Sayfa yolu
İpi çekilen Melih Gökçek ve esas gerçekler: Bunları unuttuk mu?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 01.09.2026 , 11:45 Güncelleme Tarihi: 01.09.2026 , 11:57
Bir süredir Melih Gökçek’e ilişkin ortaya çıkan son skandalları konuşuyoruz.
Almanya’da “yatırımlar” yapan oğlunu, “resmi” kayıtlarda görünen ve inkar ettiği gayrimenkullerini.
Görünen o ki, AKP’nin zaman zaman “içeriyi” de biçen ve bir “parlatma” ve “meşruiyet” kılıcına dönen yargı operasyonlarının son hedeflerinden birisi Gökçek olacak.
Gökçek neden hedefte?
Can Holding operasyonu, Mehmet Akif Ersoy, Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük, Tahir Sarıkaya, Süleymancılar ve Kuytulcular derken, Menzil dosyasından önce Gökçek dosyasının açılması olası hale gelmiş durumda.
Peki, neden?
AKP’nin yargı aparatının sadece muhaliflere karşı değil, son dönemde muhaliflerle dans eden ya da kendi yol haritasını uygulamaya çalışan iç unsurlara uzandığı çok fazla dosya gördük. Yani operasyonlar bir süredir sadece dışa doğru değil, aynı zamanda içe doğru da devam ediyor.
Bunun yanı sıra iktidarın en büyük sopalarından biri olan “yargı” aynı zamanda en büyük zayıf karınlarından birine dönüşmüş durumda. Bu alanda büyük bir meşruiyet kaybı yaşanıyor. Tam da bu nedenle bir süredir “faili meçhullerin” üzerine giden, tarikat yolsuzluklarını gündem eden, Cem Küçük, Rasim Ozan gibi isimleri tutuklayan bir yargı fotoğrafı sunulmaya çalışılıyor; yeni bir meşruiyet alanına sahip olma, yeni ve sağlam darbeler vurabilmek adına.
Bu iki uç arasında Gökçek’in tam olarak hangi noktadan vurulacağını kısa süre içinde göreceğiz.
Ancak söz konusu isim Gökçek olunca son dönemde ona dair gündeme gelen iddiaların buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu söylemek gerekiyor.
soL, böylesi bir tabloda artık giderek unutulan esas gerçekleri, Gökçek gerçeklerini hatırlatıyor.
Kimdir Melih Gökçek, işte budur…
"Dün bir Zaman Gazetesi ilavesini aldım. 'Ankara 'da seçime doğru' diye... 'Başkent'in yeni 'şehriemin'i kim olacak?' yazıyor. Altında CHP adayı Mansur Yavaş, MHP adayı Mevlüt Karakaya ve BBP adayı Remzi Çayır var. 20 yıldan beri benle içtikleri su ayrı gitmeyen bu kardeşlerime ben ne yaptım? Hangi kötülüğü yaptım? Hangi kötü sözü söyledim? Hangisinin kalbini kırdım? İnsan vicdan eder ya böyle bir şey var mı? İnsanların gözleri böyle nasıl kör olabiliyor?
Hizmet hareketine ben yıllarca yardım ettim. Her türlü fedakârlığı yaptım. Onlar istemediler ben teklif ettim. Çok değerli, çok samimi insanlar var içinde. Hele tabanı pırıl pırıl insanlar.
İki tane oğlum var iki oğlum da Samanyolu'ndan mezun. İki tane torunum var Samanyolu Okulları'nın versiyonu sayılan Atlantik Okulları'nda okuyorlar. Yani çocuklarımı hizmet hareketine emanet ettim. Evlatlarımı, torunlarımı onlara güvendiğim için emanet ettim.”
Ne kadar hüzün verici değil mi?
O da aldatılmış işte…
Ancak söz konusu isim Melih Gökçek ise “itiraflarının” altında dahi bir sopa olduğunu asla unutmamak gerekir:
“Biz Başbakan'a gittik bu olayların benzerlerinin olacağını söyledik. Başbakan'ın bize söylediği söz şudur ‘Bunlar bizim kardeşlerimiz. Bir daha böyle düşünmeyin ve yanıma böyle gelmeyin’ dedi. Bu Başbakan'ı bu hale getirdiler. Bu başbakan bundan sorumlu değil. Eğer Başbakan bunlar hakkında ters düşünseydi kaç tane üniversite yerini bunlara verdi. Verir miydi?”
