Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İmralı heyetindeki Koçyiğit: Özetlenen tutanak Öcalan’ın görüşmenin ruhunu yansıtmaktan uzak

Meclis'teki tutanak krizi sonrası konuşan ve "16 sayfa kamuoyuna açıklanmalıydı" diyen İmralı heyetindeki isimlerden Gülistan Kılıç Koçyiğit, özetlenen metnin görüşmenin ruhunu yansıtmadığını ve eksik olduğunu söyledi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 05.12.2025 , 15:52

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'ndan AKP ve MHP’den birer üyeyle birlikte DEM Parti adına İmralı'da PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşme gerçekleştiren partisinin Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, T24’te Cansu Çamlıbel'e değerlendirme yaptı. 

Gülistan Kılıç Koçyiğit, İmralı ziyaretine dair tartışmaları, görüşme sonrası yapılan ilk toplantının içeriklerini ve Abdullah Öcalan’la gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin tutanak özetine dair iddiaları yanıtladı.

'Oldukça meşru bir ziyaret'

Kılıç Koçyiğit’in aktarımlarına göre Meclis’te okunan "özet", "en fazla Öcalan’ın Suriye’ye dair yorumlarını perdeledi". "Biz bu ziyareti gizli kapaklı, utanılacak, sıkılacak bir ziyaret olarak hiçbir zaman düşünmedik" DEM Parti temsilcisi şöyle devam etti:

Oldukça meşru, gayet açıktan yapılması gereken bir ziyaret olduğunu düşünüyoruz. Gidiş kararı Komisyon’da nitelikli çoğunlukla alındı. Basına açıklanan bölümde de her parti kendi görüşünü açıklıkla kamuoyuna da ifade etti, gidilmesi gerektiğini düşünenler de gidilmemesi gerektiğini düşünenler de. O anlamda aslında kamuoyunun görmediği ya da bilmediği bir tablo da yok. Bu sürecin sonunda da net bir şekilde Ada’ya gidilmesinin koşulları oluşmuş oldu.

'Kürt sorununun siyasal sorun olduğunun tescilli, Öcalan’ın bir siyasi aktör olduğunun da teyididir'

Gittikleri günün "güvenlik" gerekçesiyle önceden kamuoyuna duyurulmadığını ifade eden Kılıç Koçyiğit, "Ama biz ziyaretin gerçekleşmesinin ardından, ilk andan itibaren, Meclis Başkanlığı tarafından mutlaka basın duyurusu yapılmasını gerektiğini söyledik. Bu duyuru da nihayet akşam saatlerinde yapıldı. O arada günün trafiği içinde 'Gitmedik, orada değiliz' gibi beyanları doğru bulmadık. İllaki bir şey demek zorunda değildik" dedi.

İmralı ziyareti için, "Tarihi bir eşiği, kritik bir eşiğin aşılmasına yol açan bir ziyaretti" diyen DEM Partili Kılıç Koçyiğit "aşılan eşiğin ne olduğunu" şöyle detaylandırdı:

Bu aynı zamanda Kürt sorununun aynı zamanda bir siyasal sorun olduğunun tescillidir bence. Aynı zamanda Sayın Öcalan’ın bir siyasi aktör olduğunun da teyididir bu ziyaretin kendisi. Çünkü Türkiye’de genel olarak 'Şiddet ve çatışma sonlanırsa, Kürt sorunu da biter' gibi bir çıkarsama yapılıyor. Bir siyasal çözüm arayışımız varsa- ki bu olmalı- o zaman bu siyasal çözümünü konuşacağımız kişinin bizzat kendisi Sayın Öcalan’ın kendisidir, diğer bütün aktörlerle beraber.

'Artık çoklu iletişim kanallarının hayata geçmesi gerekiyor'

"Bundan sonra eğer Komisyon isterse, (yeniden) bir dinlemenin yapılması konusunu biz de kurullarımızda değerlendiririz. Henüz bu değerlendirmeyi yapmadık" diyen Kılıç Koçyiğit, tüm üyelerin SEGBİS ile dinlemesi görüşüne de kapalı olmadıklarını belirtti. 

