Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Küba dayanışması büyüyor: 'İnsanlığın Küba'ya borcunu ödeme vakti, bu açık bir soykırım girişimi'

José Martí Küba Dostluk Derneği'nin ABD’nin insanlık dışı ablukasına direnen Küba'ya destek için başlattığı imza kampanyası büyüyor. Kampanyanın ilk imzacılarından aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, sendikacılar soL'a yaptıkları açıklamalarda bugün ABD emperyalizminin haydutluğu karşısında insanlığı temsil eden Küba'yla dayanışmanın aynı zamanda bir insanlık görevi olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 16.02.2026 , 20:00 Güncelleme Tarihi: 03.03.2026 , 15:15

Türkiye'de Küba'yla dayanışmayı sürdüren ve örgütleyen José Martí Küba Dostluk Derneği (JMKDD), ABD'nin Küba'ya petrol girişini engellemek için attığı son adımı dahil artan saldırganlığına karşı bir imza kampanyası başlattı.

Dernek bu kampanyayla Türkiye’deki Küba dostlarını ve emperyalizm karşıtlarını, sosyalist Küba’nın direnişine omuz vermeye çağırdı. 

Kısa sürede büyüyen imza listesine katkı sunan aydınlar, yazarlar, sendika, oda, dernek ve siyasi parti temsilcileri ile yurttaşlar bu sese güç verilmesi için çağrı yaptı.

'Haydutça petrol kuşatmasına karşı Küba halkı kazanacak'

Kampanyayı başlatan José Martí Küba Dostluk Derneği'nin Başkanı Nahide Özkan, soL'a yaptığı açıklamada, insanlığın Küba’ya olan borcunu hatırlatmak, emperyalizme karşı mücadeleyi güçlendirmek için herkesi imza vermeye ve kampanyayı yaygınlaştırmaya çağırdı.

"Herkesin bildiği gibi ABD emperyalizmi Küba’yı devrimin ilk gününden bu yana hedef alıyor. Altmış yıldan uzun zamandır uyguladığı iktisadi, ticari, finansal abluka politikasının Küba halkına açlık ve sefalet yaşatarak devrimi yıkmayı hedeflediği kendi resmî belgelerinde yazılı. Şimdi bu politika Trump’ın yeni hükümeti altında, Küba kökenli azılı antikomünist Marco Rubio’nun dışişleri bakanlığında şiddetli bir biçimde tırmandırılıyor. Trump’ın 29 Ocak’ta imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Küba’nın ABD’yi tehdit ettiği iddiasıyla ABD’de ulusal acil durum ilan edildi. Dünya ülkelerinin Küba’ya tek damla bile petrol satmasına izin vermeyecek şekilde haydutça yaptırımlar getirildi. Amaçları Küba’da bir sefalet tablosu yaratmak ve insani yardım gerekçesiyle askeri müdahalenin önünü açmak."

Özkan açıklamasında, yeni petrol kuşatmasının Küba sanayisinin ve tarımının durması, hastanelerin ve okulların işlemez hale gelmesi anlamına geldiğini belirterek, bunun Küba halkının boğulması ve dünyanın gözü önünde bir soykırım demek olduğunu ifade etti. Kampanyanın amacının bu soykırıma karşı durmak ve olası bir işgal girişimini engellemek olduğunu söyleyen Özkan, Küba devrimci önderliğinin saldırılara karşı akıl ve kararlılıkla yanıt verdiğini, egemenlik haklarından taviz vermeden yaşamı yeniden organize ettiğini dile getirdi. Özkan, sürecin tüm insanlığa görev yüklediğini belirterek, insanlığın Küba’ya olan borcunu hatırlatmak, emperyalizme karşı mücadeleyi güçlendirmek için herkesi imza vermeye ve kampanyayı yaygınlaştırmaya çağırdı.

'Tam zamanıdır'

İmza kampanyasına destek verenler arasında yer alan tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, bugün Küba ile dayanışmanın tam zamanı olduğunu vurguladı. 

