Sayfa yolu
Japonya faşist mirasını diriltiyor: Yeni istihbarat örgütünün kuruluş tarihi, '731. Birim'e mi gönderme?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 16:07 Güncelleme Tarihi: 30.07.2026 , 16:14
Japonya yarın resmen ulusal istihbarat örgütünün kuruluşunu ilan edecek.
İkinci Dünya Savaşı sonrası benimsediği “barışçıl anayasa” ve savunma amaçlı dış politika ilkesinin getirdiği kısıtlamaları son yıllarda hızla terk eden Japonya’nın “Ulusal İstihbarat Bürosu”nın kuruluşunu resmen ilan edeceği tarih olarak 31 Temmuz’u seçmesi tesadüfün ötesinde bir anlam taşıyor.
Bu tarih açıkça Japon faşizminin işgal güçlerinin 731. Birimi’ne bir gönderme olarak yorumlanıyor.
"Birim 731" adıyla bilinen bu yapı, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman ve İtalyan faşizmi ile birlikte hareket eden Japon faşizminin esir aldığı Çinli, Rus, Koreli ve müttefik asker ve sivil esirlere yönelik dehşet verici tıbbi deneyleri ve Çin’in sivil yerleşimlerine yaydığı mikrop ve patojenlerle kasıtlı olarak salgınlar çıkararak yol açtığı katliamlarla anılıyor.
731. Birim savaş sırasında insanlık dışı vahşi deneylerden elde ettiği sonuçları ABD yönetimiyle paylaşmak karşılığında savaş sonrası yargılamalardan da muaf tutulmuştu.
'Aşağılıkça bir niyet, küstahça meydan okuma'
Çin Komünist Partisi’nin yayın organı Global Times, Japonya’nın yeni istihbarat örgütünün kuruluşunu 31 Temmuz’da ilan edecek olmasını “aşağılıkça bir niyet” olarak niteledi.
Gazetenin editöryal başyazısında “Japonya'nın yeni "ulusal istihbarat bürosu" için açılış tarihi olarak 31 Temmuz'un seçilmesi, Japon sağcı güçlerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzene yönelik küstahça bir meydan okumasıdır” denildi.
Bütün Asya ülkelerine ve uluslararası toplumuna bu meydan okuma karşısında sessiz kalmama çağrısı yapılan yazıda şu ifadelere yer verildi:
“Bir zamanlar Japon ordusunun acımasızca ve insanlık dışı mikrop savaşı birimini temsil eden bir kod olan ‘731’, şimdi yeni bir Japon istihbarat teşkilatının ‘doğum günü’ olacak. 31 Temmuz'da Japonya'da resmi olarak bir ‘ulusal istihbarat bürosu’ kurulacak ve Başbakan Sanae Takaichi başkanlığındaki ‘ulusal istihbarat konseyi’ ilk toplantısını aynı gün gerçekleştirecek. Japon hükümeti bu adımın istihbarat kapasitesini birleştirmeyi ve ‘yabancı casuslukla’ mücadele etmeyi amaçladığını iddia etse de, dış gözlemciler bunu genel olarak Japonya'nın II. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında kullandığı meşum Tokko'nun (Özel Yüksek Polis) yeniden diriltilmesi olarak değerlendiriyor.”
Tokko o dönem Japonya’nın içeride ve işgal ettiği topraklarda komünistleri, savaş karşıtlarını ve Çinli, Koreli, Rus direnişçileri avlayan siyasi polis teşkilatının adıydı. Tokko yakaladığı direnişçileri sorguladıktan sonra insanlık dışı canlı deneyler yapan 731. Birim’e “özel sevkiyat” adı verilen gizli bir mekanizmayla gönderiyordu.
Global Times’daki yazıda “Tokko ile simgeleşen militarizm hayaletinin 31 Temmuz'da yeniden canlanması bir tesadüftür, ancak tamamen de öyle sayılmaz. II. Dünya Savaşı'nın bitiminden bu yana 80 yılı aşkın bir süredir Japonya'nın istihbarat yapısı kasıtlı olarak merkeziyetsiz bir durumda tutuldu; bu durum kısmen militarizmin yeniden dirilmesini önlemek, kısmen de Japon toplumunun savaş öncesi militarist gizli polisten ve baskıcı Barışı Koruma Kanunu'ndan duyduğu derin korkudan kaynaklanıyordu. Ancak Şinzo Abe'den başlayarak Japonya, istihbarat sisteminin bağlarını çözme ve tek bir çatı altında toplama yönünde istikrarlı adımlar attı” denildi.
