Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İngiltere’nin Ruanda Planı aksadı: Göçmenleri neden gönderemediler?

İngiltere'nin Ruanda'ya ilk mülteci transferi gerçekleşemedi. Yoğun hukuki mücadele ve dayanışma eylemleri olmasaydı 30 kişi Ruanda’ya doğru yola çıkmış olacaktı.

Eren Korkmaz

Yayın Tarihi: 15.06.2022 , 13:17 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

İngiltere’nin, sınırlarına gelip sığınma başvurusu yapmak isteyenleri Ruanda’ya gönderme planının ilk uygulamasının 14 Haziran tarihinde yapılması bekleniyordu. 30 sığınmacıya İspanya menşeili bir havacılık firması ile Ruanda’ya gönderilecekleri bildirilmişti.

Çoğunluğu Irak Kürdü ve İranlı olan bu ilk grubun Ruanda’ya gidişinin ardından diğer uçuşlar da yapılacaktı.

Ancak uçak İngiltere’de kalkacağı askeri havalimanına gelmiş ve kalkış için son hazırlıklar da yapılmışken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden alınan son dakika kararıyla sığınmacıların gidişi iptal edildi.

Ruanda Planı'nın arka planı

İngiltere’de uzun süredir Johnson hükümetinin göçmen-sığınmacı karşıtı bir politika izlediği biliniyor.

İçişleri Bakanı Priti Patel artık bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak gerektiğini, dünyaya örnek yeni bir sistem geliştirmek istediklerini belirtti ve şapkadan Ruanda ile imzalanan anlaşma çıktı.

Buna göre sığınmacılar İngiltere’ye geldiğinde sığınma başvuruları alınmayacak, uçakla Ruanda’ya gönderilecek, Ruanda’da sığınma başvuru yapılacak, Ruanda kabul ederse sığınmacılar orada yaşamlarını sürdürecek.

İngiltere de karşılığında hem göçmen başına bir ödeme yapacak. Hem de Ruanda’nın “kalkınması” için yüklü bir ödeme yapacak.

Bu aslında sığınmacılara dair uluslararası hukukun reddi anlamına geliyor. Sığınmacı savaştan veya siyasi baskıdan kaçarken zaten baskı gördüğü ülkede vizeye başvurur gibi konsolosluğa gidip talepte bulunamaz. Sınırları izinsiz şekilde aşma ve ardından başvurma hakkına sahiptir.

Ancak İngiliz hükümeti İran, Irak veya Afganistan’dan İngiltere’ye gelene kadar sığınmacıların çok sayıda güvenli ülkeden geçtiğini ve bu ülkelere başvurması gerektiğini iddia ediyor.

Bu yaklaşım aslında AB tarafından da benimsenen bir yaklaşım. Ancak burada hukuki açıdan bir tutarsızlık yok. Güvenli olsa da sığınmacı kendi ilişki ağlarını düşünebilir veya kendisini tehdit eden unsurlardan uzaklaşmak için İngiltere’ye gitmeye karar verebilir.

İngiltere’nin bu başvuruları kabul etmesi, değerlendirmesi ve ona göre onay veya reddetmesi gerekir. Ancak bugüne kadar Afganistan, Suriye, İran ve Irak gibi ülkelerden gelenlerin neredeyse hepsinin sığınma başvurusu kabul edildi. Dolayısıyla şimdi Ruanda’ya gönderilenlerin başvurularının da büyük ihtimalle kabul edilmesi beklenebilir.

İngiliz hükümeti insanları zorla, hiç bilmedikleri, uzak bir ülkeye göndermenin ağır bir yaptırım olduğunu ancak bunun caydırıcılık açısından önemli olduğunu, aslında amaçlarının insanları kandıran, onlara sahte umutlar veren kaçakçılık şebekelerinin işlerini bozmak olduğunu, Ruanda’ya gitme korkusuyla insanların kaçakçılardan talepte bulunmayacağını öne sürüyor.

Buna rağmen bu program duyurulduktan sonra, hatta Ruanda uçağının kalkmasının beklendiği gün dahi birçok sığınmacı İngiliz kıyılarına geldi.

