Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İstanbul'da Filistin Konferansı: 'Filistin'de ulusal birlik sağlanmalı, uluslararası çabalar hızlanmalı'

İstanbul’da bu hafta sonu Filistin'e dair uluslararası konferans düzenlendi. Konferansın konuşmacılarıyla İsrail'in devam eden saldırganlığını, Filistin'deki siyasi yapıların güncel durumunu ve barışın sağlanmasına dair atılan uluslararası adımları konuştuk.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 08.09.2025 , 14:53 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

İsrail Gazze'de soykırım politikalarını sürdürürken, bölgede barışın sağlanmasına yönelik çalışmalar uluslararası toplumun başlıca gündemlerinden biri.

Avrupa Birliği üyeleri de dahil olmak üzere birçok ülke yaşanan yıkım ve katliamların ardından iki devletli çözüme dair vurgularını artırdı. Fransa ve Belçika gibi başlıca Avrupa ülkeleri Filistin devletini tanıyacaklarını duyurdu.

Mısır ve Katar gibi bölge ülkeleri de barışın sağlanması için arabuluculuk çalışmalarını hızlandırmış durumda.

Birleşmiş Milletler kurumlarıysa bölgedeki insani krizin git gide derinleştiğini vurguluyor. 

Bu koşullar içerisinde, İstanbul’da önceki gün Harici Medya, Filistin Diyalog Grubu ve Milletlerarası İlişkiler ve Diplomasi Merkezi (MID) tarafından Filistin Konferansı düzenlendi.

Soykırımdan Filistin Devleti’nin İnşasına” başlıklı uluslararası konferansa, Filistin, Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Norveç ve Danimarka’dan araştırmacı yazarlar, akademisyenler ve uzmanlar konuşmacı olarak katıldı.

Açılış konuşmasında Harici Genel Yayın Yönetmeni Tunç Akkoç, “Bir yanda Filistin halkının tarihindeki belki de en büyük trajedi, diğer yanda meşru Filistin devletinin uluslararası tanınmasına yönelik kritik adımlar atılıyor” diyerek konferansın amacını özetledi.

fk
Konferansın ilk oturumundan bir kare

Üç oturumdan oluşan konferansın ilk oturumunda Filistinli araştırmacı yazarlar, gazeteciler ve akademisyenler söz aldı. Bu bölümde, Filistin devletinin uluslararası toplumda tanınması ve ulusal birliğin yeniden kurulması aşamasında Filistinli siyasi yapıların ortaklaşmasının önemine dikkat çekildi.

Gazze'de bugün yaşananların tartışmasız bir şekilde soykırım olduğu vurgulanan oturumda, iki devletli çözüm için atılan uluslararası adımların hız kazanması gerektiğine işaret edildi.

İkinci oturumda, bölge ülkelerini temsilen Türkiye, Mısır, İran ve Suudi Arabistan'dan akademisyenler söz aldı. Konuşmacılar, bölgesel krizlere bakışlarında yeni bir yaklaşım geliştirme zamanının geldiğini savunurken, bölge siyasetinde yeni diyalog kanallarının oluştuğunu ve yeni politika inşalarıyla çatışmalara farklı çözümler üretilebileceğini kaydetti.

Üçüncü oturumda ise Avrupa'dan ve Rusya'dan siyasetçiler, araştırmacılar ve akademisyenler konuşmacı olarak yer aldı. Avrupa devletlerinin Gazze'ye dönük politikalarıyla kamuoyunun Filistin halkına olan desteği arasında önemli açıların olduğuna dikkat çekilen bu oturumda, Avrupa devletlerinin Filistin devletinin tanınmasına yönelik adımları değerlendirildi. Ayrıca dünya siyasetinin Batı hegemonyasından sıyrılıp çok kutuplu düzene geçme sürecine girmesinin Filistin'de çözüm için bir fırsat olduğuna değinildi. 

'Filistin'deki siyasi dağılmayı İsrail derinleştirdi'

Konferansa konuşmacı olarak katılanlardan biri Filistinli gazeteci ve araştırmacı Halil Şahin'di.

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde bulunan Filistin Politika Araştırmaları ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (MASARAT) Araştırmalar ve Politikalar Direktörü olarak görev yapan Şahin, 1981'den bu yana Lübnan, Suriye, Kıbrıs, Ürdün ve Filistin'de çeşitli kurum, gazete ve dergilerde gazeteci, editör ve araştırmacı olarak çalıştı.

hs
Filistinli gazeteci ve araştırmacı Halil Şahin (sağda)

Şahin'le konferanstaki konuşmasının ardından Filistin'deki siyasi yapıların güncel sorunları ve tarihselliği üzerine sohbet etme fırsatı yakaladık. 

