Breadcrumb
Irmak'ın mücadelesi: 'Koruma kararına rağmen kaç kadın öldürüldü, çocuklarımla özgürce yaşamak istiyorum'
Yayın Tarihi: 25.11.2025 , 00:16 Güncelleme Tarihi: 25.11.2025 , 00:56
İstanbul'da Semih Çelik tarafından öldürülen İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil'i hepimiz hatırlarız. Bu iki genç kızın ölümü, geçen yıl "Sur cinayeti" olarak ülkemizin kapkara kadın cinayetleri dosyaları arasına eklenmişti.
Geçtiğimiz ay Ayşenur ve İkbal'in ölüm yıldönümüydü. Unutmadık, dört bir yanda sokağa çıktık, "Anmak yetmez, hesap soruyoruz" dedik. Her "hesap soruyoruz" dediğimizde, "iktidar asıl sorumlu" dediğimizde, bu şiddetin tamamen karşısında olmasına rağmen, "Biraz abartıyor musunuz ama siz de?" diyenler az da olsa oluyordu.
Abartmıyoruz. Birazdan okuyacağınız Irmak'ın yaşam öyküsü de neden abartmadığımızın acı bir kanıtı.
Irmak çocukluğundan itibaren şiddetin her türlüsüne maruz kalmış biri.
Bu devlet hiçbir zaman onun yurttaşlık haklarını koruyamamış. Irmak, daha 14 yaşından itibaren bu ülkenin bir vatandaşı olduğunu hiçbir zaman hissedememiş. Hep birileri onun yerine karar vermiş, hayatını gasp etmiş. Fiziksel ve ruhsal olarak çok hırpalanmış.
Ama baştan söyleyelim, hiç yılmamış. Hep hayata bir yerinden tutunmuş. Şimdi de en çok çocuklarıyla, onları yetiştirme gayretiyle tutunmuş.
Şiddet, istismar daha 14 yaşındayken başlıyor
Irmak 14 yaşındayken, ailesiyle yaşadığı Erzurum'un bir köyünde, çocuk yaşta muhtarın tek oğluna veriliyor. Resmi nikah için 4 yıl bekleniyor, evlendirildiği kişi Adem T. ise 18 yaşında.
Irmak çocukken uğradığı istismarı şöyle anlatıyor:
4 çocuğum oldu. Birini gördüğüm şiddet nedeniyle kaybettim. Karnımda kalbi durdu. Diğeri de engelli olarak dünyaya geldi, 6 ay yaşadıktan sonra vefat etti. Eşim çok sorumsuz ve ilgisiz biriydi. Kahveden hiç gelmezdi. Ben doğuma bile enişteleriyle beraber gittim. Tek erkek çocuğu olduğu için çok şımartılmıştı.
Önce Erzurum'da yaşıyorlar. Irmak'ın babası çoban, annesi çalışmıyor. Sonra Irmak 4 kız kardeşini ve ailesini orada bırakıp, Adem'in ailesiyle İzmir'e geliyor.
Baştan itibaren şiddet görünce, kaçma denemesi de oluyor Irmak'ın. Ama Adem'in ailesi bulup yine İzmir'e getiriyor.
18 yıllık evlilikte toplam 7 yıl ancak çalıştığını anlatıyor Adem'in. Hep Irmak geçindirmiş evi. Garsonluk yapmış, gündeliğe gitmiş, yevmiyeli işlerde çalışmış. "Ben işe giderken çocuklar ortada kalmasın diye Adem’in anne ve babasını getirdim. Ailesine de, Adem'e de, çocuklara da ben baktım" diyor.
Bir gün Adem evdeki altın, bilgisayar, para ve tüm değerli eşyaları topluyor ve Irmak'a boşanma davası açıyor. "Bu vesileyle kurtulurum diye düşündüm, hemen kabul ettim" diyen Irmak, bir ay sonra Adem'in ağlayarak geri geldiğini söylüyor.