"Artık gerçekten çoklu iletişim kanallarının hayata geçmesi gerekiyor. İşi buradan çıkartıp, gidiş gelişlerin önünü açan, bunu normalleştiren, sürecin ihtiyaçlarına uygun bir mekanizmayı kurmak gerekiyor. Ben isterim mesela CHP ya da Yeni Yol Grubu, 'Biz kendimiz gidip tartışmak istiyoruz' desinler. Hiç olmaz ama…ben isterim bunu düşünmelerini" diye konuştu.

Yeni Yol’un tavrına şaşırdıklarını kaydeden Kılıç Koçyiğit, şöyle devam etti:

Özellikle de Sayın Ali Babacan gidilmesi gerektiğini ilk söyleyenlerden biriydi. Davutoğlu da yine aynı şekilde söyledi. Biz de temaslarımızda gidilebileceğine dair geri bildirim alıyorduk. 

Biraz orada herkesin dönüp yeniden aynı yere hapsolduğuna dair bir izlenimim var; taban hassasiyetine. Oysaki böyle süreçler taban hassasiyetini aşmayı gerektiren süreçlerdir. Bizim tabanımızda da dünya kadar hassasiyet var. Ama biz hassasiyetlere takılarak, hassasiyetleri süreçlerin önüne koyarak gerçekten bu toplumun geleceğini nasıl inşa edileceğiz ki? Bugün eğer bir hassasiyetimiz olacaksa bence o hassasiyetimiz ortak olmalı ve o da barışı kurma hassasiyeti olmalı. Kürt sorununun demokratik çözümü hassasiyeti olmalı. Bunun dışındakilerin hepsi seçim kaygısı ve oy kaygısıyla ilgili hassasiyetler olur ki ben onun yeniden barışı ıskalamak gibi riskler doğurabileceğini düşünüyorum.

'Erdoğan’ın iradesine ve Bahçeli’nin katkısına özel atıf yaptı'

Gülistan Kılıç Koçyiğit, AKP'li Şamil Tayyar’ın sildiği X paylaşımıyla ilgili "Hükümet cenahında birilerinin görüşmeyi Tayyar’a bu şekilde aksettirdiği kanaati oluştu mu sizde de?" sorusuna da yanıt verdi.

Kılıç Koçyiğit, "Bunları birileri söylediyse kendisine, bu da ayrı bir problem- ki ben birilerinin söylemiş olma ihtimalinin daha güçlü olduğunu düşünüyorum açıkçası. O nedenle de hemen söyleyeyim; yazılanların çarpıtılmış, olmamış şeyleri olmuş gibi gösteren, kamuoyundaki bazı algıları yönetmeye çalışan bir akılla söylenmiş şeyler olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiçbir şekilde yaptığımız görüşmenin içeriğiyle attığı tweet arasında bir gerçeklik bağı yok. Tamamen tahrif edilmiş, tamamen yalan bilgi" dedi.

Öcalan'ın "AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesine ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katkısına özel atıf yaptığını" anlattı. 

'Süreç başarısız olursa darbe mekaniği devreye girecek' sözleri

Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın “Sürecin başarısız olması durumunda darbe mekaniği devreye girecektir ve bu en nihayetinde birçok kesime de yönelecektir” dediğini aktarmıştı. "Öcalan buradan hareketle Tayyar’ın öne sürdüğü gibi Erdoğan’ın temkinli halini anladığını ima etmiş olabilir mi?" sorusuna, "Birilerinin zorlandığına dair bir ifadesi olmadı. Darbe mekaniği meselesine ise geçmişe referansla 'Bu sefer de olmazsa darbe mekaniği devreye girebilir' gibi bir yerden değindi" diye konuştu. "Askeri müdahale mi kast ediliyor" sorusunu şöyle değerlendirdi:

Ben daha çok siyaseten sürece öncülük yapanların hedef alınabileceğini anladım. Yani bir siyasi darbeyi kastetti. Bana kalırsa burada sadece süreci bozmak isteyen etkenlere ve güçlere dikkat çekmek istedi. En nihayetinde sürecin başarısız olmasını isteyenler de boş durmuyorlar. 'Dikkat etmek gerekir' dedi yani. Öyle detaylı bir darbe analizi yapmadı.

Kılıç Koçyiğit, bu görüşmede Öcalan'la "CHP’ye yönelik konuları detaylandıracak zamanlarının olmadığını" da söyledi.

