Breadcrumb
Kartalkaya yangını davası: 'Kamu görevlileri katliamı onayladı, bakanlıklar Cumhurbaşkanının arkasına sığınıyor'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 27.10.2025 , 17:15
Bolu Kartalkaya’da bulunan Grand Kartal Otel’de 21 Ocak'ta 78 kişinin yaşamını yitirdiği, 133 kişinin yaralandığı yangın faciasına ilişkin, 20’si tutuklu toplam 32 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.
Taraf ve izleyicilerin fazla olması nedeniyle duruşma, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi spor salonunda hazırlanan duruşma salonunda görülüyor.
ANKA'nın aktardığına göre duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar, yakınlarını kaybedenler ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya tutuklu sanıklar getirildiği sırada yakınlarını kaybeden aileler, “Çocuklarımızın katilleri geliyor” diye tepki gösterdi. Duruşma esas hakkındaki savunmaların alınmasıyla başladı.
'Pek çok üst düzey görevli yargının önüne bariyer koymuştur'
Duruşmada ilk sözü yangında oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay aldı.
“Burada bir daha böyle olaylar yaşanmaması için örnek bir karar çıkacak, vicdanımız huzur bulacak" temennisinde bulunan Gençbay, davanın eksik başladığını ve pek çok şüpheli kamu görevlisinin yargılamaya dahil edilmediğini söyledi:
Adalet Bakanlığı ve pek çok üst düzey görevli yargının önüne bariyer koymuştur. Başsağlığı dilemesi gereken Turizm ve Kültür Bakanı, televizyon televizyon gezip kendilerinin suçsuz olduğuna insanları inandırmaya çalışmıştır. Kamu görevlilerinin yargı önüne çıkmasını engelledi. Çalışma Bakanı da kendi payına düşen bariyeri yargı önüne koyup kendi açısından sorumlu olan kamu görevlilerine soruşturma izni vermedi. Aynı şeyi İçişleri Bakanlığı da valiler açısından yaptı. Bakan Yardımcısına ilişkin süreci takip ediyoruz, onun da yargı önüne çıkacağına inancımız tam. Danıştay kararı ile soruşturma izni verilen Turizm ve Kültür Bakanlığı personellerinin derhal tutuklanarak görevlerinden uzaklaştırılması gerekmektedir. Ancak Sayın Bakandan bu yönde hukuka uygun bir tavır beklemek gerçekçi değildir.
Gençbay, ölüm sayılarını artıran en önemli etkenlerden birisinin de otel yönetiminin sorumluluklarını yerine getirmemesi olduğunu söyledi. Gençbay, "Otel sahibi ailenin tamamı burnu bile kanamadan otelden çıktı. Ancak otelde kalan misafirler uyandırılmadı. İl Özel İdaresi gerekli denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir" diye konuştu.
'Suç vasfının düşürülmesi değil ağırlaştırılması gerekiyor'
Gençbay’ın ardından duruşmada söz alan müşteki avukatı Mehmet Eren Turan, iddianamede 13 sanık hakkında olası kasttan ceza istendiğini hatırlattı ve “Yargılama aşamasında aksi yönde deliller dosyaya kazandırılmamıştır. Ancak yargılama sonucunda olası kast olan suç vasfı bazı sanıklar açısından bilinçli taksire çevrilmiştir. Sanıkların yangın sırasındaki eylemleri değerlendirmeye alınmamıştır. Oysa sanıkların eylemleri neticenin ağırlaştırılmasına neden olmuştur. Huzurdaki dava ile tüm kamu görevlilerinin dosyası birleştirilmeden karara çıkılmasını uygun bulmuyoruz” dedi.