Emperyalizmin ve  onun haydutluğunun dünyadaki tüm güzelliklere savaş açtığını ifade eden Aydın, dayanışma çağrısını şu sözlerle anlattı: 

"Ne kaldı elimizde? Trump'ın, emperyalistlerin onların haydutlarının ülkemizde ve dünyamızdaki tüm güzelliklere açtığı savaş, yarattıkları yıkım ortada. Onların savaş politikaları hayatı, sanatı, insanı yok etmek istiyor. İşte Küba da tam da bunun karşısında iyiden, güzelden, insandan yana olduğu için yok etmek istiyorlar. Tam zamanıdır. Yarın geç olmadan Küba'yla dayanışmanın vaktidir."

'Küba'ya destek olmak insani bir sorumluluktur'

Tiyatrocu ve sinema oyuncusu Nur Sürer, bugün Küba ile dayanışmanın insani bir görev ve sorumluluk olduğunu ifade etti. 

Sürer, "ABD'ye karşı Küba halkının yanında olan bu çağrıya tüm sanatçıların ve aydınların destek vemesi gerekir. Ben de bu vesile ile bu dayanışmaya imza verdim." dedi.

'Küba ile dayanışma, bir tercih ya da sembolik bir şey değil tarihsel ve ahlaki bir sorumluluktur'

İmza kampanyasına destek veren Gazeteci Aytunç Erkin, bu dayanışmanın sembolik bir şey olmadığını ve anti-emperyalist olduğunu söyleyen herkes için tarihsel ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Erkin, açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“Küba’nın sosyalist bir ülke olarak ayakta kalması, tüm mazlum dünya ve emperyalizme karşı direnen herkes için umut vericidir. Yaklaşık 60 yıldır Küba’ya karşı çok ciddi bir saldırganlık yürütülüyor; petrol ihracı engelleniyor ama buna rağmen Küba halkı direniyor. Küba’yı desteklemek, Amerika Birleşik Devletleri’nin haydutça politikalarına karşı güçlü bir kamuoyu oluşturmak açısından bir görevdir. Bugün abluka karşısında bir imza kampanyasıyla bir direniş hattı kurmak, Küba’nın yalnız olmadığını ve yalnız kalmayacağını göstermek gerekir. Kendisine anti-emperyalistim, sosyalistim diyen her aydının bu çağrıya destek vermesi başlıca sorumluluğudur.”

'ABD’nin Küba’yı boğmasına karşı durmak, insanlık onurunu dünyanın tüm ‘haydutlarına’ karşı savunmaktır'

Gazeteci Şule Aydın, Küba’ya yönelik ABD ablukasının yalnızca bir ülkeyi değil, insanlık onurunu hedef aldığını vurguladı.

Onlarca yıldır sürdürülen ablukanın bugün Küba halkının en temel ihtiyaçlarına erişimini engellediğini belirten Aydın ABD’nin Küba’yı boğmasına karşı durmanın, insanlık onurunu dünyanın tüm ‘haydutlarına’ karşı savunmak olduğunu dile getirdi.

Aydın şunları belirtti:

"ABD’nin Küba’yı boğmasına karşı durmak, insanlık onurunu dünyanın tüm “haydutlarına” karşı savunmaktır. Onlarca yıldır süren abluka, artık en temel ihtiyaçları gasp ederek bir halkın yaşam hakkını doğrudan hedef alıyor.

Küba halkı, hayatın fişini çekmek isteyenlere karşı hep bir yol buldu; elbette yine bulacak. Ancak bu direnişi, insanlık onuruna sahip çıkmak isteyen herkes sırtlanmalı. 

Kimse unutmasın; en ağır abluka altında Kübalı hekimlerin dayanışmasını gördü dünya. Dün Gazze’de hepimizin gözleri önünde soykırım yapanlar, şimdi Küba halkını ezmeye ve direncini kırmaya çalışıyor. Bu direniş, kaderini dünyanın haydutlarına yazdırmak istemeyenlerin ortak mücadelesi olmalı. Küba’ya boyun eğdiremeyecekler."