İşte kimdir Melih Gökçek sorusuna verilecek yanıt, tam olarak budur.
Kendi günahları ve suçlarına ortak olduğunu düşündüğü isimleri, son derece “samimi” şekilde, ince ince işlemesini bildi hep.
Biraz da bu sayede şimdiye kadar "postu deldirmediği" söylendi...
Bunları unutacak mıyız?
Şimdilerde Gökçek’in oğlunun biriktirdiği servete ve tapulara dair çarpıcı veriler ortaya çıkıyor.
Hiçbiri önemsiz değil kuşkusuz ancak Gökçek bugünlerde ortaya çıkan “dosyalara” sığmayacak, sığamayacak kabarıklıkta bir sicile sahip.
AKP iktidarının başkenti yeniden dizaynı, Cumhuriyet'in izlerini tahrip etme operasyonu bizzat Gökçek eliyle yürütüldü.
O “dinazorlar” üzerinden alay edilen bir figür olmayı başardığı oranda, yani herkes cambaza baktığı sırada başkentin tüm ilerici hafızasını, kent tarihini yerle bir etti.
Bu yüzden Ulus’ta bir cami için tarihi İller Bankası binasını, üstelik de mahkeme kararı aksi yönde olmasına rağmen bir gece yarısı operasyonuyla yıktığında, muzaffer bir komutan gibi poz vermesini bilmişti.
Verdiği o poz, Gökçek’in yargılanması gereken asıl karelerden biri olarak hafızalara kazındı.

Ancak şimdi lafı bile edilmez oldu.
Oysa Gökçek dosyasının asıl konularından biri tam da budur.
Ankara’nın parsel parsel Cemaat’e, patronlara, tarikatlara peşkeş çekilmesinin nedenini neden uzakta arayalım ki?
O poz her şeyi anlatmıyor mu?
Atatürk Orman Çiftliği’nin dört bir yandan biçilmesi, parça parça yok edilmesi bu yüzden değil mi?
ODTÜ Ormanı bu yüzden yok edilmeye başlanmadı mı?
Gökçek, AOÇ ve ODTÜ Ormanı saldırısına aynen devam eden Mansur Yavaş’ı bu nedenle tebrik etmiyor mu?
Kent suçları, yolsuzluk iddiaları ve şaibeli ihaleler
Gökçek’in kendisine ve oğluna dair son dönemde ortaya çıkan dosyalar, yukarıda da işaret ettiğimiz üzere bir “ip çekme” operasyonunun habercisi gibi duruyor.
Ancak mesele gerçekten ortaya çıkan bu servetten ibaret değil.
Gelin size daha önce de gündeme gelen bazı Gökçek vukuatlarının dökümünü hatırlatalım, “bunları gerçekten unutacak mıyız?” diye sorarak:
10 milyar lirayı aşan usulsüzlük
CHP Ankara Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Ertan Işık’ın açıklamaları gidelim önce. Gökçek döneminde yaşanan usulsüzlüklerle ilgili yaptıkları incelemeye ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Işık, “Uzmanların yaptığı kaba taslak hesaplardan, rantın 10 milyar lirayı geçtiği anlaşılıyor. Rant ve bu rantı elde edenlerin değişik bağlantıları var. Sağlıklı soruşturmalarla, bu kişilerin, tutunacak dalları yok” demişti, tablonun vehametini ortaya koymuştu.
17-25 Aralık sonrası Cemaat kanallarına reklam desteği
Cemaat bankasında küçük bir hesap açmanın bile Cemaat’e maddi destek olarak değerlendirilip tutuklama gerekçesi yapılmasına rağmen, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “milat” olarak nitelendirilen 17-25 Aralık soruşturmasından 3 ay sonra, Gökçek tarafından cemaatin yayın organlarına reklam parası aktarıldığı ortaya çıkmıştı. Gökçek’in Ankapark reklamı için KHK ile kapatılan Samanyolu TV, Samanyolu Haber TV, Kanaltürk ve Bugün televizyonlarına 375 bin TL’lik reklam verdiği ortaya çıkmıştı.
