Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kübalılarla Yuvarlak Masa - 1: İsyan edesimiz geliyor!

Türkiye’ye ziyarette bulunan Küba heyetiyle hem adayı hem dünyayı konuştuk. Başları dik, vakurlar, umutlular, ama çok öfkeliler.

Yiğit Günay

Yayın Tarihi: 30.09.2024 , 12:30 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Tüm dünya çalkalanıyor. Özellikle bizim buralar.

Ama binlerce kilometre ötedeki bir adadaki fiili savaş hali, altmış yılı aşkındır sürüyor.

Sosyalist Küba’dan üst düzey bir delegasyon, geçen hafta Türkiye’deydi. Türkiye Komünist Partisi ve José Martí Küba Dostluk Derneği’nin davetlisi olarak geldiler. Çeşitli görüşmeler yaptılar, İstanbul’da “İnsanlık tarihinin en uzun soykırımı” başlıklı, Küba’ya karşı ablukanın her boyutuyla konuşulduğu ve yüzlerce kişinin katıldığı bir sempozyumda konuştular, İstanbul ve Ankara’da dayanışma etkinliklerinde Küba dostlarıyla buluştular.

Heyet üst düzey ve kendi içinde çok dengeli bir heyetti. Heyet başkanı, yıllarca Küba Yazarlar Birliği’nde sorumluluk aldıktan sonra milletvekili olan ve Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nde ideoloji departmanında görevli olan Luis Morlote Rivas’tı. Morlote’ye yine milletvekili olan Adalet Bakanı Birinci Yardımcısı Rosabel Gamón Verde, Küba Genç Komünistler Birliği (UJC) İkinci Sekreteri Dilberto Manuel González García, Küba Dünya Halklarıyla Dostluk Enstitüsü (ICAP) Temsilcisi Raúl Cardoso Cabrera ve Havana Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Ayuban Gutiérrez Quintanilla eşlik ediyordu.

İstanbul’da Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde söyleşi için oturduk. Gençlik örgütünden dostumuz, başka bir toplantı nedeniyle katılamadı. Söyleşi, tam Küba usulüydü: Herkesin söze daldığı, birbirini dinleyip birbirini tamamladığı serbest bir sohbet. Bölümler halinde yayımlayacağımız bu uzun söyleşinin ilk kısmında ablukayı, dayanışmayı, Küba’yı ve Filistin’i konuştuk.

Yiğit Günay: Bir dayanışma misyonu kapsamında Türkiye’ye geldiniz. Ankara’da görevli büyükelçimiz yakından biliyor, Türkiye halkında Küba’ya karşı büyük bir sevgi var. Ama Küba’yla dayanışma denildiğinde Türkiye’dekiler, yalnızca burada yapılan etkinlikleri, José Martí Küba Dostluk Derneği başta olmak üzere Küba dostlarının faaliyetlerini biliyor. Oysa Küba’dan bakıldığında çok daha geniş, tüm dünyada yürüyen bir dayanışma faaliyeti var. Biz bunun Küba için ne anlama geldiğini kestiremiyoruz. Buradan başlamak istiyorum. Okurlarımız için, büyük resmi çizebilir misiniz?

Raúl Cardoso Cabrera (Küba Dünya Halklarıyla Dostluk Enstitüsü - ICAP): Bugün 168 ülkede 3 binin üzerinde Küba’yla dayanışma örgütü var. Çeşitli ülkelerde, Türkiye de bunlardan biri, Küba’yla dostluk örgütleri o ülkelerin komünist partileri tarafından kuruldu. Elbette bunlar yalnızca komünistlerden ibaret değil, Küba dostu herkese açık örgütlenmeler.

Ama kimi ülkelerde on, on iki ayrı örgütlenme var. Bunların hepsi, Küba’nın temsil ettiği haklı dava için mücadele ediyor. Nedir o haklı dava? Yalnızca Küba’dan ibaret değil. Batı Sahra halkının davası, Venezuela’daki mücadele, Latin Amerika’daki barış örgütleri… Ve elbette Filistin. Kanımca bugün dünyada adaletten yana olan herkes, Filistin halkının egemenlik hakkını savunmak durumunda.

