Sayfa yolu
Kılıçdaroğlu'ndan sürece destek: 'Gerçekçi çözüm için dört boyut var'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 03.08.2026 , 16:35
"Çerçeve Yasa"nın önümüzdeki günlerde Meclis'e gelmesi beklenirken, AKP'nin yargı kararıyla CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu "çözüm" sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Partisinin Genel Merkezinde basın toplantısı düzenleyen Kılıçdaroğlu, SHP'nin 1989 tarihli "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu" adlı raporunu göstererek şu ifadeleri kullandı:
"Raporda 'Kürt realitesinin' kabul edilmesi, ana dil yasaklarının kaldırılması savunuluyordu. O günlerde bu rapor yüzünden SHP çok eleştirildi, yerden yere vuruldu. Soruşturmalar açıldı. Ama iki yıl sonra kurulan DYP-SHP koalisyon hükümeti ilk ziyaretini Diyarbakır’a yaptı. Rahmetli Süleyman Demirel ve rahmetli Genel Başkanımız Erdal İnönü kürsüye çıktılar ve o meşhur 'Kürt realitesini kabul ediyoruz' açıklamasını yaptılar. O açıklama Cumhuriyet tarihimiz için önemli bir andı ve çok önemli bir adımdı. Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı."
2013 yılında başlayan sürece de destek verdiklerini ve çözümün adresi olarak Meclis'i işaret ettiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, "2020 yılında yaptığımız Kurultayda da yine bu soruna değinmiş ve 'Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir' demiştik. İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamemizin saptamalarından biridir. Nihayet 13 yıl sonra, yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi" ifadelerini kullandı.
'Çözüm için dört boyut'
Kılıçdaroğlu, gerçekçi bir çözüm için dört boyut olduğunu ve bu boyutlarla başarıya ulaşılacağını iddia etti. Kılıçdaroğlu'na göre başarı için gerekli dört boyut şöyle:
- "Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi
- Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması
- Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi
- Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması."
Bu dört boyutun her aşamada dikkate alınması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Çünkü Türkiye kendi iç barışını kurarken, dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır. Bu mesele, Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolayısıyla Türkiye, hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır" ifadelerini kullandı.
'Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır'
Sürecin "yalnızca güvenlik başlığı, yasa hazırlığı, bir örgütün silah bırakması veya kendini feshetmesine yönelik bir mesele olmadığını" söyleyen Kılıçdaroğlu, "Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır" dedi.
Kılıçdaroğlu, "Bu süreç, ancak Cumhuriyet’in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor" diye konuştu.
'Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma süreci'
Kılıçdaroğlu, "Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır?" ve "Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir?" sorularının asıl mesele olduğunu savundu ve bunu yapabilecek "vizyona ve iradeye sahip partinin" CHP olduğunu iddia etti.
"Gücümüzü nereden alıyoruz?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:
"Çünkü biz ülkeyi kuran partiyiz. Bu ülkenin mimarı biziz, CHP’dir. Biz bu sürece 'Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma' süreci diyoruz. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak nedir? Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak, güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Bu kapasiteye siyasetin sahip olması lazım. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak, silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclis’in, hukukun ve milletin denetimine girmesidir. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır."
'Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimiz'
Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin "başarısının", yalnızca siyasi iradeye değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlı olduğunu söyleyerek, "Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vadediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit" dedi.
Bu meselenin sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi olmadığını ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bu mesele, Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör haline gelemeyiz. Şunu da unutmamak gerekir. Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye’nin gelecek vizyonunu da şekillendirecek. Bu noktada açık bir ilkesel çerçeve ortaya koyuyoruz. Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir."
'Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun'
Kılıçdaroğlu "çağrımız açıktır" dedi ve açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
"Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da TBMM merkezli yürütülmelidir. Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır. Bu ülkeyi kuran parti olarak, sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz. Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözüm Türkiye’yi rahatlatacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.