Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Joe Biden'ın Ortadoğu ziyareti ve çantasındaki dosyalar

Joe Biden'ın bugün başlayan Orta Doğu ziyaretinde kuracağı temaslar ve olası sonuçları, yeni bir askeri yapılanmayı gündeme getirebilir.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 13.07.2022 , 11:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

ABD Başkanı Joe Biden'ın 13-16 Temmuz tarihleri arasında Suudi Arabistan ve İsrail'i ziyaretlerini de kapsayacak olan Orta Doğu turu için birçok olasılık gündemde. Joe Biden'ın ilk defa çıktığı Orta Doğu turunun askeri, ekonomik ve siyasi başlıkları kapsayan birçok çıktısı olacak. Ziyaretler sırasında yaklaşık dokuz Arap ülkesi ile temas kurulacakken ayrıca İsrail ile de ek mesailer gerçekleşmesi bekleniyor. Biden'ın bu turu sırasında Filistinli yetkililerle görüşme planları yer almazken, ABD Başkanı'nın bu gündemi pas geçeceği düşünülüyor. 

ABD Orta Doğu'dan çekiliyor mu?

Joe Biden ABD'de iktidara gelmesinden bu yana kamuoyunda öne çıkan beklentilerden birisi ABD'nin Orta Doğu'dan çekileceği ve ağırlığını Pasifik'e kaydırarak Çin'i markaja alacağı yönündeydi. ABD'nin son dönem Suriye politikaları, İsrail ile olan işbirliği ve Suudi Arabistan ile Körfez ülkeleriyle olan temasları da bu bağlamda incelenmeye çalışılmıştı. 

Biden'ın ziyaretinin bu açıdan bakıldığında ABD'nin Orta Doğu'daki ağırlığını kısmen başka noktalara kaydırdığı ve Ukrayna savaşına odaklandığı döneme denk geldiği düşünülüyor.

Ancak Joe Biden'in ziyareti gösteriyor ki ABD her ne kadar Ukrayna Savaşı ile Karadeniz'in kuzeyinde bir mesaiye girişse de, Çin Denizi'nde askeri yığnaklar ve hareketlilikler tesis etse de, nihai olarak Ortadoğu'yu da gözden çıkarmıyor. 

Böylesi bir olasılık hem İsrail ile süregiden mesaisi hem Körfez ülkeleri ile kurulmuş ekonomik ilişkiler hem de Rusya'nın SSCB döneminden sonra ilk kez Orta Doğu'da etkili olması gibi nedenlerle çok da kolay görünmüyor. Bu nedenle ABD için "Orta Doğu'dan çekiliyor" demektense kurduğu ilişkinin ve müdahelenin biçimini değiştirdiğini söylemek daha doğru değerlendirmeleri yapılıyor. 

Abraham Anlaşmaları: Trump'ın bıraktığı yerden

Trump-Biden çok farklı masalları sürerken, Biden, Trump döneminde inşa edilmiş Abraham (İbrahim) Anlaşmaları'yla bırakılan yerden devam ediyor rotasına. 

13 Ağustos 2020 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail ilişkilerinde başlayan "normalleşme" sürecinin çerçevesini çizen Abraham Anlaşmaları, Trump döneminde ABD'nin Orta Doğu'da yaptığı ciddi çıkışlardan birisi olmuştu. Orta Doğu'da "Şii bloğu" yalnızlaştırıp İran ve Suriye'yi karşısına alarak başlatılan süreçte Arap sermayesi ile İsrail arasındaki dostluk ilişkilerinin filizlenmesi için start verildi.

Washington'daki Abraham Anlaşmaları İmza Töreni

1971 yılında BAE'nin İsrail'i düşman ülke olarak tanımasından uzun süre sonra yeniden tesis edilen ilişkiler kapsamında 2019 yılında karşılıklı elçiler atanmış ve 2020'de de ilişkilerin resmiyeti artmıştı. BEA'nin Mısır ve Ürdün'den sonra İsrail ile ilişkileri normalleştiren tarihteki üçüncü Arap ülkesi olması, diğer ülkeler için de bu süreci başlatmak adına bir zemin oluşturdu. Joe Biden'ın bu ziyaretinde kuracağı temaslar ile Abraham Anlaşması'na yeni Arap ülkelerinin katılabileceği iddiaları da gündemde. İsrail ile kurulacak ilişkiler, bölgede İran'ın ağırlığa karşı bir blok oluşturma çabasının çıktılarından biri durumunda.

Orta Doğu için yeni bir 'NATO'

Joe Biden'in Trump'ın bıraktığı yerden devam ettirdiği Abraham Anlaşmaları'nın bir çıktısı olarak Orta Doğu için bir tür "NATO" tesis etme planını bu ziyaretinde masaya yatırması bekleniyor. Konuyla ilgili gündemi kamuoyuyla paylaşan Araby al Cedid gazetesinden Mahmut Rimavi, bu süreci İran'ın askeri etkisini azaltmak için yapılacak ciddi adımlardan birisi olarak yorumluyor. 

Hem İsrail'i hem de Abraham Anlaşması'nın muhatabı olan Arap ülkelerini kapsayacak bu askeri işbirliği ve çıktısı olacak teşkilatın etkisiyle Abraham Anlaşması ülkelerinin de genişlemesi bekleniyor. Sürece dair beklentiler askeri işbirliğinin tartışmaya açılması ve ilerleyen süreçlerde önce askeri tatbikatlar ve askeri ilişkilerin başlaması, akabinde de bu ilişkilerin kurumsal bir yapıya dönüşmesi yönünde. 