Yani, Küba’yla dayanışma, Küba’yı aşan bir dava. Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü, işte bu örgütlenmelerin koordinasyonunu sağlıyor. Ve elbette, şu ara yaşadığımız ekonomik sıkıntıların yarattığı zorlu koşullarda Küba’yla dayanışma hareketleri, bizim ayaklarımız yere daha sağlam basarak devrimin kazanımlarını savunmamıza çok yardımcı oluyor.

Raúl Cardoso Cabrera - Küba Dünya Halklarıyla Dostluk Enstitüsü (ICAP) Temsilcisi

Luis Morlote Rivas (Milletvekili, Merkez Komite İdeoloji Departmanı): Tabii, sorduğunuz sorunun bir boyutu da, Küba’nın dünyada kimlerle dayanıştığı, çünkü bu tek taraflı bir ilişki değil.

Cardoso (ICAP): Dayanışmak, insana ait bir değer. Toplumsal bir değer. Küba devrim yılları boyunca dünyanın tüm haklı davalarıyla dayanışma içinde olduğunu herkese gösterdi. Dayanışma, Küba Devrimi’ne içkin bir değer. 

Bakın… Fidel 1960’ta ICAP’ı kurma fikrini ortaya attığında, devrimin hemen sonrasında, ABD’nin de baskısıyla Küba’daki hemen tüm devletlere ait diplomatik misyonlar ülkeden ayrılmıştı. Dolayısıyla Fidel’in fikri, dünyadaki devletleri değil, halkları bir araya getirmekti. ICAP dünyanın tüm halklarıyla dayanışmak için yola çıktı. Başlarda daha ziyade Küba, dünyadaki sol, ilerici, emek güçlerine dayanışma gösteriyordu. Sonradan dünya Küba’ya karşılık vermeye başladı.

Morlote (Milletvekili, İdeoloji Departmanı): Fidel’in, Raúl’ün, şimdi Díaz-Canel’in, tüm Kübalı liderlerin savunduğu devrim kavrayışı, fazlalığı, arta kalanı paylaşmak değildir. Bizim çok eksiğimiz var, tüm dünya biliyor, abluka nedeniyle Küba halkının çok eksiği var. Buna rağmen dostlarımızın bize ihtiyaç duyduğu yerde yanlarında olmak bizim hep sahip çıktığımız bir değer.

Bazen kendimize bile ilaç bulamıyoruz, ama bir dostumuz muhtaç olduğunda, bir felaket yaşandığında, burada olduğu gibi deprem olduğunda örneğin, Kübalı sağlıkçılar oradadır. Dayanışmak, arta kalanı vermek değil, elindekini en ihtiyaç duyanla paylaşmaktır. José Martí’den beridir Küba devriminin savunduğu bir ilke oldu bu.

Luis Morlote Rivas - Küba Komünist Partisi Merkez Komite İdeoloji Departmanı Üyesi ve Halk İktidarı Ulusal Meclisi Milletvekili

Bu yüzden Küba dünyanın kalanı asker, silah ihraç etmiyor, doktor, ilaç, kültür gönderiyor. Küba’nın Afrika kıtası için yaptıkları örneğin… Şu an dünyanın kaç ülkesinde Kübalı sağlık ekipleri var? Çoğu zaman öyle yerlerde görev yapıyorlar ki, akrabaları bile kestiremiyor coğrafi olarak, o kadar ırak yerler. Ama oradalar, çünkü ihtiyaç var.

Henry Reeve Sağlık Tugayı mesela… ABD’deki bir doğal afetin ardından, bizi ablukaya alan, bize düşmanlık yapan hükümetin olduğu ülkenin halkına yardım etmek için kuruldu ilk başta. Dünyanın çeşitli halklarından on binlerce öğrencinin yolu Küba’dan geçti, dayanışma deyince bunlar geliyor akla. Geçen gün Díaz-Canel, İsrail’in katliamına uğrayan Filistin halkı için 100 Filistinli öğrenciye daha burs verileceğini açıkladı. 

Bu çok güzel bir şey. Ayrıca unutmayın, bu öğrencilerin memleketlerinde aileleri de var, çok geniş bir nüfustan söz ediyoruz. Bugün Afrika’da liderler var, daha çocukken akrabaları katledilmiş, Küba sahip çıkmış, Küba’da eğitim almışlar. 