Yıllarca şiddet çocuklarının gözü önünde devam ediyor. Kendi ailesi "İki çocuğun var, evin var. Otur oturduğun yerde" diyor.
İkbal ve Ayşenur'un ölümünde sorumluluk almayan iktidar neleri meşrulaştırdı?
AKP'li İBB Meclis Üyesi Işıl İlgin Oktay'ın Ayşenur ve İkbal katledildikten sonra sarf ettiği sözleri hatırlar mısınız? Şöyle demişti: "Failin madde bağımlısı olduğu, ruhsal problemlerinin olduğu hatta öldürülen evlatlarımızın nevrotik flört ilişkisinin olduğu ve hatta İkbal kızımızın da bir yıl kadar önce intihara teşebbüste bulundukları bilgisi de soruşturma dosyasına girmiştir."
AKP'li İzBB Meclis Üyesi Latif Aydemir ise "Bir kısmı bayanlar olmak üzere erkeklerin de çoğunda öldüren kadar ölenler de suçludur" diye konuşmuştu.
Bu açıklamalar ve meşrulaştırmalar maalesef kendine bir yer buluyor. Şiddet uygulayan kişiler cesaretlendiriliyor. Bunlardan biri de eşi Irmak'ı öldürmeye çalışan Adem.
İkbal ve Ayşe Nur'un öldürülmesinden sonra Adem, Irmak'a sürekli (İkbal ve Ayşe Nur'u öldüren) Semih Çelik'in "ne kadar cesur biri" olduğunu söylüyor, onu övüyor. "Şimdi o kahraman oldu, sen de melek olacaksın. Çok mutlu olacaksın bundan sonra. Çok mutlu edeceğim seni" diyor.
Önce her gün çiçek almaya başlıyor. Dışarıya çıkarıp yemek yediriyor. Hediyeler alıyor, ehliyete yazdırıyor. Irmak "18 yıl evli kaldım, sürekli dayak yiyordum. İlk defa iyi davranıyordu bana" diye anlatıyor. Sebebini başlarda çok anlayamıyor.
Adem zaman zaman Irmak'ı yanına çağırıp "hatıra kalsın" diyerek sürekli birlikte fotoğraflarını çekiyor. Bir gün mutfakta geceleyen Adem, Irmak'a "Yasını tutuyorum, bugün senin ölüm yıldönümün" diyor. Irmak, komşularından bile yardım istiyor bu olanlardan sonra ama elinden pek bir şey gelmiyor.
'İnsanlar eşlerinin kolyesini, bilekliğini hatıra olarak taşıyor, ben eşimin darplarını'
21 Ekim 2024 günü ise gündeliğe gittiği, bakımını yaptığı yaşlı kadın, Irmak'a çocuklarını da kahvaltıya çağırmasını söylüyor. Adem'e çocuklarını getirmesini söyleyen Irmak, "Sana bir sürprizim var" cevabıyla karşılaşıyor.
Adem arkasına sakladığı bıçakla Irmak'ın çalıştığı eve geliyor. Çocukları asansörde sanan Irmak arkasını dönüp içeri geçince, Adem'in "Seni öldürmeye geldim" sözü ve aldığı bıçak darbeleriyle sarsılıyor. İki kat aşağı kadar saçlarından sürükleniyor. Adem apartmanın girişinde bulduğu bir taşı alıp, "Neden ölmüyorsun" diye bağırarak Irmak'ın kafasına vurmaya başlıyor. Sesleri duyan apartmandakiler ambulans çağırırken Irmak bayılıyor.
Bu sırada saldırgan koca kaçıp, eve, çocukların yanına gidiyor. "Annenizi öldürdüm, birazdan haber gelir, sıra size geldi" diyor. Çocuklar tabii kaçıyor.
