Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İktidarın yeni maaş saldırısı: ‘Eşik gelir’ düzenlemesinin arkasında hangi tehlikeli hesaplar yatıyor?

AKP iktidarı tüm yurttaşlar için bir "eşik gelir" belirleyecek, bunun altında ücret alanlara “mali destek” verecek. Düzenleme ilk elden bir seçim yatırımı gibi görünüyor. Yoksul yurttaşlara “sadaka” dağıtarak oy alma niyeti akıllarda olsa da geride çok daha tehlikeli bir oyun duruyor. Alpaslan Savaş ve Serdal Bahçe, yapılacak yeni düzenlemeyi soL'a değerlendirdi.

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 06.06.2026 , 09:13 Güncelleme Tarihi: 06.06.2026 , 12:39

Yandaş medya üzerinden bir süredir yoksulluğa çözüm olarak “eşik gelir” adımı atılacağı haberleri servis ediliyor.

Bu adımın ne anlama geldiğini aktarmadan, Yeni Şafak’ın “müjde” duyurusuna bir göz atalım:

“Çalışmalarına başlanması beklenen Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi düzenlemesi için destek tutarları ve gelir eşikleri; bölgesel yaşam maliyetleri, hane büyüklüğü ve sosyoekonomik koşullar dikkate alınarak belirlenecek. Geliri olmayan ya da geliri asgari ücretin altında kalan ailelere asgari ücret kadar ya da mevcut gelirini asgari ücret düzeyinde çıkaracak miktarda destek ödemesi sağlanacak.”

Asgari ücret kadar hane geliri” başlığıyla sunulan bu haberle birlikte üç kısa hatırlatma:

  • Asgari ücret: 28 bin 75 lira
  • Açlık sınırı: 35 bin 174 lira
  • Yoksulluk sınırı: 114 bin 576 lira

Ülkede asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığı bir tablo varken, AKP’nin müjdesi haneleri “eşik gelir” belirleyip oraya yükseltmek.

Peki, gerçekten ne anlama geliyor bu düzenleme?

‘En iyi bildikleri şey, sadaka dağıtmak’

soL yazarı, TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş ve yazarımız Prof. Dr. Serdal Bahçe, düzenlemenin içerdiği tehditleri bütün ayrıntılarıyla soL’a değerlendirdi.

Bakanlığın hazırlığının adının “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi” olduğunu, buna “vatandaşlık maaşı”, “eşik gelir” gibi farklı isimler verildiğini aktaran Alpaslan Savaş, “Esas olarak planlanan belli bir düzeyin altında geliri olan ailelere mali destek vermek. Yapmayı düşündükleri aslında en iyi bildikleri şey olan sadaka dağıtmak. Yine bunu yapmayı planlıyorlar” dedi.

‘Bir başka belanın daha yolunu yapıyorlar’

İktidarın bunu planladığını ama bir de ücretlerle ilgili yıllardır gündeme getirip geri çekmek zorunda kaldıkları bir başka belanın daha bir kez daha yolunu yapmaya çalıştığını vurgulayan Savaş, “O da bölgesel asgari ücret uygulaması. Basından öğrendiğimiz ayrıntılara göre vatandaşlık maaşı adı altında yapılacak yardım her yerde aynı olmayacak, bölgesel farklılıklar gösterecek. Bunun sonraki adımının bölgesel asgari ücret olacağını bilelim” diye konuştu.

İktidarın halkın en büyük derdi olan hayat pahalılığı ve yoksullaşma sorununu çözemediğine işaret eden Savaş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Çünkü ekonominin öncelikleri tümüyle sermaye sınıfının ihtiyaçlarına göre belirlendi. Bu ihtiyaçlarda emekçi halkın öncelikleri geri sırada bile değil, hiç yok. Sorunu çözememelerinin kaynağında bu var. Bu nedenle çözülemeyecek de. Bunu kimse beklememeli.

Mehmet Şimşek’i enflasyon rakamı açıklandıktan sonra dinlediniz mi? Attığımız adımlarla enflasyonun etkilerini sınırladık diyor. Attıkları adım TÜİK başkanı görevden almak ve önceki aya göre daha düşük enflasyon rakamı açıklamak.  İstedikleri kadar TÜİK başkanı değiştirsinler, diledikleri gibi rakamlarla oynasınlar bu sorun ortada duruyor ve büyüyor.

