Sayfa yolu
İki ülke, iki devrim: 'Karanlığa meydan okumadır'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.11.2025 , 00:02 Güncelleme Tarihi: 11.11.2025 , 15:39
soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış programında bu akşam gündem Mustafa Kemal ve Ekim Devrimi'ydi.
Nevzat Evrim Önal, programı "Düzenin solu da sağı da 10 Kasım nedeniyle Mustafa Kemal'i tartışıyor ancak her iki taraf da sahiplenemiyor. Düzen neden artık Mustafa Kemal'i sahiplenemiyor?" sorusuyla açtı.
Partisinin açıklamasını hatırlatan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan "Bu düzenin aslında Cumhuriyetle derdi neyse, Mustafa Kemal ile de o" dedi.
Cumhuriyetin çok özel bir konjonktürde gerçekleştiğini belirten Okuyan, "Açılış sahnesi Ekim Devrimi'dir. Ekim Devrimi olmasa Milli Mücadele olmazdı. Bugünkü sistem içerisinde Cumhuriyetin bu devrimci dönemle olan ilişkisi başlı başına bir sorun. Buna Osmanlı özlemini, sağın intikam alma duygusunu da ekleyebiliriz" şeklinde konuştu.
"Uluslararası bir devrim süreci var, bunun Anadolu'yla bağı var. Bir de Anadolu'daki devrim süreci var. Mustafa Kemal'i o dönem içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Ama bunu yapamazlar, sorun da burada başlıyor."
'Bugünkü sermaye düzeniyle hesaplaşmaya niyeti olmayanlar Mustafa Kemal'le hesaplaşmaya çalışırlar'
Önal'ın "TKP'ye 'Siz kemalistsiniz, milliyetçisiniz deniyor'. Bizim kendisini kemalist olarak tanımlayanlardan farkımız nedir?" sorusuna Okuyan şu yanıtı verdi:
"Düzenin dışında olduğunu varsaydığımız solun bu meseye yaklaşımında sakatlık şuradan kaynaklanıyor: Bugünkü sermaye düzeniyle hesaplaşmaya niyeti olmayanlar Mustafa Kemal'le hesaplaşmaya çalışırlar. Türkiye'deki sorunların kaynağında Cumhuriyetin kuruluşunun ya da Mustafa Kemal'in tercihlerinin olduğunu söylemek zaten bilimdışıdır. Böyle bir tarih yaklaşımı olmaz. Sol bunu yaptı, dolayısıyla şöyle ironik bir durum ortaya çıktı; bugün bu düzenin sahiplerine çiçekler atan, TÜSİAD'la bir demokrasi projesi görebilen, Koç'a laf söylenmeyen bir sol şekillendi. Mustafa Kemal'le uğraşıyorlar. Bu solun sınıfsal, ideolojik ve stratejik tercihleriyle ilgili büyük bir hata.
İkincisiyse sol Türkiye dışına ittirildi. Bu 12 Eylül’ün en önemli operasyonlarından biriydi. Ülke dışına çıkartılırsanız, tarihinden de uzaklaşırsınız. Bizim 'Milli Mücadele'miz bu coğrafyanın tarihinde çok önemli bir kesit. Biz ülkeden uzaklaşamayacaksak, o dönemde Mustafa Kemal diye bir figür var, çok önemli bir devrimci, buna sahip çıkıyoruz. Ve Mustafa Kemal olmasaydı tarih başka türlü akardı. Mesele bu kadar basit.
Ayrıca Türkiye'de tarihin tekerleklerini ileri doğru döndürmeye çalışan herhangi bir hareket Mustafa Kemal'i karşısına alarak başarıya ulaşamaz."
Halkın çok uzun süre çaresizliğe ittirildiğini ve bir tutamak noktası aradığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, bu tutamak noktasının toplumun çok geniş bir kesimi için "Mustafa Kemal figürü" olduğunu dile getirdi.
