Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Marx’ın Matematiksel Elyazmaları: Bir kitabı arama, bulma ve çevirtme öyküsü

Kitaptan kimse haberli değildi sanırım, haberli olabilecek çok az sayıdaki insanla da ben karşılaşmadım belki de. Adını sormayı akıl edemediğim için sonraki yıllarda aklıma geldikçe hayıflandığım, şık giyimli, nazik davranışlı adam dışında…

MEDET KURTULMAZ

Yayın Tarihi: 20.07.2025 , 00:20

1985 yılı olmalı, Ankara’da ağabeyimle birlikte iki yıl kadar önce kurduğumuz kitap pazarlama firmamızda kitap pazarlıyorduk. Çeşitli yayınevlerinden kitaplar alıp konularına göre setler yapıp satmaya çalışıyorduk. İş birliği yaptığımız yayınevlerinden biri de Sosyal Yayınlar’dı. Benim aklıma da kendi yayınevimizi kurup sol literatüre ilişkin kitaplar yayımlamak fikri sık sık düşüyordu. Tam da o günlerde, Tandoğan’da, o zaman Sanayi Bakanlığı olan binanın giriş salonlarında kentin ilk kitap fuarlarından biri yapılacaktı. Sosyal Yayınlar’ın sahibi Enver Aytekin bana fuara birlikte katılmayı teklif etti. Teklifini kabul ederek bir stand kiraladım, kirayı ortaklaşa karşılayacak, elde edeceğimiz kârı da bölüşecektik.

Sanırım fuarın başlamasından birkaç gün sonraydı ve sakin bir günüydü; seksenini aştığını tahmin ettiğim, çok şık giyimli, bir o kadar da nazik davranan bir adam standı ziyaret etti. Kitapları dikkatlice inceliyor, bazılarını heyecanla mırıldanarak eline alıp dikkatlice inceliyordu. İncelemeye devam ederek, özellikle yüzden sergilemeye çalıştığım Lenin’in “Felsefe Defterleri” adlı kitabının önüne geldi. Adam kitabı görünce heyecanı daha da artmıştı, yanı sıra şaşırmıştı bir de; “bu kitap ne zaman çevrildi hiç haberim yoktu” dedi. Kitabın 1976 yılında basıldığını ama çok kimsenin kitaptan haberdar olmadığını, 12 Eylül darbesiyle birlikte de dağıtımdan çekildiğini, depoda bekletildiğini ve ancak son birkaç aydır pazarlamaya başladığımızı, hatta kitapçılarda da hâlâ bulunmadığını anlattım. Gerçekten de Enver Abi ve başka tanıdıkların da aksi yöndeki telkinlerine rağmen kitabı pazarlamaya çıkarmıştık. Çünkü darbenin baskıcı rejimi hâlâ çok sıkıydı ve biz risk alıyorduk. Hatta o günlerde o kitapla ilgili, bir ilde kitaplarımıza el konup soruşturma da açılmıştı. Aslında o soruşturma sayesinde kitap bir çeşit aklanmış da oldu, çünkü soruşturma takipsizlikle sonuçlanmıştı.

Neyse işte, adam kitabı inanmaz bir şekilde evirip çevirirken, “peki Marx’ın Matematik Defterleri” dedi, “onu neden çevirtmediniz”. Şaşırmıştım, Marksist literatürü sıkı takip ettiğimi düşündüğüm halde söylediği kitabı hiç duymamıştım. Hem Marx’ın da matematikle ilişkisini kuramamıştım. Düşününce, henüz 25 yaşımda olduğumu, böyle bir kitaptan haberdar olmamayı doğal saydım, üzülmüştüm yine de. Literatüre hâkim eski Marksistler, çevirmenler, akademisyenler, henüz çevrilmemiş olsa bile böyle bir kitaptan haberli olmalıydılar. Fuardan sonra Enver Abi’yle konuşunca onun da böyle bir kitaptan haberli olmadığını öğrendim. Sonraki günlerde bir vesileyle Enver Abi’yle tekrar konuşmuştuk, “bizdeki çevirmenlerle konuştum, kimse de böyle bir kitabı bilmiyor, adam uydurmuş olmalı” dedi. Söylediği doğru olmalıydı, çünkü o zaman yayınevinin bünyesindeki çevirmenler anlı şanlı çevirmenlerdi, onlar da bilmezse kim bilecekti!? Hatta birkaç ay sonra “Felsefe Defterleri”nin çevirmeni Atilla Tokatlı’yla tanışıp dost olduktan sonra ona da sormuştum, o da bilmiyordu. Ben de kitabı unuttum böylece.

Bir yıl kadar sonraydı, nihayet aklımdaki projeyi hayata geçirmiş, Başak Yayınlar’ı kurmuştuk. İlk kitap olarak Alaattin Bilgi’nin çevirdiği, Bruno Apitz’in “Kurtlar Arasında Çıplak” adlı romanını basmıştım. Arkasından Marx’tan, Engels’ten ince birer kitap…arkasından Lenin ve başkaları gelecekti. Tam o günlerde Londra’ya gitmiştim, birkaç aylığına. Türkiye’deki baskıcı rejime karşın orada sonsuz bir özgürlük hissi yaşamıştım, heyecanla sağa sola koşturuyor, önüme gelen her eyleme de katılıyordum. Tam da o günlerde Trafalgar Meydanı’nın bir köşesinde Nelson Mandela’ya özgürlük kampanyası yapılıyordu. Kampanya sürekliydi ve her grup vardı. Ben de eylemde olmalıydım, hemen dahil oldum ve oradaki İngiliz komünistlerle tanışıp, yarım yamalak İngilizcemle anlaşmaya çalışıyordum. İşte o günlerde “Matematik Defterleri” yeniden düştü aklıma, benim komünistlere sordum ama onlar da böyle bir kitabı bilmiyorlardı. Daha sonra Londra’da üstlenen Türkiyeli komünistlerle ve onların hayli ünlü lideri R. Yürükoğlu ile de tanışacaktım. Bir vesileyle kitabın adı yine geçmişti, Engels’in bir yerde Marx’ın matematiğe ilişkin çalışmalarından bahsettiğini ama kitap haline geldiğini bilmediğini söyledi. Ya da belki başka bir yoldaş söylemişti bunu…

