Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mahmut Alınak ile 'Değişim' romanı üzerine: Halklar eşit olsa…

'Hayalci bir roman bu. İnsanlığın, ülkedeki emekçilerin hayallerinin bir yansıması. O yüzden birazcık da kibirli bir roman. Malum, değiştirmek isteyenlerin cüret etmesi gerekiyor.'

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 04.09.2021 , 10:35 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Memleketin serhattında, Kars’a bağlı Digor’da konuk olduk Mahmut Alınak’a.

Sokaklarına Yılmaz Güney’in, Musa Anter’in ve Orhan Doğan’ın isimlerinin verildiği yerlerden biri Digor. İşsizlik ve yoksullukla mücadele eden bir ilçe. Yollarından hemen aşağı kaptırdın mı Iğdır’ın yemyeşil ovalarına doğru değişiyor dünyası. Bulutsuz havalarda Ermenistan köylerinin ışıltılarını hatta şansınız yaver giderse Ağrı Dağı’nı da görebiliyorsunuz kimi köylerinden.

İlçenin tarihi çok uzak yıllara ve uzak akrabalarımıza gitse de, yakın tarihinde Çarlık Rusyası işgali yıllarında Bolşeviklerin gizli gizli toplantılar yapıp, 1917 baharında Sarıkamış’ta tren istasyonu meydanında kutlanan, 1 Mayıs’a buradan da katılım gösterdikleri, çalışma yaptıkları bir yer Digor.

Mahmut Alınak ile Yazılama Yayınevi’nden çıkan son romanı Değişim’e dair sohbet etmek için buluştuk Digor’da.

Derdimiz böyleydi, evet ama kitapta yer alan memleket havasını konuşmaktan kitaba en son sıra geldi.

Biraz da böyle sanırım. Edebiyat tarihinde birçok yazarın “sanatçı eseriyle konuşur daha çok, eserini konuşmaz” deyişi tam da böyle bir yere oturuyor. Romandaki karakter Çınar’a dair sohbetimiz, Kadriye Hanım’ın imgeleri ile hemhal olduk sohbet boyunca.

Alınak, Değişim romanını inşa ederken, merkezine emeği ve Kürt ile Türk halklarının barışını koyuyor. Biraz da yıllarca burjuvazi tarafından düşmanlığın körüklendiği bir coğrafyada, iki kardeş halkın birbirini anlama çabasının çıktısı bu roman.

Hayalci bir roman bu. İnsanlığın, ülkedeki emekçilerin hayallerinin bir yansıması. O yüzden birazcık da kibirli bir roman. Malum, değiştirmek isteyenlerin cüret etmesi gerekiyor. Ama buradaki kibir yanlış anlaşılmasın, tarihin uzun yıllarından demlenip gelmiş haklı bir tavır var orada” diye giriyor Mahmut Alınak söze.

O zaman neden değişim diyeceğiz bu kitaba? Mesela Gregor Samsa’nın değişimi ile romanın karakteri olan Çınar’ın değişimi arasındaki fark nedir diye soruyorum Alınak’a.

“Kafka içinden geçilen bir çaresizliği ve çürümüşlüğü tasvir ediyor. Bunu çok başarılı yaptığı için de edebiyat tarihinde haklı olarak önemli bir yere oturuyor. Bu dönem romanlarının bir özelliği de bu” diyor ve şöyle devam ediyor: “Bu dönem romanları çürümüşlüğü, sömürüyü, yabancılaşmayı çok güzel tarif eder. Değiştirmek isteyenlere de mevcut tabloyu anlatır. Değişim romanı ise farklı. Bu çürümüşlükten ve sömürüden, ırkçılıktan, faşizmden nasıl çıkarız sorusuna cevabı arıyor. İşte bu nedenle Diyarbakır’dan çıkan bir Kürt gencinin hayatındaki o ilginç değişim anlatılmaya çalışılıyor."

Kitap günümüz dünyasından birçok veri ile bezenmiş. “Cezaevindeki FETÖ’cü komutan” da yer alıyor romanda, mafyalar da, mülteciler de, büyük şehirlerin kalabalıkları da. Tam da burada kitabın kurgusunu anlatıyor Alınak. “Romanda yer alan Kürt gencinin hayatındaki değişim ve hikaye esasında gerçekten yaşanmış bir olaya dayanıyor. Ben çok az müdahaleler ile ve bazı şahsi bilgileri değiştirerek kaleme aldım. Dolayısıyla kurgusal bir romandan ziyade belgesel bir anlatım olmuş oldu” diyor.

Öyleyse değişimi sağlayan şeyin kendisi nedir sorusu geliyor akıllara. Diyarbakırlı, devletin sillesini yemiş Çınar’ın değişimini sağlayan neydi? Nasıl oldu da düşmanı olan bir sistemi, o düzen altında ezilen insanlarından bağımsız ele almayı başardı? Newroz meydanlarındaki bir heyecan nasıl oldu da öfkesini Türklere değil de bir sisteme, düzene karşı devşirebildi?

