Sayfa yolu
Konya'ya sessiz sedasız getirilecek füzeler, AKP'nin Batı'yla dansının öyküsüne dair çok şey anlatıyor
Yayın Tarihi: 17.06.2026 , 14:38
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihinde yapılacak olan NATO Zirvesi'nin hazırlıkları sürüyor.
Hazırlıkların en fazla konuşulan kısmı, Ankara’da hayata durdurmaya yönelik polisiye tedbirler. Ankaralılar daha şimdiden hükümetin tavrına “Neyiz biz, hamam böceği mi” diye isyan etmeye başladı.
Ancak zirve yaklaşırken, bir başka adım daha atıldı: Konya’ya, İtalya’ya ait SAMP-T hava savunma sistemi yerleştirilmesine karar verildi.
Pek dikkat çekmeyen bu karar, Türkiye’nin dış politikasında son yıllarda yaşanan çizgi değişikliklerinin öyküsüne dair büyük bir önem taşıyor.
Nedir bu SAMP/T
Sistemin adı Fransızca isminin kısaltması. Système sol-air moyenne portée/terrestre, yani “orta menzilli karadan havaya füze sistemi”.
Milli Savunma Bakanlığı NATO Daimi Savunma Planı kapsamında Konya 3. Ana Jet Üssü’ne konuşlandırılacak olan 1 adet SAMP/T Hava Savunma Sistemi, Fransa-İtalya ortaklığı tarafından geliştiriliyor. Sistem savaş uçakları ve balistik füzelere karşı savunma sağlıyor.
Ancak, bir zamanlar, bu sistemin Fransa ve İtalya’nın yanında Türkiye’nin de olduğu üç ülke tarafından üretilmesi planlanıyordu. Aselsan ve Roketsan, bir buçuk yıl çalıştı. Sonra, Türkiye projeden dışlandı.
Şimdi, Türkiye’nin dışlandığı sistem, Türkiye’ye geliyor.
Fransa-İtalya karşısında Çin kazandı, Ankara geri bastı
Öykünün başına gidelim.
1980’li yıllarda Avrupa’daki NATO ülkeleri, hava savunma sistemleri üzerine çalışıyordu. Fransa ve İtalya 1988’de anlaşma imzaladı, ertesi yıl EUROSAM adlı şirketi kurdu ve çalışmaya başladı.
2013 yılı geldiğinde, Türkiye, harıl harıl hava savunma sistemi arayışındaydı. Devlet ihale düzenledi. İhaleye ABD, Rusya, Çin sistemlerinin yanında EUROSAM de katıldı. Üstelik o yıl SAMP/T, NATO’nun askeri mimarisine de entegre edilmişti. Yani ihalede iki NATO sistemine karşı Rus ve Çin sistemleri yarışıyordu.
Rakiplerine göre düşük fiyat veren ve daha önemlisi “teknolojinin paylaşılması ve füzelerin Türkiye'de üretilmesi” talebine en olumlu yaklaşımı gösteren Çin firması ihaleyi kazandı.
Başta ABD olmak üzere NATO ülkeleri ortalığı ayağa kaldırdı. Çin sistemi NATO’yla entegre edilemezdi, NATO’nun sırları Pekin’in eline düşerdi, ihaleyi kazanan Çinli CPMIEC firması, İran, Kuzey Kore ve Suriye'ye silah teknolojisi aktardığı gerekçesiyle zaten ABD'nin yaptırım listesindeydi…
Batı bastırınca, Ankara geri bastı. Çin’le sözleşme imzalamayı erteledi, erteledi, sonunda, 2015’te ihaleyi tamamen iptal etti.
Egemenliği ve prestijinin darbe almasının yanı sıra, Türkiye yine hava savunma sistemsiz kaldı.
Türkiye ikili oynadı, Fransızlar ve İtalyanlar ortaklığı onayladı
Aradan iki yıl, bir de darbe girişimi geçti. 15 Temmuz’daki Gülenci kalkışma başarısızlığa uğrasa da, AKP iktidarının Batı karşısında daha fazla korkuya kapılmasıyla ve bir yandan suya gidip diğer yandan alternatif yaratma arayışına girmesiyle sonuçlandı.
2017’de Ankara, önce Ruslara gitti, S-400 hava savunma sistemi için anlaşma imzaladı.
Hemen ardından, cebinde bu “bak siz bizi istemezseniz başka taliplimiz de var” kağıdıyla bu kez Fransız ve İtalyanlara gitti ve “Sizin SAMP/T projesine bizi de alın, birlikte üretelim bu sistemi” dedi.
