Sayfa yolu
Karadeniz'de gemi işçisi olmak: 'Ekmek parası için ölümle dans ediyoruz'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 23.09.2026 , 13:04
Rusya-Ukrayna savaşının başladığı 24 Şubat 2022'den bu yana Karadeniz, sivil deniz taşımacılığı açısından yüksek riskli bir bölgeye dönüştü. Türk Armatörler Birliği'nin verilerine göre bugüne kadar 389 ticaret gemisi Karadeniz, Kerç Boğazı ve Azak Denizi'nde saldırıya uğradı ya da hasar gördü.
Sadece Temmuz ayında 35 gemi vuruldu, 23 kişi hayatını kaybetti.
Son olarak 17 Eylül'de Ukrayna'da bir ticari gemiye düzenlenen İHA saldırısında geminin kaptanı ve kılavuz pilotu hayatını kaybetti.
Ama bu rakamların arkasında, her gün aynı riski göze alarak gemiye binen, isimleri haberlerde yer almayan on binlerce denizci var. Onlardan biri de 20 yıldır kuru yük gemilerinde çalışan Kaptan Mithat. Hem İran-İsrail Savaşı'nda hem Rusya-Ukrayna Savaşı'nda saldırıların ortasında kalmış bir denizci olan Mithat, meslektaşlarının artık olağanüstü bir durumla değil, giderek olağanlaşan bir savaş riskiyle karşı karşıya olduğunu anlatıyor.

Çoğu işçi neyle karşılaşacağını bilerek yola çıkıyor
Mithat, kuru yük gemilerinin tanker ya da LPG gemilerine kıyasla nispeten daha az riskli sayıldığını söylüyor:
"Kuru yükte çalışmak diğerlerine göre biraz daha güvenli. Özellikle LPG ya da tanker gemileri doğrudan tehlikeyle yola çıkıyor."
Ona göre bugün gemiye binen mürettebat, savaş riskini artık hesaba katarak yola çıkıyor. Çünkü bu risk, meslekle özdeşleşmiş durumda. Karşılığında ise dolarla ödenen bir ücret var. Mithat'a göre piyasada standart mürettebat maaşı en fazla 2 bin 500 dolara kadar çıkıyor; kaptan maaşları ise 3 bin 500-5 bin dolar bandında.
Mithat bunu şöyle anlatıyor:
"Çoğu insan zaten neyin ne olacağını bilerek yola çıkıyor. Türkiye'de herhangi bir inşaatta da benzer paralar kazanılıyor; herhangi bir mesleği birbiriyle kıyaslamak ya da küçümsemek için söylemiyorum ama doğrudan savaş bölgesine gidilen, gemilerin hedef olduğu, drone saldırılarına maruz kaldığı bir çalışma koşulunda gemi çalışanlarının hiçbir güvenliği yok ve ekmek parası için ölümle dans ediyorlar."

Geri dönsek ne iş yaparız
Gitmekle gitmemek arasındaki seçim, çoğu zaman açlıkla yokluk arasında bir tercihe dönüşüyor. Mithat, bir denizcinin karaya dönmesinin göründüğü kadar kolay olmadığını anlatıyor:
"Ben yıllardır gemideyim. Uzun rotalarda da çalıştım, kısa rotalarda da çalıştım, çalışmaya devam ediyorum. Hayatım boyunca sabah yedide kalkıp metroya binip işe gittiğim olmadı; ömrüm gemide geçti, fırtınalarda geçti. Dolayısıyla geri dönsem nasıl bir iş yaparım diye aklımda hep bir soru işareti var. Birçok gemicinin yaşadığı durum bu: ölümle burun buruna kalmamak için 'geri döneyim' diyecek birinin en azından yeni bir iş kuracak ya da arayacak kadar birikimi olması lazım. Şu an bu savaş ortasında gemide çalışmak çok para kazandırdığı için tercih edilmiyor; insanlar çaresizlikten buraya geliyor. Ben mesela ev sahibimle davalığım. Kirayı arttırmak istiyor adam. Şimdi kalkıp da bu rota riskli diye evde otursam kurtulmuş mu olacağım tehlikeden?"
Emekçilerin görünmeyen yaşam öykülerini, sömürünün gün yüzüne çıkmayan detaylarını ve sınıf mücadelesinin nabzını tutan haberleri kaçırma. Emeğin sesi soL'a abone ol, gerçek haberi destekle.
Savaş bölgesi olarak tanımlanmıyor
Denizcilik sektöründe belirleyici bir kurum olan Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) nezdinde, Karadeniz'de savaş sürmesine rağmen bölgenin resmi olarak "savaş bölgesi" sayılmadığı biliniyor.
Bu ayrım, gemi işçileri açısından hayati önem taşıyor. Savaş bölgesi ilan edilen yerlerde mürettebat ücretleri, savaş koşullarına göre yeniden belirleniyor. Körfez Savaşı sırasında da birçok gemi işçisi, bu tanımlamanın yapılmamış olması nedeniyle hayatını kaybetmişti.
Bugün Karadeniz'de de durum farklı değil. Mersin'den İtalya'ya giden sıradan bir seferde çalışan bir gemi işçisiyle, Ukrayna ya da Rusya limanlarına yaklaşırken dron saldırılarının hedefi olan bir gemide çalışan işçi aynı maaşı alıyor.

İşçiler filikaya koşarken patron sigorta parasını hesaplıyor
Peki saldırı anında şirketler ne yapıyor?
Mithat'ın anlatımı, tam da bu noktada çaresizliği en açık haliyle ortaya koyuyor:
"Şirketlerde özel bir sorun olmuyor. Gemi trafiği yine işliyor. Bir sıkıntı olur, gemi batarsa, sigorta şirketleri devreye giriyor. Olan gemide çalışanlara oluyor."
Mithat, saldırıların son dönemde hedef aldığı bölgenin de değiştiğine dikkat çekiyor:
"Eskiden saldırılar sırasında daha çok kuru yük gemilerinde ambar dediğimiz bölgelerin hedef alındığını söyleyebilirim ama son saldırılarda gemideki yaşam alanları da hedef alınıyor. Gemi batarken filikalara binen gemideki işçiler kendini yakın bir sahile atarak kurtarmaya çalışıyor ya da Sahil Güvenlik'in kendilerini almasını bekliyor.
Ama orada bir ayrıntı daha var: Bu, yapılan saldırıda filikalar zarar görmediyse geçerli.
Yani ölümle burun buruna çalışan gemiciler için hiçbir şeyin garantisi yok."
Mithat'ın anlattığı tabloya göre gemi işçileri can havliyle filikalara binmeye çalışırken, geminin kaybı şirket açısından sigorta mekanizmasının konusu oluyor. Savaş koşullarında ticaretin sürmesi için sefere devam eden gemi işçileri ise saldırıların doğrudan hedefi haline geliyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.