Sayfa yolu
Kartalkaya davasında 7. gün: ‘Sadece yitirdiklerimiz için değil gelecek için de acı çekiyoruz’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.07.2025 , 19:11 Güncelleme Tarihi: 13.07.2025 , 23:27
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 78 kişinin yaşamını yitirdiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin, aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19'u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın duruşması yedinci gününde sürüyor.
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda özel olarak oluşturulan alanda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, yangında yaralananlar ile hayatını kaybedenlerin aileleri, sanık yakınları ve taraf avukatları katıldı.
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşmada müştekilerin beyanları dinleniliyor.
‘Otel yönetimi otelden çıkarken yan odasındakileri bile uyandırmamıştır’
AA’nın aktardığına göre yangında 15 yaşındaki oğlu Eren Bağcı'yı kaybeden Gözde Ezgi Çilingir Bağcı, "Eren'i vicdansız ve katil insanların yanında konuşmayacağını" belirterek, bu kadar kötü insanların arasında temiz kalmayı başardıkları için kendilerini şanslı hissettiklerini ifade etti.
Otel çalışanları yangını fark ettiğinde insanları uyarabileceğini, bu sayede de bazı hayatların kurtarılabileceğini söyleyen Bağcı, sevgisizliğin insan hayatını önemsememek anlamına da geldiğini kaydetti.
Bağcı, olay günü "tabut otel" olarak nitelendirdiği işletmede 78 insanın hayatını kaybettiğini anımsatarak, "Otel yönetimi otelden çıkarken, yan odasındakileri bile uyandırmamıştır. Bu nasıl bir caniliktir anlamak mümkün değil. Burada dinlediklerimiz, acılarımızla dalga geçmektir. Sanık ifadelerinden anladığımız, Kartal Otel Turizm Ticaret Sanayi AŞ'ye ait çatı kuruluşu var. Bu şirketin diğerleriyle ortaklığı var. Burada otel sahipleri diğer otelle kavgalı olduklarını söyleseler de pek çok karar ortak alınmak zorunda." ifadesini kullandı.
Bağcı, ticaret sicilleriyle ilgili çıkan 2 kararı ve medyaya yansıyan bazı haberleri mahkeme heyetine sundu.
’30-40 yıldır oteldeki sirenler çalmamıştır, çünkü kablosu yoktur’
Bilirkişi raporundaki siren sistemine ilişkin bilgilere atıf yapan Bağcı, "Bu otelde 30-40 sene boyunca hiçbir siren çalmamıştır. Buradaki elektrikçiler söylesin, raporda '10. katta butonu söktük o da sireni çaldıracak durumda değildi.' deniyor. Tiz bir sesi siren sesi diye anlatıyorlar. 30-40 yıldır oteldeki sirenler çalmamıştır çünkü kablosu yoktur. Yangın alarm paneli kayıptır. Varsa lütfen bilgi verin. Bulunsa bile çalışmadığı bellidir, kablo çekili olmadığı bellidir" diye konuştu.
Bağcı, görevini yapmayan kamu kurumlarının da yaşanan bu acının sebebi olduğunu aktararak, sanıkları kastederek "bu katillerin" en ağır şekilde cezalandırılacağına inandığını dile getirdi.
Baba Rıza Eray Bağcı ise hayatını kaybeden tüm canlar için adalet aradıklarını ifade ederek, 7 gündür burada "sanıkların tiyatrosunu" izlediklerini ifade etti.
Eren'in ahlaklı, sevgi dolu ve iyi bir çocuk olduğunu dile getiren Bağcı, Eren'in sanıkların sahip olmadığı tüm ahlaka, sevgiye ve güzelliğe sahip olduğunu anlattı.
‘Herkes birbirini suçluyor, sonunda sanırım bizler suçlu ilan edileceğiz’
Yangında 36 çocuğun hayatını kaybettiğini anımsatan Bağcı, şöyle devam etti:
"(Sanıklara dönerek) Siz katil değil aynı zamanda vatan hainisiniz, çünkü bu ülkenin geleceğini çaldınız. Eren 15, Ömür 18 yaşındaydı. Sanıklar 'Bilmiyorum, hatırlamıyorum, kağıt üzerinde.' diyor. Herkesi diğerini suçluyor. Sonunda canlarını yitiren bizler, sanırım suçlu olarak ilan edileceğiz. Burada organize kötülüğün karşısında sanıklar çocuklarından ayrı kalmışlar, incinmişler, cezaevinde sıkılıyorlarmış, karıncayı bile incitmezlermiş, 2,5 aydır uyuyamıyorlarmış ki 2,5 ay iddianame hazırlandıktan sonraki süre. Demek ki ondan önce uyuyabiliyorlarmış. Bu ifadeleri verenleri kendi vicdansızlıklarıyla baş başa bırakıyorum.”
Silinmiş kamera kayıtları iddiası
Bağcı, silinmiş kamera kayıtlarından bahsedildiğini, 21 Ocak'tan sonra şirket banka hesaplarının boşaltıldığını öne sürdü.
Gözde Ezgi Çilingir Bağcı ve Rıza Eray Bağcı, davaya katılma taleplerinin devam ettiğini aktararak, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Müşteki avukatlarının beyanlarıyla duruşma sürüyor.
