Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kürt gazeteciliği 122 yaşında

Osmanlı’nın gazetecilik faaliyetleri açısından en meşakkatli yıllarından birine denk geliyor Kürt gazeteciliğinin ilk öyküsü. 22 Nisan 1898 tarihinde çıkan ilk gazete olan 'Kürdistan', II. Abdülhamit’in istibdat yılları olarak bilinen dönemine denk gelir.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 22.04.2020 , 12:30 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

22 Nisan 1898, Kürt tarihinde ilk Kürt gazetesinin okuyucuya ulaştırıldığı gün olarak kayda geçer. Vesilesi ile bugün, Kürt gazetecilik günü olarak kabul edilmektedir. 

Kürt gazeteciliğinin 120 yılı aşkın tarihinde basım-yayım faaliyetleri bir süreklilik ve kopuş diyalektiği içinde devam etmiştir. Okuyucuya ulaştırılan ilk gazetenin mürekkepli sayfalarından bugüne, Kürtçe gazete, dergi ve esasında her tür yayıncılık faaliyeti bir mücadelenin konusu ve sonucu olageldi. 

Osmanlı’nın gazetecilik faaliyetleri açısından en meşakkatli yıllarından birine denk geliyor Kürt gazeteciliğinin ilk öyküsü. 22 Nisan 1898 tarihinde çıkan ilk gazete olan “Kürdistan”, II. Abdülhamit’in istibdat yılları olarak bilinen dönemine denk gelir. Bu dönem aynı zamanda, Osmanlı’daki aydınların ve ilericilerinin sürgün-sansür ve baskı yıllarıdır. Kürdistan gazetesi bu nedenle Kürt okuyuculardan uzakta, Kahire’den yayımlanır. 

İllegal yollardan okuyucuya ulaştırılan ve tarihteki ilk Kürtçe gazetenin editörü ve sahibi olan Mikdat Mithat Bedirhan dönemin sürgündeki Kürt ileri gelenlerinden birisidir. Mikdat Bedirhan, gazeteyi Kürtleri aydınlatmak ve diğer milletler gibi gazete ile buluşturmak için yayınladığını söyler. 

Yayın hayatı dört yıl süren gazete, 31 sayı çıkmıştır. Kürtlerin yoğun yaşadıkları kentler dışında Adana, Şam ve Avrupa’nın çeşitli kentlerine de ulaştırılmıştır.  

Dönemin siyasal konjonktürü Kürt ve Türk aydınların aynı zeminde üretim yapmalarına olanak sağlıyordu. Gazete II. Abdülhamit’in baskı politikalarına karşı mücadele veren İttihat ve Terakki Partisi’nin yayını olan Osmanlı ile zaman zaman aynı matbaada da basılmıştır. 

Kürt gazeteciliği, Osmanlı yıllarındaki üretim ve dağıtım açısından en uygun ortama 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanından sonra kavuşur. Bu dönem Kürtlerle birlikte Osmanlı’da yaşayan pek çok ulusun, kendi dilinde gazeteleri rahatça yayınlayabildiği dönemdir. 

Osmanlı döneminde, Kürdistan gazetesi haricinde Kürt Teavün ve Terakki (1908), Şark ve Kürdistan (1908), Kürdistan (1908), Peyman (1909), Amidi (1909), Yekbûn (Birlik)(1913), Jîn (Yaşam) (1918), Gazi (1919), Bangi Kürdistan (Kürdistan’ın Sesi/Çağrısı) (1922) gazeteleri yayımlandı. Bu gazetelerin dışında çeşitli dergiler de yayımlanmıştır. 

En Uzun Soluklu Gazete ve SSCB Dönemi: Riya Teze

Ezilen uluslar hapishanesi olan Çarlık Rusya’dan, tüm ulusların eşitlik ve özgürlük içinde yaşadıkları Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemine geçişle birlikte, SSCB’de yaşayan her ulus, kendi kültürü ve anadilinde yayın yapma hakkına kavuştu. İlk örneklerini Laçin bölgesinde yaşayan Kürtlerin deneyimlediği bu süreçte, Sovyetskiy Kurdistan ismiyle yayınlanan gazete 1961 yılına kadar devam etti. Ancak Kürtlerin SSCB’deki demografik yoğunluğunun esas merkezi olan Ermenistan ve Gürcistan’dan uzak olan bu bölgede yayımcılık faaliyeti zamanla geriye düştü ve üretim Ermenistan Sovyeti’nde süreklilik kazandı. 

