Sayfa yolu
İran sokakları: Umut etmekten endişelenmeli miyiz?
Yayın Tarihi: 26.10.2022 , 11:38 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
İran'da Mahsa Amini'nin "ahlak polisleri" tarafından gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitirmesinin ardından ayağa kalkan insanların başlattıkları eylemler yaklaşık bir buçuk ayı geride bıraktı.
22 yaşındaki Mahsa Amini'nin Tahran'da "İrşad Devriyeleri" ya da bilinen adıyla "Ahlak Polisleri" tarafından 13 Eylül tarihinde gözaltına alınmasının ardından ölümü, İran'da ve uluslararası arenada birçok protesto ve eylemlerle karşılandı. Bu eylemlerde İran halkı, 1979 yılından bu yana mollalar tarafından yönetilen ülkede ilk kez şeriat rejimini direkt karşısına aldığı kitlesel eylemler düzenledi.
Ancak bir yandan da bu tür eylemlerde Batılı emperyalist ülkelerin rol almaya çalışması, bazı eylemlerde çeşitli yabancı ajanların tutuklandığı iddialarıyla birlikte, ayaklanan halkın emperyalist ülkeler tarafından manipüle edilip edilmediği bir tartışma konusu olarak eylemlerin ilk gününden bu yana devam etti.
Ne oldu? Nasıl gelişti?
Amini'nin ölümü sonrası başlayan kitlesel eylemler ve protestoların kaynağında 40. yılını deviren Molla Rejimini göstermek yanlış olmayacaktır. Yani başka bir ifadeyle söyleyecek olursak, bu eylemler aslında Mahsa Amini olayından önce de mevcuttu ve uzunca bir süredir sokakta olan halkın verdiği tepkiler açısından şu an yaşananlar tepe noktasını oluşturuyor.
Mahsa Amini adındaki 22 yaşındaki Kürt bir kadının gözaltında ölümü önce İran'ın Kürdistan eyaletinde sonra da diğer şehirlerde protesto edilerek kitlesel eylemlere dönüştü. Bu eylemler aynı zamanda İran'daki şeriat rejiminin kaleleri sayılabilecek şehirlere ve sokaklara kadar yayıldı. Ancak bu sürecin geçmiş eylemlerden farkı, halkın bu eylemler sürecinde ilk kez doğrudan Molla Rejimini karşısına alması ve şeriat figürlerini, sembollerini tahrip ederek dini liderler aleyhinde sloganlar atmasıydı.
'Ahlak Polisleri' kimlerden oluşuyor? Amaçları ne?
1979 yılında gerçekleşen "İslam Devrimi"nin ardından siyasetin dinen Şii yorumuyla şekillenmesine "Velayet-i Fakih" sistemi adı verildi. Bu sisteme göre devleti din adamları yönetmeyecekse dahi dini konuda bilgili isimler yönetmeliydi. Yani siyaset ehli değilse bir bilene teslim edilen bir yönetim mevcut. Bu ehil kişiler de sadece İslam alimlerinden oluşabiliyor. Bu da yönetimin mollaların iktidarına dönüşmesini sağladı.
Uzunca bir süredir mollalar tarafından yönetilen İran halkı şeriat kurallarına mollaların beklediği kadar riayet etmeyince devlet bazı ara çözümler aradı ve çeşitli önlemler aldı. Ahlak Polisleri adı verilen İrşad Devriyeleri atılan bu adımların sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü devleti yönetenlere göre halk şeriat kurallarına uymuyor, türbanı usulüne göre kullanmıyor ve böyle devam ettiği sürece şeriat rejimi güç kaybediyordu. Bu nedenle 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad döneminde yürürlüğe giren bir kanun ile İrşad Devriyeleri yani bizim bildiğimiz haliyle "ahlak polisleri" toplumsal hayatı belirlemede söz sahibi olarak belirlendi.
İrşad Devriyeleri'ni belirleyen yasal düzenlemeler sadece sokakta gezen ve başı açık kadınlara müdahale eden devriyeler olarak görülmemeli. Bu yasal düzenleme ile yaklaşık on bakanlık ve çeşitli kurumlar toplumsal hayatı düzenlemek konusunda rol alacak ve yetki kullanacaktı. Eğitim, sağlık, spor, sinema gibi bakanlık ya da kurumlarda da bu alanda girdiler yapılması için düzenlemeler gerçekleştirilmişti.
Amini'yi gözaltına alan ve ölümünden sorumlu tutulan ahlak polisleri işte 2005 yılında düzenlenen bu yasal mevzuat ile yetkilendirilmişti.
Halkın öfkesi ve ekonomik sorunlar
Son eylemlerde halkın İran'daki molla iktidarına karşı böylesine tepki üretmesinin nedenlerinden biri olarak uzunca bir zamana yayılan ekonomik sorunlara işaret ediliyor. Zira 1979 yılında iktidara gelen gericilerin temel iddiası petrol gelirlerinin yoksulların sofrasına da yansıyacak olmasıydı.
1979 sonrasında şeriat rejimi yoksullara hak, adalet, eşitlik ve dünya nimetlerini eşit bir şekilde paylaşma taahhütünde bulunuyordu. Ancak bu taahhüt her gerici rejimde olduğu gibi sadece iddiadan ibaret kaldı.
