Sayfa yolu
Korucular yine gündemde: Saldırılar tesadüf mü yoksa tekerrür mü?
Yayın Tarihi: 30.08.2022 , 09:08 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
27 Ağustos'ta Mardin'in Midyat ilçesinde Taşlıburç Köyü'ne bağlı Çınar mezrasında korucular bir aileye saldırarak darp etti. Aralarında kadınların da olduğu 6 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı ve kaldırıldıkları hastanede tedavi altına alındı. Konuya dair soL'a konuşan aile yakınlarının anlattıkları ise yaşananların tesadüf mü yoksa geçmiş örnekleri hatırlatan bir tekrar mı olduğu sorusunu akıllara getiriyor.
Ne olmuştu?
Taşlıburç Köyü Çınar mezrasında birkaç kişi köyün girişine TIR park etmek istedi. Yolun zaten dar olduğunu ifade eden köylüler ise TIR'ın araç trafiği için sorun yaşatacağını ifade ederek aracın oradan kaldırılmasını istedi. Olaylar da bunun akabinde yaşandı.
Normalde o an görev esnasında olmayan ve TIR'ı park etmek konusunda ısrarcı olan kişilerin yakınları arasında korucular da vardı. TIR'ın bulunduğu yere park etmesine tepki gösteren iki kişiye saldıranların arasında korucularında da olduğu öğrenilince köylüler duruma müdahale etmek istedi ve kavga büyüdü.
Görevde olmamalarına rağmen olaya karışıp korucu kimliklerini beyan eden, ellerindeki silahları köylülere doğrultup insanları tehdit eden korucular, köylüleri darp etti ve çeşitli yerlerinden yaralandı. Olayın köye yayılması ve köylülerin kalabalıklar halinde konuya müdahil olması ihtimaline karşın köyden ayrılan korucuların saldırdığı Adla Orhan, Mesude Orhan, Dilan Orhan, Rıfha Orhan ve Fethullah Orhan ise hastaneye kaldırıldı.
Aile şikayetçi oldu
Saldırıya uğrayan aile yaşadıklarını soL'a anlatırken "Olayın karşılıklı bir kavgaya dönüşmemesi, kin güdülmemesi ve daha çok büyümemesi adına konuyu yargıya taşıdık. Şikayetçi olduk. Aile bireyleri de yaşananlardan rahatsız. Konu sadece saldırıya uğramış olmamız da değil. Son zamanlarda sadece bu konuyla anılıyor olmak da can sıkıcı. Tek tesellimiz can kaybının olmaması" dedi.
'Korucular özür diledi, barışmak istiyorlar'
Yaşadıkları saldırıyı hastanede anlatan Dilan Orhan "Korucular yolumuzu kesti. Dövdüler, silah çekip, tehdit ettiler. Babamın kaşını yardılar, annemi yere düşürüp tekmelediler. Babamın kolunu kırıp, kafasına taşla vurdular" dedi. Yaşanan olayın basına yansımasından rahatsız olan korucuların, açılabilecek muhtemel kamu davası ya da benzeri hukuki sorunlara karşı tedirgin olup aile ile temasa geçerek özür dilediği ifade ediliyor.
Korucuların ve bazı aile büyüklerinin, köydeki önde gelen insanlarının araya girerek ricacı olduklarını ifade eden Ercan Bey, "Korucuların saldırıda taraf olması anladığımız kadarıyla doğal bir gelişme. Yani ortada politik, siyasi ya da kamu güvenliği tehdit eden bir olay yokken çıkan bir kavgada, kavganın taraflarından birinin akrabalarında korucular olunca olay büyüyor ve kişi korucu olan akrabalarını çağırıyorlar. Onlar da gelip ellerindeki silahlarla insanları tehdit edip darp ediyorlar" ifadelerine yer veriyor.
'Günümüzde yaşanan bu olayların o günlerden bir farkı olmadığını düşünüyorum'
Yaşanan saldırıyı ilk kez kamuoyu ile paylaşan Nujınha (Ortadoğu Kadın Haber Ajansı)'dan gazeteci Medine Mamedoğlu ise yaşananların geçmişteki örneklerin devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
Mamedoğlu şunları söyledi:
"90’lardan bu yana bölgede özellikle köylere ciddi bir şekilde korucu olma baskısı yapıldı. Bu baskı ile korucu olan kişiler sivillere pervasızca zulüm etmeye başladılar. 90’lar bir yandan kolluğun bir yandan da korucuların hak ihlalleri ile dolu yıllar olarak belleklere kazındı.
Günümüzde yaşanan bu olayların o günlerden bir farkı olmadığını düşünüyorum. O dönemde yaşanan siyasi kaos ortamı ile korucuların da aralarında olduğu operasyonlarda binlerce insan faili meçhul cinayete kurban gitti. Ölümlere dair açılan davaların çoğu ise beraatle sonuçlandı.
Bölgede 90’lardan bu yana yargı kolluk kuvvetlerine karşı sistematik bir şekilde cezasızlık politikası yürütmektedir. Bölgede görev yapan asker, polis, bekçi ve korucular bu cezasızlık politikasına güvenerek her gün suçlar işlemektedirler."
'Cezasızlık koruculara cesaret veriyor'
Yaşanan olayların çok boyutlu olduğu ifade eden gazeteci Medine Mamedoğlu, bölgede korucuların ya da diğer kolluk kuvvetlerinin karıştığı adli olaylarda veya taciz vakalarındaki cezasızlığın suçu işleyene cesaret verdiğini belirtiyor. Midyat'ta yaşanan son örneğin de benzer şekilde ele alınması gerektiğini ifade eden Mamedoğlu, cezasızlık politikasının olayın asıl nedenlerinden biri olduğunu söylerken "Ülkenin şu an içinde bulunduğu siyasi ortam, izlediği güvenlikçi politikalar nedeniyle bu tür olayların bölgede sıklıkla yaşandığını ve 90’ları aratmadığını belirtebiliriz" diyor.
'Hak ihlallerine en çok kadınlar ve çocuklar maruz kalıyor'
Hak ihlallerinden doğan sorunlara en çok kadınların ve çocukların maruz kaldığını ifade eden Medine Mamedoğlu, "Daha önce kamu personellerine açılan soruşturmaların çoğunun takipsizlik ya da cezasızlık politikası ile sonuçlandığını iyi biliyoruz. Bu sonuç o kişiye bir nevi cesaret veriyor ve yetkisi dışında çok farklı şeyler yapabiliyor. Maalesef hem verilen yetkiler hem de alınan cesaretle bölgedeki korucular birçok hak ihlaline karışıyor. Bu hak ihlallerine en çok kadın ve çocuklar maruz bırakılıyor. Bölgede yaşanan istismar, kadın cinayeti veya şiddet olaylarında korucu ismi ya da bağlantılarını görmek biz gazetecileri artık şaşırtmıyor" diyor.
Mardin'deki örneklerden kısa bir süre önce Van'da da benzer bir olay yaşanmış ve Başkale ilçesinde bir köyde gözaltı yapmak için giden askerler havaya ateş açarak tepki çeken görüntülere sebep olmuştu. Konuya dair herhangi bir kamu davası açılmazken yaşananların görüntüleri hafızalardaki yerini koruyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.