'Bu politikalar, dünyada yaşayan her insanın kendi bağımsızlığını, kendi onuruyla varoluşunu tehdit ediyor'

Küba yıllardır Amerikan ablukası altında olduğunu ifade eden gazeteci Barış Terkoğlu, Trump’ın 29 Ocak’ta imzaladığı kararnameyle birlikte ablukanın, Küba’yı adeta nefes alamaz hale getirmeyi amaçladığını belirtti.

Bunun yalnızca Amerikan ablukasıyla da sınırlı kalmadığının altını çizen Terkoğlu, bu uygulamanın Küba ile ilişkili olan her ülkeye, her devlete bir tür yaptırım anlanına geldiğini kaydetti.

Terkoğlu şu ifadeleri kullandı: 

"Bu koşullar altında mesele artık yalnızca Küba meselesi değil. ABD’nin tek yanlı, başka ülkelerin egemenliğini yok sayan ve zorbalık yöntemleriyle uluslararası hukuku hiçe sayarak ülkeleri yaşanamaz hale getiren politikalarına karşı tepki göstermek gerekiyor. Bu politikalar, dünyada yaşayan her insanın kendi bağımsızlığını, kendi onuruyla varoluşunu tehdit ediyor.

Bugün Küba, yarın başka bir ülke olabilir. İşte bu nedenle biz gazeteciler, yazarlar ve sanatçılar bir araya gelerek Küba’ya yönelik yok etme politikasına neden olan bu kararnameye tepki gösterdik. Bundan sonra inanıyorum ki Türkiye’den yükselen bu ses, dünyanın her yerinde bağımsızlık yanlılarının yükselişinin sesi olacak.

Bunu insani bir görev olarak yerine getirdik. Umarım Küba’ya yönelik bu abluka, dünya halklarının tepkileriyle son bulur."

'ABD emperyalizmi, boyun eğmeyen ülkelere savaş ilan etti'

Kampanyanın imzacılarından Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, Küba halkının saldırılara rağmen devrimi de sosyalizmi de savunduğunu vurguladı. 

Atar, şunları kaydetti:

"Trump'ın başkanlığını yaptığı ABD emperyalizmi, bugün kendisine boyun eğmeyen, emperyalist politikalarına karşı duran, halkçı, kamucu ve sosyalist politikalar sürdüren ülkelere karşı açıkça savaş ilan etmiş durumda. Venezuela'ya saldırdı, doğal kaynaklarına ve petrolüne el koymaya girişti. Ukrayna ve Suriye’de müdahalelerde bulundu. Diğer taraftan İran'a yönelik uzun süredir devam ettirdiği saldırıları, Ortadoğu'daki ileri karakolu olan İsrail'i de yanına alarak boyutlandırdı. Biz ABD emperyalizmine karşı başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçilerin ortak dayanışmasını, halkların kardeşliğini ve antiemperyalist politikalar temelinde güç birliğini savunuyoruz. Saldırılar ne kadar boyutlu olsa bile Küba halkı devrimi de sosyalizmi de savunuyor. Biz de Fidel Castro'nun, Che Guevara'nın önderliğini yaptığı Küba devriminin yanındayız, dayanışma içerisindeyiz."

'Saldırganlık yalnızca Küba’ya değil, tüm insanlığa yönelik'

Kampanyaya destek veren isimlerden Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, bu saldırganlığın yalnızca Küba’ya ve Küba halkına yönelik değil, tüm insanlığa yönelik bir saldırı olduğunun altını çizdi. 

