aslında yola çıktığında bir sansür kurumu olarak değil, bu alanda iktidarın strateji ve politikalarını belirleme gibi bir misyona sahipti.

Ancak aradan geçen bir buçuk yılın ardından kuruma, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) sahip olduğu tüm erişim engelleme yetkilerini verme kararı aldılar.

BTK daha önce bir habere ilişkin erişim engeli kararı çıktığında, söz konusu kararı Erişim Sağlayıcıları Birliği üzerinden ilgili kuruma iletiyordu. Yani sansür sürecinin ilk aracı kurumuydu.

Sonrasında bu yöntem “hız”, “bürokrasi yaratması” ve tabii ki “gecikmesinde sakınca bulunan haller" iddialarıyla değiştirildi, sansür kararlarının doğrudan BTK tarafından bildirilmesine başlandı.

Ancak burada daha önceki uygulamadan vazgeçildi ve mahkeme kararı dahi iletilmeden haber sitelerinden içeriklerini kaldırmaları istenmeye başlandı.

Yani “hız” iddiasıyla açıkça hukuksuz bir süreç başlatıldı.

soL, uzun süredir bu hukuksuzluğa son verilmesini, erişim engelleme kararı veren mahkemenin ilgili dosyasının tarafımıza ulaştırılmasını istiyor ancak bu talep bir türlü karşılık bulmuyor.

Burada mahkemelerin verdiği skandal karar içeriklerinin haber olmasından çekinildiği açık olsa da tek gerekçe bu da değil. Artık tüm hukuksuz adımları canları nasıl istiyorsa öyle atabileceklerini düşünüyorlar.

Bir atama öyküsü ve kurumun gücü

28 Ekim 2025 tarihinde, soL’da “AKP’de kurtlar sofrasının son kazananı Berat Albayrak: 'Kritik kurum onda' iddiası” başlıklı bir habere yer verdik.

Söz konusu haberde AKP içi gerilimlere de değinerek T24’ten Tolga Şardan’ın bir yazısına işaret etmiştik.

Şardan, Siber Güvenlik Başkanlığı koltuğuna AKP içindeki birçok ekipten aday çıktığını, sonuç olarak koltuğu Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen Ümit Önal’ın aldığını yazıyordu.

Sonrasında da kurumun ne anlama geldiğini şu sözlerle ifade ediyordu:

“Ülkedeki neredeyse tüm kurumlarının dijital sistemlerinin kesiştiği yerde SBG var! Tüm kurumların her türlü veri havuzu SGB’de olacak! Bilmem anlatabildim mi bu gücü?”

9 ay sonra gelen devasa yetkiler

Bu atamadan 9 ay sonra Başkanlık, kuruluş amacının ötesinde, çok kapsamlı yetkilerle donatılıyor.

Önce Meclis’te en başta işaret ettiğimiz komisyon toplantısından iki alıntı:

“Siber Güvenlik Başkanlığının inisiyatifi üzerine iki saatte istediği yerdeki kişiyi veya haber sitesini durdurması meselesi…”

“Ben bir milletvekiliyim, Mersin'deki bir mahkeme kararıyla X hesabım erişime kapatıldı. İtiraz ettim; hiç okumamış, hiç okumadan o da reddetti. Daha sonra Anayasa Mahkemesine başvurdum. Benim bile bir güvencem yoksa, bir milletvekilinin siber güvenlik güvencesi yoksa siz halkın neyle karşılaşabileceğini öngörüyor musunuz? Aslında ülkede bir bağımsız yargı söz konusu değil, bağımlı yargı kararı bile gerektirmeyen, işte, gecikmesinde sakınca bulunan hâl gerekçesiyle, soyut ibarelerle bir kuruma, bir kişiye, bir genel müdüre ya da bir bürokrata bu yetkiyi veriyorsunuz.”

Tabloyu aslında açıklıkla ortaya koyan bu iki alıntının ardından Meclis gündemine gelen düzenlemenin kendisine geçelim:

MADDE 19- Kanun Teklifinin genel gerekçesinde açıklandığı üzere günümüzde siber uzay, kritik altyapıları ve toplumsal düzeni hedef alan hibrit tehditlerle konvansiyonel savunma kadar hayati bir harekât alanı hâline gelmiştir. Türkiye için doğrudan bir ulusal güvenlik ve dijital egemenlik meselesi olan bu tehdit ortamına karşı koyabilmek ve etkin ve bütüncül bir siber savunma mekanizması inşa etmek amacıyla, yetkilerin uluslararası örneklerle uyumlu şekilde asli görevi siber güvenliğin sağlanması olan Siber Güvenlik Başkanlığı çatısı altında toplanması öngörülmektedir. Bu kapsamda, 5809 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen 60/A maddesiyle:
* Siber güvenliğin ayrılmaz bileşenlerini oluşturan internet alan adlarına ilişkin strateji ve politikaları belirleme ve düzenleme yapma yetkileri Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmektedir.
* Anayasa'nın 22 nci maddesinde öngörülen temel haklarla ilgili olarak, mili güvenlik, kamu düzeni ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi anılan maddede yer alan durumlarda tedbir alma ve bu tedbirlerin hayata geçirilmesi yükümlülüğü düzenlenmektedir.
* 5809 sayılı Kanunda düzenlenen görev ve yetkilerle ilgili olarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen ilgililere idari para cezası verilmesine ve tahsiline ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
* Başkanlık tarafından verilecek idari para cezası ve diğer idari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilmesi hüküm altına alınmaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Düzenleme damat Berat Albayrak’a yakın bir ismin başına geçirildiği kuruma, kapsamı ve çerçevesini kendilerinin belirleyebileceği genişlikte bir sansür yetkisi veriyor.

Yukarıda işaret etmiştik, BTK zaten çok geniş bir sansür yetkisine sahipti ve bunu hukuksuz biçimler de alarak sıklıkla kullanıyordu.

Ancak bu yetkiler şimdi doğrudan “güvenlik bürokrasisine” devrediliyor ve kurum sadece tek bir misyonla, ülkenin sansür otoritesi olma misyonuyla donatılıyor.

Yani artık haberlerimize gelecek erişim engelleri ve bunlar üzerinden devam edecek soruşturma adımları tek bir şemsiye üzerinden koordine edilecek.

Aynı şekilde yurttaşların sosyal medya hesapları da hızlıca erişime engellenebilecek.

Bunun ötesinde Şardan’ın da belirttiği üzere, tüm kurumların her türlü veri havuzu da SGB’de olacak.

Sonuç olarak dijital dünya eskisinden daha büyük bir tehdit altında olacak.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.