Sığınma hakkının reddi

İngiltere’ye başka bir yolla sığınma başvurusunda bulunmak çok sınırlı. Hong Kong’tan gelmek isteyenlere uzun dönemli vize hızlıca veriliyor, Ukrayna’dan gelenlere ev sahibi bulunması halinde onay veriliyor. Ayrıca yeterince işlemeyen Suriyelilere ve Afganlara yönelik programlar var. Ek olarak Türkiye gibi ülkelerdeki Suriyeliler için yeniden yerleştirme programları var ama bunlarda da İngiltere söz verdiği sayıyı doldurmuyor.

Dolayısıyla fiilen İngiltere sığınma hakkını reddettiğini duyurmuş oluyor. Sınırlarına gelenlerin başvurularını almayı reddediyor ve bu süreci uzak bir ülkenin yönetimine bırakıyor, insanları istekleri dışında bu ülkeye gitmeye zorluyor.

Bu yaklaşım AB ve ABD’nin yaklaşımından bağımsız değil. Örneğin ABD’de sığınmacılar başvuru sonuçlarını Meksika’da bekliyor ve ABD Orta Amerika’da “gelmeyin” temalı kampanyalar düzenliyor.

AB’nin Türkiye ve Libya gibi ülkelerle imzaladığı geri kabul anlaşmaları, sığınmacılara yönelik zorla geri gönderme ve işkence uygulamaları, çeşitli Afrika ülkeleriyle göçü önleme amaçlı güvenlik anlaşmaları yapmaları ve göçmenleri para karşılığı başka ülkelerde zorla tutma yaklaşımı da buna örnektir.

Bangladeş’te insanların yaşamadığı, gelgit akıntıları nedeniyle yılın belirli döneminde sular altında kalan bir adaya Rohingya mültecilerini yerleştirme planları ve Avustralya’nın İngiltere’ye benzer şekilde Pasifik’teki ada devletleriyle anlaşıp sığınmacıları o adalarda zorla, yarı-hapis şartlarında tutması da diğer örneklerdir.

14 Haziran’da ne oldu?

İngiliz hükümetinin Ruanda planına yönelik açılan davalar geçtiğimiz hafta Yüksek Mahkemelerde hükümetin lehine sonuçlanınca ilk ekibin gideceği gün de netleşmiş oldu.

İlk uçuşta 30 sığınmacının olması planlandı. Bunlar daha çok Irak Kürtleri ve İranlı sığınmacılardı. Ancak son 2 günde, sığınmacıların avukatları yoğun bir çabayla, müvekkillerinin durumlarının hızlı bir şekilde görüşülmesini talep ettiler ve Ruanda’ya gitme durumunun sağlık ve güvenlik riski yaratacağını savundular.

13’ünden 14 Haziran akşamına kadar 23 sığınmacının uçuşu bu sayede iptal edildi. İptal edilenler arasında İran’da protesto edenlere yönelik ateş açma emrini reddettiği için kovuşturmaya uğrayan İranlı bir polisin de olduğu belirtildi.

14 Haziran günü bir yandan sığınmacıları taşıyacak uçak şirketinin İspanya’daki merkezinde protesto gösterileri olurken diğer yandan sığınmacıların tutulduğu kampın ve askeri havalimanı önünde protestolar ve yol kapama eylemleri yapıldı.

Uçağın kalkışına 4 saat kala yolcu sayısı 7’ye inmişti. Bunların 2’si Kürt, 3’ü İranlı, 1’i Vietnamlı, 1’i Arnavut’tu. Bunların bir kısmının da avukatının olmadığı anlaşılınca avukatlar onlar için de devreye girdi. Uçuşa 2 saat kala Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkan kararla kalan 7 kişi için de teker teker iptal kararları çıkartıldı.

Tüm bu yoğun hukuki mücadele ve dayanışma eylemleri olmasaydı 30 kişi Ruanda’ya doğru yola çıkmış olacaktı. Önümüzdeki haftaki uçuşlar için yaklaşık 100 sığınmacıya bilet gönderildiği belirtiliyor.

Hükümetin buna karşı tutumu ve ısrarı önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacak.


 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.