Küçükosmanoğlu şunları kaydetti:

"Venezuela’dan sonra şimdi de Küba ABD saldırganlığıyla karşı karşıya. Bu saldırganlık yalnızca Küba’ya ve Küba halkına yönelik değil, tüm insanlığa yönelik bir saldırı. Küba’nın pandemi sürecinde insanlık için neler yaptığını da Afrika’daki, Güney Amerika’daki halklarla nasıl dayanıştığını da ABD’nin Venezuela’ya saldırısında yaşamını yitiren Kübalı askerleri de biliyoruz. Küba bu zamana kadar enternasyonal bir dayanışma gösterdi. ABD, sosyalist Küba’yı istemiyor, çünkü Küba insanlığı temsil ediyor. ABD yıllardan beri uyguladığı ablukayı, Trump’la birlikte daha da saldırganlaştırdı. Şimdi de tüm işçi sınıfının, tüm sendikaların, tüm siyasi partilerin Küba’yla dayanışması gerekir."

'Karar, süreci bir jenosite dönüştürdü'

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt da kampanyaya destek veren isimler arasında yer aldı.

Bozkurt, Küba’ya petrol nakliyatını durduran kararın süreci neredeyse bir jenosite dönüştürdüğünü ifade etti. Bozkurt açıklamasında şu sözlere yer verdi.

"Amerika Birleşik Devletleri özellikle uzun yıllardır Küba’yı ambargolarla bunaltıyor. Son olarak Trump yönetimi Venezuela'dan, Grönland'dan yükselttiği tehditleri nihayet Küba'ya petrol nakliyatını durduran kararıyla neredeyse bir jenosite dönüştürmüş durumda. Bu nedenle böyle bir imza kampanyası başlatıldı. Bana da imza koymam teklif edilince gayet tabii ki bir sorumluluk duygusuyla kabul ettim." 

'Suskunluk tarafsızlık değil, teslimiyettir'

Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB-SEN) Genel Başkanı Deniz Ezer, bu tarihsel eşikte suskunluğun tarafsızlık değil teslimiyet olduğunu belirtti.

Dayanışmanın güçlenmesi çağrısı yapan Ezer şunları söyledi:

"ABD’nin Küba’ya yönelik insanlık dışı ablukası; bir ülkenin yalnızca ekonomik kaynaklarını değil, halkının en temel yaşam haklarını hedef almaktadır. Sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması, çocukların eğitim hakkının zedelenmesi ve üretim alanlarının bilinçli biçimde tahrip edilmesi kabul edilemez bir saldırganlıktır. Bu politika, halkları cezalandıran ve insani değerleri yok sayan bir yaklaşımın somut göstergesidir. Küba halkı yıllardır ağır bir kuşatma altında, onurunu ve egemenliğini savunarak direnmektedir. Bu direniş yalnızca bir ülkenin değil; insanlığın ortak vicdanının ve dayanışma ruhunun savunusudur.

Bu nedenle, José Martí Küba Dostluk Derneği’nin Küba’yla dayanışma amacıyla başlattığı imza kampanyasına imza attığımı kamuoyuna saygıyla bildiririm. Ablukanın derhal sona erdirilmesini talep ediyor; Küba halkının yanında olduğumu açıkça ifade ediyorum. Bugün anti-emperyalist tüm güçlerin ve mazlum halkların Küba ile dayanışmayı büyütmesi, güçlü bir kamuoyu oluşturması ve bu hukuksuz ablukaya karşı ortak bir ses yükseltmesi tarihsel bir zorunluluktur. Çünkü başta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalist politikalara karşı ya direneceğiz ya da katliamlara, yıkımlara ve emperyalist cinayetlere boyun eğmek zorunda bırakılacağız."

'Sağlık hakkı hiçbir koşulda siyasi çekişmelerin gölgesinde kalmamalı'

Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, Küba'ya yönelik enerji ablukasının hastanelerin işleyişini, ilaç tedarik zincirlerini ve temel kamu hizmetlerini sekteye uğratmasının günlük yaşamın sürdürülebilirliğini etkileyen sonuçlar doğurduğunu gösterdiğinin altını çizdi.

