Sayfa yolu
İşçi Hikayeleri | Dağların ardındaki yoksulluk: Erzurumlu Fatıma Bibi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Sancak Yıldız
Yayın Tarihi: 07.06.2022 , 15:59 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Yol… Yol ki; zirveleri sanki tırpan vurulmuş kayaların oluşturduğu küçük dağlarla sarılı, kilometrelerce gidiyor. Seyrek de olsa bazı zamanlar beliren ışık kümeleri olmasa buralarda yaşayanlar nerede diye soracağınız bir yerdeyiz. Erzurum’un Ardahan-Kars sınırında bulunan Şenkaya ilçesinin çevrelerinde dolanıyoruz.
Bu işçi hikayesinin benim açımdan ayrı bir önemi var. Bu hikayenin kahramanları babaannemin
75 senelik ömrünün 70 senesini köy yerinde hayvancılık ve tarım işçiliği yaparak geçiren Fatıma bibinin merceğinden yoksulluk ve ekmek kavgasını, okurlarımıza ulaştırmaya çalışacağız.
'Arpa ektim evlek evlek'
Erzurum, coğrafi olarak oldukça yaygın bir yerleşime sahip. Öyle ki; Erzurum hava alanından Şenkaya’ya, Fatıma bibiye varmamız havanın da etkisiyle üç saati buluyor.
Bu aralar çiçekler, yaylaya gidiş zamanının geldiğini haber verircesine açıyorlar.
Köylülerin bir kısmı yaylaya yol almış, bir kısmı ise hazırlıklarını yapıyor.
Arpa ektim evlek evlek türküsü de bölgenin sevilen türkülerindendir. Fatıma bibinin evindeki “ekmek odası”nda Özcan Türe’nin sesinden bu türkü karşılıyor bizi.
Yanan sobanın üstünde kızarmış bir ekmek ve sarıyağ tepsisinden payımıza düşeni yerken ısınıyoruz. Başlıyoruz muhabbete:
'Bu şeytanlar burayı bile perişan ettiler'
Fatıma bibi, hava oldukça soğuk. Mevsim yaza dönmüş olsa da, bu koşullarda yaylaya gitmek zor olmuyor mu?
Eskiden bütün yolu, davarı-malı önümüze katıp yürürdük. Babanlara sor bakalım, kaç gün yürüyorlarmış yaylaya… Kış olsa ne olmasa ne, gitmesek hayvanımıza kim bakacak, aç mı kalalım?
Yaylaya gitmesi, yerleşmesi, dönmesi… Bu kadar zahmete değiyor mu?
Değmese de gideriz, alışmışız artık; ama bir hiç oldu yaylalar, haycancılık. Beslediğimiz, yaylaya yaydığımız hayvanımız kimin kaldı ki bizim kalsın. Artık herkesin az hayvanı var. Bu şeytanlar burayı bile perişan ettiler.
'Devlet yol bile yapmamış, gelip aç mısınız diye mi soracak?'
Son zamanlarda, ülke tarihindeki yoksullaşmanın geldiği boyutları tartışıyoruz.
Bu bölgelerde yoksulluk, türkülerin büyük çoğunluğunu kaplayacak kadar insanların yaşamında zaten. Arpası, buğdayı para etmeyen Fatıma bibi gibi binlerce köylü, yazı verimli değerlendirmekten başka yol olmadığını biliyor. Buraların kışıyla başa çıkılmaz çünkü.
Artık malı, mahsulü pazarında para da etmeyen köylüler, her geçen gün bir bir göçüyor buralardan. Hal böyle olunca köy yerinde kalanlar için imkanlar da, işleri yapabilmek de hayli zorlaşıyor.
Senin çocuklar da şehirde, sizden sonra kim uğraşacak bu işlerle?
Biz köyümüzdeyiz diye dua ediyoruz. İstanbul, Bursa, İzmir’de çocuklarım var. Onlar okudu, evlendi, iş sahibi oldu. Ama sesleri hep kötü geliyor. Öğretmen olan dertli, hemşire olan dertli, biz dertsiz kalır mıyız? Tarladan mahsül aldığımız yok ki. Devlet buraya yol bile yapmamış yüz yıldır. Gelip aç mısınız diye mi soracak?
'Ömrümde böyle yokluk, böyle insana kinli yönetim görmedim'
Bölgedeki kamu madenleri, henüz iktidar tarafından talan edilmeden önce, buradakilerin iş kaynağıymış. Ancak özelleştirme rüzgarından payını elbette bu bölgenin önemli istihdam kaynaklarından olan madenlerde alıyor. Kamu işçisi olma şansını yakalayan bölge insanı da Soma’ya, diğer devlet madenlerine transfer ediliyor.
Fatıma bibi işsizlikten dem vururken, göçmenlerin bile yapacak iş bulamadığı noktalara gelindiğini işaret ediyor:
"Birkaç zamandır buralara, çobanlık için gelen yabancılar oldu. Yabancı dediğime bakma, hepsine suyunu, ekmeğini verdik. İnsan yoldan geleni aç-susuz koymaz, taş olur.
Sonra bu yabancılar sanki çok iş var gibi çobanlık yapmaya, hayvanlara bakmaya başladılar. Az insanın o kadar malı (hayvanı) var buralarda. Şimdi onlar da satıyor, para etmiyor. Hele bu iki sene malımız yemine zor yetti. Burada hayvandan da ekmek bulamazsa ne yiyecek insanlar? Görmez ama bunlar bizi. Ne de olsa biz insan değiliz onlara kalsa.’’
Burada kalan az sayıdaki genç de gitmeyi düşünüyor. Sizden sonra bitecek gibi bu işler…
Zaten bitti oğlum. Biz mecburuz, gidecek yerimiz yurdumuz yok. Yaşımız da gelmiş artık. Buralarda geçti zamanım. Böyle yokluk, böyle insana kinli yönetim görmedim…

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.