Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İşçi Ahmet'in 'gönüllü' geri gönderilme öyküsü

"Eğer bir işçiysen, hele bir de göçmen bir işçiysen derdini anlatmak çok zordur bu ülkede. Adını karıştırıverirler, onlar için bir önemi yoktur işçinin adının. Bir bakmışsın kendi ülkenin yerle bir olmasına ortak olan ve çocuk yaşta göçmen bir işçi olarak sığınmak zorunda kaldığın bir ülkeden, artık cihatçı çetelerin yönettiği bir ülkeye 'gönüllü' geri gönderilivermişsin."

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 14.11.2025 , 14:38 Güncelleme Tarihi: 15.11.2025 , 00:36

Ahmet 19 yaşında bir işçi.

Suriye’den 10 yaşındayken Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmış. Ülkesi emperyalistlerce yangın yerine çevrilirken hayatta kalmak için çocuk yaşta göçmen olmuş.

Kardeşleriyle inşaatlarda çalışmaya başlamış ve alınteriyle yıllarca İzmir’de yaşamış Ahmet. Ta ki yolu zorbalık, adaletsizlik ve ayrımcılıkla kesişene kadar.

İnşaattan döndükleri bir akşam küçük kardeşleriyle basketbol oynarken bir kadının iki erkek tarafından şiddete maruz kaldığını görüyor Ahmet. Hemen koşup yetişiyor ve kadına saldıran erkekleri durduruyor. Kadın kendisini kurtarıyor. Ahmet ise kardeşleriyle oynamaya geri dönüyor basketbol sahasına. Derken kadına saldıranlar ellerinde çivili sopa ve bıçakla dönüyor. Kendisini ve kardeşlerini korumaya çalışan Ahmet çıplak elleriyle tutuyor bıçağı, saldırganların elinden alıyor. Ahmet ellerinden, saldırganlardan biri ise boğuşma esnasında bacağından yaralanıyor. Küçük kardeşleriyle eve kaçıyor Ahmet, ardından kapısına gelen polislere saldırganlardan aldığı bıçağı teslim ediyor.

Bu ülkede işçiysen, yoksulsan hayat acımasızdır. Hele ki bir de göçmen bir işçiysen derdini anlatman çok daha zordur.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tutuklama talebiyle sevk ediyor Ahmet’i. Sevk yazısından anlaşılıyor ki bir yanlışlık olmuş, bizim işçi Ahmet’in ismini karıştırıvermiş savcılık. Ahmet, kadını döven sonra da bıçakla basketbol oynayanlara saldıran oluvermiş kağıt üstünde.

Ahmet anlatıp, ellerindeki derin yaraları gösterse de, savcılığın isimleri karıştırdığını söylese de işe yaramıyor.

Sonuç, Ahmet tutuklandı.

Basketbol şortu ve terlikleriyle cezaevine gönderildi.

Bıçak saldırganda olduğu için Ahmet bıçağın keskin yanını eliyle tutup kendini savunuyor. Tutuklandığı gün eli bu haldeydi.

İşçi ailenin işçi çocuğu: 'Suriye’de kimsemiz yok Ahmet’i geri göndermezler değil mi?'

Ahmet’in ailesi de kendisi gibi işçi. Babasından küçük kardeşlerine kadar inşaat işçisi bir aile.

Ahmet’e temiz eşyalar bıraktılar, "Bizim Suriye’de kimsemiz yok Ahmet’i geri göndermezler değil mi?" diye sordular ve kısa süre içinde çıkar umuduyla beklemeye başladılar.

Avukatları cezaevinde Ahmet’le görüştü. Hâlâ basketbol şortu ve terlikleriyle bekliyordu. Avukatlarına “İçeride bana bir evrak imzalatmaya çalıştılar, istersem Suriye’ye dönebileceğimi söylediler. Benim Suriye’de tanıdığım kimse yok. Burada benim evim dedim” dedi ve ekledi, “Pişman değilim, iki kişi birini dövüyordu, bir daha olsa yine engel olurum.”

İsimler karıştı, kendisini koruyan Ahmet aylarca hapis yattı

Herkesin tek seferde fark edeceği kadar açık bir yanlışlığı yazıya döktü avukatı ve tutuklamaya itiraz etti. Kısa sürede cezaevinden çıkacağına inanmak istedi Ahmet. Hakim Ahmet’in dilekçesini okudu mu bilmiyoruz ama her nasılsa tutuklama kararını doğru buldu. Daha sonra yapılan tutukluluğu gözden geçirmeden de olumsuz sonuç çıktı. Bu şekilde 2 ay tutuklu kaldı Ahmet.

