Sayfa yolu
'Kürtler ne istiyor çalıştayı' veyahut yobaza reçete yazdırmak
Yayın Tarihi: 17.11.2022 , 07:03 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Geçtiğimiz gün Ankara'da Demokrasi ve Birlik Vakfı/Derneği (DEMBİR-DER) tarafından gerçekleştirilen "Kürtler Ne İstiyor?" başlığını taşıyan çalıştay bazı kesimler tarafından "Yeni bir açılım rüzgarı mı esiyor?" sorusunu sordurdu.
AKP'nin "Açılım Süreci-Barış Süreci" gibi isimlendirmelerle başlattığı dönemin etkinlik örneklerine benzeyen çalıştayda İslamcı seçenekler öne çıkarken Kürt emekçilerin adı geçmedi.
Peki bu çalıştayın hedefleri nelerdi? Veyahut Kürt meselesine dair yaklaşımda sınıf çizgisinin olmadığı örnekler nereye varacaktır sorusuna biraz açıklık getirelim.
DEMBİR-DER ve Mehmet Metiner
Haziran ayında kuruluşunu ilan eden Demokrasi ve Birlik Vakfı ve Derneği kamuoyunda "yeni bir çözüm süreci mi bekleniyor" soruları ile birlikte anıldı. Derneğin genel başkanı ise eski AKP'li vekil Mehmet Metiner. Kuruluş toplantısının İstanbul'da bir otelde gerçekleştiği ve eski mankenlerden Ece Gürsel'in sunucu olduğu kuruluş toplantısı ile dikkat çeken DEMBİR-DER aynı zamanda Kürt sorunu konusunda İslam-ümmet ortak paydasını öne çıkaran bir dernek.
Derneğin Ankara'da gerçekleştirdiği buluşmaya ise katılanlar benzer çevrelerden belirleniyor. Hepsinin ortak özelliği Kürt sorununda islamcı çözüm arayışları, AKP'den medet ummak ve HDP'yi karşılarına alırken söz yeni bir anayasa geldiğinde de "bu fırsatı kaçırmayalım" çağrısı yapmak.
Toplantıda öne çıkanlar: AKP'de görev yapmış eski HDP'liler
Toplantının çağrıcıları ve örgütleyicileri arasında bir dönem AKP'de görev yapmış ya da yapmaya devam eden eski HDP'liler öne çıkıyor. Derneğin kurucusu Mehmet Metiner'in dışında Orhan Miroğlu'nun da öne çıktığı buluşmaya HDP eskisi bazı isimler de katıldı veya katkı sundu. Şimdilerde SES Partisi'nde siyasete devam eden Ayhan Bilgen konuya dair açıklama yapanlar arasında yer alırken bir dönem Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanlığı yapan yine SES Partisi'nden Müslüm Doğan toplantının katılımcıları arasında yer aldı
Toplantıda daha önceki çözüm süreçlerinde de öne çıkan "Çözerse sorunu Erdoğan çözer" vurgusu yinelendi. Bunun yanı sıra Orhan Miroğlu yeni bir anayasa süreci için de "HDP bu fırsatı kaçırmamalı" diyerek çözüme dair yöntemi işaret etti. Yani yeni bir çözüm süreci olacaksa eğer yeni bir anayasa üzerinden şekillenecek.
Toplantıya bu isimler dışında Kürt illerindeki islamcı örgütlenmesi ile bilinen HÜDA-PAR, Kürt Araştırmaları Merkezi'nden Reha Ruhavioğlu ve yine islamcı yazarlardan Müfid Yüksel ve Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Kadir Canpolat da katıldı.
'İslamsız Türk Kürt sorunun kaynağıdır'
Kürt sorununun çözümünde islamcı modelin öne çıktığı çalıştayda Kürtlük vurgusu belirgindi. Aynı zamanda her sorunun başında ve çözümünde islamcılığın model olduğu bir seçenek öne çıkarıldı. Türk ve Kürt halklarının bir arada olabilme örneklerine dair tarihte Fatih Sultan Mehmet ve Selahaddin Eyyübi gibi isimlerin refere edildiği toplantıda Kürt sorununun kaynağında islamsız Türklük gösterildi.
Bu ifade ile esasında 1923 yılındaki modern Türkiye Cumhuriyeti'nin attığı seküler ve laik adımların, Türkiye'de Kürtler ve Türkler arasındaki ortak payda olan islamı ve dolayısıyla da bir arada yaşayan ümmeti ortadan kaldırdığını belirten ifadelerin bir ayağı havada kalıyor. Zira o haliyle Osmanlı dönemindeki Kürt isyanlarının kaynağı, nedeni ve ortaya çıkışındaki süreçleri ve hatta bastırılmasındaki kimi ümmetçi motifleri açıklamak zorlaşıyor.
Kürtler ile Türkler arasında kardeşçe yaşamın İslam paydasında mümkün olduğunu ifade eden çalıştay sorunu "İslamsız Türklük Kürt düşmanıdır" diye tarif ediyor.
'Kürt sorunu bitti, Kürtlerin sorunu var'
Çalıştay buluşmasında konuşma yapan Mehmet Metiner, Kürt sorununun bittiğini ama Kürtlerin sorununun devam ettiğini belirtti. Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce dile getirdiği "Kürt sorununu biz çözdük" ifadelerine dayanan bu cümlede, Kürt sorununu sadece "şiddet" temelinde ele alan yaklaşım neticesinde Kürt sorununun bittiğini ifade eden Metiner, Kürtlerin kültürel ve hukuksal haklarını alma noktasında sorunlarının devam ettiğini belirtti.