'Suriye’deki sistem yine bir diktatörlüğe dönüşecekse Kürt güçleri bu diktatörlüğün bir parçası olmayacaktır'

"Öcalan’a göre Suriye’de demokratikleşme olmazsa Şara bir diktatöre dönüşebilir, bu ifadeyi kullandı" diyen Kılıç Koçyiğit, SDG ile Suriye ordusu arasındaki duruma ilişkin şunları söyledi:

Askeri gücün orduya entegre olabileceğini, onun dışında da bölgenin kendi asayiş güçleri olabileceğini söylüyor. Hatta bunu konuşurken 'Türkiye’de sanırım bekçiler var' dedi. Bahsettiği şu; bir güç merkezi orduya katılacak bir diğer güç ise yerel savunma hattını yapacak ve asayişi sağlayacak.

"YPG’nin de kendini PKK gibi lağvedeceğini söylemedi. Doğru mu?" sorusunu "Doğru" yanıtını veren Kılıç Koçyiğit, "Şara’nın diktatöre dönüşme eğilimi göstermesi durumunda YPG zaten silah bırakmaz. Söyledikleri tersten okunduğunda Öcalan bunu da ima etmiş olmuyor mu?" sorusuna ise şu değerlendirmeyi yaptı:

Orada Suriye’deki bütün halkların kendi kimlikleriyle katılabilecekleri demokratik bir sistemi kastetti. Ama bunun olmaması durumunda olacak şeyi de açık ve net söyledi; bir diktatörlük. Yani başka bir Esad yönetiminin yeni bir isimle, yeni bir formülle devamı. Sonuçta Sayın Öcalan’ın genel değerlendirmeleri Türkiye açısından da Suriye açısından da Kürt halkı açısından da hep demokrasi vurgusu içeriyor. O anlamda Suriye’deki sistem yine bir diktatörlüğe dönüşecekse tabii ki bu diktatörlüğün bir parçası olmayacaktır Kürt güçlerinin kendisi.

(Öcalan’ın Suriye için yol haritası) demokratik bir Suriye. O zaman burada askeri bir sorun da kalmayacaktır. Yani YPG orduya mı entegre olmuş yoksa asayiş mi olmuş hususu ikinci, üçüncü, dördüncü gündem olacaktır. Çünkü zaten demokratik bir birlik sağlanmış olacaktır.

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mazlum Kobani ve İlham Ahmed için Öcalan'ın "Beni dinlerler, beni önemserler" dediğini de aktardı. "Kamuoyuna sızan tutanaklardan anladığımız Öcalan video konferans yöntemiyle Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile ve hatta Kandil’deki bazı isimlerle görüşüyor. Bahsetti mi bu görüşmelerden?" sorusunu şöyle cevapladı:

Öcalan 'Benim görüşmem gerekir. Ancak görüşerek, konuşarak süreçler yürür. O anlamda benim tabii ki Kuzeydoğu Suriye’nin yönetiminde bulunanlarla iletişim olanaklarımın artması gerekir' dedi. Ama detay vermedi.

'Demirtaş'ın çıkması gerekir'

Selahattin Demirtaş'la ilgili AİHM kararını da değerlendirdi:

"Sayın Demirtaş şu an bizim yanımızda olmalıydı, bu süreci topluma anlatmalıydı, barışı birlikte konuşmalıydık, barışı birlikte anlatmalıydık. Sonuçta çok etkili bir aktör bu siyasal hareketin içerisinde. Aynı zamanda Türkiye'nin çok farklı çevrenin tarafından da sevilen, sayılan, önemsenen bir aktör. Şimdi dışarıda bu süreç için canla başla çalışması gerekirken onu ısrarla cezaevinde tutmanın kendisi tam da süreçte suları bulandıran, akılları karıştıran, güvensizliği derinleştiren ve süreç karşıtı olan güçlerin eline de çok ciddi bir argüman veren bir durum. Gerçekten bundan ne murat edildiğini anlayamıyoruz. Akıl tutulması. Burada sürecin selametini gözetsek, Sayın Demirtaş’ın çıkması gerekir."

