Sayfa yolu
İran basını: HTŞ Ankara'ya istediğini vermeyebilir, Suudi Arabistan ve Ürdün selefilerden rahatsız
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 18.12.2024 , 12:10 Güncelleme Tarihi: 18.12.2024 , 13:46
İranlı Setarey Sob (Sabah Yıldızı) gazetesinde dün yayımlanan bir yazıda, Suriye'de Beşar Esad'ın devrilmesinin ardından cihatçı örgütlerin yönetime gelme süreci ele alındı.
Bölge uzmanı ve siyasi analizci Alirıza Taghavinya'nın kaleme aldığı yazıda, Türkiye'nin Suriye'de yönetime gelen Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) örgütüne dair kaygılarına ve Suudi Arabistan'ın El Kaide kökenli grupların ülkedeki yükselişi sebebiyle duyduğu endişeye dikkat çekildi.
HTŞ'nin El Kaide kökenli olduğu anımsatılan yazıda, cihatçı koalisyonda Cephetül Vataniye Tahrir ve Ahrar'uş Şam gibi selefi ve İhvancı grupların olduğuna da dikkat çekildi. Suriye'deki yeni durumda, Uygurlardan oluşan Türkistan İslam Partisi veya Ensar'ul Tevhid gibi kimi küçük grupların da kazananlar arasında yer aldığı ve bugün ülkede iddia sahibi oldukları eklendi.
'HTŞ Türkiye yanlısı gruplardan silah bırakmasını istiyor, Ankara istediğini alamayabilir'
Yazıda, Suriye'de bir yandan da Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu'nun varlığı ve Suriye'nin yeni koşullarında pay sahibi olmak istediği hatırlatıldı.
Suriye'deki iktidar boşluğuna dikkat çeken Taghavinya, "HTŞ, Türkiye taraftarı birçok gruptan silah bırakmasını istedi. Bu durum HTŞ'nin totaliter bir tavır sergilediğini ve gücü tamamen eline almak istediğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Siyasi analizci, Türkiye'nin Suriye olaylarıyla ilişkisini anlatırken şunları aktardı:
"Türkiye güçlü bir hakimiyete sahip olmak için Suriye elçiliğini tekrar açtı, ancak henüz elçi göndermedi. Çünkü elçi güven mektubunu meşru hükümete vermeli. Türkiye'yse HTŞ'yi resmiyette tanıyıp tanımayacağına henüz karar vermedi. Türkiye bugüne kadar Muhammed Culani'yi terör listesinde tutuyordu, El Nusra’yı da terörist olarak tanıyordu."
'Suudi Arabistan ve Ürdün selefilerin büyümesinden endişeli'
Diğer yandan, yazıda Suudi Arabistan ve Ürdün'ün selefilerin Suriye'de yükselişinden duyduğu rahatsızlığa dikkat çekildi.
Bölge ülkelerinden yalnızca Türkiye, Katar ve İsrail'in Suriye'deki mevcut duruma destek verdiğine işaret edilen yazıda, İsrail'in elde ettiği fırsatları değerlendirerek Suriye'nin askeri teçhizatını ve altyapısını yok ederken, bu ülkenin güney bölgelerini de işgal ettiği hatırlatıldı.
Bölge uzmanı, El Kaide'nin coğrafi kökenine değinerek şunları söyledi:
"Suudi Arabistan ve Ürdün gibi Arap ülkeleri, Suriye'deki durumdan kendilerini tehdit altında hissediyorlar ve bölgede El Kaide selefiliğinin yayılmasından endişe duyuyorlar. Suudi Arabistan ve Ürdün, Esad’ın gidişinden memnunlar çünkü Suriye İran’la ittifaktan ayrıldı. Ancak El Kaide teröristlerinin yaklaşan tehdidi onları endişelendiriyor."
El Kaide'nin kurucusu Usame Bin Ladin'in Suudi olduğu hatırlatılan yazıda şöyle devam edildi:
"Bin Ladin dönemin yöneticileri ile kavga etti ve Suudi Arabistan’dan kaçmak zorunda kaldı. Dönemin Arabistan İç İşleri Bakanı Naif Bin Abdülaziz, El Kaide'yi baskıladı. Daha sonra bakanın oğlu olan ve selefilerle ve El Kaide'yle uzun bir geçmişi olan Muhammed Bin Naif veliaht seçildi. Selefi grupların özelliği cihat etmektir. Kendilerine benzemeyen herkesi kafir sayarlar ve onlarla cihat etmeyi vacip sayarlar. El Kaide'den çıkan selefiler Suudi Arabistan’ın karşısında yer alıyorlar. Eğer Selefiler fırsat bulurlarsa Suudi Arabistan'ı ve Ürdün'ü yok ederler."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