Duruşma günü geldi, Ahmet yine anlattı. İsimlerin karıştığı açıktı, Ahmet’in saldıran olmadığı tam tersine kendisini koruduğu ortaya çıktı.

Yabancıysanız, suçsuz da olsanız geri gönderilebilirsiniz...

“…Ahmet'in aşamalarda değişmeyen ifadelerinde kendisine birden fazla kişinin saldırdığını, … elinden bıçağı alırken elinin kesildiğini, kimseyi yaralama kastı ile hareket etmediğini... elinin kesilme şekli ve yerinin karşısında bulunan kendisine yönelmiş bıçağı almaya çalıştığı iddiasını doğruladığı… Ahmet'in yanında küçük kardeşlerinin olması nedeniyle bu saldırı karşısında büyük bir korkuya kapılarak kendisini ve kardeşlerini korumaya çalıştığının anlaşıldığı… kendisine yönelen haksız saldırıyı defetmek için saldırı ile orantılı bir şekilde işlendiği, bu hale göre meşru savunma sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından… BERAATİNE…”

Ahmet sonunda derdini anlatacak bir şans buldu ancak sırada başka bir zorluğun olduğunu, cezaevinden çıkarılıp geri gönderme merkezine götürüleceğini biliyordu. Suçsuz da bulunsa Türkiye’de işleyişin böyle olduğunu öğrenmişti.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan yabancılar uluslararası korumanın haricinde tutulabilir. Kişi yargılansa ve suçsuz bulunsa bile idare bu kanunu keyfince uygulamakta ülkemizde. Yani yabancıysanız ve sonunda suçsuz olduğunuzun ortaya çıktığı bir yargı sürecine yanlışlıkla dahil olursanız kendinizi Türkiye’den geri gönderilirken bulabilirsiniz. Diğer bir deyişle mahkemelerce suçsuz olduğu tespit edilen kişi idarece, sadece idarenin bildiği bir takım kıstaslara dayanarak “tehlikeli” bulunup ülkeden geri gönderilebilir.

'Buranın koşulları cezaevinden daha kötü'

Ahmet de cezaevinden tahliye olup Çiğli Harmandalı'da bulunan İzmir Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi. Telefonla avukatını ilk aradığında oranın koşullarının cezaevinden daha kötü olduğunu, dayanamadığını ve kendisine Suriye’ye gönüllü geri dönüş için bir evrak uzatıldığını söyledi.

Bir süre daha beklemesi gerekiyordu Ahmet’in. Sınırdışı edilmemesi ve geri gönderme merkezinden serbest bırakılması için yeni başvurular yapıldı, davalar açıldı.

Son kez Adana Geri Gönderme Merkezi’nden aradı Ahmet. Koşullarının giderek kötüleştiğini, ne kadar sabredebileceğini bilmediğini, kendisine bir kez daha uzatılan gönüllü geri dönüş evrakını imzalamak zorunda kalabileceğini söyledi. Biraz daha sabretmesi gerekiyordu ama ne kadar daha beklemesi gerektiğini kimse bilemezdi.

Daha fazla dayanamadı, Suriye’ye 'gönüllü geri dönüş' evrakını imzalamak zorunda kaldı

Ailesi aradı Ahmet’in. Ahmet’i Suriye’ye göndermişler. Kötü koşullara ve korkuya daha fazla dayanamamış, gönüllü geri dönüş evrakını imzalamış.

Hani şu İçişleri Bakanı'nın arada bir, Suriye’ye "gönüllü" geri döndüğünü açıkladığı kişilerden biri oldu Ahmet.

Cihatçı çetelere, uluslararası mafya liderlerine kucak açan AKP için bizim işçi Ahmet, “bakın ne de güzel geri döndü” diye üzerinden şov yaptığı sayılara dönüştü.

Eğer bir işçiysen, hele bir de göçmen bir işçiysen derdini anlatmak çok zordur bu ülkede. Adını karıştırıverirler, onlar için bir önemi yoktur işçinin adının. Bir bakmışsın kendi ülkenin yerle bir olmasına ortak olan ve çocuk yaşta göçmen bir işçi olarak sığınmak zorunda kaldığın bir ülkeden, artık cihatçı çetelerin yönettiği bir ülkeye “gönüllü” geri gönderilivermişsin.

İşçi Ahmet’in öyküsü de mücadelesi de devam ediyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.