"Solun Mustafa Kemal ya da Cumhuriyet konusundaki titrekliği, tutarsızlığı, zaman zamanda korkaklığı biraz da bu Kürt ulusal hareketinin yükselişiyle ilgili. Çünkü onlar Cumhuriyet için bir karşıdevrim diyorlar" diye konuştu. Bu hareketten sıyrılmayan bir solun, Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal'i sorgulamasının normal olduğunun altını çizdi.
Okuyan, Cumhuriyetçi birikimin de o dönemi tartışmak konusunda cesur olması gerektiğini vurguladı.
'İnsanlığın ayağa kalkışıdır'
İki ülkedeki iki devrimi değerlendiren ve "Moskova'daki iktidarla Ankara'daki iktidar arasında köklü ideolojik ayrılıklar var. Farklı sınıfsal çizgileri var. Buna rağmen çok kritik yıllarda birbirlerine 'kazık' atmamışlar" diyen Okuyan şöyle devam etti:
"Birinci Dünya Savaşı'nın geldiği biliniyordu ancak yaşananlar tahminlerin ötesindeydi. O dönem mutlak bir karanlığa girildi. Ekim Devrimi'nin sosyalist devrim olması boyutu dışında bir başka boyutu daha var, Birinci Dünya Savaşı denilen barbarlığın içinde ilk kurşundur. İnsanlığın ayağa kalkışıdır. Bu meydan okuma başlangıç noktasıdır. Bizim Mücadele'miz bu meydan okumanın uzantısıdır. Ve çok değerlidir. Bolşevikler başlattıkları işin Avrupa'da devam etmesini beklediler, olmadı. Anadolu'ya bakınca başka bir felsefe ve ideolojiyle kendi meydan okumalarının devamını gördüler. Uluslararası alandaki dert İngiliz emperyalizmidir."
Ekim Devrimi olmasaydı...
Kemal Okuyan'ın "Ekim Devrimi olmasaydı ne olurdu?" sorusuna yanıtı ise şöyle oldu:
"Rus Ordusu Kafkaslar'dan Anadolu'ya inecekti. Rusya Boğazlar üzerinde İngiltere ile pazarlık yapacaktı çünkü Boğazlarda gözü vardı. Dolayısıyla Anadolu'daki bir silahlı mücadele için bırakın silah ve altın yardımını, tam tersi olacaktı. Rusya ile uğraşılacaktı. Üstelik Rusya nizam komşumuz. Ancak tersi de geçerli. Milli Mücadele olmasaydı, Sovyetlerin de işi zor olacaktı."
"Ekim Devrimi bir direnme iklimi yarattı. O iklim olmadan Kurtuluş Savaşı başlamazdı bile" diyen Okuyan, Ekim Devrimi'nin varlığını sürdürmesinde etkenlerden birinin de Ankara Hükümeti'nin tercihleri olduğunu hatırlattı. İlişkiyi "devrimci bir ittifak" olarak nitelendirdi.
'Sömürücü sınıf tahakkümü olunca gerçek bir cumhuriyet olamaz'
Bugünkü Cumhuriyetçi birikimle ilgili tartışmalara da değinen Okuyan, anti-komünizmden ve sermaye sınıfından arınmak gerektiğini söyledi. "Cumhuriyet halk idaresi demek. Bu özgürlükçü bir yaklaşıma da konu olabilir, eşitlikçi bir yaklaşıma da. Komünistler cumhuriyete hep eşitlikten yaklaşmışlardır. Cumhuriyet neden eşitlikçi olmak zorunda, neden sınıflar arası eşitsizlik, sömürücü sınıf tahakkümü olunca gerçek bir cumhuriyet olamaz. Bunların düşünülmesi gerekiyor" diye konuştu.
Bugün düzen içi çözüm arayışı için "mandacılık" nitelendirmesi yapan Okuyan, "Eğer biraz Milli Mücadele'ye, Mustafa Kemal'e saygıları varsa, bugün Türkiye siyasetinde mandacılığı savunmaktan vazgeçsinler" ifadelerini kullandı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.