Şahin, Filistin'de bugün yaşanan iç anlaşmazlığın kurumsal bir bölünme niteliği taşıdığını ve hem coğrafi hem de politik-ekonomik faktörlerle derinleştiğini anımsattı.

Batı Şeria ve Gazze arasındaki mevcut siyasi bölünmenin oluşmasında ve süregelişinde en etkili faktörün İsrail olduğuna işaret eden Şahin, eski İsrail Başbakanı Ariel Sharon'ın 2005'teki tek taraflı geri çekilme planını uygularken, "Filistinlilerin nasıl birbirleriyle savaşacağını göreceklerine" dair ifadelerini hatırlattı.

İsrail'in, bu geri çekilmenin ardından iki taraf arasındaki bölünmeyi sistematik olarak derinleştiren adımlar attığını kaydeden Şahin, 2007'den bu yana İsrail politikalarının, Filistinliler arasında coğrafi veya politik herhangi bir yakınlaşmayı engellemeye yönelik olduğunu belirtti. Şahin, bu süreçte İsrail'in, Batı Şeria'daki Filistin Yönetimi'nin kendisine olan ekonomik ve güvenlik bağımlılığını artırdığını da ifade etti.

'Bölünme sürecinde çeşitli menfaat grupları ortaya çıktı'

17 yıllık bir ayrılık sürecinde, hem Batı Şeria hem de Gazze'de bölünmenin devamından çıkar sağlayan menfaat grupları ortaya çıktığını vurgulayan Şahin, Filistin Yönetimi ile ilişkili siyasi, ekonomik ve toplumsal katmanlar oluştuğunu, bu grupların İsrail ile olan ekonomik ve güvenlik bağlantılarından ve mevcut durumdan avantajlar elde ettiğini söyledi.

Şahin, diğer yandan İsrail'in Gazze'ye yıllardır uyguladığı ablukaya da dikkat çekti. Abluka nedeniyle Mısır'dan Refah'a kazılan tünel ekonomisinin yükselişe geçtiğini anlatan Şahin, bu tüneller aracılığıyla ticaret yapan ve hatta tünelleri kazıp sonradan bu tünellere sahip olan "yeni zenginlerin" ortaya çıktığına işaret etti.

Çoğu mülteci kamplarından gelen ve kısa sürede milyoner olan bu yeni zenginlerin tünel ekonomisinden elde ettikleri gelirler ve Gazze'deki Hamas yönetimiyle olan ilişkileri nedeniyle mevcut durumun devamından fayda sağladığını kaydeden Şahin'in İsrail'in bu tünel ekonomisinin varlığından haberdar olmasına rağmen bunu görmezden geldiğini vurguladı.

'Ulusal birlik akımı ortaya çıkmalı'

Şahin devamında şunları anlattı:

"Hem Batı Şeria'da hem de Gazze'de, güvenlik teşkilatları, iş insanları ve bazı sosyal gruplar arasında, bölünmeden beslenen ilan edilmemiş koalisyonlar oluştu. Bu gruplar, kendi menfaatlerinin devamı için bölünmenin sürmesini istiyor."

Şahin'e göre, bu dağılmanın yegane çözümü ulusal menfaate dayalı birliğin sağlanması:

"Bu bölünmeyi sona erdirmek için, Filistinlilerin ulusal menfaatini üstlenecek, bölünmeyi sonlandırma ve taraflar üzerindeki baskıyı artırma hedefi olan bir "ulusal birlik akımının" ortaya çıkması gerekmektedir. Aksi takdirde, her iki tarafın da bölünmenin devamından faydalandığı sürece, bölünme kalıcı hale gelecektir."

hss
Şahin'le yaptığımız söyleşiden bir kare

'Almanya Gazze'deki savaşın aktif bir katılımcısı'

Konferansta konuşma fırsatı bulduğumuz bir diğer isim de Almanya'nın Bündnis Sarah Wagenknecht (BSW) partisinin üyelerinden Zaklin Nastic'ti.

2017 yılından 2025 yılına kadar Almanya Federal Meclisi'nde milletvekili olarak yer alan Nastic, bu görev süresi boyunca BSW partisinin savunma politikaları sözcülüğünü üstlendi, Savunma Komitesi üyeliğinde bulundu. Ayrıca Almanya-Polonya ve Almanya-Güneydoğu Avrupa Parlamento Grupları'nda başkan yardımcılığı görevini yürüttü.

zn
BSW partisinden eski Almanya Milletvekili Zaklin Nastic (sağda) 

BSW olarak İsrail hükümetinin Gazze'deki eylemlerini ve Filistin halkına karşı işlenen soykırımı açıkça kınadıklarını belirten Nastic, Almanya'nın Gazze savaşında "aktif bir katılımcı" olduğunu, bunun siyasi destek ve silah ihracatı aracılığıyla gerçekleştirdiğini belirtti.