İşte burada romandaki kahramanımız yazar Ahmet R. devreye giriyor. Cezaevindeki herkesi ve Diyarbakırlı Çınar’ı değiştiren şey bir mücadele ile başlıyor. Ahmet R.’nin cezaevindeki yanlış olan her şeye kafa tutması ile başlıyor değişim. Romandaki tutuklu FETÖ’cüleri ya da farklı suçlardan yatan insanları Ahmet R.’den ayıran şey tam da burada başlıyor. Çünkü, bu berbat düzeni değiştirmek, insanların eşit ve özgür bir dünyada yaşamasını isteyen Ahmet R. gittiği her yere kafasındaki ütopyayı da götürüyor. “Değiştirmek için bir hayaliniz olması lazım” diyor Mahmut Alınak, “ayakları yere basan bir hayaliniz”. Sanırım hayalcilikten ayıran, bir ütopyayı bir yöntem haline getiren şey tam da burada başlıyor. Mücadeleyi düşten gerçeğe dönüştüren bir dünyayı tanıtıyor herkese. Çınar da tam burada değişmeye başlıyor.

Romanı okurken beni en çok düşündüren şey bir komutan eşi olan Kadriye Hanım’ın Çınar ile kurduğu ilişkideki ona verdiği hediyelerdi. Yıllarca “devlet için yapılan bin operasyonun” görevlisi bir askerin ailesi, Çınar’a bunca hediyeyi verirken, bu hediyeler ile bugün bu düzenin Kürt halkına sunduğu “hediye” tuzaklarını birbirinden ayıran neydi diye düşündüm?

Mahmut Alınak önce biraz durdu, derin bir nefes aldı. Önünde duran çaydan bir yudum aldı ve sakince anlatmaya devam etti:

“Devletin Kürt halkını kandırabilmek adına sunduğu sözde bazı hediyeler ile bu ailenin Çınar ile kurduğu ilişkide farklar var. Hem duygusal hem de siyasal farklar. İlk olarak bu aile bu hediyeleri sunarken kendini kutsamıyor ya da bir şeyler dayatmıyor. Örnek olarak bir şart sunmuyor. Sadece yardım elini uzatıyor Çınar’a. Yolda aç ve perişan kalmış bu Kürt gencine temiz kıyafetler veriyor, sıcak yemekler ikram ediyorlar. Sonra bu ailenin de yaşadığı acılar ve dehşet verici şeyler var. Kimi acıları ortak. Duygudaşlık var. Ailenin bir çıkarı yok mesela. Ayrıca tüm bu yardımları yaparken değil, yaptıktan ve Çınar’ı tanıdıktan sonra onun ailesinde gerillaların olduğunu öğreniyorlar. Hem yardım ederken şartları yok hem de bu bilgiden sonra tavırları da değişmiyor. Anlamaya çalışıyorlar. Devletin açılımları bir çıkar üzerine inşa edilir. Ayrıca devlet, Kürt halkıyla yaşadığı her olayda Kürtleri sorumlu tutuyor, kabahat Kürt halkına yıkılıyor. Yaşanan her şeyde Kürtler sorumlu tutulur ve cezalandırılır. Devletin bir kabahati günahı yoktur güya.  Ancak bizim hikayemizde bu durum da eşitleniyor.”

İşte değişim tam da burada başlıyor. Dağlarda komutan olan eşini kaybeden Kadriye Hanım da Çınar da önce anlamaya sonra değişmeye başlıyorlar. Çünkü diğer yanıyla her biri emekçi olan insanlar bunlar. Bu yüzden de hayatında Kürtler ile devlet vazifesi dışında temas kurmamış bir ailenin fertleri Çınar ile kalkıp Diyarbakır’a gidiyor ve babasının acı dolu özlemiyle soruyu doğru yere soruyor. "Bu dağlarda ne işimiz vardı bizim baba?”

Kim bilir belki senaryoya da uyarlanır bu hikaye, sanatın roman dışındaki biçimlerine de yansıtırız ilerleyen zamanlarda diyerek bitirdik sohbetimizi. Öğleden sonra bir serinlik yayılıyor Kars’ta. Yaz aylarının son günleri ve hala yüksek rakımlarda yeşilken dağlarla ovalar “değişimi” konuştuk. Kürt ve Türk emekçilerinin bir arada kardeşçe, eşitlik, özgürlük ve barış içinde yaşayacakları bir dünyayı konuştuk. Kitaptan gelecek tüm geliri Kars’taki engelli yurttaşlarla dayanışmaya ayıran Alınak’ın tek umudu değişimin yaşanması, yaşanması için mücadele edilmesi.

Kitaba ulaşmak için: https://www.yazilama.com/kitap/degisim/

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.