İşte bu dayanışmadır ve niye bunca insanın Küba’yı savunduğunun yanıtı da buralardadır. 

Küba’nın dostları İstanbul'da büyük dayanışma etkinliğinde buluştu.

Yiğit Günay: Ablukadan bahsetmeden Küba üzerine konuşmak imkansız. Ve Küba’nın dünya halklarıyla dayanışması madalyonun bir yüzüyse, diğer yüzünde de bu var. Sizin de Türkiye’de katıldığınız etkinliğin temel sloganının dediği gibi, “insanlık tarihinin en uzun soykırımı”ndan söz ediyoruz. soL okurlarının ablukaya dair temel bir kavrayışı var. Biraz daha açalım isterim. 2016-2017 yıllarında, iyi hatırlıyorum, Küba ekonomisi iyi koşullara sahipti, özellikle bugünden geriye bakınca bu çok net görünüyor. ABD kamuoyunda hep tartışıldı abluka meselesi, ama özellikle o yıllarda “Küba’ya karşı abluka işe yaramıyor” fikri çok güçlenmişti. Fakat hemen ardından Trump iktidara geldi, var olan ablukaya 200’den fazla yeni yaptırım ekledi, üzerine pandemi gibi, küresel tedarik zincirindeki kriz gibi nesnel etmenler eklendi, ve Küba şu an bambaşka bir momentte. Şu an ablukanın etkisi ne durumda? Ve, abluka işe yarıyor mu?

Ayuban Gutiérrez Quintanilla (Havana Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi): Abluka her zaman işe yaradı. Trump seçilmeden hemen önce, ablukanın kimi kısımlarının bir miktar esnetildiği, özgün bir dönem yaşandı. Ama ablukanın yasal listesi çok uzun, bunlar devede kulaktı ve abluka hep çok etkili oldu. 

Ardından Trump geldi. Küba’nın ABD hükümetiyle ilişkilerinde epey mesafe kat edilmişti. ABD halkından söz etmiyorum, Küba’nın ABD halkıyla, aydınlarıyla hep iyi ilişkileri oldu. Neyse, Trump iktidara geldi. Dediğiniz gibi, 240’tan fazla yeni yaptırım kararı alındı. Elbette hepsi aynı ağırlıkta değil, ama bazıları ağır suç niteliğinde.

Yiğit Günay: Örnek verebilir misiniz?

Gutiérrez (İktisatçı): Elbette. Örneğin bizi “terörü destekleyen ülkeler” listesine sokmak…

Yiğit Günay: Hah, o konuya varacaktık zaten.

Gutiérrez (İktisatçı): Yani, bizi listeye almalarına gösterdikleri sözde sebep bile nasıl bir ikiyüzlülükle karşı karşıya olduğumuzu, yalanın norm haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye halkının da bilmesini isterim. 

Bizi niye listeye soktular? Kardeş Kolombiya halkı barış istiyordu. Biz arabulucu olduk. Sonradan barış görüşmelerine taraf olan kişilerden birinin kendilerine iadesini istediler. Garantör olarak bunun ne saçma bir hareket olacağını anlıyorsunuz değil mi? Ama bir önceki Kolombiya hükümeti, ABD’nin yönlendirmesiyle bir tiyatro sahneledi ve barış görüşmelerindeki muhataplarının kendilerine iadesini istedi.

Ayuban Gutiérrez Quintanilla - Havana Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi

Yiğit Günay: Ayrıca altını çizelim, o barış görüşmeleri sürecinde aracılık eden tek aktör de değildi Küba, Vatikan gibi başka aktörler de aracıydı.

Gutiérrez (İktisatçı): Ama işte, görüşmeler Küba topraklarında yapılıyordu ya… Sonuçta böyle saçma bir şekilde bizi o listeye soktular. Öncesindeki esnekleşme tersine çevrildi. Ama Trump ötesini de yaptı. Ablukanın ünlü yasalarının, Helms Burton gibi, Torricelli gibi, şimdiye dek hiç uygulanmamış maddeleri vardı. Trump bunları da uygulamaya başladı. 