İsrail'e yönelik tüm silah ihracatının durdurulmasını talep ettiklerini, çünkü bu silahların "soykırım" için kullanıldığını ifade eden Nastic, Almanya'nın uluslararası kamuoyu baskıları neticesinde belirli bir süre boyunca silah ihracatını kısmen durdurduğunu ancak tam olarak kesmediğini kaydetti.

'Avrupa devletlerinin Filistin'i tanıma adımları geç oldu'

Nastic'e ayrıca Avrupa devletlerinin Filistin devletini tanımaya başlayacak olmalarını nasıl değerlendirdiğini de sorduk.

Birçok devletin nihayet Filistin'i tanımasını "memnuniyetle karşılanması gereken bir durum" olarak değerlendiren Nastic, diğer yandan bunun "çok geç" bir zamanda yapıldığını vurguladı ve bunun için "imha savaşının" beklendiğine dikkat çekti. Nastic, ayrıca Almanya'nın bu tanımayı bugüne kadar reddetmesinin "büyük bir sorun" olarak gördüklerini sözlerine ekledi.

'Almanya hükümetinin tutumu tamamen ikiyüzlü'

Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'ndaki Holokost nedeniyle İsrail'e karşı olan tarihsel sorumluluğunun Filistinlilerin var olma hakkını şartsız tanımasını da gerektirdiğini savunan Nastic, Almanya'nın İsrail yanlısı tek taraflı tutumunun "büyük bir sorun" olarak değerlendirdiklerini ve bu durumu "tamamen ikiyüzlü bir çifte standart" olarak nitelendirdiklerini aktardı.

Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail-Gazze çatışmasına yönelik tutum arasındaki çifte standardı da eleştiren Nastic, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i savaş suçlusu ilan edenlerden biri olan Almanya'nın, Gazze'deki eylemler için benzer bir tutumu sergilemediğine dikkat çekti.

znn
Nastic'le yaptığımız söyleşiden bir kare

'Alman toplumu üzerinde bir korku sistemi oluşturuldu'

Bununla birlikte Nastic, Alman hükümetinin Gazze'deki savaş üzerinden toplum üzerinde bir "korku sistemi" yarattığına da işaret etti.

Gazze'deki savaşı eleştiren, özellikle Müslüman inancına sahip birçok göçmenin "antisemit", "İslamcı" veya "Hamas destekçisi" olarak damgalandığı belirten Nastic, bu durumun bir eleştirel seslerin bastırılmasına yol açtığını ifade etti.

Nastic, Almanya'da insanların özgürce fikirlerini ifade etmekten korkmasını, "Alman demokrasisi adına iyi bir karne değil" şeklinde değerlendirdi.

Gazze'deki durumu dile getirenlerin hemen antisemitizmle suçlandığını anımsatan Nastic, İsrail'in Gazze'de işlediği suçları yazan gazetecilerin de işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Ülkede Filistin ile ilgili gösterilerin yasaklandığına veya polisten şiddetli müdahale gördüğüne de dikkat çeken Nastic, Filistin kefiyesi taşımanın sıkı kurallara bağlanması gibi baskı politikalarının yürütülmesine değindi.


Konferans Katılımcıları:

Halil Şahin - Filistin Politika Araştırmaları ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (MASARAT)
Muhammed Şehada - Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR)
Dr. H. A. Hellyer - Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI)
Dr. Halil ElHalil - Körfez Çalışma ve İstişare Elçiliği, Suudi Arabistan
Prof. Hüsem Eldecani - Gazze Ummet Üniversitesi
Hamid Azimi - Mersad Stratejik Araştırmalar Merkezi, İran
Zaklin Nastic  - Eski Almanya Federal Meclis Üyesi
Stephan Ossenkopp - Schiller Enstitüsü, Almanya
Aleksandır Sotniçenko  - Rus Evi Ankara Başkanı    
Prof. Hasan Ünal - Başkent Üniversitesi
Prof. Mehmet Özkan - Milli Savunma Üniversitesi
Yusuf Fakir El Deen - Cumhuriyet Araştırma Merkezi
Semir El Zapen - Filistinli Araştırmacı, Gazeteci
Dr. Hayri Ömer - Mısırlı Siyaset Bilimci
Prof. Kalypso Nikolaidis - Ulusötesi Yönetişim Okulu (EUI)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.