15 Temmuz’un ardından dikkat çeken satış
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Melih Gökçek’in belediye şirketi olan BELKA A.Ş. üzerinden “uçuş okulu kurmak” amacıyla piyasa değerinden yüksek fiyata aldığı 15 uçak ve 1 helikopter nedeniyle, BELKA A.Ş. Yönetim Kurulu üyelerine “görevi kötüye kullanmaktan” suç duyurusunda bulunulmuş, suç duyurusunda bulunulan isimler arasında Hüseyin Gülerce’nin kardeşi İbrahim Gülerce ve Adil Öksüz’ün akrabası Ömer Öksüz de yer almıştı. Gökçek’in “Seğmen Uçuş Okulu” projesi gerçekleşmeyince piyasa fiyatından yükseğe alınan uçaklar 17 bin 500 TL’ye Vizyon Havacılık’a satılmıştı. Satışın, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından yapıldığı da tespit edilmişti.
İhaleye fesat karıştırma suçlaması
Ankara Büyükşehir Belediyesi Belbeton A.Ş.'nin özelleştirilmesine ilişkin ihaleye fesat karıştırmaktan dönemin Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, belediyenin teftiş raporunda 16 milyon 241 bin 345 dolar zararın Gökçek, encümenler, ilgili bürokratlar, onay mercileri ve Detay Bağımsız Denetim ve Danışmanlık AŞ’den tazmini için dosyanın hukuk müşavirliğine gönderileceği belirtilmişti.
Milyonlarca liralık inşaat usulsüzlükleri
Gökçek’e ilişkin usulsüzlük iddialarının başında inşaat işleri gelirken, bunlardan biri de geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkmıştı. Söğüt İnşaat'a satılan 90 bin metrekarelik alana emsal değişikliği ile 450 bin metrekarelik inşaat izni verildiği ortaya çıkmıştı. Büyütülen inşaat alanına Metromall AVM ve Metromall Konutları projesi yapılırken, söz konusu değişiklik satış öncesi gerçekleşseydi, belediyenin 100 milyon liradan fazla gelir elde edebileceği tespit edildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın son yıllarda açtığı 8 ihalede toplamda 1,5 milyar dolardan fazla iş alan Söğüt İnşaat'ın, bizzat Melih Gökçek'e ait olduğu iddiaları gündeme geldi.
536 milyon lira borçlanma yetkisi aldı, parayı başka işlerde kullandı
Melih Gökçek’in, 'Tatlar Arıtma Tesisleri’nin yenilenmesi' gerekçesiyle Büyükşehir Belediye Meclisi’nden toplam 536 milyon TL borçlanma yetkisi aldığı ancak bu parayı başka işler için kullandığı ortaya çıkmıştı. Gökçek hakkında, “Görevi kötüye kullanma” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.
Gökçek’in Hacı Bayram’a ilgisinin nedeni ortaya çıktı
Melih Gökçek ve ailesine yakın isimlere Hacı Bayram-ı Veli Camii ve çevresinde verilen yerler hakkında ABB Teftiş Kurulu aracılığı ile inceleme başlatılmıştı.
İnceleme sonrası ortaya çıkan bazı bilgiler şunlar olmuştu:
- Melih Gökçek’in eşi Nevin Gökçek’in Onursal Başkan olduğu SOS Vakfı’na Belediye iştiraki ANFA tarafından 10 yıllığına düşük kira bedelleri ile kiralanıp esnafa fahiş bedellerle kiralanan 3 adet iş yeri ve 1 adet lokanta,
- SOS Vakfı’nın 28-29 yıllığına kullanım hakkını aldığı köşkler ve muhtelif binalar,
- Cami çevresinde Gökçek ailesi ile ilişkisi bilinen, daha önce Belediye’den 100’ün üzerinde işletmeyi kiraladığı kamuoyuna yansıyan Korkutata ailesine tahsis edilen mezarlık alanının Mansur Yavaş döneminde Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından iptal edilmesi,
- Korkutata ailesine verilen 8.326.682 TL’lik, Hacı Bayram-ı Veli cami çevresi, sokak ve meydan düzenlenmesi, kentsel tasarım yapım işi,
- Aş evi olarak projelendirilen yerin bir kısmının ticari olarak kiralanarak menfaat sağlanması,
- Bu yerler ile ilgili olarak yapılan ihalelerde ciddi usulsüzlük emarelerine rastlanması.
Heykellere 342 milyon, kapılara 31 milyon lira
ABB Kent Estetiği Daire Başkanlığı’nın verileri ise Gökçek döneminde yapılan gereksiz harcamaların en çarpıcı örneklerini oluşturdu. Melih Gökçek döneminde Ankara’ya yapılan heykeller için 342 milyon TL, giriş kapıları için 31 milyon TL harcandı.