Kürt tarihinin en uzun soluklu gazetesi olma özelliği taşıyan Riya Teze (Yeni Yol) 25 Mart 1930 yılında okuyucuyla buluştuktan SSCB’nin dağılışına kadar üretim yaptı. Ermenistan Komünist Partisi’nin Kürt Örgütlenmesi sorumluları ve Kürt aydınları tarafından yayımlanan gazete, Kürt kültür ve tarihi için zengin bir arşivi de elinde bulunduruyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş yıllarına, Kürt kültür ve tarihinin yeniden üretiminden diğer kültür ve uluslarla olan karşılaştırmalı edebiyat ürünlerine kadar geniş bir alanda üretim yapan gazete SSCB’de yaşan Kürtlerin yaşadığı köylere kadar ulaştırılıyordu. Latin grafikli alfabe ile yayınlanan gazetede Kiril grafikli harfler de yer alıyordu. Gazetenin emekçileri, Ermenistan Komünist Partisi’nin genel merkezinde gazete için tahsis edilmiş bir matbaadan ve dağıtım olanaklarının tamamından yararlanabiliyordu. 25 kişilik bir ekip tarafından çıkartılan gazetede, Erebê Şemo, Emrikê Serdar, Heciye Cindi gibi Kürt tarihinin önemli isimleri görev alırken İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda 5000 tirajını görmüştü. 

SSCB’nin dağılışından sonra maddi olanaklarını kaybeden gazetenin mirasını yaşatmak isteyen gönüllüleri, 2000’li yıllara kadar zaman zaman haftada bir zaman zaman ayda bir kez yayınlayarak gazeteyi okuyucuya ulaştırmaya devam etse de gazete daha fazla direnemez ve yayın hayatına veda eder. 

Kürt Gazeteciliğinde Şam Ekolü 

Kürt aydınlarının en üretken isimlerinden biri olan Celadet Ali Bedirhan, SSCB döneminde geliştirilen Latin Grafikli Kürt alfabesine bugünkü modern biçimini veren kişilerden biridir. SSCB’de İsahak Maragulov ve Erebe Şemo ‘nun üzerine çalıştığı alfabeye son halini vererek ve tamamını Latif Grafikli biçime kavuşturarak, Latif harflerinden oluşan ilk dergiyi yayınlayan Celadet Bedirhan bu çalışmaların öncüsü olmuştur.  

Sürgün koşullarından dolayı üretimlerini Şam’da yapan Celadet Bedirhan, Kürt tarihinde “Şam Ekolü” denilecek bir dönemi yaratmıştır. 

15 Mayıs 1932 tarihinde yayınlan tamamı Latin harflerinden oluşan ilk dergi Hawar, yani Feryat anlamına gelen gazete 15 Ağustos 1943 yılına kadar devam eder. Derginin yayınladığı bu tarih aynı zamanda Kürt dili bayramı olarak kutlanmaktadır. Derginin geniş yazar ekibinin içinde Marksist Kürt şairi Cegerxwin’in de ismine rastlarız. Bedirhan aynı zamanda Kürt tarihindeki plastik sanatlar alanındaki ilk yayınların yapıldığı, resim tarihinden örneklere yer verilen Ronahi (aydınlık) dergisini de çıkaran kişidir. 

Kürt Gazeteciliğinin Bugünü

Türkiye’de yola çıktığı ilk günlerde bugüne baskı ve sansürlerle karşılaşan Kürtçe üretimler yaygın olarak 1960’lı yıllarda tekrar hareketlilik kazanır.  Bu dönemler aynı zamanda Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesinin geliştiği, örgütlerin ve çıkardıkları gazete ve dergilerin okuyucuya yaygın olarak ulaştırıldığı dönemlerdir.  Musa Anter’in çıkardığı Dicle-Fırat gazetesi bu dönemin en bilinen örneklerindendir.

1980 darbesiyle birlikte Türkiye’de zaten illegal koşullarda üretim olanağı bulan Kürtçe gazete ve dergi faaliyetleri daha büyük zorluklarla karşılaşır ve durma noktasına gelir. 

Türkiye’de 1990’lı yıllarla birlikte tekrar üretim olanakları yakalayan Kürt gazeteciliği, özellikle Azadiya Welat gibi günlük gazete konusunda ısrarlı mücadele veren örnekler sayesinde, Kürtçe üretim, dil ve gramer açısından süreklilik kazanarak, okuyucular nezdinden bir ortak biçim yarattı. 

Bugün AKP’li yıllarda, bir yandan Kürtçe gazete ve televizyon programlarına imkan sağlanırken diğer yandan da yasaklamalar ve toplatma kararları devam ediyor. Görece “hukuki açıdan” hiçbir engel ve yasaklama olmamasına rağmen fiili uygulamalarla Kürt gazeteciliği yoluna meşakkatle devam ediyor.
Baskı ve yasaklamalar açısından, artık gazetenin dilinden ziyade tutunduğu politik tavrın ve seslendiği sınıfsal zeminin kendisi daha çok ayırt edilir bir yerde duruyor. Kürtçe üretmekten ziyade artık hangi içerikle yazdığını daha önemli bir belirleyen.

1898 yılından bugüne, dijital yayınların ve internet gazeteciliğinin yaygınlaştığı bir dönemde, Kürt gazeteciliği üretim açısında farklı olanaklara kavuşsa da bir yandan gazetecilerin tutuklandığı örnekler devam etmektedir. Kürt okuyucuların Kürtçe üretimlere dönük ilgisizliği de bir başka mücadele konusu olarak gelecek dönemde gündem olacak gibi görünüyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.