Ama asıl dert ettikleri yönetme becerisini yitirmiş olmaları. Şimdi bir taraftan siyaset alanını iyice daraltmaya yönelik müdahaleler yaparken diğer taraftan yoksullaşmayı yönetme becerisini kazanmanın yollarını arıyor. Gündeme getirdikleri ve havuz medyasının şişirdiği “eşik gelir” ya da “vatandaşlık maaşı” dedikleri şey aslında çözme ehliyetini kaybettiği hayat pahalılığı-yoksullaşma sorununu yönetmeye çalışmak.”

'Sömürü daha da derinleştirilmiş olacak'

Ankara Üniversitesi Maliye Bölümü’nde görev yapan ve gelir dağılımı, yoksulluk, iktisadi düşünce tarihi ve iktisadi gelişme sorunları üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Serdal Bahçe de, AKP’nin son hazırlığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

“Eşik gelir” planının sürekli olarak telaffuz edilen ancak bir türlü uygulanamayan bir sermaye planı olduğuna işaret eden Bahçe, AKP’nin bunu şimdi bir toplumsal refah düzenlemesi olarak yeniden gündeme getirdiğine işaret etti.

Sermaye lehine hangi üç başlık öne çıkıyor?

Basında yer alan haliyle bu planın sermaye lehine üç boyutu olacağına vurgu yapan Bahçe, şöyle konuştu:

"Öncelikle bölgesel yaşam maliyetleri farklılıklarını dikkate alınacağı belirtilmektedir. Kuşkusuz bu bilindik bölgesel asgari ücret hayalinin yeniden gündeme gelmesi demektir. Bölgesel asgari ücret ise sermayenin asgari ücreti daha da düşürmesinin bir yoludur. Göreceksiniz bazı bölgelerde, örneğin yazın turizmin canlandığı bölgelerde yaşam maliyetleri daha düşük denilerek daha düşük bir asgari ücret belirlenmeye başlanacak. Emek sömürüsünün yüksek, örgütlenmesinin ise çok güdük olduğu görece sanayileşen ve metropol olmayan Anadolu kentlerinde düşük belirlenecek ve buralardaki yoğun sömürü daha da derinleştirilmiş olacak.”

İkinci boyutu ise asgari ücreti yıllardır zaten çok düşük belirleyen AKP ve patronların daha düşük seviyelerde belirlemeleri için bir motivasyon olacak, çünkü bu defa asgari ücreti sadece patronlar değil devlet de (en azından farkını) ödeyecek” diyen Bahçe, “Böylece asgari ücret komisyonunda güya işçilerle patronlar arasında hakemlik rolüne sahip devletin (ki aslında sürekli olarak patronların tarafını tutar) görünüşte sahip olduğu rolü bırakarak bilfiil patronların yanında taraf olması anlamına gelecek” ifadesini kullandı.

 

‘Bu sefaletin genelleşmesi anlamına gelecektir’

Bahçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

Üçüncüsü ise aradaki farkı devlet ödeyecek ise bu durumda patronlar kaçak çalıştırarak asgari ücretten bile düşük ödemeye eğilimli olacaklar çünkü farkın devlet tarafından ödeneceğini bilecekler. Devlet tarafından ödenen ise aslında bütçe gelirlerinden, yani çoğunlukla emekçilerin ödediği vergilerden ödenecek demektir. Böylece emekçiler kendi sefaletlerini kendileri finanse etmiş olacaklar. 

Neticede yoksul her hanenin bu ödemeyi alacağı varsayımıyla aslında işçi sınıfı yedek işgücü ordusunu patronların yerine fonlayacak denilebilir. Her hanenin kapitalist devletten alacağı en yüksek meblağı alması ama bunun da kârını bu emekçi halkın sırtından kazanan patronlar tarafından karşılanması talebi haklı bir taleptir. Eğer bu yine emekçi sınıfların sırtından karşılanacak ise tehlikeli bir plandır. 

Zamanında burjuvazinin gerici iktisatçılarının “ücret fonu” diye adlandırdıkları bir kavram vardı. Buna göre sermaye emekçilere görece sabit bir meblağı ayırıyordu, emekçi sayısı arttıkça bu meblağ daha fazla kişiye dağıtılacağı için her bir emekçinin aldığı düşecekti. Şimdi AKP’nin eşik gelir planı buna benziyor. Aslında emekçilerin bütün olarak aldıkları pek değişmeyecek, daha fazla emekçi hanesi emekçilere verilen düşük ücretlerin oluşturduğu fonu aralarında paylaşacaklar gibi görünüyor. Bu sefaletin genelleşmesi anlamına gelecektir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.