Çözüm süreci başlar mı sorusuna cevap: 'İklim müsait inşallah'
Çalıştayın raporunu Erdoğan'a vereceklerini belirten Metiner, "Yeni bir çözüm süreci başlar mı?" sorusuna da "İnşallah. İklimin müsait olduğunu, Kürtlerin de yanlışlıklardan ders çıkararak makul bir çizgiye geldiğini görüyoruz" diyerek cevap verdi.
Aynı soruya eski HDP'li ve SES Partisi Genel Başkanı Ayhan Bilgen geçmiş hatalardan ders çıkarılıp aynı hataların tekrar edilmediği takdirde çözüm sürecine olumlu baktıklarını ve katkı koyabileceklerini ifade etti. Aynı şekilde HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da Kürtlerin haklarını almaları için sözde değil sahici bir kardeşliğin olması gerektiğini ifade ederken bu kardeşliğin temellerini de "Allah'ın kullarına verdiği haklar var" diyerek tarif etti.
Yeni bir anayasa ve yeni bir çözüm süreci: 1921 Anayası örneği
Türkiye'de başkanlık sistemi tartışmaları sürecinde paralel giden anayasa tartışmalarında AKP sürekli 1921 Anayası'na gönderme yapıyor ve aynı zamanda muhalefetin çeşitli kesimlerinden de destek görüyordu. Hatta Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bu sürecin sözde değil özde olması gerektiğini ve belli başlıklarda da somut adımlar atılması gerektiğini ifade ediyordu.
1921 Anayası modern ve laik bir cumhuriyet tartışmalarında, 1923'e giderken hem bir eşik hem de belli açılardan da özellikle halifelik makamı konusunda İslamcı vurguları olan anayasa olarak görülüyor. O dönem HDP de 1921 Anayasası'nın özerklik modelini içermesi nedeniyle öneriyi pozitif ele alıyordu. Oysa AKP'nin hedefi yerelliğin yönetimlere dahil olmasından ziyade patronların yerellikleri dilediği gibi yönetmesini sağlayacak, bölgesel asgari ücretlerin şekilleneceği yoğun bir sömürü biçimi. Bugün Kürt illerinde asgari ücretin altında verilen maaşları ve sigortasız çalıştırılan işçileri düşününce bu durum daha vahim bir hal alıyor.
Yeni bir anayasa konusunda mevcut fırsatları HDP'nin kaçırmaması gerektiğini ifade eden Orhan Miroğlu, bu sürecin çözüm süreci başlığında değerlendirilmesi gerektiği görüşünde. Aynı şekilde, çalıştay gerçekleşmesini sağlayan DEMBİR-DER Başkan Yardımcısı Ebubekir Elmalı "Yeni anayasa önerisinin Kürt meselesine ilişkin hüküm içereceğini" ifade etti.
Konuya dair HDP'li Tayyip Temel ise Erdoğan'ın Kürtlere ve Kürtlerin kazanımlarına karşı açtığı savaşın durması koşuluyla yeni bir çözüm sürecine olumlu bakabileceklerini söyledi.
Sınıftan kopuşun sonucu ve reçeteyi yobazlara yazdırmak
Çalıştay boyunca yaptığı konuşmalarda Kürtleri adına konuştuğunu hatta HDP'nin Kürtler adına konuşmaktan vazgeçmesi gerektiğini belirten Mehmet Metiner'in öncülüğünde şekillenen çalışmanın neticesinde sınıfsal kompozisyondan uzak bir sonuçlar silsilesi ortaya çıkıyor.
Üstelik işin garip yanı bu metnin altına imza atmaya hazır ya da atabilecek bir sürü muhalefet partisi de mevcut.
Çünkü konu işçi sınıfının eşitlik ve özgürlük mücadelesinden uzakta, hatta yer yer İslam kardeşliği ile birlikte örülecek bir Kürt sorunu ya da çözümü olunca esasında metnin kim tarafından yazıldığının ya da kimin imza attığının da bir önemi kalmıyor.
Örnek olarak çalıştayın somut talepler bölümünde yer alan anadilinde eğitim, uçaklarda Kürtçe anons gibi önerilerin ardına sıralanmak istenen Kürt emekçilerin, eşitlik mücadelesi konusunda tek bir hedef ya da içerik yer almıyor. Ve yine tarih, eşitliğin olmadığı koşullardaki özgürlük hedeflerinin liberal bir projeden öteye gidemediği yığınlarca örnekle dolu.
Mehmet Metiner konuşmasını "Bir ağaç gibi tek ve hür ve orman gibi kardeşçesine" olalım diyerek bitirirken Türkiye'nin Yüzyılı projesine bir katkı olarak Kürt meselesini hediye etmek istiyor.
Ama sayın Metiner'in unuttuğu bir gerçek var. Eşitlik olmadan kardeş olunmuyor. Üstelik bu durum sadece millet kavramına da işaret etmiyor. Yani hem Türk hem de Kürt sermayedarlara kafa tutmayan, eşitliği sosyalizm temelinde kurmayan, yoksulun karnını doyurmayan, patronun çarkına çomak sokmayan bir kardeşlik, islam kardeşliğinden öteye gitmeyecek. Hayal ettikleri projenin Suriye'deki örneklerini görüyoruz. Suriye halkına gericilik, sömürü ve talandan başka bir şey getirmeyen mücahitlerinin örneklerini Türkiye'de pazarlamak istiyorlar.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.