İki ülke “olur” dedi. Aselsan ve Roketsan, EUROSAM konsorsiyumuyla birlikte 18 aylık bir çalışma yürütecekti.
Ortak çalışma başladı… S-400 anlaşmasıysa hâlâ cepte bekletiliyordu.
2019'da kırılma yaşandı
Aradan yine iki yıl geçti. AKP’de “dış güçler” korkusu sürüyor, alternatifler elde tutulurken Batı’yla arayı düzeltme çabaları da dinmiyordu.
Ama 2019’da kırılma yaşandı. Türkiye, “Barış Pınarı” harekatıyla Suriye’ye girdi, Batı büyük tepki gösterdi. Doğu Akdeniz ve Libya’da özellikle Fransa’yla yaşanan çıkar çatışmaları, gerilimin üzerine tuz biber ekti.
Sonuçta Fransa, Türkiye’ye askeri ihracatları yasakladı. Böylece EUROSAM’le Türkiye ortaklığı da çöpe atıldı.
Bu arada, o yıllarda hâlâ Batı’yla birlikte canhıraş Suriye’yi çökertme savaşını sürdüren Türkiye, her fırsatta Suriye’den atılan füzelere işaret edip Batı’dan hava savunma konusunda yardım istiyordu. 2016’da İtalya, Maraş’a bir adet SAMP/T sistemi yerleştirdi. 2019’daki kırılmada İtalya Maraş’taki sistemi de geri çekti, füzeleri ve askerlerini de toplayıp Türkiye’yi terk etti.
Aynı yıl Türkiye, Batı’dan istediği sinyalleri alamadığını görünce Rus S-400 sistemini alma işini kağıt üstünde kalmaktan çıkardı, füzeleri Türkiye topraklarına yollattırdı.
Bu kısmını kamuoyu iyi biliyor, ABD başta olmak üzere NATO ülkeleri aynı 2013’te Çin sisteminde olduğu gibi ortalığı ayağa kaldırdı, AKP geri bastı, S-400’ler depolarda Batı medyasının kemirici eleştirilerine bırakıldı.
Erdoğan Brüksel'de fırsat bu fırsat deyip Macron ve Draghi'ye yanaştı
Üç yıl daha geçti. Ankara hâlâ aynı oyunu oynuyor, Batı’ya yakınlaşma ümidini korurken Rusya ve Çin’i cepte tutmayı sürdürüyordu.
AKP hükümeti, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini Batı’ya yeniden yanaşmak için fırsat bildi.
Mart 2022’de Brüksel’de yapılan NATO Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ittifak dayanışması ruhunu esas alarak NATO'nun caydırıcılık ve savunma tedbirlerine gerektiği katkıyı vermeye devam edecektir” deyip, sözü, Batı’nın Türkiye’ye silah ambargosu uygulamasına getirdi.
Ambargo Fransa ve İtalya’dan ibaret değildi. Türkiye karşıtı tavrın başını ABD, Almanya ve Kanada çekiyor, diğer NATO üyelerinin de çoğu tavrı benimsiyordu.
Erdoğan, Brüksel’deki NATO Zirvesi sırasında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi’yle özel görüşmeler yaptı.

Konu, yakında Konya’ya gelecek olan hava savunma sistemiydi.
Dönüş yolunda, uçakta Erdoğan “Türkiye-Fransa-İtalya olarak üçlü attığımız adımları yeniden hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürmeyi karar altına aldık” dedi. Bir gazetecinin "Üçlü dediğiniz Fransa-İtalya-Türkiye STAMP-T füzesini mi kastediyorsunuz?" sorusuna, "Evet, Eurosam. O konuyu Macron ile görüştüğümüz gibi Draghi ile de görüştük. Draghi de benden sonra Macron ile yaptığı görüşmede bu konuyu açtı" yanıtını verdi.
Batı’yla yakınlaşma çabaları, yeni bir döneme girmişti.
Batı'nın suyuna gitmede şimdilik mutlu son
Üç yıl sonra, bugüne geldik. Suriye çökertildi. İran çökertilemedi. Rusya-Ukrayna savaşı bitirilemedi.
Fakat Türkiye’nin Rusya’yla ve Çin’le mesafeyi yeniden açtığı ve açıktan Batı’ya yanaştığı günler geri geldi.
S-400 krizi henüz çözülebilmiş değil. Ama zamanında Ankara’nın önce ortak edilip sonra kovulduğu SAMP/T’lerin yeniden Türkiye’ye gelişi, AKP’nin Batı’yla kurduğu ilişkilerin ne aşamada olduğuna dair önemli bir gösterge olarak kayda geçti.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.