Sayfa yolu
Kasaplar artık kemiği de kiloyla satıyor: Et alamayan yurttaş kokusunu duymak için kemik kaynatıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: ANKA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.08.2026 , 20:36
Artan hayat pahalılığı ve gıda fiyatları halkın geçim sıkıntısını her geçen gün derinleştiriyor.
TÜİK verilerine göre Temmuz ayında enflasyon yıllık yüzde 31,75 olarak hesaplanırken, gıda enflasyonu yüzde 37,53’e ulaştı.
BİSAM'ın aynı aya ilişkin araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 37 bin lirayı aştı.
Kırmızı etteki tablo da bu ekonomik krizin boyutlarını gözler önüne seriyor. Kırmızı et üretimi geçen yıla göre yüzde 10 azalırken, kasaplarda kıyma ve kuşbaşının kilogram fiyatları 1000 lirayı geçti.
‘Dükkanda etten çok kemik gidiyor’
BirGün'den Meral Danyılzdız'a konuşan İstanbul'daki kasaplar, kırmızı et tüketiminde yaşanan değişimi anlattı. Kasapların aktardığına göre bir dönem müşterilere çorbalarda ve yemeklerde kullanmaları için ücretsiz verilen ya da değerlendirilmeyen kemikler artık ayrı bir ürün olarak tezgahlarda yer alıyor. Tavuk kemiğinin kilosu 50 liraya, kuzu kemiği 100 liraya, dana kemiği ise 120 liraya satılıyor. Bazı kasaplar kemikleri müşterilerine hâlâ ücretsiz verirken, bazı işletmeciler ise artan talebi karşılamak için dışarıdan kemik satın almaya başladıklarını belirtiyor.
35 yıldır kasaplık yapan Recai Tapan, meslek hayatı boyunca kemik talebinin bu kadar arttığı bir döneme şahit olmadığını ifade ediyor. Tavuk, kuzu ve dana kemiği sattığını belirten Tapan, yaşadıkları değişimi şu sözlerle dile getiriyor:
“Şimdi iş tersine, tamamen ihtiyaca döndü. Et alamayan, tavuğu alamayan gelip tavuk kemiği kaynatıyor. Öbürü yemeğine hiç değilse bir tat versin, et koksun diye dana kemiği kullanmaya başladı. Şu anda bu kemikleri resmen yok satıyoruz. Hatta dükkânda kendi sattığımız etlerden çıkan kemik yetmeyince, dışarıdan kemikçilerden ücreti mukabilinde satın almaya başladık. Eskiden bu kadar talep yoktu, şimdi dükkânda etten çok kemik gidiyor.”
'Tenceresinde et kokusu hissetmek isteyen yurttaş kemik alıyor'
15 yıllık kasap Mert Sevinç de benzer bir tabloyla karşılaştığını anlatıyor. Mesleğe başladığı ilk yıllarda bugün parayla satılan kemikleri müşterilere ücretsiz verdiklerini hatırlatan Sevinç, son dönemde ürüne yönelik talepte belirgin bir artış olduğunu belirtiyor. Normalde kemik fiyatlarının daha yüksek olabileceğini, ancak çalıştığı işletmede yurttaşın satın alabilmesi için fiyatların düşük tutulmaya çalışıldığını ifade eden Sevinç, müşterilerin alışveriş alışkanlıklarının radikal biçimde değiştiğini söylüyor:
“İnsanlar et almakta gerçekten çok zorlanıyor, onun için böyle alternatif yollara başvuruyorlar. Kuzu ve dana kemikleri çorbalarda, yemeklerde hazır bulyon yerine kullanılıyor. Tenceresinde gerçek bir et lezzeti, et kokusu hissetmek isteyen vatandaş mecburen kemiği tercih ediyor.”
Sevinç, daralmanın yalnızca kırmızı ette yaşanmadığını, beyaz et alışverişlerinde de yurttaşların daha hesaplı yöntemlere yöneldiğini kaydederek, “Ette alım gücü inanılmaz düştü. Eskiden dükkana girip iki kilo, üç kilo et alan insanlara hasret kaldık. Beyaz ette de durum aynı. İnsanlar artık bütün bir tavuk alıp onu parçalatıyor ve o tek tavuktan birkaç çeşit farklı yemek çıkarmaya çalışıyor” diyor.
Beşiktaş’ta kasaplık yapan Mustafa Özduran ise kemiği hâlâ ücretsiz verdiklerini anlatarak, “Biz müşterilerden para almıyoruz ama talep oluyor. İnsanlar çorba yapmak için falan alıyorlar. Kolu kırık olan, kalçası ayağı kırık olanlar iyileşmek için alıyor. Ya da ekonomik zorluklardan dolayı alan çok oluyor. Bizim dükkânımızdan gelip isteyene veriyoruz” şeklinde konuşuyor.
‘Eskiden tat versin diye alırdık, şimdi mecbur kalıyoruz’
Evde hasta baktığını söyleyen emekli Kıymet Kılınç, emekli aylığından başka gelirlerinin bulunmadığını belirtiyor. Et alırken miktarı azaltmak zorunda kaldıklarını anlatan Kılınç, yer yer kemik de aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullanıyor:
“Bazen kıymanın yerine tavuk alıyoruz. Onu da öyle eskisi gibi bir kilo falan değil; yarım kilo, gramla alabiliyoruz. Bazı zaman da kemik alıyoruz; çorbalarda, pilavlarda kullanmak için. Eskiden pek kullanmazdık ama şimdi mecbur kalıyoruz. Eskiden tat versin diye alırdık, şimdi insanlar sofrasında et göremiyor ki... Kasapta da eskisi kadar müşteri yok. İnsanlar artık mecburen kemiğe yöneliyor. Tabii eskiden ücretsiz verilirdi ama şimdi kasapların maliyetleri de belli, ücretiyle veriyorlar.”
‘Senede bir et yiyorum’
62 yaşında çalışmaya devam eden Birol Şencan, et alamadığında kemik almak yerine kırmızı eti hiç tüketmemeyi seçtiğini anlatıyor. Şencan, içinde bulunduğu yoksulluk tablosunu şu sözlerle aktarıyor:
“Bu millet eti nasıl yesin ki? Bakın ben 62 yaşındayım ve hâlâ çalışmak zorundayım. Et alamıyorum diye gidip yerine kemik falan da almıyorum. Onun yerine hiç yemiyorum.”
En son yaklaşık bir yıl önce et yiyebildiğini söyleyen Şencan, “O da ancak kurbandan kurbana, pay düşerse tüketebiliyorum. Başka da bir şansımız yok zaten” diyerek yaşanan geçim krizini gözler önüne seriyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.