Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kulüpler şirket olacak, başkanın malına el konabilecek...

AKP iktidarı kulüplerin şirketleşmesinin önünü açacak ve kulüplerin kontrol altına alınmasını sağlayacak yeni bir düzenleme hazırlığında.

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 26.01.2021 , 15:38 Güncelleme Tarihi: 26.01.2021 , 15:51

Yeni bir haber daha konuşuluyor. Bu kez gündem, artık kulüp başkanları ve yöneticilerinin, görev yaptıkları dönemdeki mali yüklerden arınamayacağı konusu. AKP’nin son aşamasına getirdiği düzenlemede, spor kulüplerinin artan borçları yönetim kurullarına yeni bir yük olarak yansıtılacak.

Tamamlanmak üzere olan söz konusu düzenleme ile başkan ve yöneticiler kendi dönemlerindeki borçlardan sorumlu hale getirilecek ve bununla birlikte kulüplerde şirketleşmenin de önü açılmış olacak.

Sezon sonu gelmeden, kısa vadede Meclis'e sunulması beklenen teklifte ayrıca 6 aydan fazla hapis cezası alan kişilerin, affa uğramış olsalar bile kulüp başkanlıklarının önü tıkanmış oluyor.

Çıkan haberlere göre, kulüplerin denetiminin kamu eliyle yapılacağı söylenirken, AİHM kararı doğrultusunda TFF’ye bağlı Tahkim, MHK (Merkez Hakem Kurulu) ve PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu) gibi kuruluşlar da ‘bağımsızlaştırılacak’ deniyor.

Bağımsızlıktan ne kastedildiğini ise idrak edemiyoruz.

Ek olarak, son gelen bilgiler, Meclis'e kısa vadede sunulacak olan teklifte kulübün gelirini aşan ve ödenemeyen borçların tahsilinin kulüp başkanlarının varlıklarına el koyma ile gerçekleştirilebileceği belirtiliyor.

Bu vesileyle, kulüp yöneticilerinin kendilerinden sonra gelecek yöneticilere “ödeme düzeni planlanmış ya da borçsuz” bir kulüp devretmesi hayali kuruluyor. Özetle, bütçe dışı uygulamalar, harcamalar yöneticilere yeni maliyetler yüklemiş olacak.

Ancak son dönem ekonomik gelişmeler, FFP (Finansal Fair Play) ve pandemi ile doruğuna çıkan futbol borç ekonomisi hesaba katıldığında yasanın bir çıkışa ne kadar olanak yaratacağı kuşkulu duruyor.

Fakat yasanın olanak yaratacağı şey, kulüplerin ve yöneticilerin daha çok denetlenebilir olması ve kulüp yönetici kadro sirkülasyonunun siyasal iktidara daha çok yaslanması olarak deşifre edilebilir.

Bu da her şeyden önce ve koşullar uyarınca herkesin kulüp başkanı olamayacağı "profesyonel" futbol düzeninde, kulüp başkanı olunamayacağının artık yasallıkla da ifade edileceğini anlatıyor.

Burada dikkat çeken başka bir ifade ise il bazında 15 kulübün birleşerek “Spor Kulüpleri Federasyonu”, ülke genelinde ise 30 federasyonun katılımı ile “Spor Kulüpleri Konfederasyonu” kurulabilmesinin önünün açılması oldu. Ayrıca her federasyonun yönetiminde ilgili spor branşının “milli sporcuları”nın yer alması konuşulanlar arasında.

Gerçi, biraz olsun kafayı kaldırınca zaten bunun kimi branşlarda denendiği görülüyor.

Daha önce konuya dair açıklama yapan eski futbolcu ve MHP milletvekili Saffet Sancaklı: “Yöneticilerin borçlardan sorumlu olmaları hayati bir mesele. Çünkü aynı adamların yönettikleri holdingler ciddi kârlar ederken, kulüpler batıyor. Futbolcu transferlerinde paralar yöneticilerin istedikleri gibi harcanıyor” demiş ve “Kökten çözüm getirmezsek bu sorunun aşılması mümkün değil" diyerek topu yöneticilere atmıştı.

Sancaklı’nın açıklamasında da görüldüğü gibi, yöneticiler ve başkanlar zaten holdingler arasından seçildiği açıkça görülüyor.

Sancaklı sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazıları o zaman bizim kulüpleri yabancılar satın alır diyor, böyle de olmayacak ama, kulüplerde dernek-şirket ilişkilerinin düzenlenmesi gerekiyor”.

Bunun daha önce gündeme geldiğini ve kamuoyunun bu konuda yoklandığını biliyoruz. Bu hâlâ gündemde kalmayı sürdürüyor. İlerde bunun gerçekleştiği dahi görülebilir.

Ayrıca yerli ya da yabancı sermaye çok da fark etmiyor. Sermaye ve onun ilişkilerinden temizlenmek gerekiyor.

Koskoca bir futbol oyununun satılığa çıkarıldığını, televizyonlardan izliyoruz.

Ancak buradan siyasal iktidarın kulüpleri kurtarma çabası içinde olduğu algısını değil; kulüpleri kontrol için bir adım daha attığı çabasını keşfetmek gerekiyor.

Sancaklı diyor ya, “Holdingleri ciddi kâr elde ederken, kulüpler batıyor” diye; bu zaten onlar için bir çelişki oluşturmuyor. Melih Gökçek örneğini yeniden mi hatırlatmamız gerekiyor? Kulüplerin batması değil mesele, kârların azalmaması başa yazılan...

Bu arada süper lig takımlarının borçları 2 milyar avroyu aşmış durumdayken, bu şekildeki sınırlandırma egzersizleri yeni değil. Daha önce kulüplerden gelen stopaj ertelemesi ve faiz ricaları, iktidarın israf etmeyin ikazları birçok kez gündeme gelmişti.

Yasa, kimilerince merakla, umutla ve arzuyla bekleniyor. Ancak “kulüplerde şirketleşmenin önünün açılması” fikrininin detaylarının daha çok beklendiğine emin olabiliriz.

Ayrıca, eski bir soruya, soru ile karşılık vererek bitirelim.

Kulüplere patron mu yoksa başkan mı olunur?

Ben açıkçası profesyonel futbol kapitalizminde başkan olanın patron olmadığına pek rastlamadım.

Bilmem, rastlayanınız var mıdır?

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.