Sonraki günlerde Londra’daki en büyük kitabevlerini ve sahafları öğrendim. Nedense aksi yöndeki bütün bilgilere rağmen kitabın varlığından emindim. Büyük bir azimle büyük kitapçılardan başlayarak kitabı aramaya koyuldum. Koyuldum ama aslında ne aradığımı bilmiyordum, çünkü adam “Matematik Defterleri” demişti ama varsa böyle bir kitabın acaba adı neydi? Defterleri tam karşılayacak bir ismi mi olmalıydı, yoksa başka mı, ne?

Günlerce kitapçılarda, sahaflarda Marx’ın bulabildiğim bütün kitaplarını elden geçirdim, yoktu. En son Sovyet Kitapları’nın Londra temsilcisi sayılan ve o günlerde orada Sovyet şair Yevtuşenko için yapılan bir etkinlik sayesinde öğrendiğim Collet’s Kitabevi’ni keşfettim. Kitabı orada da bulamazsam arayışımı sonlandıracaktım.

Böylece günlerce kitabevini ziyaret ettim, her gün birkaç saatim orada, özellikle de alt katta eski kitapların olduğu reyonda geçer olmuştu. Neyse ki orada küçük bir tabure vardı da arayışımı oturarak sürdürebiliyordum. Kitabevi çalışanlarıyla da kitap hakkında birkaç kere konuşmuştum, sonuç yoktu ama. Hatta çalışanlardan biri İranlıydı, bana çok bilmiş bir dille böyle bir kitabın asla var olmadığını, çünkü bunun Marx’ın konusu olmadığını anlatmaya çalışmıştı. Ben ısrar edince de İngilizcemin azlığından söylediklerini anlamadığım gibi bir şeyler söyleyip uzaklaşmıştı. Sonraki birkaç gün adam beni gördükçe yüzünü ekşitip başını sağa sola sallamıştı.

Sanırım Collet’s’e gidişimden bir hafta kadar sonraydı, alt katta tabureme oturmuş ilgisiz bir şekilde rafları karıştırıyorum, elime aldığım 14x20 ebatlarında, siyah ciltli bir kitabın sırtında “Karl Marx, Mathematical Manuscripts” yazısı gözüme çarpmıştı. Heyecanla ayağı fırlamış, birkaç dakika kitabı inanmazca evirip çevirmiştim.

Üst kata çıktığımda kasada İranlı vardı, elimde kitabı görünce şaşkınlığını gizleyemedi, beni kutlamak için elini uzatmıştı, ben heyecanla adamın elini tutup kendime çekince kırk yıllık dost gibi öpüşmüştük. Kutlanmaya ihtiyacım vardı sanırım ve bunu hak ettiğimi düşünmüş olmalıydım. Bu kutlama öpüşmemiz yine de muadili kitaplar 10 poundken 50 pound ödememe engel olamamıştı.

Kitap ilk olarak Sovyetler Birliği’nde S.A. Yanovskaya tarafından 1930’dan beri üzerinde çalıştığı notların birinci bölümü olarak 1968’de yayımlanmış. Daha sonra New York’ta New Park Publications yayınevi tarafından 1983’te İngilizcesi basılmış. Benim tesadüfen bulup aldığım ve daha sonra çevirtip yayımladığım tek nüsha da işte bu baskıdan. Kitabın çok yenilerde basılmış olmasına rağmen piyasada bulunmuyor olması ve tanıştığım kimsenin de kitaptan haberdar olmaması şaşırtmıştı beni.

Türkiye’ye döndüğümde kitabı ilk olarak çevirmenimiz Öner Ünalan gördü ve o da çok şaşırdı, heyecanlanmıştı, bu kitabı mutlaka ben çevirmeliyim deyip aldı kitabı. Uzun ve yoğun bir çaba sonucunda kitap çevrilmiş, zorlu bir dizgi, düzeltme süreci sonunda “Matematiksel Elyazmaları” adıyla Başak Yayınlar tarafından 1990’da basıldı. Kitap matematik akademisyenleri tarafından bile şaşkınlık ve ilgiyle karşılandı. Çünkü kitaptan kimse haberli değildi sanırım, haberli olabilecek çok az sayıdaki insanla da ben karşılaşmadım belki de. Adını sormayı akıl edemediğim için sonraki yıllarda aklıma geldikçe hayıflandığım, şık giyimli, nazik davranışlı adam dışında…

Ben yayınevini kapattıktan yıllar sonra eşim Yosum Kurtulmaz’ın (Öner Ünalan’ın kızı) yazdığı bir önsözle Kor Kitap kitabın ikinci baskısını 2019 yılında yaptı. Kitabın hâlâ  satışta olduğunu biliyorum.

1

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.