'16 sayfa kamuoyuna açıklanmalıydı'

Meclis'teki tutanak krizi için, "Bizim üç üye olarak altına imza aldığımız 16 sayfalık bir tutanak vardı ve bu tutanak Meclis Başkanlığına teslim edildi. Bu yeni çıkan ve özet diye ifade edilen tutanağa hiçbir dahlimiz ve altında hiçbir imzamız yoktur" diyen Kılıç Koçyiğit, 16 sayfanın Komisyon’a ve kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşündüklerini kaydetti. “O metin görüşmenin ruhunu yansıtmaktan uzak” dedi.

"Öcalan’ın Suriye konusundaki geniş değerlendirmesi ‘özet’te yok, Şara konusundaki vurguları hiç konulmamış" şeklinde konuştu. "Neden böyle yapıldığına dair bir fikrimiz yok. Ama yapılanın yanlış olduğunu biliyoruz. Burada çok ciddi bir yöntemsel bir sorun yaşıyoruz. Kamuoyundaki birçok tartışma açısından bugün en şeffaf olunması gereken gün" ifadelerini kullanan Kılıç Koçyiğit, "CHP heyete üye vermiş olsa daha çok kişi bilgilenmiş olacaktı, dün Meclis'teki tablo da ortaya çıkmayabilirdi" iddiasında bulundu.

"Bu görüşmenin tarihselliğini gölgelemeye çalışmaya kimsenin gücü yetmez" diye konuşan Kılıç Koçyiğit şu ifadeleri kullandı:

Bu sürecin elinde silah tutan bir tarafı var, bir tarafı da devlet. Bu anlamıyla karşılıklı yaptıkları açıklamalara bizim bir şey deme şansımız yok açıkçası. Bugün siyasetin inisiyatif geliştirmesi gerekiyor. Siyaset nasıl inisiyatif geliştirir? Gereğini yaparak, süreci ilerleterek, elini gerçekten taşın altına koyarak, sorumluluk alarak, özellikle de sürecin gereklerini yerine getirerek. Bu tarz açıklamaların olması istenmiyorsa, burada siyasetin sorumluluk alması gerekiyor.

'Cumhur İttifakı'yla ittifak içinde değiliz'

Cumhur İttifakı'yla ortaklık içinse “Cumhur İttifakı’yla bir ittifak içinde olduğumuza yönelik algı bize de seçmenimize de haksızlık” diyen Kılıç Koçyiğit, Meclis'teki tüm yasalara "hayır" oyu verdiklerini, diyalog kurmanın ittifak olarak algılanmaması gerektiğini savundu.

Anayasa tartışması: 'Masamızda yok'

“Bizim masamıza gelmiş bir anayasa tartışması yok” diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “AKP mutfağında pişip bizim önümüze gelecek bir anayasaya onay vereceğimizi düşünmek bizi tanımamaktır” diye konuştu.

Şamil Tayyar'dan yanıt: Sümen altı ettiğim elimdeki notları yazsam en büyük zararı DEM görür

AKP'li Şamil Tayyar söyleşinin yayımlanmasının ardından Gülistan Kılıç Koçyiğit'in kendisi için söylediklerine sosyal medya hesabından yanıt verdi.

"İmralı görüşmesine dair daha önce yazdıklarıma ‘yalan’ demiş ama baştan sona tüm anlattıkları beni teyit ediyor" diyen Tayyar şöyle devam etti:

"Siyaseten sürece öncülük edenlere ‘siyasi darbe’ yapılabileceğini söylüyor. Eee, hani yalandı? Bir de elimde hiçbir bilgi olmadığını söylüyor.

Sürece zarar gelmesin diye sümen altı ettiğim elimdeki notları yazsam ya da İmralı tutanakları tümüyle yayınlansa bundan en büyük zararı DEM görür. Başta komisyonu yöneten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yüzüne bakamazlar. PKK ile Barzani arasında savaş çıkar. Suriye’de Şara’yla uzlaşma imkansız hale gelir. Ertuğrul Kürkçü dahil gammazlamadığınız kimse kalmamış neredeyse.

Sanırım asıl tepki Öcalan’ın ‘yaz Gülistan’ lafına. Kusura bakmasınlar, Öcalan’ın üslubu herkesçe malum. Baydemir için kullandığı ‘zottirik’ ifadesi hala hafızalarda. Bence fazla kaşımayın."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.