Arkadaşının boş arsası için 778 bin liralık usulsüzlük
Melih Gökçek’in 40 yıllık arkadaşı Refah Partisi eski milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan’ın boş arazisini ‘depo yapacağım’ diyerek Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketi ANFA'ya kiralattığı, boş arsa kirası olarak Ceylan’a üç yıl için 778 bin 323 TL kira ödediği ortaya çıkmıştı.
576 milyon liralık usulsüzlük
Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketi ANFA tarafından 2015 yılında 1,7 milyar TL’ye ihale edilen “Parklar, Refüjler, Yan Bantların Yeşil Alanları, Piknik Alanları, Rekreasyon Alanları, Mezarlıklar, Havuzlar ve Göletler ile Belediye’ye Ait Tesislerin Bitkisel, İnşaat, Tesisat, Elektrik, Bakım ve Onarım Hizmet Alımı” işine yönelik olarak Teftiş Kurulu soruşturması tamamlandı.
Soruşturma sonucunda Belediye’nin 576 milyon TL’lik zarara uğratıldığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu.
Olmayan fabrikalar alındı, milyonlarca lira ödendi
Gökçek döneminde yapılan işlemleri araştıran belediye bünyesindeki komisyon dikkat çeken bilgiler paylaşmıştı. Belediyenin iştiraki olan Seğmen Su’daki fabrikalar hakkında düzenlenen rapor ve raporda yer alan görüntüler son derece dikkat çekiciydi. Buna göre, AFM isimli bir şirketin, düşük ücretlerle aldığı atıl ve kullanılmaz durumdaki fabrikalar sermaye artırımı yoluyla Belediye iştiraki Seğmen Su adına Belka A.Ş’ye satıldı. İncelemeler sonucu tespit edilen 48 milyon liralık zarar nedeniyle suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusunda bulunulan isimler arasında o dönemde alımları yapan Belka A.Ş'd yöneticilik yapan Hüseyin Gülerce’nin kardeşi İbrahim Gülerce de yer aldı. Gülerce dışında listede yer alan bir diğer isim, 15 Temmuz firarilerinden Adil Öksüz’ün akrabası Ömer Öksüz oldu.
Belediye bütçesinden 'acil' alınan mobilyaları evine taşıttı
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in görevden alınmadan 1 ay önce belediye bütçesinden "acil" olarak mobilya aldığını, mobilyaların Gökçek'in evine taşındığını yazmıştı. Böyle bir isimdi Gökçek.
27 milyonluk şirketi 9 milyona özelleştirdi, milyonlarca lira para aktardı
Melih Gökçek’in 2012 yılında 9 milyona özelleştirdiği BEL-YA şirketinin ederinin 26,7 milyon lira olduğu açığa çıktı. Özelleştirmeden sonra da şirkete belediye bütçesinden milyonlarca lira aktarıldığı ortaya çıktı.
Belediye parasıyla terapist
Gökçek dönemine ilişkin en çarpıcı bulgulardan biri, ABB iştiraki Anket A.Ş. üzerinden işe alınan Moldova uyruklu manuel terapist Ana. A’nın, şirkette değil, başkanlık konutunda görevlendirilmesi oldu. Başkanlık konutunda görevlendirilen terapiste maaşı tabii ki belediye kasasından ödendi.
Ankapark rezilliği
Tüm bunların yanı sıra Ankara halkının parasını Gökçek’in şovu için çöpe atmanın en sembolik başlığı Ankapark olmuştu. “Başkent’e yılda 10 milyon turist getirecek. Guinness Rekorlar kitabına gireceğiz” diyen Gökçek’in AOÇ arazisi üzerine yaptığı “park” kısa süre içinde bir “çöp yığını” halini almış, yaklaşık 800 milyon dolara mal olduğu söylenen parkın ihalesine girecek firma dahi bulunamamıştı. Parkı işleten firma ise harcanan bu devasa rakama rağmen son derece sembolik bir miktara ihaleyi alsa da işletemediği parkı işçilerin maaşlarını dahi ödemeden terk etmiş, park yıllarca gelen turistler yerine çalınan kablolar ve çürüyen oyuncaklarla gündem olmuştu.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.