Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Kanada Başbakanı'ndan Davos’ta açık itiraf: 'Kurallara dayalı dünya düzeni bir kurguydu, artık işlemiyor'

Kanada Başbakanı Mark Carney, küresel düzenin güçlünün faydalandığı bir kurgudan ibaret olduğunu ve artık işlemediğini söylerken, Avrupa liderleri de Trump’ın Grönland hamlelerini “yeni emperyalizm” olarak tanımladı.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 21.01.2026 , 11:17

Kanada Başbakanı Mark Carney, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada, ABD liderliğinde şekillenen küresel düzenin bir “geçiş” değil, açık bir kopuş sürecine girdiğini söyledi. Carney, son yıllarda büyük güçlerin ekonomik entegrasyonu bir işbirliği aracı olmaktan çıkarıp açık bir baskı mekanizmasına dönüştürdüğünü vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün Davos’ta konuşma yapması bekleniyor. Carney dün zirvede yaptığı konuşmada, Trump’ın adını anmadan, Trump dönemiyle birlikte dünyanın “eski normale” dönmeyeceğini bir kez daha açık biçimde ifade etti.

İtiraf etti: 'Uluslararası düzen güçlünün yanındaydı, yanlıştı ve artık işlemiyor' 

Bir geçiş değil, bir kopuşun ortasındayız” diyen Carney, Kanada’nın da faydalandığı eski düzenin, Amerikan hegemonyası, açık deniz yolları, istikrarlı finansal sistem, kolektif güvenlik ve uluslararası anlaşmazlıkları çözmeye yönelik çerçeveler, büyük ölçüde yalnızca güçlü olana yarar sağlayan bir anlatı olduğunu kabul etti. Ancak bu anlatının artık işlemediğini söyledi:

Uluslararası kurallara dayalı düzenin hikâyesinin kısmen yanlış olduğunu biliyorduk. En güçlü olan, işine geldiğinde kendini bu kurallardan muaf tuttu. Ticaret kuralları asimetrik uygulandı, uluslararası hukuk ise failin kimliğine göre değişti. Bu bir pazarlıktı. Artık işe yaramıyor.

'Masada değilsek menüdeyiz'

Carney, son yirmi yılda yaşanan finans, sağlık, enerji ve jeopolitik krizlerin aşırı küresel entegrasyonun kırılganlıklarını ortaya çıkardığını belirterek, büyük güçlerin bugün tarifeleri, finansal altyapıyı ve tedarik zincirlerini silah olarak kullandığını söyledi.

Entegrasyon, bağımlılığın kaynağı haline geldiğinde, karşılıklı fayda masalına tutunamazsınız” diyen Carney, orta ölçekli ülkeler için yeni dönemin temel sorusunun “uyum sağlamak” değil, nasıl ve kiminle uyum sağlanacağı olduğunu vurguladı:

Orta güçler birlikte hareket etmeli. Çünkü masada değilsek, menüdeyiz.

Grönland gerilimi ve Kanada’nın pozisyonu

Carney’nin bu konuşması, Trump’ın Grönland üzerindeki iddialarının transatlantik ilişkilerde ciddi bir krize yol açtığı bir döneme denk geliyor. Trump’ın, Danimarka’nın özerk bölgesi olan Grönland’ın ABD ve NATO güvenliği için “hayati” olduğunu söylemesi ve gerekirse güç kullanabileceğini ima etmesi Avrupa’da büyük tepki çekti.

Carney, Kanada’nın bu konuda net bir tutum aldığını belirterek, “Kanada, Grönland ve Danimarka’nın yanındadır” dedi ve Grönland halkının kendi geleceğini belirleme hakkının koşulsuz biçimde desteklendiğini vurguladı.

Kanada basınında yer alan haberlere göre Ottawa, Trump’ın Kanada’yı “51. eyalet” olarak anmasına varan söylemlerine karşı savunma senaryoları dahi tartışmaya açtı. Trump’ın son olarak sosyal medyada Kanada ve Venezuela’nın ABD bayrağıyla kaplandığı bir harita paylaşması, bu gerilimi daha da tırmandırdı.

'Nostalji bir strateji değil'

Carney, konuşmasını ayakta alkışlarla tamamlarken, dünyanın artık “hoş bir kurgunun sonuna” geldiğini söyledi:

Eski düzenin geri gelmeyeceğini biliyoruz. Yas tutmamalıyız. Nostalji bir strateji değildir.

