Sayfa yolu
Kovuşturmaya yer yok kararı verilmişti: 'Yenidoğan Çetesi' hakkında soruşturma izinleri verildi
Utku Beycan
Yayın Tarihi: 10.04.2025 , 19:55 Güncelleme Tarihi: 10.04.2025 , 19:56
2016 yılında "Yenidoğan Çetesi" üyesi Fehmi Alperen'in idari amirliğini yaptığı Özel Esencan Hastanesi'nde doğan Brusk Nef Başkıran isimli bebek, hayatını kaybetmişti.
Bebeğin entübasyonunun gerekenden 6 saat sonra yapılması, yaşam destek ünitesinden çekilmesi ve çeşitli ihmaller sonucu bebekte çoklu organ yetmezliği gelişmişti.
İddianamede, olaydan yalnızca doktor Y.D.K.'nin sorumlu görülmesinin ardından aile, beş farklı şikayette daha bulunmuştu.
5 soruşturmada aynı bilirkişi
Şikayetler üzerine başlayan beş farklı soruşturmada bilirkişi olarak, emekli genel müdür E.Ş. seçildi.
Soruşturmalardan biri, bebeğin başka bir hastanede sevkiyatı sırasında ambulansta yardımcı personel olarak yer alan M. S. ile ilgiliydi. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü İl Ambulans Servis Başhekimliği, ambulansta görevli olan ve kimliği tespit edilemeyen doktor ve M.S. hakkında, 28.11.2018 tarihinde dava açılması talep edildi.
Dilekçede, M.S.'nin, mevzuata göre ambulansta çalışmak için şart olan NRP sertifikasının olmadığı, ambulansın yenidoğan yoğun bakım sertifikasının olmadığı, bebeğin annesi Arzu Başaran Başkıran'ın ise NRP sertifikası olmasına rağmen ambulansa alınmadığı yazıldı. Dilekçede, yazılan raporlara göre transfer sırasında bebeğin genel durumunda bozulma meydana geldiği de belirtildi.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, konuyla ilgili olarak "kovuşturmaya yer yok" kararı verdi. Müştekiler, bilirkişi raporundaki çelişkileri, ambulanstaki doktorun kimliğinin tespit edilememesini, 112 Komuta Kontrol Merkezi'nden gerekli kayıtların alınamamasını ve transferin, Sağlık Bakanlığı'nın yönetmeliğine aykırı bir şekilde gerçekleşmiş olmasını gerekçe göstererek karara itiraz etti.
Ayrıca M. S. hakkında verilen "kovuşturmaya yer yok" kararına karşı yapılan itiraz da kabul edildi.
Esencan’daki radyologlar ileri derecede hidrosefaliyi tespit edemedi
Baba Vedat Başkıran ve anne Arzu Başaran Başkıran'ın şikayetçi olduğu diğer kişiler ise, Özel Esencan Hastanesi'nde radyolog olan E.B. ve G.Y. idi.
Şikayet dilekçesinde Esencan'da yapılan ultrasonografi değerlendirmelerinin bu iki doktor tarafından normal olarak tespit edildiği, transfer edildiği hastanede ise bebekte ileri derecede hidrosefali geliştiğinin bildirildiği vurgulandı. Dilekçede, raporlara göre bu farkın, hastanelerin arasındaki altyapı ve teknolojik farklılıklar ve hekimlerin deneyim farklılığından kaynaklandığının belirtildiği eklendi. Raporlara göre Esencan, yenidoğan yoğun bakım hastasını takip ve tedavi etmekte yetersiz kalmıştı. Tespit edilmesi gereken başka pek çok radyolojik bulgu da tespit edilememişti. Aileye ulaşması gereken bilgiler ulaşmamış, tespitinin yapılamamasının hiçbir açıklaması olmayacak kimi bulgular “gözden kaçmıştı”. Yapılan kimi tetkiklerin ve tıbbi çekimlerin altında ise doktorun kaşesi, ismi ve imzası yoktu.
15.04.2019 tarihinde, bu soruşturma hakkında da konuşturmaya yer yok kararı verildi. Karara karşı yapılan itiraz reddedilince 15.06.2020’te müştekiler tarafından, kapsamlı bir soruşturma ve adil bir yargılama talebiyle tekrar kamu davası açılması istendi.