Çünkü ABD için Ortadoğu'ya uzaktan müdahale etmenin maliyetleri her geçen gün artıyor. Görünen o ki, ne Irak örneğinde olduğu gibi ABD'nin doğrudan bir müdahalesi ne de Suriye örneğinde olduğu gibi vekalet savaşları ABD için kolay kazanım sağlamıyor. Üstelik böylesi seçenekler maliyetleri de yükseltiyor. Dolayısıyla bu tür projeleri mümkün mertebe bölgedeki ülkelere taşere etmek, ABD için hem birebir sorumluluğun azaldığı hem de daha ekonomik bir yol haritasını oluşturabilir.  geliyor.

İran dosyası ve nükleer anlaşmalar

ABD'nin İran ile kurduğu ilişkilerde, İran'ın uranyum zengileştirme faaliyetlerinin yanı sıra İran'ın askeri ve kültürel olarak Orta Doğu'daki yaygınlığı tartışmaların sürekli merkezinde oldu. İran'ın Yemen, Suriye, Lübnan, Irak başta olmak üzere Orta Doğu'da özellikle de Şii nüfusun yaşadığı bölgelerdeki ağırlığı, Yemen ve Suriye'deki cephelerde askeri etkisi, İsrail karşısında inşa ettiği askeri ve siyasi manevraları ABD için bir belirleyen oldu. 

Bir süredir ABD ile İran arasındaki devam eden nükleer faaliyetler hakkında normalleşme görüşmeleri aksamış, bu ilişkileri devam ettirmek için Katar'da yapılan ikili görüşmeler de sonuç vermemişti. Joe Biden'ın Ortadoğu ziyareti sürecinde İran'ın yoğunlaştırdığı uranyum zengileştirme faaliyetleri ise ABD'ye karşı verilen bir mesaj olarak okunuyor. 

Bir süredir Viyana'da devam eden ABD-İran arasındaki nükleer müzakereler bir süre önce Katar'ın başkenti Doha'ya taşınmıştı. Arap basınında bu adım her ne kadar "ilişkileri ilerletmek ve ABD'nin bu konudaki samimiyeti göstermek adına atılan bir adım" olarak servis edilse de İran basını ABD ile sıkı ilişkiler kurmuş Katar'da başlayacak müzakerelere özel bir önem atfetmiyordu. 

Joe Biden'ın, İran ile kurulacak nükleer ve askeri ilişkilerde olası krizlerle zaman kaybetmemek, sürecin ABD için en olumlu şekilde ilerlemesine olanak yaratması gibi hedefleri var. Yani ABD, elindeki dosyaların hedefine ulaşması için İran ile ilgili başlıklarda zaman kaybetmek istemiyor. Bunun için de Körfez ülkelerine İran ile uğraşmaktan ziyade İsrail ile ilişkileri arttırmak üzerine telkinde bulunuyor. Bu Trump dönemindeki İran ilişkilerine kıyasla farklı bir biçim demek. Trump ilişki kurmadan, tüm masalardan kalkarak İran'ı yanlızlaştırmaya çalışırken, Biden ise süreci temasları sürdürerek sonuca ulaşmaya çalışıyor. Elbette askeri seçenekleri de elden bırakmayarak devam ettiriliyor bu süreç.

Ziyaretin Türkiye açısından olası sonuçları

ABD Başkanı Joe Biden, Ortadoğu ziyaretinde Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri olan Bahreyn, BAE, Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Kuveyt'in yanı sıra Mısır, Ürdün ve Irak devlet başkanlarının da olacağı bir toplantı tertip edecek. Bu çalışmalara bir de İsrail ile kurulacak temaslar eklendiğinde tablo ciddi bir ağırlık oluşturuyor. Bu bölge ülkelerinin yarısından fazlası demek. 

Türkiye bugüne kadar, ABD açısından yer yer Orta Doğu başlığında iyi bir müttefik yer yer de olası operasyonlarda kullanışlı bir ortak olarak kendine yer açtı. Bu zaman zaman Suriye başlığında olduğu gibi askeri örneklerde, zaman zaman da siyasal İslamın bölgedeki işlevi açısından siyasi başlıklarda hayata geçirildi. 

Joe Biden'ın elindeki dosyalardaki Orta Doğu planları hayata geçer ve somutluk kazanırsa, Türkiye'nin de bölgedeki belli açılardan "vazgeçilmezliği" azalmış olacağı iddiaları gündeme getiriliyor. Ama bu ABD'nin Türkiye'den vazgeçeceği manasına gelmiyor. Çin başlığında olduğu gibi ABD yeni ağırlık merkezleri oluşturarak hem muhataplarına karşı kullanacağı kozlar, hem de ABD açısından kazanımlar için yeni mevziler oluşturma çabasında.

Erdoğan ile Biden Brüksel'deki NATO Zirvesi'nde. Haziran 2021.

Daha önceleri Doğu Akdeniz ve enerji krizi tartışmaları sırasında ABD, Türkiye'deki üslerini ve askeri çalışmalarını devam ettirmiş, fakat bunun yanı sıra Mısır ve Yunanistan'da yeni adımlar atmıştı. Özellikle Yunanistan'daki askeri üsler ve çalışmalarını birçok uzman Washington'ın "Türkiye'den vazgeçmesi" olarak değil, "Türkiye'yi sıkıştırması" olarak okumuştu.

Özetle ABD'nin Orta Doğu'da oluşturacağı yeni ağırlık merkezleri, askeri örgütler ve ticari faaliyetler Türkiye'yi gözden çıkardığı değil, rakipleri ile terbiye ederek taleplerini koşulsuz yerine getireceği bir pozisyona çekme çabası olarak okunuyor. 

Biden'ın kuracağı temasların resmi sonuçları ve açıklanan yol haritalarıysa ilerleyen günlerde netleşmiş olacak 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.