Yangında oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybeden Ankara 11. İdare Mahkemesi Hakimi Serpil Gençbay da “Yangın sırasında kapıları çaldılar mı da hafifletici neden oldu ve suç vasfı değişti, Emine Murtezaoğlu, Ceyda Hacıbekiroğlu ve Elif Aras için. Burada herhangi bir yargılama sürecine yardımları da olmadı, bırakın yardımı üstüne her şeyi gizliyorlar. Adaletin yerine getirilmesini engelliyorlar. Olay günü başka bir otelde beklerken Emine Hanım'ın torunu için birisine, 'Tableti ve giysileri yanmış çok üzülüyor' dediğini duyduk. Bunu söyleyenin cezası düşürülemez. Olası kasttan çıkarılması yüreğimizi yakacaktır. Masum değiller. Suç vasfının düşürülmesini bırakın ağırlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'Bu ülkede artık liyakatsizliğe geçit vermeyelim'
Duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan, yangında çocuklarını ve torunlarını kaybeden hem müşteki hem de müşteki avukatı Yüksel Gültekin, "Liyakatsiz personelin, adam kayırmacılığın, siyasetle, torpille işe girilmesinin ortaya çıktığı davadır. Karardan sonra artık bu şekilde canların yitip gitmemesi davasıdır. Bu dava Soma’da 300 şehidin verildiği, sokakta elektrik çarpmasıyla meydana gelen ölümlerin son halkasıdır” dedi.
Gültekin, şunları kaydetti:
Liyakatsizliğin artık bitmesi gerek bu ülkede. Otobüs kahyasını Belediye Başkan Yardımcısı yapan Tanju Özcan'a bakın. Milletvekillerinin, bakanların torpilleriyle buralara gelen ormancı Sırrı Köstereli’ye bakın. 2009 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan Danıştay 1. Daire Başkanı Turizm Bakanlığı personellerine soruşturma izni vermemiştir. Bir temizlik hareketi yapalım. Bu ülkede artık liyakatsizliğe geçit vermeyelim.
Komisyona işaret etti: 'Siyaset bu parazitlerden bir an önce temizlenmeli'
Gültekin, olayın ardından Meclis'te kurulan "Bolu Kartalkaya Mevkiinde Bulunan Bir Otelde Meydana Gelen Yangın Faciasının Tüm Boyutlarıyla Araştırılarak İlgili Kurum ve Kuruluşların Sorumluluklarının Tespit Edilmesi ve Benzer Olayların Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu"na işaret etti.
"Türkiye’de bu olaydan sonra alelacele siyasetçiler komisyon kurdular. Ama izleyiciler arasında komisyondan kimse yok" diyen Gültekin, AKP'li komisyon üyesi Yüksel Coşkun'un uzun yıllardır dostu olduğunu fakat duruşmaya gelmediğini aktardı. Gültekin, "Komisyona beni çağırmadı, 8 canını kaybeden beni çağırmadı. Telefonumu bulamamış. Ya bırak. Bu parazitlerden siyaset bir an önce temizlenmeli. Hayatımızın sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız" dedi.
"Bakanlıkların hepsi Cumhurbaşkanının arkasına sığınıyorlar" diyen Gültekin, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un da davadaki tüm sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istediğini iddia etti.
Gültekin'in konuşmasının ardından duruşmaya saat 14.00'a kadar ara verildi.
'65 gün dışarıda olan bu üç kadın her şeyin patronu'
Esas hakkında mütalaaya karşı müştekilerin beyanlarının alındığı duruşmada, iddianamede haklarında "olası kast"tan ceza istenen sanıklar otelin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu, Ceyda Hacıbekiroğlu ve Elif Aras hakkında esas hakkındaki mütalaada “bilinçli taksirden” ceza istenmesine tepki gösterildi.
Duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı söz alan yangında oğlu Ömür Kotan’ı kaybeden Zeynep Kotan, şunları söyledi:
Hangi gerekçeyle olası kastla cezalandırılması gereken sanıklara bilinçli taksirden ceza verilmesini istediniz anlamıyorum? Yangından sonraki 65 gün dışarıda gezdi bu üç kişi. Benim dışarıda delil karartmalarına ilişkin korkum vardı da savcı bunu düşünemedi mi? 65 gün boyunca nasıl ifadeleri alınmadı? Bana bu devletin borcu var. Devlet benim oğlumun yaşam hakkını elinden aldı. Bu borcu sizler aracılığıyla bana ödemekle yükümlü. Dolayısıyla şu an bu sanık sandalyesinde oturanların, henüz oturmayanların hak ettiği cezaları almaları lazım.
'Evlat acısından sonra ikinci bir bıçak yarası oldu'
Oğlu Ömür Kotan’ı kaybeden Vahap Ozan Kotan da “Emir Aras ya da Halit Ergül, eşleri olmasaydı onlar kimdi? Bu 65 gün dışarıda olan üç kadın her şeyin sahibi, her şeyin patronu. Kayak yaparken gözleri çok iyi gören ama burada ‘gözlerim görmüyor’ diyen Emine Murtezaoğlu bu organize kötülüğün başındaki kişi. Bütün süreçte onları aklayan en ufak bir şey çıkmadığı halde Emine Hanım ve kızları olası kasttan çıkartılıyor. Bu bizde evlat acısından sonra ikinci bir bıçak yarası oldu” dedi.
'Neden suç unsurları değişiyor?'
Müşteki avukat Seda Yıldız da esas hakkındaki mütalaaya karşı şu beyanlarda bulundu:
Kartalkaya’da yaşananan toplu insan öldürme eylemiydi. Rant ve para hırsının umursamaz bir sonucuydu. Bu kadınlar hakkında hiçbir yeni delil ortaya çıkmamasına rağmen neden suç unsurları değişiyor? Bu olaylar olmadan önce işin başında olduklarını, yöneten kişi olduklarını göğüslerini gere gere anlatıyorlar. Ama bu salona geldiklerinde öyle olmuyor. Dolayısıyla bu üç sanık yönünden esas hakkındaki mütalaayı asla kabul etmiyoruz. Olaydan sonra Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ‘Benim ve bakanlığımın bir sorumluluğu ve suçu yok’ demişti. Yargılamada biz gördük kimin suçlu olup olmadığını. Savcılık makamı ne zaman soruşturma izni verilen Bakanlık personellerine soruşturma açacak? Savcılık makamı neyi bekliyor? Tüm sanıkların ayrı ayrı olası kast çerçevesinde cezalandırılmasını talep ediyoruz.
'Kamu görevlileri göz göre göre bu katliamı onaylamıştır'
Yangında oğlu Eren Bağcı’yı kaybeden baba Rıza Eray Bağcı, yapılan yargılamalar sonucunda sanıkların, katliam öncesinde, esnasında ve sonrasında organize hareket ettiklerini söyledi. Bağcı, “Sanıkların tamamını olası kastla cezalandırmasını istiyorum" dedi.
Bağcı ailesinin müvekkili İlke Yürek de “Otel yöneticilerinin sorumsuzluğunu, çalışanların vurdumduymazlığını, kamu görevlilerinin aymazlığını tüm gerçekçiliğiyle gördük. Kamu görevlileri göz göre göre bu katliamı onaylamıştır” diye konuştu.
Müşteki avukatlarından Avukat Onur Kaynun, “Bakanlık personelinin tamamının, Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan'ın da olası kasttan yargılanması lazım. Neşe Çıldık denilen kadın ise sürekli yurt dışına çıkıp duruyor ancak Savcılık bir müzekkere bile yazmıyor" şeklinde beyanda bulundu.
Duruşmada konuşan kızı Lalin Doğan ile eşi Ceren Yaman Doğan’ı kaybeden baba Rıfat Doğan da “Biz tüm Bolu olarak işin ehli olarak Emine Murtezaoğlu’nu biliriz. Tüm finansı yöneten de odur. Biz buz gibi toprağa verdik yavrumuzu" ifadelerini kullandı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.