Sayfa yolu
Kızıl Kont'un anıtsal realizmi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
LEVENT ÖZÜBEK
Yayın Tarihi: 24.04.2022 , 10:27 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Aslen Kont ailesinden değildi ama soylu sınıfından bir Kont'tu. Çok sonraları, yaşamının daha sonraki yeni sahnesinde çevresindekiler de kendisine hep Kont diye hitap ettiler ama o artık gerçek bir Kont olmaktan çıkmıştı. 1883 yılında Sosnovka köyünde Kont Tolstoy ailesine doğmuştu. Aile taşrada büyük bir malikânede yaşıyordu. Annesi Aleksandra Turgenyeva, önde gelen Dekabristlerden Nikolay Turgenyev'in yeğeni, yazar İvan Turgenyev'in de akrabasıydı ve resmen evli olduğu Kont Nikolay'dan başka Aleksey adlı bir de sevgilisi vardı. Çocuk doğduğunda, ona da Aleksey adı verildi ancak kiliseden ve skandaldan korkulduğu için Kont Tolstoy'un nüfusuna kaydedildi. Alyoşa artık yaşamının önemli bir bölümünü varlıklı bir asilzade olarak geçirecekti. On dokuzuncu asrın büyük Rus şairi Kont Aleksey Tolstoy'un ve aynı zamanda Lev Tolstoy'un da akrabası olmuştu.
Alyoşa'nın dikkat çeken edebiyat yeteneği onu iyi bir yazar yapacaktı ama o yeteneği öyle güçlüydü ki, yaşamını pek de tanınmayan bir taşra yazarı olarak geçirmek yerine, onu Aleksey Tolstoy olarak, yirminci yüzyılın en büyük yazarları arasına sokacak, saygın bir Sovyet yazarı yapacaktı. Bir dönem Sovyet Yazarlar Birliği başkanlığına ve Yüksek Sovyet Prezidyumu üyeliğine, Sovyet Bilimler Akademisi üyeliğine getirilecekti.
Eserlerinde kendisini diğer yazarlardan farklılaştıran tarzda, sosyo-psikolojik, fantastik, bilimkurgusal temalar da ilşedi, değişik denemeler yaptı. Ancak edebiyattaki en önemli özelliği, kendisinin Anıtsal Realizm olarak tanımladığı bir anlayışla büyük eserler vermiş olmasıdır ki, bunlar arasında çağın tanığı bir büyük roman üçlemesi öncelikle yer alır. Hojdaniye Po Mukam (Azap Yolları), bir nehir roman, hiç kuşkusuz onun baş yapıtıdır.
Rus dilinin özelliğine göre Hojdaniye Po Mukam, çileli yollardan geçiş, ıstıraplı yollar, meşakkatli yollardan gidiş gibi anlamları olabilecek bir ifadedir ve Aleksey Nikolayeviç Tolstoy bu dev romanında Rus aydınlarının devrimin hemen öncesindeki, devrim ve iç savaş yıllarındaki kaderlerinin izlerini, devrim sonrası geçirdikleri olumlu yöndeki değişimin, onların devrimcileşmelerinin izlerini sürer. İlginçtir ki, üç ciltlik romanın ilk cildi olan Kızkardeşler'i kendisi 1920'de devrimden kaçan bir “Beyaz Rus” olarak Fransa'da bulunduğu zaman içinde, Beyaz Ruslar için yazmış, roman onların Fransa'da çıkardığı gazetede tefrika edilmiştir. Sonraki ciltler 1918 Yılı ve Kederli Sabah ise, 1922-1941 yılları arasında Sovyetler Birliği'nde ve Sosyalist Realizm veya kendisinin tanımıyla Anıtsal Realizm tarzında yazılmış ve Sovyet yayınevleri tarafından basılmıştır. Eseriyle yazar 1943 yılında Birinci Dereceden Stalin Ödülü kazanmıştır.
Öykü 1914 yılı başlarında Petersburg'ta açılır. İki kız kardeş, Daşa ve Katya savaşın hemen öncesindeki soğuk ve kasvetli Petersburg'ta yaşamaktadırlar ve büyük kardeş Katya, Vadim Roşin adlı bir subaya, Daşa ise İvan Telegin adlı bir mühendise âşık olmuşlardır. Ne var ki savaş, devrim ve iç savaş olaylarında her biri başka bir yerlere savrulurlar, Roşin Beyaz Ordu'ya, Telegin ise Bolşeviklere katılmıştır. Dört insanın bu uzun zaman diliminde yolları birkaç kez kesişir ama her seferinde yine ayrılırlar. Son kez ve daimi olarak bir araya geldiklerinde ise hepsi Bolşevik olmuşlardır ve romanın sonunda Moskova'da, Lenin ve Stalin'in de orada bulunduğu bir toplantıda, Gleb Krjijanovski'nin Sovyetler Birliği'nin Elektrifikasyonu üzerine sunum yaptığı GOELRO toplantısında bir aradadırlar. Romanda paralel olarak işlenen aşk teması da güçlüdür.