Saldırıya karşı koymaya çalışan Irmak ellerinden, sırtından, karnından, kasıklarından ve başından yaralanıyor: "İnsanlar eşlerinin kolyesini, bilekliğini hatıra olarak taşıyor, ben eşimin darplarını taşıyorum."
Saldırgan tahliye edildi: Ailenin ve Adem'in tehditleri sürüyor
Adem geçen ay tahliye edildi.
İndirimlerle aldığı 3 yıl cezanın bir yılını hapiste geçirdikten sonra elektronik kelepçe takılarak salıverildi. Irmak'ın avukatları cezaya itiraz ederek üst mahkemeye gitti, çünkü ceza bunca tasarlamaya, Asliye Ceza Mahkemesi'nin "Bu öldürmeye teşebbüstür. Ağır cezada görülmesi gerekir" tespitine rağmen Adem, "eşe karşı yaralamadan" ceza aldı.
10 ve 11 yaşlarındaki iki çocuğuna birden fazla işte çalışarak kendisi bakan Irmak ise şimdi bir de Adem'in ailesinin "Biz işimizi yarım bırakmayız" tehditlerine maruz kalıyor. Ve geçen hafta Irmak, Adem'in annesiyle babası için uzaklaştırma kararı çıkarttırıyor. Adem de cezaevinden çıkar çıkmaz sosyal medyadan tehditlerine başlıyor.
'Koruma kararına rağmen kaç kadın öldürüldü...'
Irmak'ın koruma kararı var ama o da bu karara ve devlete güvenemediğini söylüyor, daha önce nasıl çırpındığını da ekleyerek:
Koruma kararına rağmen kaç kadın öldürüldü... Güvenmiyorum bu karara. Bunu bize yapan ilk önce devlet. Ben defalarca polise gittim ama beni korumadılar. İfademi bile almadılar. 'Çok sıra var, bekleme, çocuklarınla perişan olursun' dedi polisler. Beni dinleyip bizi korusalardı, şimdi bu durumda olmazdık.
Bir gün elimde dosyayla savcılığa gittim. Savcılıkta bana 'Ben kendime bile koruma kararı çıkartamıyorum' dediler. 'Valiliğe, kaymakamlığa git' dediler, oraya da gittim. Onlar da 'Biz sana sadece yardım yapabiliriz' dediler. Ben yardım istemiyorum, can güvenliği istiyorum.
Kadını koruyamayan devlet saldırgan eşten boşamıyor da
Irmak'ın yaşadığı bir diğer saçmalıksa Adem'den bir türlü boşanamaması.
Edinilen ortak malları olan evden ve çocuklarından vazgeçmeyen, boşanmak istemediğini söyleyen Adem'in şiddeti, öldürme kastına kadar ulaşıyor ancak Irmak resmi olarak hâlâ eşinin soyadını kullanmak zorunda. O da bu durum için şöyle diyor: "Ülkemizde kadın olmak, kendi ayaklarının üzerinde durmak çok zor."
'Çocuklarımla özgürce yaşayabileyim istiyorum...'
33 yaşındaki Irmak, en büyük gücü çocuklarından alıyor. Birden fazla işe gitmekle kalmayıp onları haftada birkaç kez kursa, oyun terapilerine götürüyor.
Çocuklardan biri sporcu, şiir kitabı var. Şiir yarışmasında ödülü var.
Irmak en son şöyle söylüyor, hayattan her şeye rağmen çok umutlu bir şekilde:
Benim gibi başka kadınlar var ve onlara yardım etmek istiyorum. Bu yüzden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na üye oldum ve Kadın Dayanışma Komiteleri'ne de gönüllü oldum. Bunlar başıma gelene kadar bu kadar hakkımız olduğunu bilmiyordum. Biz birlikte güçlüyüz. Toplu olarak mücadele edersek bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Hak, hukuk, adalet yerini bulsun, ben de çocuklarımla özgürce yaşayabileyim istiyorum. Adem'e verilen ceza bile değildi. Devlet failleri koruyor mağdurları değil.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.