Yenidoğan çetesi cinayetinde yeni soruşturma izinleri verildi
Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun tebliğ ettiği belgeye göre hemşire M.S., bebekten sorumlu doktor Y.D.K. ve radyologlar E.B. ile G.Y. hakkında soruşturma izni verildi. 2
1.11.2024'te verilen kararın belgesinde yer alan bilgilere göre Arzu Başaran Başkıran, ifadesinde sorumlu doktorun bebeğin zaten öleceğini düşündüğü için solunum cihazından çıkardığını, eşi Vedat Başkıran'ın Siirt Milletvekili'nden yardım istediğini, vekil aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı Doktoru'nun devreye girmesiyle bebeğin yeniden entübe edildiğini söyledi. Ardından transfer edildiği hastanede de bebeğin Esencan'da beslenmemiş olduğunu öğrendi.
Çelişkiler yumağı
Hemşire M.S. ise ifadesinde bebeğin transferi sırasında sorun yaşanmadığını, mevzuata göre bebeklerin ambulansla transferi sırasında yanında bulunanlarda olması gereken NRP sertifikasının kendisinde bulunmadığını fakat ambulansta bulunan bebekten sorumlu doktor Y.D.K.’de sertifikanın olduğunu söyledi. M.S., ayrıca bebeğin ateş, nabız, solunum ve tansiyon bilgileri konusunda sunabileceği belge bulunmadığını belirtti.
Öte yandan İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Eğitim Görevlisi M.Ç. tarafından 2017 yılında hazırlanan inceleme raporunda ise transferde görev alan hekimde ve hemşirede NRP serfitikasının bulunmadığı tespit edilmişti. Sağlık Bakanlığı Sağlık Başdenetçisi M.A.Y.’nin, 2018’de hazırladığı raporda da aynı tespit yapılmıştı. Y.D.K. de M.Ç. ve E.Ş. tarafından alınan ifadelerinde, transferin bir hemşire ve acil hekimi tarafından gerçekleştirildiğini belirtmişti. Yine Y.D.K., M.A.Y. ve İstanbul Tabip Odası’na verdiği ifadelerde de transfer sırasında bebek hakkındaki bilgileri M.S.’den aldığını belirtti.
Orta derecede kusurlu bulunan kadın hastalıkları ve doğum doktoru için soruşturma izni verilmedi
Verilen kararda kadın hastalıkları ve doğum doktoru B.K. hakkında ise soruşturma izni verilmedi. Müştekilerin 28.11.2018 tarihinde verdiği ve kamu davası talep edilen dilekçede, Prof. Dr. A.K.T. tarafından hazırlanan rapor esas alınarak B.K.’nin, Başaran Başkıran’a yapması gereken tedavileri yapmadığı yazıldı.
Raporda B.K., orta derecede kusurlu bulunmuştu. Soruşturmayla ilgili olarak kovuşturmaya yer yok kararı verilmiş, karara yapılan itiraz reddedilmişti.
'Hikayeler farklı fakat amaç aynı'
Bebeğin hemşire annesi Arzu Başaran ise şu ifadeleri kullandı:
“Bilirkişi M.Ç., bebeğin durumundaki esas bozulmanın, bebeğin Esencan’dan diğer hastaneye, bir saat süren sevki sırasında oluştuğunu yazdı. Bir saatlik sevk sırasında beyin kanamasının, ileri derece kalp yetmezliğinin, böbrek yetmezliğinin, akciğer yetmezliğinin geliştiğini söylemek tıp bilimi açısından trajikomik bir olay. Ambulansta görevli hemşire M.S., 'Ambulansta Y.D.K. yanımdaydı, bebeğin durumu iyiydi, sevk sırasında bir problem yaşanmadı fakat iniş sırasında kötüleşti' diyor. Y.D.K. ise 'Ambulansta M.S. ve acilden görevli bir hekim arkadaş vardı' diyor. Y.D.K., 112’nin elinde ambulans olmadığını, bebeği kendi imkanlarımızla sevk etmem gerektiğini söylemişti. Çünkü bebeğin durumunu iyi göstermek için sahte bir epikriz raporu yazmıştı ve ambulans 112’den gelseydi bu raporun sahte olduğu orada anlaşılacaktı. M.Ç., Y.D.K. ve M.S.’nin anlattığı hikayeler farklı olsa da hepsi olayın üzerini kapatmaya çalışıyor.”
| Sağlık Bakanı 'Yenidoğan Çetesi'ni bertaraf ettik' dedi: 'Türkiye'de çürüklerini ayıklayabilen bir sistem var' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.