İlerleyen süreçte sermayeleşen molla iktidarının temsilcileri zenginlik ve şatafatla anılırken, halk yoksulluk içinde yaşamına devam etti. Halk ülkenin zenginliklerinden yararlanamıyor hatta zaman zaman ülkede üretilen bu değerlere erişemiyordu bile.
İran'da özellikle 2017-2019 yılları arasında başgösteren ekonomik tepkiler bir tür sıradanlık ve süreklilik kazandı. Özellikle 1979 İran İslam Devrimi'nin kırkıncı yılında 2019'a doğru bu eylemler kitleler halinde seyrediyordu. Yani Mahsa Amini'nin ölümünden önce de yaygınlık gösteren bu eylemlerin tek bir farkı vardı: Daha çok ekonomik talepler öne çıkıyordu ve direkt olarak rejime dönük sloganlar ya da sembolik hedefler belirgin değildi ya da yoktu.
Ancak uzun süren ve çözüm emaresi göstermeyen bu ekonomik sorunların ardından Mahsa Amini'nin gözaltında ölümü bir tür kıvılcıma dönüştü ve halk rejim karşısında cesaret eşiğini de aşarak direkt rejimin sembollerini hedef almaya başladı. Dini lider Humeyni'nin posterleri yakılıp yıkıldı, heykeller kırıldı, zorla giydirilen türbanlar birer bayrağa dönüştü ve halk sokaklarda "diktatöre ölüm" sloganları attı. Bu yoksulluğun en önemli simgelerinden birisi ise "kadınların bir telinin dahi göstermesinin yasak" kılındığı saçlarını, yoksulluk nedeniyle keserek peruk ve tasarımlarda kullanılması için satmaları olarak gösteriliyor.
Yani son düzlükte halkın ekonomik sorunlar neticesinde biriken öfkesi 40 yıllık molla iktidarında ilk kez bu denli kitlesel eylemlerle ve açık olarak hedef göstererek sorunun kaynağına işaret ediyor. Artık hedef türban, molla ve şeriattı ve bunlar bu düzende halkın yaşadığı tüm sorunların görünen yüzleriydi.
Sokağa çıkan halk emperyalistlerin oyuncağı mı?
Eylemlere 10 Ekim'den bu yana bazı iş kollarında, esnaflardan ve fabrikalardan kısmi destek geldi. Eylemler henüz bir sınıf hareketine dönüşme kabiliyetinden uzak olsa da bu denli yayılım göstermesi heyecanla karşılanmıştı. Özellikle Buşehr eyaletinde bulunan Abadan Petrol Rafinerisi'ndeki taşeron işçilerin greve gitmesi kamuoyunda geniş bir yer buldu. Hatta İran'ın komünist partisi olarak bilinen TUDEH de bu eylemleri selamladı ve açıklamalar yaptı. Kürdistan eyaletindeki işyerlerinin kepenk kapatmalarının eşlik ettiği eylemlerde sokağa çıkan kadınlara yer yer emek cephesinden de karşılıklar geldi.
İran yönetimi ise geçen zaman zarfında sokağa çıkanları işbirlikçilikle, İsrail ve ABD'nin oyunlarına gelmekle ya da ajanlıkla suçladı. Birçok yerde gözaltına alınan kişilerin yabancı kaynaklarla bağlantıları araştırıldı ya da böyle bağlantılar tutuklanmalarına sebep gösterildi.
Peki sahiden sokağa çıkanlar şeriat rejimine karşı çıkmakla birlikte Amerika ya da İsrail tarafından desteklenen ya da onlara çalışan kişiler miydi?
Öncelikle böylesine kitlesel eylemlerin yekvücut bir hal izlemesi ve tek bir cepheden belirlenmesi çok mümkün görünmüyor. Yani ne bu eyleme katılanlar yabancı ülkelerin ajanı ne de ajandalarında kalın harflerle İran yazan emperyalist ülkeler böylesi bir "fırsatı" es geçmek ister.
İran'da böylesi büyük bir sokak hareketi için emperyalist ülkelerin iştahının kabarmadığını söylemek safdillik olur. Ancak bu emperyalist ülkelerin bu tür hesaplarını baz alarak sokağa çıkan yüz binlerce insanı yalnız bırakmak, seslerine ses katmamak ya da aynı duygu durumunu paylaşmamak da aynı derece körlük olacaktır.
Burada en büyük sorun İran'da bu süreci yönetmeye yetecek ya da talip olacak bir öznenin olmayışıdır.
Buna rağmen kadınlar, gençler ve yer yer emekçiler karşılarına ilk kez şeriat rejimini alıyor ve birkaç gün süreceği öngörülen eylemler ikinci ayına yaklaşıyor. Eylemler hedeflerine ulaşmak konusunda şimdilik biraz uzak görünse de artık İrşad Devriyeleri'nin sokakta ahkam kestiği ve her şeye müdahale ettikleri bir dönemin devam etmesi de çok mümkün görünmüyor. Burada sokağa çıkan kitlelerin birilerinin maşası olma ihtimali de emperyalist ülkelerin becerisinden ziyade ülkedeki sol, sosyalist, ilerici güçlerin eksikliğinden kaynaklanabilir gibi görünüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