Tüm bunlar bize muazzam zorluklar çıkarıyor. Küba küçük bir ekonomi, çok açık bir ekonomi, yani dış ticarete çok bağımlıyız. Ada olduğumuz için ya deniz ya hava yoluyla ticaret yapabiliyoruz, kimseyle kara sınırımız yok… Yani, diyelim Avrupa’nın ortasındaki, çeşitli ülkelerle kara sınırı olan bir yeri ablukaya almak çok zordur. 

Yiğit Günay: Türkiye gibi, nasıl engelleyeceksiniz?

Gutiérrez (İktisatçı): Aynen. Sonuçta biz çok açık bir ekonomi olduğumuz için, çok döviz ihtiyacımız var. Trump’ın yeni yaptırımlarının büyük kısmı, Küba’nın dövize erişimini engellemeyi amaçlıyor. Örneğin, bizi bir listeye soktular, normalde havale işlemleri yaptığımız uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkilerimize ket vurdular.

O listeye girmek ne demek, bakın, bizim üniversitede yaşanan bir olayı anlatayım. Yakın zamanda iki öğrencimiz, değişim programı kapsamında başka ülkeye gitti. Bankadan kendi paralarını çekmek istemişler, kasiyer “Küba pasaportu olan kişiye nakit veremeyiz” demiş. Sonuçta başka ülke pasaportlu bir arkadaşlarına çektirmişler parayı, yaşayabilmek için.

ABD ince ince hesaplıyor ablukanın tüm boyutlarını. Küba’nın normal bir şekilde ticaret yapabilmesinin önüne geçmek için elinden geleni ardında koymuyor. 

Geçen gün burada bir sohbette bahsettik. Kübalı bir devrimci için, pandeminin ortasında, Küba’nın solunum cihazı satın almasını engellemek unutulabilecek bir alçaklık değil.

Yiğit Günay: Yalnızca makineleri de değil, elinizdeki makinelerin yedek parçalarını dahi almanıza mani oldular.

Rosabel Gamón Verde (Milletvekili, Adalet Bakanı Birinci Yardımcısı): Aynen öyle.

Morlote (Milletvekili, İdeoloji Departmanı): Oksijen bile aldırtmadılar.

Gutiérrez (İktisatçı): Ya evet, pandemi döneminde oksijen depolarımızdan biri arızalandı, acil ihtiyacımız vardı, binadaki sorunu çözene kadar dibimizdeki ABD’den oksijen satın almak istedik, alamadık. Ablukanın suç niteliği buralarda işte.

Neyse. Tamam, ABD Küba’yla ticaret yapmak istemiyor, peki yapmasın. Ama dünyanın geri kalanıyla yapalım normal ticaretimizi. Bunu yapabilseydik, çok net biliyoruz, Küba ekonomisi çoktan toparlanırdı. 

Yalnız, şimdi yine madalyonun öbür yüzüne bakalım. Pandemi sırasında okul binalarının çoğu hastaneye dönüştürüldü. Bizim öğrencilerimiz gönüllü olarak buralarda idari işlerde, lojistikte çalıştılar. Ve tüm bu operasyonun, onca insanı barındırmak, yemek, temizlik ihtiyaçları, hükümete maliyeti çok büyük oldu. Ama bizim geleneğimiz bu, önce insan yaşamı.

Küba heyeti, José Martí Küba Dostluk Derneği’nin İstanbul'da düzenlediği “Tarihin En Uzun Soykırımı: Küba’da Abluka” başlıklı sempozyuma katıldı.

Yiğit Günay: Şimdi soracağım soruya çok kısaca yanıt vermenizi istiyorum. Bugün Filistin’de olan bitenler yaşanırken bir Kübalı, kendi ülkesinin o kötü şöhretli “terörü destekleyen ülkeler” listesinde olduğunu düşününce ne hissediyor?

Cardoso (ICAP): İsyan edesim geliyor.

Gamón (Milletvekili, Adalet Bakan Yardımcısı): İsyan edesimiz geliyor, tam olarak bu ifade.

Cardoso (ICAP): Öfkeli. Hatta aklınıza gelebilecek tüm olumsuz sözcükler. Bu açık bir ahlaksızlık, ikiyüzlülük. Dünyanın gördüğü en büyük terörist olan devlet, bizi terörü destekleyen ülkeler listesine alıyor. Kendileri tüm dünyaya terör saçarken nasıl başka birini terör listesine alacak ahlaki yeterliliği kendilerinde bulabiliyorlar?

