Sayfa yolu
İslam devriminin kilit ismiydi: ABD-İsrail saldırısında öldürülen Hamaney kimdi?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 01.03.2026 , 15:26
İsrail ve ABD’nin ortak saldırısında hedef alınan İran lideri Ali Hamaney, 86 yaşında öldürüldü.
1989’dan bu yana İran İslam Cumhuriyeti’ni yöneten Hamaney, yalnızca "dini lider" değil; ülkenin askeri, siyasi ve ekonomik yönelimini belirleyen esas güçtü.
Meşhed'den iktidara
1939’da Meşhed’de doğan Hamaney, genç yaşta medrese eğitimine başladı. Kum ve Necef’te sürdürdüğü dini öğrenimi sırasında, Şah yönetimine karşı komünistlerin dışındaki diğer muhalif üç olan siyasal islamcı hareketin başlıca isimlerinden biri haline gelen Ruhullah Humeyni’nin çevresinde yer aldı. 1953’te CIA ve MI6 destekli darbeyle Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesiyle derinleşen anti-emperyalist atmosfer, hareketin ve Hamaney’in iktidara giden yolda tutturacağı çizgiyi şekillendiren önemli kırılmalardan biriydi.
Şah’ın gizli polisi SAVAK tarafından defalarca tutuklandı, sürgüne gönderildi. 1979 devriminin ardından yeni rejimde hızla yükseldi; 1981’de bir suikast girişiminden sağ kurtulduktan sonra aynı yıl cumhurbaşkanı seçildi. İran-Irak Savaşı’nda devletin başındaydı.
Humeyni sonrası dönem
1989’da Humeyni’nin ölümüyle birlikte anayasal düzenlemeyle “dini lider” ilan edilen Hamaney, başlangıçta sembolik bir figür olabileceğini söylemişti. Ancak izleyen yıllar, bunun tersini gösterdi. Onun liderliğinde devlet aygıtı merkezileşti; özellikle Devrim Muhafızları yalnızca askeri bir güç olmaktan çıkıp ekonomik ve siyasal alanlarda da belirleyici bir aktöre dönüştü.
İran-Irak Savaşı’nın yarattığı “kuşatma” algısı, Hamaney’in yönetim anlayışının temelini oluşturdu. Ancak Hamaney liderliği, doktrinden ziyade pragmatizme yönelen bir iktidar tarzını devraldı ve devam ettirdi. 1980'li yılların başından itibaren ABD ve İsrail'le dünyanın gözü önünde fiziksel gerilimler yaşanmasına rağmen ülke, "İran-Kontra skandalı" olarak bilinen hadisede Irak Savaşı'nda kullanmak için İsrail aracılığıyla el altından Amerikan silahları almış ve fahiş fiyatlar ödemişti.
Gerektiğinde ortaya konulan pragmatizme rağmen kamuoyuna yönelik söylemde hep gündemde tutulan ve gerçek bir zemini de bulunan "ülkenin sürekli tehdit altında olduğu" fikri, hem dış politikada hem iç güvenlikte sertleşme dönemlerinde kullanılan temel gerekçe haline geldi. 2009’daki seçim tepkileri, 2019’daki ekonomi protestoları ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan kitlesel eylemler bu güvenlik perspektifiyle bastırıldı.
Kırılma noktası: Nükleer dosya
2015’te Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde imzalanan nükleer anlaşmaya onay verdi. Yaptırımların hafiflemesi ülke ekonomisindeki krizi kısa süre dindirdi. Ancak 2018’de ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesi, süreci tersine çevirdi. İran yeniden uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı, bölgesel gerilim tırmandı.
Hamaney 2003’te nükleer silah üretimini ve kullanımını yasaklayan bir fetva yayımlamıştı. Buna karşın nükleer dosya, onun iktidarı boyunca İran’ın Batı ile en sert çatışma başlığı olmayı sürdürdü.
'Direniş eksenini' inşa etti
Hamaney’in siyasi stratejisinin merkezinde, İran’ın sınırlarının ötesinde kurduğu ittifak ağı vardı. “Direniş ekseni” olarak adlandırılan bu yapı; Lübnan’daki Hizbullah’tan Filistin’deki Hamas’a, Irak ve Yemen’deki gruplara kadar uzanıyordu.
Bu strateji, İran’ı bölgesel bir askeri aktöre dönüştürürken, ABD öncülüğündeki baskılar, ülkeyi ağır yaptırımlar, ekonomik izolasyon ve sürekli kriz ortamına maruz bıraktı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.