Aleksey Tolstoy 1917 Devrimine düşmanca yaklaşmıştı, çünkü o henüz soylu sınıftandı. Beyaz Ordu'ya katıldı, Wrangel'in yenilmesi üzerine 1920'de Paris'e kaçtı. 1923 yılında vatan hasretine dayanamayıp, içinde bulunduğu yanlış durumun da farkına vararak Sovyetler Birliği'ne geri döndü, affını talep edip, Bolşviklerle beraber çalışmak istediğini bildirdi. Bu tarihten sonra o artık hep Kızıl Kont veya Kont Yoldaş olarak anıldı. Evine onu ziyarete gelen eski çevresinden kişilere evin yaşlı kapıcısı şöyle diyordu: “Ekselansları evde yoklar, Komünist Parti toplantısındalar...” Molotov, 1936 yılı SBKP 8. Olağanüstü Kongresi sırasında yaptığı konuşmada onun hakkında şunları söylemişti: “Yoldaşlar! Ünlü yazar Aleksey Nikolayeviç Tolstoy'la burada görüştüm. Onun eski Kont Tolstoy olduğunu kim bilmez? Sovyetler Birliği'nin en iyi ve en popüler yazarlarından biridir Yoldaş Aleksey Nikolayeviç Tolstoy! Tarihin cilvesi işte. Ama değişim iyi yöne olmuş. Bu konuda Aleksey Nikolayeviç Tolstoy'la mutabıkız.” O sıralarda Aleksey Tolstoy bir başka büyük romanını, Ekmek'i yazıyordu.
Anıtsal Realizm tarzında yazılmış olan Khleb (Ekmek), Azap Yolları'nın ikinci cildi olan 1918 Yılı ile üçüncü cildi Kederli Sabah arasında bir köprü oluşturur ve Rusya tarihinin en önemli aşamalarından birini, İç Savaşın Güney cephesinde Stalin önderliğinde karşı devrimci Beyaz Ordu karşısında verilen 1918 Tsaritsin Savunmasını konu alır, olayların ağırlık merkezinde genç Sovyet devletinde halka ekmek temini sorunu yer alır. Tsaritsin Savunmasında Stalin'in önderliği yaşamsal öneme sahipti. Bu sebepledir ki, şehre 1925 yılında Stalingrad adı verilmiştir.
Aleksey Tolstoy'un Stalin'in isteği ile yazdığı ve 1937 yılında basılan Ekmek romanı İç Savaş tarihinin edebiyata aktarılması gayesiyle yürütülen kolektif bir çalışmanın parçasıdır. Yazılmasında Maksim Gorki'nin öneri ve tavsiyesi de önemli olmuştu. Yazılış sürecinde yaşanan hoş bir anekdot, esere verilen önemi bize anlatmaya yetiyor: Aleksey Tolstoy o yıllarda Moskova'da düzenlelen bir Tüm Sovyetler Sergisi'nde Özbekistan pavyonunda gördüğü harikulade bir el halısına hayran olur. Satın almak ister ama yetkililerin cevabı kesindir; halı satılık değildir. Aleksey Tolstoy üzüntüyle eve döner ama halı aklından çıkmamaktadır. Stalin'i arar ve konuşmada Ekmek'in yazımının nasıl gittiği soran Stalin'e sergide gördüğü halıyı bir türlü aklından çıkaramadığı için iyi çalışamadığını söyler. Stalin'in cevabı kesin olur; “Tamam Kont, ben senin çalışma azmini yerine getiririm, Ekmek'e bizim gündelik ekmeğimiz kadar ihtiyacımız var,” der. Halı o akşam Aleksey Tolstoy'un evine gelmiştir.
Ekmek 1950'lere kadar Sovyet edebiyatının ve Sovyet tarihçilerinin başvuru kitaplarından biri olmuştu. SSCB İç Savaş Tarihi Serisi içinde ikinci kitap olarak yer almıştır. Daha sonra tasfiye döneminde ise yoğun ve sert eleştirilere tutuldu. Malum çevrelerin amacı Stalin ve Voroşilov'un Ekim Devrimindeki ve İç Savaş sırasındaki tarihi rollerini azımsamak ve Sovyet tarihine yeni fakat sekter bir bakış açısı getirmekti. Roman aynı saiklerle batıda da ilgi görmemiştir. Ne yazık ki, ülkemizde de aynı ilgisizlik görülür. İnsanlık tarihindeki en başarılı ve en kapsamlı deneyim olan Sovyetler Birliği'nin tarihinin unutulmaması, unutturulmaması bakımından, Ekmek'in de öncelikle içinde bulunduğu birçok Sovyet edebiyat yapıtlarının dilimize de kazandırılması önemli bir görev olarak karşımızda durmaktadır.
Aleksey Tolstoy ciddi sağlık sorunları nedeniyle Büyük Zafer'den birkaç ay önce Moskova'da, zaferi göremeden, 23 Şubat 1945'te yaşama veda etti. Savaş yıllarında Devlet Olağanüstü Komitesi'ndeki çalışmalarda bulunmuş, Nazilerin Stavropol bölgesinde yaptıkları kitle katliamlarını, savaş suçlarını, gaz odalarındaki toplu cinayetleri belgelendirmişti. Bu belgeler savaş sonrası Nürnberg Mahkemesi'nde Sovyet savcıları tarafından duruşmalarda ele alınmıştır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