CIA'ı model alan bir dış istihbarat teşkilatı
Başbakan Takaiçi’nin göreve gelmesinden itibaren merkezinde "ulusal istihbarat konseyi" ve yürütme organı olarak "ulusal istihbarat bürosu" bulunan bir istihbarat mekanizması kurmaya çalıştığı hatırlatılan yazıda bu durumun doğrudan Başbakanlık Ofisi tarafından yönetilen merkezi ve yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir komuta zinciri oluşturduğu ifade edilerek “Bu kurumsal tasarım, Tokko'nun birebir bir kopyasıdır” denildi.
Bu yeni sistemin sınırlarının Japonya’nın iç sınırlarının çok ötesine uzandığı vurgulanan yazıda “Japon hükümeti bir casuslukla mücadele yasası çıkarmak, dinlemeleri genişletmek ve ABD Merkez İstihbarat Teşkilatı'nı (CIA) model alan bir dış istihbarat teşkilatı kurmayı değerlendirmek konusundaki niyetini açıkça ortaya koydu” ifadesine yer verildi.
Japon istihbaratının merkezileşmesi ve askeri genişlemenin birbirine sıkı sıkıya bağlı şekilde el ele ilerlediği kaydedilen yazıda "ABD-Japonya istihbarat entegrasyonu, Asya-Pasifik'teki gerilimi artıracak ve bölgesel barış ile istikrarı doğrudan zedeleyecektir” denildi.
2013 yılında dönemin başbakanı Şinzo Abe’nin bir hava üssünü ziyaretinde üzerinde "731" numarası bulunan bir eğitim uçağına bindiği ve kameralara gülümseyerek başparmağını kaldırdığının da aralarında bulunduğu bir dizi örnek sıralanan yazıda şöyle denildi:
Yıllar içinde yaşanan bu tür olaylar ve Japonya'nın anayasa değişikliğini ilerletmesi, askeri harcamaları artırması, uzun menzilli vuruş kabiliyetleri geliştirmesi, silah ihracatı kısıtlamalarını gevşetmesi ve istihbarat yetkilerini güçlendirmesiyle birlikte bu "tesadüfler" tesadüf olmaktan çıkıyor. Militarizmin yeniden canlanması, muhtemelen eski sistemin toptan geri getirilmesiyle gerçekleşmeyecektir. Aksine; kavramların yeniden yazılması, devlet yetkilerinin genişletilmesi, tarihin önemsizleştirilmesi ve toplumu psikolojik olarak hazırlayan dikkatle ayarlanmış sembolik provokasyonlar yoluyla kademeli olarak şekillenmesi daha olasıdır.”
'Tarih affetmeyecektir'
“731" sayısının Japon militarist rejiminin işlediği vahşetlerden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanan yazıda “31 Temmuz bir tarihten daha fazlasıdır; dünyaya Japonya'nın yeni militarizminin giderek daha somut bir tehdit haline geldiği konusunda uyarıda bulunan bir alarm zilidir. ‘731’i seçmek tek başına bir provokasyondur, ancak asıl provokasyon sembolik bir tarihin çok ötesine geçmektedir” denildi.
Yazının sonunda ise “Bunun arkasındakiler çok erken sevinmemelidir: Asya halklarının ve dünya uluslarının ortak tarih hafızası ile barışı koruma kararlılıklarına meydan okunamaz” denilerek şu ifadelere yer verildi:
Kurumları yeniden adlandırmak veya yasaları değiştirmek, Japon militarizmi altında işlenen sayısız suçu silmeye yetmeyecektir. Bu yola geri dönme yönündeki hiçbir girişim Japonya'ya bir gelecek sunmaz. Dünya bunu kabul etmeyecek ve tarih bunu affetmeyecektir.”
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.