Gamón (Milletvekili, Adalet Bakan Yardımcısı): Ayrıca tam bir adaletsizlik. Bir sürü ülkeyi kınıyorlar, sonuçta hiçbir şey yapmıyorlar. Bizi listeye alıyorlar ve sonuçlarını çekiyoruz. Bu yüzden Filistin davasının sonuna kadar yanındayız. Orada bir soykırım var. İsyan etme hissimiz, Kübalı gençlere, çocuklara bile Filistin’i sorsanız, hepimizde ortak duygudur. Kadınlar, çocuklar, siviller katlediliyor orada.

Rosabel Gamón Verde - Küba Cumhuriyeti Adalet Bakanı Birinci Yardımcısı ve Milletvekili

Yiğit Günay: Siz buradayken İsrail, Lübnan’da binlerce çağrı cihazını patlattı. Bu tip saldırılar, 1983’te imzalanan “Aşırı Derecede Yaralayan ve Ayırım Gözetmeyen Etkileri Bulunan Belirli Konvansiyonel Silahların Kullanımının Yasaklanması veya Sınırlandırılması Sözleşmesi”ne aykırı. Sonradan, 1996’da, bu anlaşmaya mayın ve bubi tuzaklarının kullanımının yasaklanması da eklendi. Fidel o dönem bu karara karşı çıkmıştı. “Mayınlar”, diyordu, “yoksul halkların savunma silahıdır”. O sırada ABD’nin son teknoloji savaş uçakları dünyanın birçok ülkesinin semalarında bomba yağdırıyordu, ama mayınları ve Vietnam’da ne kadar işe yaradığı görülen bubi tuzaklarını yasakladılar. Aradan yıllar geçti ve İsrail, o dönem yasaklanan bu savunma yaklaşımını bir saldırı silahına dönüştürdü. Ki İsrail de o sözleşmenin imzacısı. “Kimse kullanmasın, yasaklansın, devletler kendilerini mayınla tuzakla savunamasın” diyen İsrail, yıllar sonra aldı, bubi tuzaklarını başka bir ülkeye saldırmak için kullandı, binlerce sivile zarar verdi. ABD’nin en yakın müttefiki bunu yapıyor, ama Küba “terörü destekleyen ülkeler” listesinde. Ne diyeyim bilmiyorum, benim de isyan edesim geliyor, öyle diyebilirim sanıyorum. Şu an nasıl Küba’yla Filistin’in ilişkileri?

Cardoso (ICAP): Az önce Bakan Yardımcısı yoldaşımızın dediği gibi, Küba halkı olarak 7’den 70’e hepimiz Filistin davasının yanındayız. Adaleti, Filistin halkının egemenlik haklarını, Gazze’nin derhal terk edilmesini istiyoruz. Şu an olan biten bir soykırım. Tüm mevcut uluslararası anlaşmalara aykırı. Dünyanın Filistin’in yanında olması gerekir yani, ama hiçbir şey olmuyor. 

Çünkü dünyanın bir imparatoru, bir efendisi var, o yönetiyor, insanlığın kaderini belirliyor. İmparatordan bahsederken ABD hükümeti kadar İsrail hükümetinden de söz ediyorum, ikisi aynı şey. Benim açımdan hiçbir farkları yok. Aynı madalyonun iki yüzü bunlar. 

Kübalılar nasıl hissediyor? Kendine insanım diyen herkes nasıl hissetmeliyse öyle: İsyan edesimiz geliyor, öfkeliyiz, bir noktada canımızı vermemiz gerekirse çekinmeyiz. 

Gamón (Milletvekili, Adalet Bakan Yardımcısı): Ayrıca bu hükümetlerin yaptıkları, tüm uluslararası hukuk bakımından suç. Yoksul ülkelerin asla yapmasına izin vermeyecekleri şeyleri kendileri yapıyorlar ve hiçbir şey olmuyor. Tüm dünya kınıyor, hiçbir şey olmuyor. 

Biz bu dünyanın vatandaşları, birer insan olarak, insan haklarını hep savunmuş kişiler olarak, bir halkı bitirmeye çalışırlar ve hiçbir şey olmazken kollarımızı bağlayıp oturamayız.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.