Uğur şunları kaydetti:

"Ekonomik yaptırımlar uluslararası siyasette bir baskı aracı olarak kullanılabilmektedir. Ancak bu araçların sonuçları değerlendirildiğinde, temel insan hakları üzerindeki etkilerinin dikkatle incelenmesi gerekir. Sağlık ve eğitim hakkı, uluslararası hukukta güvence altına alınmış evrensel haklardır. Bu haklara erişimin doğrudan ya da dolaylı biçimde zayıflaması, yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda etik ve insani bir sorundur.

Enerji altyapısındaki aksaklıkların hastanelerin işleyişini, ilaç tedarik zincirlerini ve temel kamu hizmetlerini sekteye uğratması; yaptırımların teknik bir dış politika aracı olmanın ötesinde, günlük yaşamın sürdürülebilirliğini etkileyen sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Bu durum, “kolektif cezalandırma” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir.

Dayanışma çağrıları bu bağlamda ideolojik bir saflaşmadan ziyade, insani bir hatırlatma niteliği taşımaktadır: Sağlık hakkı, insanca yaşam ve temel kamusal hizmetlere erişim, hiçbir koşulda siyasi çekişmelerin gölgesinde kalmamalıdır."

'Küba halkının yanında olmak onurlu bir davranış'

İmzacılar arasında yer alan eski CHP Milletvekili Kemal Anadol, insanlık onuru için çağrıda bulunarak, dünya halklarının başbelası emperyalizme karşı kurtuluş savaşı veren bir ulusun bireyi olarak Küba halkının yanında olmanın onurlu bir davranış olduğunu belirtti. 

Anadol, insanlığın uluslararası ilişkileri haydutluk olarak algılayan ABD emperyalizmine artık dur demesi gerektiğini ifade etti. 

'Küba, emperyalizme karşı direnişin simgesi olmaya devam ediyor'

DİSK Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, Küba’ya yönelik ablukanın ABD’nin 1962’den bu yana sürdürdüğü sistematik bir kuşatmanın parçası olduğunu vurgulayarak, Küba halkı ve devletinin tüm bu saldırılara rağmen dünya halklarına örnek bir anti-emperyalist duruş sergilediğini ifade etti. 

Bugün enerji başta olmak üzere en temel haklar üzerinden derinleştirilen ablukanın, Küba halkını teslim almayı hedeflediğini belirten Keskin, buna karşın Küba’nın emperyalizme karşı direniş kültürüyle tarihsel bir sembol olmayı sürdürdüğünü söyledi. Sosyalizmin yılmaz kalelerinden biri olarak Küba’nın, halkla iç içe örgütlenen komiteleri ve barınmadan eğitime, sağlıktan sosyal politikalara uzanan uygulamalarıyla sosyalizmin bugün neyi temsil ettiğini somut biçimde ortaya koyduğunu dile getiren Keskin, bu anlayışın Küba’nın her türlü emperyalist saldırıya karşı direncini büyüteceğini belirterek, bir sosyalist olarak Küba halkının yanında, emperyalizmin karşısında olduğunu ifade etti.

'İnsani bir görev'

Bir diğer imzacı Sendika Uzmanı Suat Karlıkaya ise emperyalizmin tüm dünyayı en vahşi şekilde sardığı, ABD’nin kendinden başka bir şey düşünmediği ve tüm dünyada emek sömürüsünün hızla arttığı bu düzende, sosyalist Küba halkına yapılan ablukaya karşı durmanın sadece ideolojik değil insani de bir görev olduğunu dile getirdi.

Küba ile dayanışmanın ertelenemez bir siyasi ve insani görev olduğunu ifade eden imzacılar Türkiye'nin tüm ilerici, aydın ve yurtsever kamuoyunu bu dayanışmayı büyütme çağrısını yineledi.

İmzacı listesi ve imza formuna şu adresten ulaşabilir, kampanyaya siz de katılabilirsiniz. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.