Avrupa’dan Trump’a karşı sert mesajlar: 'Yeni emperyalizm dönemi değil'

Davos’ta Kanada Başbakanı Mark Carney’nin sözleri yankılanırken, Avrupa liderleri de ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden yürüttüğü baskı politikasını, kıta güvenliği ve egemenliği açısından tarihsel bir kırılma olarak tanımladı. Birçok Avrupalı lider, yaşananları münferit bir kriz değil, ABD’nin müttefiklerine karşı güç siyasetini açıkça normalleştirdiği yeni bir dönemin işareti olarak değerlendirdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Davos’ta yaptığı konuşmada, Trump’ın Grönland’ı ABD kontrolüne alma hedefini sert bir dille eleştirerek, “Zorbalara saygıyı, vahşete hukukun üstünlüğünü tercih ediyoruz” dedi. Macron, gümrük vergilerinin egemenlik üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmasını “temelde kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun Avrupa’yı zayıflatmayı amaçlayan bir strateji olduğunu söyledi.

Macron’a göre mesele yalnızca Grönland değil; mesele, toprak bütünlüğünün pazarlık konusu haline gelmesi. “Şimdi yeni bir emperyalizm ya da yeni bir sömürgecilik zamanı değil” diyen Fransız lider, Trump’ın tehditlerinin Avrupa’da siyasi ve askeri dengeyi kökten sarsma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Trump’ın, Danimarka başta olmak üzere sekiz Avrupa ülkesine yönelik gümrük vergisi tehditlerinin “açık bir hata” olacağını söyledi. Von der Leyen, AB’nin ABD ile ticari ilişkilerde diyalogdan yana olduğunu ancak baskıya boyun eğmeyeceğini belirterek, “Yanıtımız gerekirse sarsılmaz, birleşik ve orantılı olur” dedi.

Von der Leyen ayrıca, AB ile ABD arasında geçtiğimiz yaz varılan ticaret mutabakatını hatırlatarak, “Siyasette olduğu gibi iş dünyasında da anlaşma anlaşmadır. Dostlar el sıkıştığında bunun bir anlamı olmalıdır” ifadesini kullandı. Bu sözler, Trump’ın öngörülemez politikalarının yalnızca jeopolitik değil, ekonomik güvenilirlik krizine de yol açtığı yönündeki Avrupa kaygısını yansıttı.

Belçika Başbakanı Bart De Wever de, Avrupa’nın “bir yol ayrımında” olduğunu söyleyerek, Trump yönetiminin “çok fazla kırmızı çizgiyi aştığını” ifade etti. De Wever’e göre, Avrupa bu noktada kendi adına ayağa kalkmazsa, “demokraside sahip olunabilecek en değerli şey olan onurunu” kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Bir NATO ülkesinin başka bir NATO ülkesini askeri işgalle tehdit etmesi, 80 yıllık Atlantikçi düzenin sona ermek üzere olduğuna işaret ediyor” diyen De Wever, ABD’nin hâlâ bir müttefik olarak görülmek istiyorsa, buna uygun davranması gerektiğini söyledi.

De Wever, şimdiye dek Washington’u yatıştırma politikasının izlendiğini itiraf ederek, “Beyaz Saray’daki yeni başkanı memnun etmeye çalıştık. Gümrük tarifeleri konusunda fazlasıyla hoşgörülü davrandık; Ukrayna savaşı için desteğini almayı umduk” ifadelerini kullandı.

Ancak bu politikanın artık sürdürülemez olduğunu söyleyen De Wever, Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığı nedeniyle sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak bunun ağır bir bedeli olduğunu söyledi:

Çok kötü bir konumdaydık, ABD’ye bağımlıydık ve bu yüzden hoşgörüyü seçtik. Ama artık o kadar çok kırmızı çizgi aşılıyor ki, insan öz saygısı ile teslimiyet arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. Mutlu bir gemi olmak başka şeydir, sefil bir köle olmak başka. Şimdi geri adım atarsanız, onurunuzu kaybedersiniz. Oysa bir demokraside sahip olunabilecek en değerli şey onurdur.

Flaman milliyetçi Belçika Başbakanı, Gramsci'den alıntı yaptı

De Wever, Belçika Kralı Philippe ile birlikte Çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeyi planladıklarını, Trump’ın da konferansa katılacağını belirtti. Görüşmenin “Grönland meselesi” gündeme gelmeden önce planlandığını söyleyen De Wever, “Artık bu temasın karakteri tamamen değişti. Trump’a açıkça ‘Burada kırmızı çizgileri aşıyorsunuz’ demeyi planlıyorum” dedi.

Avrupa’nın geleceğine dair uyarılarını sertleştiren De Wever, “Ya birlikte duracağız ya da bölüneceğiz. Eğer bölünürsek, 80 yıllık Atlantikçi dönemin gerçek anlamda sonuna gelmiş olacağız” diye konuştu.

Muhafazakar Flaman milliyetçi N-VA partisinin üyesi olan Başbakan, konuşmasında İtalyan Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin sözlerine sığındı. De Wever, Gramsci'nin şu sözlerine atıf yaptı:

Eski ölürken yeni henüz doğmamışsa, canavarlar çağı yaşanır.

De Wever, sözlerini şu cümleyle tamamladı: "Trump’ın canavar olup olmayacağına karar vermesi gerekiyor. Evet mi, hayır mı?"

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.