‘Bir kişi çıkıp ben görevimi yapmadım, bu yüzden buradayım demiyor’
Öte yandan yangında eşini ve kızını kaybeden Yaprak Yeşilada Yalçın ile annesi Akgül Yeşilada gazetecilere açıklamalarda bulundu. Akgül Yeşilada Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğuna işaret ederek “Bu otelin çalışmasına izin veren kamu kurumlarını da suçlu görüyoruz.
Olayda eşi Atakan Yalçın ve 10 yaşındaki kızı Derin Elif Yalçın'ı kaybeden, büyük kızıyla kurtulan Yalçın, 19'u tutuklu 32 sanığın Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince yargılandığı davanın duruşmalarına katılıyor.
Yalçın, gazetecilere, büyük bir acıyla sanıkların ifadelerini dinlediğini dile getirerek, "İlk 5 gün boyunca sanık ifadelerini izledik ama kimse sorumluluk almıyor. Bu kadar net. Bir unvanın içi ancak bu kadar boşaltılabilirdi. İnsan kendisini bu kadar küçük düşürmez. Hayret ve acıyla tanık oldum" dedi.
Türk yargısına ve yargıçlarına güvendiklerini ifade eden Yalçın, "Adaletin yerini bulacağına inanıyoruz ancak sanıkların vicdan göstermesini bekliyoruz. Çünkü yaşananlar büyük bir vicdansızlık, büyük bir vurdumduymazlık. Verilen ifadelerle adeta bizimle alay ediliyor. Bir kişi de çıksın ve desin ki ‘Benim bir sorumluluğum var, ben şu şu görevlerimi yapmadığım için buradayım’. Bunu bir kişi bile demiyor, kafalarını kaldırıp gözlerimizin içine bakamıyorlar. Bu kişilerin hak ettikleri cezaları almasını istiyoruz. Emsal bir karar bekliyoruz" diye konuştu.
Yangın gecesine ilişkin de konuşan Yalçın, şöyle devam etti:
"21 Ocak gecesi ben de oteldeydim. Eşim ve küçük kızımı kaybettim. Büyük kızımla birlikte büyük bir şans eseri kurtulduk. 8. kattaydık, odamız yamaca bakıyordu. Tesadüf eseri ön tarafa bakan bir odaya gidebildiğimiz için kurtulabildik. Küçük kızım ve eşim bu kadar şanslı değildi çünkü göz gözü görmüyordu, koridorlarda hiçbiri işaretleme yoktu, duman basmıştı, karanlıktı. Nereye gittiğimizi bile bilmeden hareket ettik. O yüzden tesadüf ederi diyorum. Halbuki burada gerekli önlemler alınmış olsaydı, acil durum planları olsaydı, o koridorlarda duman tahliyesi olabilseydi, biz bugün bunları konuşmuyor olurduk.”
Yalçın, duruşmada dinlenilen müştekilerin kayıplarını anlattığını aktararak, "Duygular sel oluyor ama duymamız gerekiyor. Çünkü 78 kişi sadece bir sayı değil. Yarısı çocuktu. Çocuklar bizim geleceğimiz ve bizim geleceğimizi elimizden aldılar. Esasında Türkiye’nin geleceğine katkıda bulunabilecek çocuklardı. Canlarımızın hepsi tertemiz yürekli insanlardı. Bunu görüyoruz ve bu acımıza daha da büyük acı katıyor" ifadelerini kullandı.
‘Bu sistem nasıl böyle laçka olabildi, bunun için de içimiz yanıyor’
Yangında damadı Atakan Yalçın ve torunu Derin Yalçın’ı kaybeden Akgül Yeşilada da gözyaşları içinde yaptığı açıklamada, yalnızca otel yönetiminin değil, bu otelin çalışmasına izin veren tüm devlet kurumlarının da sorumlu olduğunu vurguladı.
“Bu devlete yıllarca hizmet vermiş biri olarak sadece kayıplarının acısını değil” devlet kurumlarının bu kadar kontrolsüz bir hale getirilmesinin de acısını hissettiklerini ifade eden Yeşilada şunları kaydetti:
“Devlet kurumları onların arkasında durmuşlar. Denetimleri tam olarak yapmamışlar. Turizm ve Kültür Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı… İtfaiyenin verdiği ifadeler kan donduruyor. Bunun arkasında bu var. O yüzden bu kurumlar da lütfen çıksınlar ve gerçekten suçsuzlarsa bunu ispat etsinler, bu yürekliliği göstersinler.”
“Çünkü bütün hikaye bu denetimsizlikten de kaynaklanıyor” diyen Yeşilada “Yani sadece oradaki otel idarecilerinin değil suç. Bunları iyice denetlemeyen, bu otelin çalışmasına izin veren kamu kurumlarını da suçlu görüyorum. Biz liyakat esasına göre, dürüstlük esasına göre hizmet verdik. Çocuklarımızı da öyle yetiştirdik. Yani bu sistem nasıl böyle laçka olabildi? Bir de içimiz bunun için yanıyor, gelecek için yanıyor. Vefat etmiş canlar için ayrıca çok büyük acı çekiyoruz. Ama bir de geleceği düşünerek onun için de acı çekiyoruz” ifadelerini kullandı.
| Kartalkaya yangını davası: Tutuksuz yargılanan dört sanığa ev hapsi verildi |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.