Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kimlikçilik ırkçılığı beslerken: Berlin'de 'siyahlara özel havuz günü' nasıl ters tepti?

Berlin’de siyah çocuklara özel yüzme günü, ırkçı tehditler nedeniyle iptal edildi. Tartışma, kimlikçilik adına kurulan ayrımların ırkçılığı geriletmek yerine nasıl yeniden üretebildiğini gösterdi.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 24.08.2026 , 14:24

Berlin'de yalnızca siyah çocuklar ve gençlerin katılımına açık olarak planlanan bir yüzme etkinliği, ayrımcılık tartışması ve organizatörlere yönelen ırkçı tehditlerin ardından iptal edildi.

Irkçılığın sonuçlarıyla mücadele etmek amacıyla düzenlenen etkinliğin çocukları ten renklerine göre ayırması ise Almanya'da başka bir tartışmayı beraberinde getirdi.

Berlin örneği, özellikle Batı'da son yıllarda güç kazanan kimlikçi siyasetin temel açmazlarından birini de yeniden görünür hale getirdi: Ayrımcılığa karşı çıkarken toplumu aynı kimlik kategorileri üzerinden yeniden bölmek.

Berlin'deki Volksbühne tiyatrosunun önünde yaz ayları boyunca kullanılan geçici havuzda 14 Ağustos için özel bir yüzme saati planlanmıştı.

Volksbühne ile Almanya'daki siyah topluluklarla çalışan Each One Teach One (EOTO) derneğinin birlikte düzenlediği etkinlik yalnızca siyah çocuk ve gençlere açık olacaktı.

Organizatörler etkinliği, siyah çocukların yüzme havuzlarına erişirken karşılaşabildiği sosyal ve kültürel engellerle gerekçelendirdi. Amaçlarının çocukların rahat hissedebileceği ve ayrımcılığa uğrama kaygısı taşımayacağı bir ortam yaratmak olduğunu belirttiler.

Volksbühne de havuzun daha önce farklı dernek ve topluluklara kapalı etkinlikler kapsamında tahsis edildiğini vurguladı.

Faşistler tartışmayı fırsata çevirdi

Etkinliğin duyurulmasının ardından tartışmaya ilk müdahalelerden biri aşırı sağcı Almanya için Alternatif'ten (AfD) geldi.

Partinin eşbaşkanı Alice Weidel, yalnızca siyah çocukların katılabileceği yüzme saatini “apartheid” olarak nitelendirdi. Hıristiyan Demokrat Birlik'ten (CDU) bazı siyasetçiler de kamusal bir etkinliğin ten rengine göre sınırlandırılmasını eleştirdi.

Ancak siyasi tartışma kısa sürede açık ırkçı saldırılara dönüştü. Organizatörlere ve etkinliğe katılması beklenen çocuklara yönelik tehdit mesajları gönderildi.

EOTO ve Volksbühne bunun üzerine güvenliği sağlayamayacakları gerekçesiyle etkinliği iptal etti.

Böylece ırkçılığın etkilerini azaltmak amacıyla düşünülen bir uygulama, hem açık ırkçıların hedefi haline geldi hem de aşırı sağın uzun süredir kullandığı “beyazlara karşı ayrımcılık” söylemine propaganda malzemesi sundu.

Gerçek bir eşitsizlikten tartışmalı bir çözüme

Etkinliği düzenleyenlerin işaret ettiği sorun bütünüyle hayali değil.

Özellikle ABD'de yüzme havuzlarının ırksal ayrımcılıkla uzun bir tarihi bulunuyor. Siyahların kamu havuzlarından dışlandığı dönemlerin etkilerinin sonraki kuşaklarda da sürdüğünü gösteren çalışmalar var. Siyah çocuklar arasındaki daha düşük yüzme oranları ve daha yüksek boğulma riskleri de bu tarihsel mirasla ilişkilendiriliyor.

Ancak gerçek bir eşitsizliğin varlığı, ona karşı geliştirilen her yöntemi kendiliğinden ilerici hale getirmiyor.

Berlin'deki tartışmanın düğümlendiği nokta da burada.

Irkçılıkla mücadele adına insanların yeniden “siyahlar”, “beyazlar” ve diğer kimlik grupları şeklinde ayrıştırılması, mücadele edilen kategorileri ortadan kaldırmak yerine onları daha da kalıcı hale getirebiliyor.

“Güvenli alan” mantığıyla başlayan bu yaklaşım, ortak kamusal alanların genişletilmesi yerine her grubun kendi alanına çekilmesini çözüm olarak sunuyor.

Sonuçta ortaya, ırkçılığa karşı eşit yurttaşlığı güçlendiren değil, farklı kimliklerin birbirinden giderek daha fazla ayrıldığı bir tablo çıkıyor.

Irkçılara da alan açıyor

Berlin vakasının bir diğer sonucu ise kimlikçi uygulamaların aşırı sağ açısından nasıl kullanışlı hale gelebildiğini göstermesi oldu.

AfD gibi partiler, göçmenlere ve azınlıklara yönelik ayrımcı politikaları savunurken kendilerini giderek daha fazla “tersine ayrımcılığın mağduru” olarak sunmaya çalışıyor.

Ten rengine göre sınırlandırılmış bir yüzme etkinliği de bu söylemin kolaylıkla kullanabileceği bir örneğe dönüştü.

Üstelik bu tartışma, etkinliği hedef alan gerçek ırkçı tehditlerin arka plana itilmesine de yol açtı.

Yani kimlikçi çözüm önerisi bir yandan ayrım çizgilerini yeniden üretirken, diğer yandan gerçek ırkçı siyasetin kendisini “eşitlik savunucusu” gibi sunabileceği bir zemin yarattı.

Oysa alternatif, çocukları ten renklerine göre farklı saatlerde havuza almak olmak zorunda değil.

Kamusal havuzların sayısının artırılması, ücretsiz yüzme kurslarının yaygınlaştırılması ve ayrımcılığa uğrayan çocukların ortak kamusal alanlara eşit ve güvenli biçimde erişmesinin sağlanması aynı soruna kimlikleri birbirinden ayırmadan da yanıt verebilir.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.